Kadınları Zorla Çalıştıran Bedbahtları Uyandıralım

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Anneler gününde yapmacık sevgi gösterileri yerine gerçekçi bir yazı yazmak gerekiyor. Ta ki kadın düşmanlarının foyaları meydana çıksın ve gerçek yüzlerini görmüş olalım. Çünkü bu bedbaht ve talihsiz insanların yüzlerindeki modernizm  makyajını kaldırdığımız zaman tüm çirkinlikleri ile arzı endam ediyorlar… 

Annelerin zorla çalıştırılması yerine yuvalarına dönmesi için yüzlerce yazı kaleme aldım. Fakat başta hükümetimiz olmak üzere bana inat; tam tersine kadınları dünya menfaati uğruna çalıştırmak huylarından bir türlü vazgeçmediler.

Yahu memlekette erkek bittide kadınlara mı kaldık! Kadınları çalışmaya zorlamak kadar utanç verici bir işe kalkışmak sizi rahatsız etmiyor mu? Bu ne biçim bir ahlak anlayışıdır. Anlayıveren beri gelsin…

Kadınların zorla çalıştırılmasının ne dinimizde ne de geleneklerimizde yeri yoktur. Kaldı ki bunun ne kadar yanlış olduğunu Amerikalı akademisyenlerin kitaplarını tercüme ederek izah etmeye çalışıyoruz. Bu kadar emek sonunda karşılık olarak tam tersine kadın istihdamını arttırmanın gerektiğine dair Aile ve Sosyal Parçalamalar Bakanlığının kadınları yuvalarından çıkarmaya yeminli çalışmalarına üzülerek şahit oluyoruz.

Anayasanın aileyi korumak için devleti sorumlu tuttuğu 41. Maddeye atıf yapmak da işe yaramıyor. Bu azılı aile düşmanlarını nasıl ikna etmeli? Elbette bir çaresi vardır. Fakat ben bulamadım. Elimden geldiği kadar yazmaya ve sempozyumlarda tebliğler sunmaya devam ediyorum. Hiç olmazsa şu anneler gününde birkaç kelime edelim. Olur ki insaf ehli siyasetçilerin dikkatini çekmiş ve desteklerini almaya çalışırız.

23 Haziran’da İstanbul’da seçim yapılacak. Eğer Ak Parti Teşkilatı bu sözlerime kulaklarını tıkamaya devam ederse yeni bir mağlubiyet alınacağından hiç şüphe duymasın. Çünkü hükümetin kadınları zorla çalışma hayatına sokması yüzünden çok büyük bir oy kaybı yaşadığı kesindir. Ortada ne aile ne de huzur kalmıştır.  Bu kadar umarsız, kör ve sağır siyasi tavır sonucunda eğer bir seçim zaferi gelirse bu büyük bir sürpriz olacaktır.

Anneler gününde; annelere saygı olarak bu çabalarıma cevap almayı umut ediyorum. Eğer yazı uzun olmuş ise bu yüzden kusuruma bakmamak gerekir.

Analar başımızın tacı, her derdimizin ilacıdır. Cennet anaların ayağı altındadır. Çünkü şefkat ve merhametin cisimleşmiş şeklidir annelik. 

Kadın, anne olmakla şereflerin en yücesine sahip olur. O, ana olarak çok güçlüdür. Belki de toplumun en naif, en hassas ve kırılgan üyesidir anne. Toplumun en güçlü direği anneler olup ayakta kalmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi aile kurumudur.

Annelerin güçlü kalbi insana cenneti yaşatmaktadır. Fakat modernite ve devletimiz; analık vazifesini küçümsemektedirler. Onlar, analığın bir kadına verilmiş en büyük lütuf olduğunu anlamamakta, bunu topluma bir yük gibi taşımakta bir beis görmemektedir.

Modern yaşam için annelik sadece bir eziyettir. Çocuğa bak, büyüt, gençliğini böyle birisi için harca. Hem yazık değil mi gençliğine? Çocuk doğurmak da neymiş, güzelliği bozulurmuş. Ayrıca daha yaşı genç, şimdi biraz hayatı yaşamalı, gezip tozmalıymış. Daha sonra çocuk doğururmuş sanki çocuk doğurmak fabrika mahsulü bir işmiş gibi. Hezeyanın derecesine bakar mısınız!

İşte bu baskı ve dayatmalar sonucunda birçok anne adayının veya evli çiftlerin savunduğu “kadın anne olmak yerine çalışmalı” görüşü maalesef toplumumuzu bu seviyeye düşürmüştür. Kadın düşmanları hep birlikte müsait yerlerinize kına yakabilirsiniz…

Kadınların en büyük mutluluğu olan çocuk sahibi olunmasına ne kadar çok karşı çıkılıyor. Hâlbuki çocuk da hayatın bir parçası ve toplumun en önemli çekirdeği değil midir? Anne veya baba olmadan hayatın hangi aşaması yaşanılır ki?

Günümüzde torun sahibi olunması gereken yaşta insanlar çocuk sahibi oluyor. Çocuklar büyürken anne babalar yaşlanıyor, onlara hayat yolunda eşlik edemiyor. Çocuklar neneleri yaşlarındaki anneleriyle yaşıyorlar. Çocukları anlamak güçleşiyor aile içi kopukluklar had safhaya ulaşıyor.

Anneler artık çocukları kendileri yetiştirmek yerine kreş köşelerine gönderiyor. Yavrularımız robot gibi yetiştirilip ruhsuz ve kalpsiz oluyor. Çocuklarımızı uğuruna terk ettiğimiz işimizden kazandığımız para ile kreşe gönderir isek nasıl bir merhametli evlat bekleyebiliriz ki?

Analar analığını yapmadığı zaman, evlatlar evlatlıklarını yapacak mı acaba? Peki, çocuklarımıza verecek zamanı bulamayıp onları kreşlere gönderdikten sonra yaşlandığımızda onların bizlere ayıracak vakti olan evladı nereden bulacağız?

Maalesef çocukların intikamı daha da korkunç olacaktır. Hiç merak etmeyin; onlar da bizleri huzur evlerine teslim edeceklerdir. Çünkü onların da yetiştirmeleri gereken sürüyle işleri vardır ve zamanları da çok azdır. Ayakları altında bakacakları başka insan istemezler.
Çünkü biz, ana-baba olarak görevimizi yapmadık. Çünkü biz, ebeveyn olarak paylaşmayı ve fedakârlığı öğretmedik. Çünkü biz, sıcak aile denilen ortamı, onlara yaşatmadık. Haliyle ne ekersen onu biçeceksin.

“Ben senin için gecemi gündüzüme kattım, gençliğimi harcadım” demek doğru değildir. Hayır, doğrusunu söylemek gerekirse biz onlar için çalışmadık, kendimiz için çalıştık.

Günümüz anlayışı; anneliği hor görmektedir. Hatta bir çok kadın yaradılışının aksine kadınlığı bile hor görmektedir. Bazı kadınlar kadın olmaktan utanıp erkekleşmişler, erkek rolüne talip olmuşlardır.

Kadınlar, erkekler gibi yaşamaya çalışmakta, erkekler gibi iş hayatının peşinden koşmaktadırlar. Haliyle erkekler doğurmadığından onlar da doğurmak istememekte yahut bunu ertelemekte veya bir çocukla iktifa etmektedirler. Hatta bir çocuğa bile bakmaktan aciz kalmakta, bakıcılara veya kreş köşelerine emanet etmektedirler.

Kadınlarımız, analarımız kapitalist sömürü sisteminin kurbanı olduklarını görememektedirler. Bu modern kapitalist dönem; tüketim canavarlarını ortaya çıkarmakta bu acımasız sistemin esiri ise öncelikle kadınlar olmaktadırlar. Güya kapitalist sistem merhametli olup çocuklara bakmayı üzerine almaktadır. Çünkü burada bile bir para kokusunu almaktadır. Kreşlerde ana kucağına hasret yavrular bir yanları yaralı büyümektedir.

Yaralı olan aslında bu yavrular değil toplumdur, kadınlarımızdır. Kadınlarımızı anne yapabilirsek aslında toplumu kurtarmış oluruz. Kadınlarımız, öncelikle anne olmaları gerektiğini bilmelidirler.

Anneliğin en kutsal meslek olduğu idrak edilmelidir. Cennet annelerin ayaklarının altındadır lakin bu modern yaşamın kurbanı olan kadınların ayaklarının altında değildir. Çocuklarını hem dünyada hem de ahirette cehenneme hazırlayan anneler nasıl cennete yakın olabilir ki.

İlk eğitim anne tarafından verilmektedir. Geleceğin sağlıklı ve huzurlu olması annenin sağlıklı ve huzurlu olmasıyla doğru orantılıdır. Fakat, annelerimiz mutlu değildir. Aile ve kadın düşmanlarının propagandaları öylesine etkilidir ki; kadınlar, annelik rolünü içlerine sindirememektedirler. Onların gözleri dışarıda olup erkeklere özenmektedirler. İş ve kariyer öncelikli konu haline gelmiştir. 

Kadınlarımıza anneliği tekrar hatırlatmalı, anneliğin ulvi ve kutsal yönüne tekrar dikkat çekmeliyiz. Anneliğin bir kadın için paha biçilmez bir nimet olduğunu anlatmalı, çocukları ile ilgilenme sürecini azaltmamalıyız. Eğer yaşlandığımızda torunlarımızla birlikte olmak istiyor isek; erken anne olmak gereklidir. Huzurlu yaşamak için huzur evlerinde değil, sıcak aile yuvasındadır. Bu yüzden çocuklarımıza zaman ayırmak zorundayız.

Unutmayalım ki o çocuklarımız sürekli büyüyorlar. Onların çocukluk günlerini bir daha göremeyeceğiz. Kucağımıza alıp seveceğimiz günler sayılıdır. Bu sayılı kısa günlerde onları bol bol kucağımıza almalı, bol bol koklamalı ve bol bol sevmeliyiz. Sevgimizi onlardan esirgememeliyiz. Tam tersine sevgimizi göstermeli ve sevme konusunda cimri davranmamalıyız. Çünkü çocuklar sevgi ile büyürler.

Günümüzdeki çocuklar da; modernizmin karanlıklarında kaybettikleri annelerini aramalıdırlar. Onları bulmalı, kapitalizmin dişleri arasından; çıkarmalıdırlar. Onlara bir kucak dolusu sevgi ve yüreklerindeki merhametini sunmalıdırlar.

Yoksa bugünü de tüketim çılgınlığına kurban verip sadece hediye alma yarışına girmemelidirler. Kapitalizmin değirmeninin un taşımak yerine; kalplerini sunmalıdırlar ki onların da yürekleri yumuşasın. Yüreklerinde merhamet adlı bir çınar büyüsün. Anneliği hatırlasınlar…

Elimde iki tane aynı başlığı taşıyan İngilizce kitap var. Orijinal ismi “The Two-Income Trap” yani “İki Gelir Tuzağı”. Bir tanesini aynı zamanda ABD Demokrat Senatörü Elisabeth Warren, yazmış. Diğeri ise Suzanne Venker isimli yine Amerikalı bir yazar tarafından kaleme alınmış. Her iki yazar da kadınların çalışma hayatına atılmasını eleştiriyor ve kapitalizmin bu dehşetli tuzağına karşı dikkat çekmeye çalışıyor.

Kitapların her ikisini de tercüme edip yayınlamak için uğraşıyorum. Fakat Türkiye’de kadınları yuvalarından çıkarmaya ve çalışma hayatına köle olarak sokmaya çalışan bir grup insan buna engel oluyor.

Üniversitede, sivil toplum kuruluşlarında ve yayınevlerinde onca konuşma yapıp bu kitapların tercümesini yayınlamak istememe karşılık hep ret cevabı aldım. Ne yazık ki bu konuda hazırlamış olduğum eserleri yayınlamak fırsatını bulamadım. Hatta bunları kendi adıma yayınlamaktan vaz geçtim. Yeter ki; insanlar okuyup istifade etsin. Kendi adlarına basıp yayınlamaları için dahi gayret ediyorum.

Lakin bugüne kadar uğraşılarımdan hala bir sonuç alamadım. Hiç olmaz ise anneler gününde bir annenin kaleminden güzel bir yazıyı paylaşayım. Belki bir kadını bu modern kapitalist canavarın elinden kurtarmaya muvaffak olurum. Bir hanımefendi der ki:
Evlerinizde oturun…” ayetini daha bir başka severim nedense. Bu ayeti okudukça kendimi Rabbimden imtiyazlı sayarım. Beni alıp namütenahi bir yere koymuş. Narin bir kelebek, kırılgan bir gelincik çiçeğiymişim gibi hissederim kendimi…
Çok değerliymişim, nadideymişim, zümrüt mü, elmas mı desem, ama çok değerli bir mücevhermişim, istiridyenin en gizli yerindeki zarif bir inciymişim gibi…
Evlerinizde oturun, evler ki en emniyetli barınaklardır. Hürriyetin en dorukta yaşanabileceği mekânlardır evler. Ev kadına saray, kadın eve sultandır.
Evsiz kadın savunmasız, kadınsız ev yalnızdır. Evsizleşen kadınlar, kadınsızlaşan evler toplumların en büyük yarasıdır…
“Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın…”(Ahzab/33)
İyi ki bunları sen söylüyorsun Rabbim. Eğer ben söyleseydim örümcek kafalı, gerici, çağdışı olarak yaftalanacaktım. Şükür ki sen söylüyorsun, kulun Sana kurban olsun…
Evet, nice zamandır dışarda olmayan, evinde oturan, çocuk doğuran kadınların adı cahil oldu. İlle de dışarı çıkmalı kadın, bütün kapılar sokağa açılmalı, az çocuk doğurmalı, ekonomik özgürlüğü (!) elinde olmalı, kocaya asla güvenmemeli. Ya bırakırsa. Ya terk ederse.
Ya ölürse. Ya boşanırsa. Ya…diyerek kadın hep tetikte bekletildi.
Artık kadınlar pek az oturuyor evlerinde. Kadınlar eve hasret, evler kadınlara hasret. Parasını kendi kazanıyor kadın. Muhtaç olmuyor erkeğine de (!)…
Sabahın ayazında düşüyor yollara, çocuğu bakıcıya ya da kreşe bırakıyor.
Kadın, dişini tırnağına takıyor, yâni biraz da erkekleşiyor kadın…
Duraklarda otobüs bekleyen, soğukta tir tir titreyen kadınlar. Çok mu muhtaç, çok mu zor durumdadır? O saatte o kadınları sıcak yuvalarından dışarı çıkaran nedir? Bir kadını haftanın 5 günü yılın en az 10 ayı çalışmaya mecbur eden hangi haldir?
At yarışına sokar gibi çalıştırdığımız, sınavlara hazırladığımız kızlarımız hangi ideallerin, hangi hayallerin kurbanıdır? Kızının sınavı kötü geçti diye ağlayan anne hangi modern baskıcının oyuncağıdır?
“Evlerinizde oturun” ayeti bugün birçok Müslüman kadının dahi okumak, hatırlamak istemediği bir ayettir. “Cahiliye kadınları gibi açılıp saçılmayın” emrine muhalif, evde oturmayı cehalet, çalıştığı işyerinde açılmayı modernlik, özgürlük diye tanımlayan bir garip fikir karmaşası…
Ne kadar paraya ihtiyaç duyduğunuz, gerçek ihtiyaçlarınızın ne olduğuna bağlı… Ya lüks bir hayat için zor ve stresli bir çalışma hayatını tercih edeceksiniz. Ya da evinizde rahat oturup orta halli bir yaşamı seçeceksiniz.
Derdiniz kariyerse, yükselip önemli (!) bir yere gelmekse eviniz size sadece bir otel olur.
Eğer tek maaşla geçinirim. Orta halli yaşarım, lüks istemem, evim 10 yıl sonrada olsa olur, arabam daha vasat da olabilir, evimde otururum, çocuğumu da kimselere bırakmam kendim bakarım, eğitirim derseniz eviniz size saray olur.
Çalışan kız arıyorum, çift maaşlı olsunlar diyen kaynana adayı teyzeleri gördükçe, birileri tarafından bankamatik gözüyle bakılan kızlara daha da bir acıyorum. Hele banka kartı kocasının elinde olan, ayda ne kadar maaş aldığını bile bilmeyen, gündüz dışarı işleri, akşam ev işleriyle ömür geçiren kadınların hali içler acısı…
Modern köleliğin adına ekonomik özgürlük diyorlar… Zulmü süsleyip püsleyip kadına olmazsa olmaz gibi gösteriyorlar. Kadının fıtratına ters olan, bedenine ağır gelen işi yapmayanları aşağılıyor, kınıyorlar… “Evlerinizde oturun”, çünkü kadın en çok evine yakışır.
Evlerinizde oturun, zira kadın hassastır, kadın naziktir, çabuk incinir, çabuk kırılır, kolay hırpalanır kadın. En iyi Rabbi tanır onu. En çok Rabbi bilir kadının halini…
Mecburiyeti olmadığı halde her gün ardından ağlayan bir evlat bırakmamalı kadın.
Hem kariyer yapıp, hem iyi bir iş kadını,hem iyi bir anne olmak şüphesiz bir ütopya…
Madem Rabbi kimselere yakıştırmadığı görevi kadına layık görmüş, madem uçsuz bucaksız cenneti annelerin ayaklarının altına sermiş; Bundan daha fazlasını istemek niye?
Bir kadın ayrılınca evinden, Evler ağlar kadınların ardından. Bir çocuğun gözleri uzaklara mıhlanır. Anne dönene değin sevmeler öksüz kalır.
Bir kadın ayrılınca evinden. Evler ağlar usul usul derinden…”
Şimdi siz hakem olun yuvalarında mı olsunlar. Yoksa dışarıya mı dolsunlar ?
Ahzab Suresi Ayet: 33. “(Çoğu zaman, vakarla) evlerinizde oturun. Dışarıya da evvelki câhiliye zamanı/İslâm öncesi kadınlarının çıkışı gibi süslenip kendinizi teşhir ederek çıkmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Allah, sizden ancak kiri (günahı) gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister”.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Fatma GülerFatma Güler2 ay önce
    Hocam çalışmayın diyorsunuz da bir müslüman kardeşimiz hastaneye geldiğinde kadın doktorun kendisini tedavi etmesini istiyor. Biz çalışmayalım da onlar hastalıktan Allah muhafaza sağlıklarını mı kaybetsinler. ?
  • hsnhsn2 ay önce
    ak parti bu batıcı yaklaşımlarla hem kendi hükümetini hem de milli ve manevi değerlerimizi dinamitliyor chp ye alan açıyor chp nin çekinerek yapacağı pek çok icraat ak parti tarafından özendirilir oldu. kadınların çalışma hayatına,aileyi ihmal etme pahasına özendirilmesi, öğrenci merkezli eğitiminyanlış uygulanması ile disiplinsiz,bir okul gençliğe yer verme adına tecrübenin geri plana atılması ne yazık ki ak partinin son zamanlarda yaptığı en büyükhatalar zaten oylardaki gerileme bunu gösteriyor
  • hsnhsn2 ay önce
    ak parti bu batıcı yaklaşımlarla hem kendi hükümetini hem de milli ve manevi değerlerimizi dinamitliyor chp ye alan açıyor chp nin çekinerek yapacağı pek çok icraat ak parti tarafından özendirilir oldu. kadınların çalışma hayatına,aileyi ihmal etme pahasına özendirilmesi, öğrenci merkezli eğitiminyanlış uygulanması ile disiplinsiz,bir okul gençliğe yer verme adına tecrübenin geri plana atılması ne yazık ki ak partinin son zamanlarda yaptığı en büyükhatalar zaten oylardaki gerileme bunu gösteriyor
  • hsnhsn2 ay önce
    ak parti bu batıcı yaklaşımlarla hem kendi hükümetini hem de milli ve manevi değerlerimizi dinamitliyor chp ye alan açıyor chp nin çekinerek yapacağı pek çok icraat ak parti tarafından özendirilir oldu. kadınların çalışma hayatına,aileyi ihmal etme pahasına özendirilmesi, öğrenci merkezli eğitiminyanlış uygulanması ile disiplinsiz,bir okul gençliğe yer verme adına tecrübenin geri plana atılması ne yazık ki ak partinin son zamanlarda yaptığı en büyükhatalar zaten oylardaki gerileme bunu gösteriyor
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer2 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Anlayanlara..Yüce..kur'an_dan..da..öğüt..vererek..açıklamışsınız..Selamlar,sevgiler.
  • Sümeyye KılınçSümeyye Kılınç2 ay önce
    Çamlıca yayınları ile görüşmenizi tavsiye ederim.
  • Mustafa ÇATALMustafa ÇATAL2 ay önce
    Allah razı olsun sizlerden dünyanın kapitalist düzenin kadına biçtiği rolden nasıl siyrilabilecegiz bilmiyorum durun gün geçtikçe daha da kötü hale geliyor para herşeyin önünde malesef acilen ülkemizi bu durumdan kurtarılması bu konuda şu anki politikalarımızı çok yanlış buluyorum.
  • Karamanlı Karamanlı 2 ay önce
    Evde oturacak olsa hz Ayşe validemiz otururdu. Ordu’nun başınageçerek hz Ali ile savaştı.
  • ATATURKCUATATURKCU2 ay önce
    KADIN DOGUM UZMANI EBE HEMSIRE NAKIS ISLERI EV TEMIZLIGI COCUK BAKICISI YASLI KADINA BAKAN BAKICILAR KIZLARA KURAN OGRETEN HOCAHANIMLAR TARLADA SEBZE MEYVE TOPLAYAN KADINLAR KADIN GASILCILERNE OLACAK SAYIN YAZAR.INANIN AFGANISTAN YEMEN ARABISTAN SURIYE TAM SIZE GORE BIR ULKE ORADA KADINLAR CALISMIYOR TAM SIZLIK
  • FeritFerit2 ay önce
    Ben de sandım, köyde güvencesiz/sigortasız olarak karısını tarlaya gönderip kendi kahvede oturanlardan bahsedeceksin?
  • Bahri AkpınarBahri Akpınar2 ay önce
    Kaleminize yüreğinize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş. Duygu ve düşüncelerimizin tercümanı oldunuz fazlasıyla. Allah güç kuvvet versin..
  • Bir düşünenBir düşünen2 ay önce
    Hocam eline diline sağlık. Bu konu toplum için hayati bir mesele. Kadin amele pazarından çıkıpaileye hak ettiği mevkiyi alırsa değil alem alemlere kurtuluşa vesile olacaktır. Türkiye bu konuda ilk olursa dünyaya örnek olur Ben beş yıl görev icabı batıda bulundum Aile hususunda için için agliyorlar. Dışardaki gulusleri sahte aslinda
  • Rıfat Rıfat 2 ay önce
    Evet kadın çalışmamalı ama erkeğin geliri iyi olduğu takdirde, bu Türkiye de çoğu insan için zor bir durum!
  • CumhurCumhur2 ay önce
    Müslümanım diyorsan ilk önce Allahü Teala ne diyor Peygamberim Aleyhi Vesselam ne diyor ehlisünnet fıkıh alimleri ne diyor ona bakacaksın kapatalist düzen elbette kadının çalışmasından yanadır ama sen helal mi harammı ona bakacaksın ahlak gitgide çöküyor haremlik selamlık kalmadı kıskanma desen hak getire.
  • HakikatHakikat2 ay önce
    Yaziniz 2.yada 3 gune bolerek yazmaliydiyniz çok çok uzun olmuş. .katiliyorum ve kendi cevremize defaatle anlatiyoruz.akparti çok yanliş yapiyor ilk iş kademi kapatmalari olmali..kadem ingilizlere hizmet etmiş oluyor ya bilerek yada bilmeyerek. ..
  • nurinuri2 ay önce
    Üstat. harika bir makale olmuş! nasibi olan anlar tabi ??!! anlamayana mazeret çooookk. Referansı İSLAM olan bu makaleye şapka çıkartır vesselam! ...
  • İbrahimİbrahim2 ay önce
    Kadınlara çalışmayın demekle olmuyor. Hayatın zorluklarından dolayı bir çoğu çalışma zorunluluğundadir. Tabi birde son dönemde yapılan teşvik daha çok kadın çalışmaya başladı. Öncelikle kadının anneligini teşvik için eş yardımı düzenlenmelidir. Hükümet eş yardımı olan 300₺ iki katına hatta üç katına çıkarma yetkisi var. Bunu gerçekleştiğinde çalışan kadın çalışsın. Kadınların çalışması onlara pozitif ayırım yapılması çalışan erkekleri mağdur etmektedir.
  • Mehmet Ay Mehmet Ay 2 ay önce
    Sayin yazar, bende istemiyorum hanim in calismasini, tek aylik ile gecinmek mümkün degil.Kira, yiyecek, giyim, 2 cocuk Okul masrafi, ulasim.Devlet benim ayligimi iyilestirse Hanim in calismasini bende istemem.Siz ilk önce kadinin neden calistiginin nedenini arastir, sonrada teshisini anlat.Gecim derdine düsmüsüz, siz kalkmis kadinin calismamasi konusunda ahkam kesiyorsunuz.
  • AliAli2 ay önce
    Sizin anlayışınıza tüküreyim... Hem kadınlar çalışmasın dersiniz hemde hastaneye gidince eşime kadın doktor baksın dersiniz
  • Cavit saCavit sa2 ay önce
    Kimsenin kadınların zaruri alanda gayret etmesine bi şey demiyor..fakat iş çığırından çıkmış durumda azıcık ekonomik özgürlüğünü temin eden kadın eşine kaba ve küstah davranmaya başlıyor .peki hiç analiz yapıldığı şu anda devlet dairelerinde fuzuli kadın istihdami...aslında düzen bozuk bu düzende doğruyu bulmak zor..kendi inanç sistemimizi inşa etmeden olmaz ...baksanıza aşağıdaki bayan yorumcu her şeyi kendi düzeni gibi sanıyor tabiri caizse pek sosyal meseleler ile ilgi dışı herkesi kendi gibi sanıyor...işte feminist fikirlerin toplumda gösterdiği tepki..eskiden kadınlar kocalarina destek için kısıtlı calisirlarken şimdi çalışma alanının tamamına hakim olmaya başladılar cinnet geçiren kocalar yıkılan aileler mağdur çocuklar .kim bu düzenden memnunsa Allah onu bu düzenle baş başa bırakır Allahın yardımını da görmez bu düzen bir gün bu carpikligi savunan kadın ve erkekleri savurur bi bakmislarki kendilerini bile taniyamazlar...elin paralı kreşi annenin yerini babanın yerini tutmaz etrafımızda çok görüyoruz.20 yıl önce çocuğunu emaneti bırakanlar bu gün çocukları bayramdan bayrama anne babayı arıyor..annesinin yanına gelmesinden utanan evlat tanıdım kaç tane .öyle kreşi Batı hayat tarzını savunan aileler birbirine sahipte çıkmıyor..fayda gibi gelen şeyler aslında bir belaya dönüşüyor kimse fark etmiyor.
  • ercanercan2 ay önce
    Hocambütün bunların vebali bu ülkeyi yönetenleredir.insanları karı koca çalışmak mecburiyetinde bırakıyorlar,tek maaşla giderleri karşılayamıyorlar;tabiki istisnaları var.Eğitim sisteminin düzeltilmemesi,hükümetin aile ile ilgili politikaları,dini ve ahlaki dejenerasyon bütün bu ve benzeri sebepler ailedeki çöküşü hızlandırmıştır.
  • Neslihan Neslihan 2 ay önce
    Hocam peki tek maaşla asgari ihtiyaçların karşılanmadığı bir hayata ancak erişilebiliyor ise ne olacak? Benim çocuğumun sadece devlet katkısının üstüne sağlık masrafı ayda 1500 tlyi geçiyor; bunları devletimiz sağlasa, geçim derdi olmasa kaç kadın çalışmak ister ki?
  • İsmet Gezerİsmet Gezer2 ay önce
    Hocam geçinemiyoruz, benim aldığım asgari ücretle evimi geçindirip çocuklarıma bakmam mümkün değil. Eşim çalışmak zorunda. yoksa kim çalışmak ister.
  • Sema YamanSema Yaman2 ay önce
    Çalışan bir anneyim. Hekimim. Çocuklarım da kreşte. Hemfikir olduğum nokta şudur: Hepimiz ahlaklı, merhametli, dürüst çalışkan bir nesil yetişmesini bekliyoruz. Ama siz bu neslin yetişmemesinin yegane sebebi olarak annenin çalışması ve çocuğun kreşe gitmesini görüyorsunuz. Bende şunu soruyorum, evde anneyle kalan çocukların yüzde kaçı ilgi ve merhamet görüyor? Yada başka türlü sorayım, kreşe giden annesi çalışan kaç çocukla konuştunuz ki merhametsiz duyarsız olduklarını gördünüz? Benim çocuğum orda sabır kelimesini öğrendi. Ki 5 yaşında. Günlük hayatta ne kadar sabır ettiğinin farkına vardı. Oyuncak alınırken, yemek hazır olmasını beklerken vs. Yani demem o ki mesele kreş meselesi değil annelerin huzurlu mutlu olması meselesi. Çünkü anne çalışıyo ve parası varsa çocuğuyla daha ilgili daha bilgili bir anne oluyor. Çalışmayan annenin eksikleri ve hataları olduğu gibi çalışanın da hataları mutlaka vardır. Ama bunu genellemek kadının istihdamının önüne geçmek değildir çözüm. Bakın 50 yaşında kayınvalidemi oğlu olmadan gezmeye götürdüm tabi kızımla beraber. Eve geldiğinde bana söylediği cümle şuydu: Senin yerinde olsam işime koşa koşa giderim. Kimseden birşey beklemeden çocuğunun gönlünü görüyorsun.. Ayrıca helal haramın birbirine karışmasının sebebi de değildir kadının çalışması. İnsanlarda şeklen değil kalben Allah korkusu ve haram korkusu yerleşmediği sürece kadın ister çalışsın ister evde olsun, her haram yine işlenmeye devam edecektir. Çalışan bir iki çocuk annesinin görüşleridir. Tıpkı sizin bir erkek olarak kadın hakkında belirttiğiniz görüşleriniz gibi bende kadın olarak kendimi ifade ettim. Hayırlı günler.
  • ayşe gülayşe gül2 ay önce
    örtünürüm, her yere de girer çıkarım ,hiç bir şeyden geri de kalmam diyenlerle dolu ortalık.bakıyorum en dindar ailenin kızı bile okuyup çalışabiliyor o zaman ben evleriniz de vakarla oturunuz ayetine niye uymadıklarını anlamıyorum. itiraz edince de hemen hz. hatice annemizin iş kadını olduğu hatırlatılıyor. oysa annemiz evlenmeden önce başkalarını göndererek işlerini yürütüyordu. evinde idi yani. yanılıyor muyum? bu kadınların iş hayatına bodoslama girmeleri erkeklerin işsiz kalmasına yol açıyor. erkeklerin pasif olmasına, ezilmesine yol açtı. kadın çalışsın diye bir de çocuklara bakan büyükannelere verilen para vardı di mi?ne büyük hata.
  • AHMEDAHMED2 ay önce
    Kaleminize sağlık Hocam..Hayat şartlarını düşünerek, çalışan kadınların sayısı arttı. Tabi Bu arada psikolojisi bozuk çocuk sayısı da arttı. İlkokul ikinci sınıfa giden torunum, sık sık" okula gitmeyeceğim "diye kendini yere atıyor.Kreş de dahil 4 yıldırbu böyle..Annesi çalışıyor. Annem de annem diyor." Beni okula annem götürsün, 2 yaşından beriokula gidiyorum bıktım okuldan" diyor. Okuldaki bazı etkinliklerde annesi bulunamıyor. Çocuk o zaman çok üzülüyor.Şimdi ise parmak etlerini yeme olayı başladı. Çalışan anne para kazanıyor evini, çocuğunu mutlu etmek için. Ama çocuğu ileride mutlu olabilecek mi? Çünkü psikolojisi bozuluyor. Bumeselelerin çözümü nedir?Devletimiz çocuğu annesinden ayıracak yerde, ayırmayacak bir yol izlese daha iyi olmaz mı?
  • Cavit saCavit sa2 ay önce
    .. bu hukumetemi bunların öyle bir derdi yok bunlar zaten yolunu sasirdigi için oy kaybına uğruyor..chp nin fikriyle hayat tarzıyla ekonomi sosyal anlayışıyla mücadele ettiğinde ak parti açık ara hep ondeyken bugünlerde desteksiz olamıyor..halk kendine Batı ve batilla mücadele et diye oy vermişti ..inanın bir belediyede 80 in üzerinde kadın şoför var erkek şoförler boş geziyor ve hükümete bur yığın söz söylüyorlar..bayanlar da mutlaka doktor hemşire öğretmen polis vb gibi ihtiyaç alanlarında tabiki kadın istihtami şart fakat bu iş öyle abartildiki nerdeyse bazı dairelerde tamamı kadın yada yarıdan fazlası kadın. Yüzbinlerce erkek işsiz çaresiz yuva kuramıyorum hükümet ise tersi chp fikrini kendine yön tayin ediyor.halk ta tabi diyorki bunlarla arasında fark yok ak olacağına chp olsun diyor..ak parti kuruluş amacından yüzde yüz salmış durumda feminist yasalar sapkın LGBT gibi fikirlerin toplumda kabul görmesi için onlara yasal koruma ve dernek hatta TV gibi propaganda yaparak gencligimizi zehirliyorlar..hükümet aile içi zinaya yani evlilerin zinasini bile suç olmaktan çıkararak adeta toplumu dönüştürdü..bu vebal ak partiye yeter Allah ise bunu yapanları kendi kendine helak ettirecek.buna duyarsız Hocalar ise veballeri üzerine olacak ahirette.
  • RİZEMASİRİZEMASİ2 ay önce
    Değerli Vehbi abi.Harika bir yazı olmuş.Allah razı olsun.EskisiFatma Betül Sayan şimdiki Zehra hanım özellikle Aileyi bitirmek için aile bakanı yapıldı.Sokakda dön giyenler için açıklama yapmak için geldiler.Aileyi bitirdiler. Kadın nın çalışması için bu kadar teşvik dünyanın hiç bir yerinde yoktur. Çalışan bir kadın ve kızı gören komşu kızı benim neyim eksik deyip oda çalışmak istiyor.Ben sade bir vatandaş olarak bu aile yıkımını görüyorumda sayın cumhurbaşkanım görmüyor mu. Ne olacak bu ailelerimizin halı. Vehbi Allah senden razı olsun, yılmak yok devam
  • Mardinli hocaMardinli hoca2 ay önce
    Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık Allah cc razı olsun çok mükemmel bir yazı.Anlayana ama maalesef seni anlayan azdır sayın vehbi hocam bildiğini yaz görevini yap.Bu konuda hem fikiriz bende senin kadar dertliyim.Kardeşim bu mesele devlet hükümet meselesidir.Hükümet bu konuda ne yapıyor.Maalesef kadını kadinligindan çıkarıyor hükümet kadının çalışmasına oveniyor halbuki kadının çalıştırılması hem toplum için hem aile ne kadar zararlı olduğu hiç dusenen yoktur.Kadın evinde olması gerekir.Çalışan kadın çocuk yapması zordur hâlbuki kadının en büyük vazifesi kocasına ve çocuklarına bakmaktır ana kucağındaki yetişen çocuk bu sevgiden mahrum yetişen çocuk aynı değil.Kadın çok kıymetlidir bu Allah cc tarafından verildi birinci makam anne olmak anne ulvi bir makamdır.İkinci makamı ise eşiyledir eşi hangi makamda ise oda makamdadır.Mesele cumhur başkanı eşi başbakan vali kaymakam in eşleri o makamdadır kimin kızı olursa olsun tahsili ne olursa olsun o makamdadır köylerde imamlık yaptım bayan arasında adlariyle gitmiyor imamın eşine muhtarın eşine çobanın eşine çağırın.Dediğim gibi kadının makamı esininin makamına eşittir.Bir misal daha vereceğim hz musa as bir kıpti oldurdigi için mısırdan çıkıyor günler aç susuz gide gide bir yere varır.Kalabalık cananlar hayvanlari suluyorlar kenarda iki vardır.Onlara soruyor hz musa siz niye böyle kenardasınız aralarına katılmıyorsunuz?Dediler ki babamız ihtiyardır bunların arasına katılamıyoruz kuyuyu terk ettikten sonra hayvalarimizi suluyoruz.O çobanlar büyük bir taşla kuyuyu kapatıp gidiyorlardı bin bir zahmetle bir şekilde belki saatlerce ancak hayvanlari sula biliyorlardı hz musa as taşı alıp rahatlıkla hayvanlari suladı kızlar erken eve döndüler babaları fark etti bugün erken geldiniz dediler ki bir adam bize rast geldi onun sayesinden böyle erken geldik.Hz musa bir gölgesinde oturdu kızlar babalarına dediğini işitince bir kızı gönderiyor hz musa as yanına benimle gel babam bize iyiliği yaptığın için mukafaatlandiracak şeyh yanı ihtiyar olan hz musa ya soruyor nerelisin nerden geliyorsun ?mısırdan geliyorum olan şeyler anlatıyor.Onu burda emendesin firavunun hükmü burda yoktur yanımda sekiz sene çobanlık yapacaksın eğer on sene çobanlık yaparsın iyiligindir ve yanında kalıyor.Netice olarak o kız cabandi hz musa as evlendikten sonra makamı hz musa as ile aynı makama kelimullahin hz musa as zevcesi oluyor demek istediğim kadın makamı eşiyle aynıdır.Kısaca kadın kadın olduğu müddetçe değerlidir evinden çıkınca hem koca için hem çocuklar için hem kedisi için tehlike canları çalıyor kocaya hizmet edecek yok çocukları bakacak yok kendisideguveni yok her taraf zarar mademki zarardır hükümet bu zarardan vaz geçmelidir.Selam ve dua ile Allaha emanet olunuz
  • Ayşe YeşilyurtAyşe Yeşilyurt2 ay önce
    Hocam gözardı ettikleriniz var. Hayat uzadı, çocuk doğurma ve bakım yaşı diyelim 20 sene. Bir kadının ortalama ömrü 80.Geri kalan zamanında ne yapacak bir kadın? Ya Allahın bahşettiği akıl ve yetenekler? Her ülkenin yüzde ikisi ileri zekalı, kadın erkek oranı eşit. Niye yarısını evde tutalım?İstediğinizde kadın doktor bulamamaktan muzdarip olmayacak mısınız? Ya da minik yavrunuza sert disiplin uygulayan erkek öğretmenlerden?Farkında mısınız bilmem ama üniversite eğitimli kadınların oranı ABD de erkeklere yetişmiş hatta geçmeye yakın. Bu yavaş yavaş bilgisayar, elektronik ve tıbba doğru yayılıyor.Neredeyse 25 yıldır Silikon Vadisinde çalışıyorum. Çocuklarım doğduğunda uzun süren izinler aldım hatta işe ara verdim. Şu sıralar en büyük iletişim çiplerini tasarlayan bir şirketteyim, çok sayıda çoğu doktora yapmış hanım mühendisle çalışıyorum. Aramızda benim gibi başörtülüler de var artık.Biraz geniş düşünelim lütfen. Allaha emanet olun.
  • GökmenGökmen2 ay önce
    Allah Teala razı olsun Vehbi abi sizden. Maalesef hükümetimiz bilemiyorum hangisi akla hizmet ediyor.
  •  Asım’ın Nesli Tuzağa İnşallah Düşmez Asım’ın Nesli Tuzağa İnşallah Düşmez2 ay önce
    Sn Yazar Kardeşim, bu çok mühim konuyu çok yakındaki bir seçimle ilişkilendirmek münasip düşer mi ? “23 Haziran’da İstanbul’da seçim yapılacak. Eğer Ak Parti Teşkilatı bu sözlerime kulaklarını tıkamaya devam ederse yeni bir mağlubiyet alınacağından hiç şüphe duymasın.” Şeklindeki Sözleriniz hamasi bir nutuk. Tamamen asla ama bir nisbete gerçekleştirilmesi yıllar alacak çok büyük bir mevzudan bahsediyorsunuz. Bediüzzaman rey verme mevzusunda realist ve ayakları yere basan bir tarzda “ Hükümete rey verme konusunda “Hükümetin hasenatı seyyiatından fazla ise tercihe şayandır.” manasında yaklaşır. “Mükemmel bir hükümetten başkasına razı olmayanlara anarşist nazarıyla bakıyorum.” der. Sizin sert ve realist olmayan keskinadeta Don Kişotvari çıkışlarınız dikkate alınıp behemehal uygulanmaya başlansa farklı meşrepteki milyonların reyini alan merkez parti konumundaki bir hükümetin intiharıdır. Bu ise dahili ve harici İslam düşmanlarının en mühim arzusudur. Muhalif başa geldiğinde -Maazallah-bırakın kadının çalışması mevzusunu başörtüsü gibi en temel haklarımızı korumak derdine düşeriz. Aziz kardeşim hükümete yol göstermenin yolu .. Düşmanın ekmeğine yağ sürmeyelim. Ne olur.
  • İsmail demiralİsmail demiral2 ay önce
    Saygıdeğer hocam bir imam olarak ve üniversitede İlahiyat fakültesinde derslere giren bir hoca olarak düşüncelerime nekadar güzel tercüman oldunuz. Size teşekkür ederim. Ancak kitaplarla ilgili sanki bir karamsarlık hissettim. Sakın ha hocam İbrahim as su taşıyan karınca misali. Rahmetli Kadir Mısırlıoğlu Almanlar için çalışan kadın çocuk doğurmaz demişti. Dinlediğim bir programda. Kocasından boşanan kadından nasıl aile bakanı bekleriz ki. Ne yazıkki Tayyip Beyde kadın istihdamını artırmanın hesaplarını maalesef hala yapıyor. Şu işkurbelası aileleri yıkamada başroldür.
  • BirolBirol2 ay önce
    Sayın yazar,kim diyor kadınlar zorla çalıştırılıyor diye! Hali hazırda Sayın hükümetimiz, her türlü engelleri kaldırarak kadınlarımızı iş hayatına teşvik ediyor,özendiriyor.Tesettürlü kadınlarımız özel sektörde,devlet kadrolarında,Polis,Asker,Memur olarak Arz-ı Endam ediyor.Kadınların çalışmasına zaruri sebeplerden(kadın doktoru,polis,vs.) ötürü karşı değilim,fakat kadınlarımızın mahremiyet çerçevesinde rahatça çalışabileceği ortamları oluşturmak,özellikle dindar iktidarımızın birinci görevidir.Tesettürü sadece başörtüsüne indirgediler, Bir örnek,Polis memurlarını gördüm başında örtüsü,altında dar bir pantolon.Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Tesettür artık dinin emrinden çıkıp moda haline dönüştü.İslami giyim şekline, CeHaPe bile bu kadar zarar veremezdi.Biz ise İslam anlayışına verdiğimiz zararla övünür hale geldik.Allah sonumuzu hayır eylesin.Hakkıyla İslam'ı yaşamayı bize nasip etsin.İnşallah.
  • EeeEee2 ay önce
    Özlem zenginden başdanışmanF b s kayadan aile bakanı olursa çok beklersin daha
  • 28 Şubat sonrası28 Şubat sonrası2 ay önce
    Bir müslüman şirketine gidiyorsunuz, kapıda başı sarılı ama ayı kafası kadar büyük başlı tuhaf bir kadın karşılıyor sizi. Alt kısmı ise af buyurunuz kçındaki streç pantolonla tam bir orsp! Bu tarz bir tesettür(!) 28 Şubattan sonra yerleşti bizim tarafa; 1000 yıl kalamadılar ama 1001 türlü rezilliği emanet bıraktılar müslümana!

Günün Özeti