--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul Seçimlerinin Değerlendirilmesi

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Türkiye’nin bekası açısından 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin öyle büyütüldüğü gibi öneminin olmadığı anlaşılmıştır. Şu anda İmamoğlu dışında koltuğu değişen hiçbir kimse olmadığı gibi yönetimde ve siyasi hayatımızda büyük değişiklikler olmamıştır. Bakanlar aynı bakan, bürokratlar aynı bürokrat herkes gününü gün etmeye devam etmektedir.

Fakat mesleği siyaset olup Türkiye’nin yönetimine aday olanların bu seçimlerden çıkaracağı çok sayıda ders vardır. Çünkü İstanbul, küçük bir Türkiye’dir. Her türlü toplum kesiminin İstanbul’da uzantısı vardır. Ekonominin, kültürün, medyanın ve daha birçok önemli işin başkentidir. Genel seçimlerde İstanbul’u kazanan çoğunlukla Türkiye’yi de kazanmaktadır.

Tekrarlanan seçimlerin, Türkiye’nin siyasi hayatını derin bir şekilde etkileyeceği kesindir. Her kim bu sonuçları güzelce analiz edip isabetli kararlar alır; işte o zaman geleceğin Türkiye’sinde söz sahibi olacaktır. Bundan kuşku duymamak gerekiyor.

Önce seçimin kazananı Ekrem İmamoğlu açısından bir değerlendirme yapalım:

Şu anda Türkiye’nin müzmin muhalefet partisi CHP’nin en büyük başkan adayıdır. Elinde büyük bir başarı hikâyesi vardır. 25 Yıldır İstanbul’da başarı kazanamayan partisine seçim kazandırmıştır.

Şimdi yeni rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise kongre başarılarının dışında hiçbir seçim zaferi yoktur. Üst üste 11defa seçim kaybetmiştir. CHP seçmeni ve partili yetkilileri, adam kayırmacılığı ve beceriksizliği ile meşhur Kılıçdaroğlu’ndan bir an önce kurtulmayı, dört gözle beklemektedirler.

İmamoğlu, hiçbir iş yapmasa sadece seçmenlerle oturup çay içse bile; önüne büyük bir devlet kapısı açılmıştır. Ölmez kalırsak göreceğiz; birkaç yıl içinde CHP genel başkanlığı koltuğunda hatta 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın rakibi olarak; seçim meydanlarında boy gösterecektir.

Gelelim 17 yıl boyunca iktidarda olan ve yorgunluğunu bir türlü üstünden atamayan Ak Parti Hükümetine…

Hükümetimizin ekonomi başta olmak üzere bir çok konuda kötü yönetildiği artık iyice çıkmıştır. En azından İstanbul halkı böyle düşünmektedir. Acil tedbirler alınmadığı takdirde gelecek ilk seçimde bunun sonuçları çok daha ağır bir şekilde görülecektir. O halde Ak Partinin çuvalladığı ve yanlış yaptığı işlerden birkaç tanesini tek tek sıralayalım. Maksat önümüzdeki 4 yıl boyunca çareler bulunmasına katkı sunmak ve yapılan yanlışların tekrarlanmasını önlemektir:

Öncelikle ekonomiden bahsetmek gerekir; zira halkımızın oylarını belirleyen faktörlerin başında bu gelmektedir. Ekonomi yönetiminin de ilk başta yapması gereken işlerin başında serbest piyasa şartlarının sağlanması ve geliştirilmesi sorunudur. Herkesin devlet kapısında bir iş aradığı, ağır vergi yükünden dolayı babasının mesleğini bile yapmak istemediği bir ekonomiden hayır gelmez.

Örnek olarak enflasyonu düşürmek için öne sürülen “tanzim satış mağazalarını” ele alalım. Hangi sivri akıllının önerisidir bilinmez yüz binlerce aracıyı ve milyonlarca üreticiyi mağdur eden, işsiz bırakan bu çalışma; tarım kesiminde çalışan insanlar arasında büyük bir huzursuzluğa yol açmıştır. Evet, devletin gücü ve imkanları karşısında hiçbir aracı kurum ve tüccar direnemez. Kısa vadede meyve ve sebze fiyatları düşük tutulabilir. Fakat bu durum orta ve uzun vadede çok daha büyük sorunlara yol açacaktır.

Düşünebiliyor musunuz? Devlete vergi veren, belirli bir işyerini donatıp işleten, en az üç beş kişinin çalışmasına vesile olan bir kabzımal dahi; tanzim satışlar yüzünden işsiz kalmaktadır. Devlet asli görevlerinin dışına çıkmakla belirli insanlara rant yani haksız kazanç sağlarken yüz binlerce çalışan vatandaşını mağdur etmektedir.

Üretici de hakeza tüccar vasıtası ile malını satmak yerine büyük miktarlarda fiyat kırılmasına sebep olan devlet işletmecisine karşı çaresiz kalmaktadır. Fakat sonuçta ne enflasyon düşüyor ne de ekonomik sıkıntılar son buluyor. Keza işsizlik almış başını gidiyor…

İşte devletin ekonomik alanda yapacağı en önemli icraat; serbest piyasa şartlarının meydana gelmesine fırsat tanımaktır. Devleti elden geldiğince küçültüp girişimciye destek olmaktır. Herkesin devlet kapısında iş araması yerine; kendi işini yapmasına imkan sağlayacak tedbirleri almaktır.

Leyselil insane illa ma’sa yani “insana ancak çalıştığının karşılığı vardır” buyuran Rabbimiz, üretici olmayı ve israftan kaçınmayı emretmektedir. Otomasyon sayesinde milyonlarca memur yerine makinelerin aynı işi çok daha iyi bir şekilde yaptığı bir zamanda memurların sayısını arttırarak müspet bir iş yapılmaz.

Unutmayalım ki; Batı dünyasının ekonomik gelişiminde en önemli hususlardan birisi nüfus sayısının artması ve ikinci olarak da girişimciliğin önünün açılmasıdır. Her türlü mülk ve hizmetin devlete ait olduğu komünist sistemler; Batı karşısında yok olup gitmişlerdir. Buna karşılık serbest piyasa ekonomisi ve girişimciler sayesinde zenginliği yakalayan Batı dünyasından alınması gereken çok sayıda ders vardır.

Ekonomi ile ilgili yorumlar devam edecek. Gelişmeler oldukça sıcağı sıcağına eleştiri yapmak çok daha sıhhatlidir. Bunları tekrar ele alacağız. Fakat ekonomiden önce gelmesi gereken çok daha önemli önceliğimiz; sosyal ve kültürel alanlardaki yozlaşma ve yanlış uygulamalardır. Asıl bu konuda acil önlemler alınması gereklidir.

Bunlardan en önemlisi toplumun çekirdeği olan aile konusunda yaşadığımız yozlaşmalardır. Kadınları hiç gereği yok iken çalışma hayatına sokmaya çalışmak çok büyük yıkımlara yol açmıştır. Aileyi yok eden kanunlar çıkarılması ve İstanbul Sözleşmesi gibi Müslüman bir devlette skandal olacak icraatlar yapılmıştır. Dimyata bulgura giderken evdeki bulgurdan olmamızın en önemli sebepleri arasında işte bu  yanlış icraat ve kural tanımayan umursamaz zihniyet yatmaktadır.

Kendisi feminist olup kadınları dinimizin de yasakladığı bir şekilde kocalarına karşı isyana teşvik eden bakanların yaptığı icraatlar, sayılamayacak kadar çoktur. Bunların bir çoğunu ele alıp dile getirdim. Benden başka Sema Maraşlı hanımefendi detaylı bir şekilde yazıp toplantılar düzenleyerek söyledi.

Yetmedi ABD’li uzmanların konu hakkındaki kitaplarını tercüme ederek ne derece ciddi sonuçlar meydana geldiğini yazmaya çalıştım. Ne yazık ki hükümet kanadından bu konuda hiçbir olumlu karşılık gelmedi. Elbette zamanında önlem alınmayınca sonuçları da ağır olacaktır. Makyajı bozulduğu ve gerçek yüzü ortaya çıktığı halde İmamoğlu gibi bir siyasetçinin başarılı olmasının en önemli sebeplerinden birisi işte budur. Hükümet, haklı ve bilimsel verilerle ortaya çıkan eleştirileri göz ardı etmiş; gözlerini kapamıştır.

Elbette seçim değerlendirmesinde yüzlerce madde daha yazılabilir. Lakin bunların hepsini burada ele almak mümkün değildir. Fakat çok önemli gördüğüm bazı hususları sadece başlıkları ile dile getirmekte yarar vardır:

CHP’nin son seçimdeki başarısının altında yatan nedenlerden bir tanesi; Kılıçdaroğlu gibi sivri dilli, kavgacı ve kutuplaştırıcı siyasetçileri seçim meydanlarında çok fazla görülmemesidir. Hatta Akşener gibi “Millet İttifakı” liderleri dahi meydana çıkıp çok fazla konuşmadılar. Hatta teröre açıktan destek veren HDP dahi saman altından su sızdıran bir politika yürüterek ortaya saçılmadılar. Hiçbir seçimde görmediğimiz ölçüde “Atatürkçülük” söylemlerinden kaçındılar.

Buna mukabil Ak Parti diğer seçimlerden daha fazla bir oranda “Atatürkçülük” yaptı. Öyle ki her kötü işin 1938’den sonra başladığını söyleyecek kadar ileri gitti. Kısaca söylemek gerekirse 1925-1938 Yılları arasındaki tek partili yapıya toz kondurmadan seçim sloganları üretti. Evet 1938-1950 yılları arasındaki CHP’nin çok kötü icraatlarını söyledi lakin ondan önceki hataları görmemek körlükten başka bir şey değildir.

Belli ki profesyonel bir ekip devreye girmiş eski CHP politikalarını bir tarafa bırakarak halkın desteğini alacak söylemler geliştirmişti. Düşünün bir kere seçim vaatleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Sosyal Tesislerinde alkollü içki yasağının devam edeceği, hatta havuzlarda kadın erkek ayırımında bir sorun olmayacağı bile söylenmişti.

Sonuç olarak milletimiz Ak Partiye güzel bir ders vermiş oldu. İstanbul seçimlerinin özeti budur. Şimdi sırada ise CHP’nin milletimize vereceği bir dersler vardır. Seçim vaatlerinin nasıl ayaklar altına alındığı, din ve vicdan özgürlüğünün yok sayılarak insanlara zulümler yapılacağı, kayırmacılık ve hemşericilik ile belediye kadrolarının doldurulacağı, rüsvet ve iltimas ile kamu kaynaklarının nasıl peşkeş çekildiğini herkes görecek.

Ha! İnşallah yanılmış olurum. Lakin bundan 25 yıl önce CHP’li belediye başkanı Sözen zamanını yaşamış ve nasıl kötü yönetildiğimizi yaşamış bir insanım. Çöp dağlarından, susuzluğun pençesinden kurtulamamış leş gibi kokan Haliç kıyılarında yaşayanlar bunları ancak benim gibi bilebilirler. Gençler ve sonradan İstanbul’a yerleşmiş insanlar; bunları bilemez, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle