--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Korona Sonrası Dönemde İşsiz Kalmanın Sonuçları

Vehbi Kara
Vehbi Kara
6

Yapılan araştırmalarda insanların yüzde doksanına yakın bir bölümü başkasının yanında çalışmak yerine kendi işinde çalışmak istediğini belirtmişlerdir. Çünkü insanoğlu, doğası gereği köle veya esir olarak çalışmak istemediği gibi ücretli olarak da çalışmak istemez.

Bununla birlikte ücretli sistem iki binli yıllara girildiğinde özellikle Batı dünyasında çok fazla büyümüştür. Yapılan bir çalışmada Batı dünyasında kendi işinin sahibi olan çiftçiler, avukatlar, mühendis ve doktorlar dahi ücretli çalışmayı tercih eder olmuştur. Çünkü kapitalist sistem güçlü sermayeye sahip şirketleri koruyarak bağımsız çalışan insanları ezmeye devam etmiştir.

Elbette ilanihaye bu modern kölelik de adı verilen ücretli sistem devam edecek değildir. Zira insanın kendi emeği karşılığı risklere girerek kazandığı paranın tadı çok tatlıdır. Buna mukabil başkasının yanında çalışırken milyonlarca lira para kazandırsa dahi kapital sahibi olan patronun ağzından çıkan tek bir kelime ile işsiz kalabilmektedir.

Özellikle Korona virüs salgını esnasında milyonlarca ücretlinin işinden olması insan davranışlarında çok büyük değişmelere sebep olacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Bu süreçte yıllar boyu işverene karşı sorumluluklarını kusursuz bir şekilde yerine getirdikten sonra “kriz var” denilerek kapı dışına konulmak insan onuruna aykırı bir durumdur.

Sosyal güvenlik kurumları ve işsizlik sigortaları çok kısa ve yetersiz bir biçimde ücretlilerin kayıplarını karşılamaktadır. Bunun yanında üretim çarklarının yeniden harekete geçmesi sonrasında da işsizliğin ortadan kalkacağını düşünmek oldukça safiyane bir düşüncedir. Çünkü şirket sahipleri, harcamalarını kısıtlamak için tadını aldıkları evlerinden çalışma yapan bağımsız çalışanları tercih etmeye devam edeceği beklenmektedir. Yüksek maliyetle çalıştırdıkları ücretli insanlara geri dönmeyi iflas etmenin mazereti olarak gören işverenler, en azından bu yöntemi deneyecektir.

Ücretli sistem orta ve uzun vadede tamamen ortadan kalkmasa da büyük ölçüde yerini kendi işinin sahiplerine ve bağımsız çalışanlara bırakacaktır. Bir başka tehdit ise robotlar olup yavaş yavaş çalışma hayatında insanların yerini almaktadır. Ücretli çalışanların geriye dönmesine izin vermeyecek derecede avantajlı şartlar sunan otomasyon sistemleri bir başka nedendir.

Peki, Korona sonrasında çalışma hayatında olabilecek gelişmelerle ilgili olarak bir beyin jimnastiği yapacak olursak; nelerle karşılaşabiliriz? Bunu anlamaya çalışalım:

Bu konunun detaylarını “Korona Sonrası Dönem Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri” isimli kitabımdan öğrenebilirsiniz. Bununla birlikte özel mülkiyet ve bağımsız çalışanların ortaya koydukları kendi işinin sahibi olma istek ve arzusunun çok güçlü bir şekilde ortaya çıkacağını bekleyebiliriz.

Bu duruma geçmeden önce ücretli sisteminin ana parametrelerini ortaya koyalım:

Çalışma yaşamında insanlar genellikle “bağımsız çalışanlar” ve “bağımlı çalışanlar” olarak iki ana grupta yer alırlar. Bağımsız çalışanlar genellikle kendiişlerinin sahibi olan insanlardır. Bu sınıftaki çalışanlar bazen ortaklıklar şeklinde bir araya gelebilirler. Bağımlı çalışanlar ise ücretlilerdir.

Çalıştıran ile çalışan arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi vardır. Bağımlı olarak çalışanların tümü, iş hukuku açısından “işçi” olarak kabul edilir. İş mahkemeleri işçi ve işverenlerin hukuksal ihtiyaçlarını karşılamak içindir. Devlet ve kamu kuruluşunda çalışanlar ise “memur” olarak adlandırılır ve bunların hukuki işlemleri idare hukuku açısından ele alınır. Beyaz, mavi ve altın (bilişim sektöründe çalışanlara verilen ad) yakalıların hepsi ücretli çalışanlardır.

Bu anlamda işçi, işverenle yaptığı sözlü ya da yazılı sözleşmeye dayanarak, ister bedensel ister zihinsel nitelikte olsun, herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kişi olup genel anlamda bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutara “ücret” adı verilmektedir.

Ücret kavramının anlaşılabilmesi için ücretin hesaplanması ve ödeme tarzı öne çıkmıştır. Muhtelif şekillerde ortaya çıkan ücret kavramı çeşitli sistemlerin doğmasına yol açmıştır. Ücret sistemleri umumiyetle iki ana gruba ayrılır; zaman esasına tabi olan ücret sistemleri ve emek hâsılasına göre hesaplanan, teşvik edici ücret sistemleridir.

Çalışma biçimlerinden bahsederken çalışmayı temelde: “ücret karşılığı olmaksızın çalışma” ve “bir ücret karşılığı çalışma” şeklinde iki farklı ayırıma tabi tutmak gereklidir. Çünkü bu ayırımda dikkat çekilmesi gereken başlıca unsurlardan biri, çalışmanın pratikteki anlam bakımından bir ücret karşılığı olup olmaması yönündeki ayırımıdır. Çünkü bağımlı olup olmamaya göre de yapılabilecek bu ayırım birbirlerinin yerine kullanılamamaktadır.

Çalışmanın günümüzde yaygın şekli bir ücret karşılığı çalışmadır. Ancak bu ayırım tarih boyunca ve günümüzde bu kadar kesin bir şekilde net bir şekilde ifade edilmemiştir. Çünkü bugün Batı toplumlarında bir çalışanın ücret alıp almadığı, bağımlı çalışan olup olmadığı belirlerken, Batı toplumları dışındaki toplumlarda, ücret bağımlılık ile olan ilişkisini yitirmekte, ücret konuşulmasa dahi belirgin bir bağımlılık unsurunun ücret dışındaki nedenlerle ortaya çıktığı görülmektedir.

Ücretli sistemin büyük ölçüde yapısal olarak sona ermesi, herkesin kendisinin sevdiği işi yapması, insan hak ve hürriyetlerinin kâmil manada kullanılmasına imkân tanıyan “özel mülkiyet ve hürriyet devrinde” mümkün olacaktır. İnsanların kendi istidatlarına yani kabiliyetlerine uygun bir şekilde çalışması sağlandığı takdirde zorunlu çalışma diye bir şey söz konusu olmayacaktır. Nasıl ki bir sanatkâr, maddi kaygılardan ziyade kendi sanatını icra etmekten zevk alabiliyor ve ücreti ikinci derecede bırakabiliyor ise benzer şekilde hoşlandığı işlerle meşgul olarak çalışmak; insanın doğasında da mevcuttur.

İnsanın tekâmül sürecinde ücretlilik yerine kendi işini yapmak isteyeceği anlaşılmakta ve bu konuda yapılan anket çalışmaları da bu sonucu teyit etmektedir. Özel mülkiyet ve hürriyet devrinin anlaşılabilmesi de ücretli sistemin sorgulanması ve mahzurlarının ortaya çıkması ile birlikte daha iyi anlaşılabilecektir. İşte korona sonrası dönemde en çok tartışılacak konulardan bir tanesinin işsizlik ve buna karşı geliştirilen yöntemler olacağı düşünülmektedir, vesselam…

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emrk

11 Mayıs 2020 23:44

Bunun faturasıda Akp kesilecek maalesef 3 ay 1170 tl kira fatura gıda varsa taksit 3 ay ücretsiz izin yerine esnek çalışma zorunlu tutulsaydı işi iyi olanda 3 ay beleşten para almanın peşine düştü yahudi yanında çalışsan kuruşuna kadar maaşını 3 ay öderdi maliye yoklama memuru olarak çalıştığım yıllardan bilirim zam geldiğinde şekere vs tek onlar mallarını gizlemez bizi bilmediğimiz depolarına götürür çuval sayısı verir sayarsın tamam çıkardı

Fira

11 Mayıs 2020 16:48

Sayın Yazar Tezininize saygı duyuyorum. Ancak makalemizde somut hiçbir çözüm önerisi yok. Ücret almadan işçiler fabrikada, temizlikciler çevrede, irgatlar tarlada, öğretmenler okullarda, mühendisler kendi sahalarında, güvenlikçiler kışlada/sınırda/karakolda vs nasıl çalışacaklar? Bu saydığım ve sayamadığım bunca farklı iş alanları/ sektörlere ortak mı olacaklar? Ne olacak? Bu samimi surulara somut cevap verirseniz, makaleniz de sizin tezlerinin de daha anlaşılır olur...selam ve dua ile...

Mehmet ay

11 Mayıs 2020 14:59

Vehbi hocam, Allah in izniyle reisimizin sayesinde türkiye de issizlik cok azaldi. Coronadan sonra, allahinda dirayeti ve Erdogan baskanimizin sayesinde issizlik cok daha azalacak. Yeter ki reisimize güvenelim. Son 20 yilda yaptiklari ile türkiye yi 5 kat ileriye tasidi. Yapilan yollar, köprüler, hastahaneler, havaalanlari, say say bitmez. Buralarda da isciler calisiyor. O kadar yerlerde binlerce is imkani sagladi.

Muhsin Erol

11 Mayıs 2020 10:00

Türkiye henüz bin yıl önceki sorunlarını cözememiştir. Her geçen gün de listeye yenı sorunlar eklenmiş ve eklenmekte. Karl Marx sömürüye karşı mücadelesini vermiş eserini ortaya koymuştur. Müslüman'ı sömürü geçmişten günümüze hemen hemen hiç rahatsız etmiyor. İslami devletin mali yapısını bile bilen yok. Her Müsluman ya komünizme ya da kapitalizme yama olmuş. İslami devletin mali modeli bile olsa önce Müslümanlar olduklarını iddia eden münafiklar karşı çıkarlar. Türkler ve Müslümanlar sürü felsefesinden ayrılamazlar. Gerçekte ne dinleri ne milli maliyeleri vardır. Öve öve bitirilemeyen Osmanlı, mali alanda İslam'a değil Bizans ve Roma'ya tabi olmuştur. Yani ülke nimetleri adalet üzeri değil de padişah, vezir, ağalar, beyler arasında paylaşılmış millete de kemik yalama kalmıştır. Din ise ahmakları uyutmak için bir araç olarak kullanılmış ve kullanılmakta! Orta Çağ Avrupa tarihi okudum. Mali alanda Osmanlı ile Bizans ve Roma arasında hiç fark yok.

ATABEY

11 Mayıs 2020 07:47

ALLAH CC HER CANLININ RIZKINI VERİR VEHBİ KOMUTANIM! FERDİ OLSUN OLMASIN! 7 YIL KITLIĞA TEDBİR ALDIRAN YUSUF AS MİSALİ BAKANLARIMIZ VAR MAŞALLAH! MELHAME-İ KÜBRA HAKSA ONA DA HAZIRLANMALI OLSA DA OLMASA DA! ALLAH'A EMANET OLUNUZ VEHBİ KOMUTANIM.

yavaş yavaş olacak

11 Mayıs 2020 02:53

Kişininin kendi işinin sahibi olması hep bir hevestir ama kolay değildir öyle. Mesela adam polis, kendi işini kuruyor, akşam eve getirdiği adamı bodruma tıkıyor, orada sorguluyor, ardından hortumla hem sulayıp hem de hortumunan zopalaayor; yoo, olmaz öyle; zaten bu özel iş de değil eve iş getirme kapsamına giriyor; ki verim de alınamadı, daha zaman var bireysel teşebbüse bence.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle