--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanoğlunun Terakkisinde İslamiyet’in Rolü

Vehbi Kara
Vehbi Kara
15

İnsanlık âlemi terakkide Müslümanlara çok şey borçludur. Vahşet ve bedeviyet, kölelik ve esaret devirlerinin çökmesi ancak İslâm’ın insanlığa kazandırdığı değerler ile mümkün olmuştur. Ecir dönemi adı verilen ve sonlarına geldiğimiz ücretlilik dönemine geçiş de İslâmiyet’in ahlaki ve sosyal değerlerinin anlaşılması ile ortaya çıkmıştır. Kısaca insanoğlunun terakkisinde İslamiyet’in çok önemli rolü bulunmaktadır.

Pozitif bilimler yani matematik, fizik ve kimya gibi ilimlerde ve sosyal bilimlerde öncülük yapan İslâm âlimleri, keşiflerin yapılmasına sebep olmuş, dünya zaman içerisinde orta çağın karanlıklarından kurtularak medenîleşmiştir. Lâkin Fransız devrimi ile birlikte burjuva sınıfının önderliğinde kapitalizm devri ortaya çıkmış, sosyalist ve komünist yönetimler iş başına geçerek dünyanın altını üstüne getirmiştir.

20. yüzyıl, büyük savaşların karmaşası ve hercümerci içinde insanlığa kan ve gözyaşı ile birlikte medeniyet fantezilerini de sunmuş, lâkin insanlar beklediği huzur ve sükûneti bir türlü elde edememiştir. Otomobiller, lüks konutlar ve harika cihazlar insanlığın aradığı saadeti bulması bir yana dertlerine dert katmış, maddî ve manevî huzurun bozulmasına sebep olmuştur.

Elbette beşerin saadetinin selb olmasının yani ortadan kalkmasının en önemli sebebi Allah’a olan inancın zayıflamasıdır. Dini “afyondur” diyerek ortadan kaldırmaya çalışan komünizm, bir dönem dünyayı yutmaya çalışmış, fakat kan ve zulümden başka bir şey vermediği görülünce terk edilmiştir. Diyalektik materyalizm yani komünizm çökmüş, lâkin materyalizm ayakta kalmayı başarmış, hâlen de gücünü bütün dünyada göstermeye devam etmektedir.

Müslümanlar, Batının dehşetli boyunduruğu altından kalkabilmek için ancak 21. yüzyıla girerken bir parça rahat yüzü görebiliriz demiş lakin buna fırsat vermemek için her türlü şer güç ittifak ederek engel olmaya çalışmıştır. Bu defa başlarında zalim diktatörler iş başına geçmiş ortalığı kana bulamışlardır.

Suriye ve Mısır halkının belalısı Esed ve Sisi, bunun en güncel örneğidir. Fakat bu yüzyılda teknoloji ve iletişim o kadar çok hızlı gelişmiştir ki, dünya adeta bir köy haline gelmiş, herkesin birbirinden haberdar olması kolaylaşmış yapılan zulüm ve haksızlıklar tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir.

Yasaklama ve sınırlamalar çare olamamış, diktatörlükle ve baskıcı rejimlerle işbaşında olan bütün rejimler çökmeye yüz tutmuştur. Önce “Turuncu Devrim” adı verilen eski Sovyet rejimlerindeki özgürlük hareketleri, daha sonra da “Arap Baharı” adı verilen zulüm imparatorluklarına karşı direniş baş göstermiştir.

Batılı ülkeler ve ABD, önce bu devrimlere karşı çıkmış, lâkin derin bir ekonomik kriz sebebi ile dünya üzerindeki kontrolünü kaybedeceği endişesi ile yavaş yavaş özgürlüklerin yanında yer almaya başlamışlardır. “Demokrasinin beşiği” adını verdikleri ülkelerine ve halklarına karşı çelişkili duruma düşmek istemeyen ABD ve müttefikleri bu sefer yıllarca destek verdikleri rejimlerin çökmesine göz yummuşlardır.

Tunus’ta başlayan hürriyetçi Arap uyanışı, Mısır’a, Yemen ve Libya’ya ulaşmış, kanlı diktatörler tek tek yıkılmıştır. Şimdi ise uyanış hareketi sınırlarımıza kadar ulaşmış, Suriye’de kanlı savaş ve çatışmalara sebep olmaya başlamıştır.

Kimyasal silah da dâhil olmak üzere her türlü savaş suçunu işleyen yönetimdeki Esad rejiminin çökmesi an meselesi iken Rus uçakları devreye girmiştir. Lakin Afganistan’dan daha büyük bir belaya kendileri girmiştir.

Zarara kendi rızası ile girenin lehinde bakılmaz. Kısa bir süre içinde Suriye’deki Nusayri azınlığa dayalı zalim rejim çökecektir. Bu çöküş ile birlikte Rusya, İran ve Lübnan’daki Şiilerin güçlerini kaybetmesine şahit olacağız. Nasıl ki Afganistan’dan sonra Sovyetler Birliği dağıldı, şimdi de Rusya Federasyonunun parçalanması söz konusudur.

Bediüzzaman’ın Tiflis’te Rus polisine verdiği cevapta geçen üçüncü karanlık dönem başlamak üzeredir. Cenâb-ı Allah’tan duamız bu sürecin en az hasarla atlatılması, Müslüman kanının akıtılmadan çözülmesidir.

Bu uyanış ve özgürlük hareketinin Suriye ile sona ereceğini düşünmek veya Mısır'da bittiğini düşünmek safdillik olacaktır. Zira insanların gözü açıldı ve uyandılar artık. Zulüm ile âbâd olunamayacağı herkes tarafından bilinen bir gerçek hâline geldi. Bölgemizdeki diktatörlükle yönetilen bütün Arap rejimleri, İran ve Türk Cumhuriyetleri, domino taşlarının birbirini devirerek yıkıldığı gibi yıkılacaktır. Bundan kaçış yoktur.

Aklını kullanan, zamanın ruhunu okuyan her yönetici bu gidişattan ders çıkarmalı, ülkesini ve milletini seviyor ise muhakkak sûrette özgürlük yolundaki engelleri kaldırmaya çalışmalıdır. Yok, eğer daha önce olduğu gibi baskı ve zorbalıkla ayakta kalırım diye düşünüyor ise, büyük bir yanılgı içinde olduğunu görmesi yakındır.
Evet, Bediüzzaman’ın “malikiyet ve serbestiyet” adını verdiği bir döneme giriyoruz. Bu dönemde hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Sadece ekonomide değil sosyal hayatta da sahip olmak (malikiyet) ve serbest olmak (özgürlük) en önemli dinamik olacaktır, vesselâm...

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

behlami

30 Ekim 2019 23:59

yzaılarınızı büyük bir gayretle ve kararlılıkla yazıyorsunuz. saygılar

Mustafa

30 Ekim 2019 22:16

 Rasulullah sav den daha fazla Bediuzzaman dan bahsediyor bir kesim. Bir çok kesim ayet okumuyor mana bilmiyor meal okumuyor. Şeyhininden inçileri ezbere biliyor. Kurandan hesaba cekileceğiz HAK KİTAPTAN TEK KİTAPTAN KURANDAN SORGULANACAĞIZ. 

Erkmen

30 Ekim 2019 18:49

Bir Vehbi Bey’in yazılarını okumayı seviyorum bir de Andersen’den masalları. Tebrik ediyorum. Tek rakibiniz 1001 gece masalları!

O.U.

30 Ekim 2019 17:51

Tebrikler kaleminize yüreğinize sağlık.islamiyetin rolü ve İslâm Allah'ın izniyle galip gelecektir çünkü zülm ile abad olunmaz islamda ve islamiyette ise zülm yoktur tabi bunu samimi bir şekilde İslam'ı ve İslamiyeti yaşayan ve uygulayanlar yani gerçek takva sahibi olanlar uygular.

Fira

30 Ekim 2019 17:10

Hocam merakla makaleleri zevkle okuyoruz. Başlık çok güzel. Bu başlığa biraz sadık kalarak makale içeriğini somut örneklerle derinlestirseydiniz çok iyi olurdu. İbn-i Sina lar, İbn-i Haldun lar, Farabiler Piri reis ler ve eserleri örnekden bir kaçı...daha inandırıcı ve daha doyurucu ve de bilgilendirici olurdu...bunun için biraz ders çalışmanız gerekir tabii...selam ve dua ile...

müslümanlar daha zekidirler

30 Ekim 2019 16:41

Newton intihalci bir sahtekardır. Sahtekarlığı yüzüne vurulunca bunalımlı bir döneme girmiştir. Kral ona sir ünvanı vererek onu teselli etmiştir. Onun rakibi Leibniz de öyle. Diferansiyel hesap anonimdir, bu herifler bu hesaplara bulaşmışlar fakat işin içerisinden çıkamamışlardır. Bütün ilimlerde müslümanın gerçek payı çok büyüktür; ama isimleri anılmaz.

Zeki ASLAN

30 Ekim 2019 14:54

"İnsanoğlunun Terakkisinde İslamiyet’in Rolü" vardır ama, günümüzde Allah’ın dini islam, Allah'ın Kur'ân'da verdiği ölçüde yaşanmıyor. Bu yüzden de geri kalmış durumdadır, halkı müslüman olan devletler. Şeytanın güdümündeki hristiyan ve yahudi devletlerin tasallutu altındadır. Kur'an'a göre islam, tâbiiyyetle yaşanabilir. Ceddimiz Osmanlı, padişahtan dağdaki çobana kadar toplumun büyük kesimi mutlaka bir veli-mürşide tâbiiyyetle yaşadıkları için, devirlerinde en üstün durumda idiler, terakki yönünden. Ne zaman ki, tâbiiyyet yavaş yavaş terkedildi, duraklama, gerileme ve yıkılış gerçekleşti. 

Vehbi Kara

30 Ekim 2019 14:53

Değerli okuyucularımın ikazları sayesinde yazılarımı geiştirmeye çalışıyorum. Yazılarımda gelecek ile ilgili öngörülerde "inşallah" ifadesini daha çok kullanmak gerektiği ifadesi çok doğrudur. Teşekkür ederim...

biz bu kafadayken sahtekarlıkları asla gün yüzüne çıkmaz

30 Ekim 2019 14:52

Gerçi milattan öncedir; ama Pisagör matematiği onu oraya gönderen Tales sayesinde Mısırlılardan öğrenmiştir. A kare artı B kare eşittir C kareyi; Mısırdaki Feridun âbi de, Nihat usta da biliyordu, ama ben buldum demeye tenezzül etmemişlerdi bile. Hz. Nuh as Gemiyi yapıp yüzdürüyor, bilmem kaç bin yıl sonra suyun kaldırma kuvveti olayını Arşiment' e isnad ediyorlar. Bu, batının salak olduğunu gösteriyor. Atom üzerine tek kelime edemeyen Anştayn, o günün bilim kurulunu hayret, şaşkınlık ve hayal kırıklığına uğratıyor. Peki diğer buluşları ne o zaman? Çalıştığı patent ofisine gelen makaleleri derleyip, bunlar benim görüşlerim diye yutturmaktan başka bir şey değil, ama salak batı üzerine atlıyor Anştaynın da.. Daha neler, neler!

FERİT

30 Ekim 2019 12:55

Hangi hayal aleminde yaşıyorsun Vehbi bey? Sanki kölelik islamiyetle birlikte kalktı da batıda çok sonra kalkmış gibi yazıyorsun. İslam toplumlarının demokrasiyle tanışması son 50-100 yıldadır, batıda ise 2500 yıldır var. Hala bile tek demokratik ülke Türkiyedir, o da nankörce hakaret ettiğiniz Atatürk sayesinde. İnsan haklarında hakeza karnemiz yerlerde sürünüyor. Bilim dersen 1000 yıldır hiç bir gelişme yok. Büyün buluşlar islam dışı ülkelerin. 

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle