--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsana Ancak Çalıştığının Karşılığı Vardır

Vehbi Kara
Vehbi Kara
6

Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile bir dönem kader arkadaşlığımız olmuştur. Aynı davada aynı saflarda ve birlikte mücadele ettik. Birçok hüzün ve acıyı birlikte yaşadık. Fakat ne yazık ki artık kendisine ulaşamıyor derdimizi anlatamıyoruz. İnşallah bu yazı sayesinde çok önemli gördüğüm iki hususta olumlu ilerlemeler kaydedebilir. Birinci konu askeri vesayet ile ilgilidir.

1990’lı yılların sonuna doğru Necmettin Erbakan Başbakan olduğunda darbeci generaller küplere binmişti. “Bu ülkeyi Başbakan değil biz idare ediyoruz” dercesine Türk Silahlı Kuvvetlerinde akla ziyan işler yapılmaya başlamışlardı. “Gözünün üstünde kaşın var” misali “eşinin üstünde başörtüsü var” denilerek binlerce askeri ordudan atmaya başlamışlardı.

Başbakan Erbakan darbecilerin zorbalıklarından bunalarak tarihe geçen “28 Şubat 1997” kararlarını imzalamak zorunda kalmıştı. Arkasından benim de içinde bulunduğum binlerce asker Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararı ile ordudan atılmaya başladı.

Daha önce de YAŞ kararları ile ordudan atılmalar vardı. Fakat ilk kez yüzlerce dosya Şura’nın önüne geliyor ve yargıya kapalı olduğu için darbeci generaller her türlü hukuksuzluğu acımasızca yapabiliyorlardı. Başörtüsü gibi tamamen özel hukuk çerçevesinde ele alınması gereken ve Anayasanın tanıdığı din ve vicdan özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken kurallar ayaklar altına alınmıştı. Görevinde çok başarılı subaylar da dâhil olmak üzere kimsenin gözünün yaşına bakılmadan büyük bir tasfiye operasyonu düzenlenmişti.

Başbakan Erbakan gelen tepkileri bertaraf etmek için “onlar ordudan ayırır biz belediyelerde işe alırız” diyerek benim de içinde bulunduğum 30 resen emekli askeri İstanbul Büyükşehir Belediyesinde göreve çağırmıştı.

Bu dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan çok büyük hizmetlere adım atıyordu. Ben de Müdür Yardımcısı olarak Belediyenin çeşitli kurumlarında hizmet ettim. Bu durum darbeci generalleri çileden çıkarmıştı. Öyle ki ordudan resen emekli edilen bizlerin “memur olamayacağını” iddia ederek; medyanın da yardımı ile linç kampanyası düzenlemişlerdi.

Bu düşmanca tutum karşılığında Türkiye sınırları içerisinde hiçbir belediye bizim gibi emekli edilen askerleri istihdam etme cesareti gösterememişti. Bir iki tane istisna var ise de onlarda direnemeyip memurluktan ayırmak zorunda kalmışlardı. Fakat Başkan Erdoğan, ısrarla bizim görevde kalmamızı istiyor bütün saldırıları göğüslemeye devam ediyordu.

Bu dönemde İstanbul tarihinin en güzel belediyecilik hizmetlerini gördü. Burada gösterilen halka hizmet tarzı sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan halkımızın güvenini kazanmıştı. Belki de buradaki başarılarından dolayı girdiği bütün seçimleri kazanarak tarihte ender devlet adamlarına nasip olan bir noktaya ulaştı.

Elbette darbeci generaller ve ABD’ye uşaklık eden Siyonist guruplar, sendika, işveren, medya çeteleri bu durumdan çok rahatsızdı. Sonunda amaçlarına da ulaşarak Erdoğan’ı Başkanlıktan indirmeyi başardılar. Askeri vesayet sisteminin kendilerine sağladığı imkânlar sayesinde Başkan Erdoğan’ı bir şiir okudu diye hapse atılmıştı.

Yerine gelen Ali Müfit Gürtuna isimli şahıs darbeci generallere boyun eğerek İstanbul Büyükşehir Belediyesinde benim gibi çalışan 30 civarındaki arkadaşımızın işine son verdi.

Erdoğan’ın başına gelen kendisi için aslında bir felaket değildi. Tam tersine; halkımızın Erdoğan’ı lider olarak tanıması için iyi bir fırsat olmuştu. Nitekim hapis cezasını çektikten sonra yeni kurulan Ak Parti’nin Genel Başkanı oldu. Bundan sonra da çok az kimseye nasip olan devletin en üst kademesinde yöneticilik yapmaya başladı. Halen de bu görevini başarı ile yürütmektedir.

Bizler için ise kader ağlarını bir başka şekilde örmüştü.  Her birimiz yurdumuzun hatta dünyanın bir tarafına dağılmış Allah’tan rızkımızı aramaya bakıyorduk. Zira hepimizin bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi ve yakınları vardı. Benim gibi denizci askerler gemilerde çalışıyordu. Diğer arkadaşlarım ise ya kendiişlerini kurmaya ya da ücretli olarak çeşitli özel sektör kuruluşlarında çalışmaya başlamışlardı.

Bu arada hukuk mücadelemize devam ediyorduk. Emekli edilen askerlerin memur olarak çalışabileceğine dair mahkeme kararını çıkarmayı başarmıştık. Fakat daha önemli olan Adaleti Savunanlar Derneğini (ASDER) kurarak darbeci generallerle mücadelemizde önemli bir adımı atmış olduk.

Rızkı veren Allah’tır. Bazılarının bol; bazılarının ise az yazılmıştır. Hayatın gerçeklerini anlayan insanlar için bu konu tamamen bir nasip meselesidir. İnsanlar kimsenin rızkına mani olamazlar. Fakat Allah bizden her ne şart olursa olsun çalışmamızı istemiştir. Leyselil insane illa ma’sa (insana ancak çalıştığının karşılığı vardır. Necm 39) ayeti bunu emreder.

Allah, hem bizi hem de Erdoğan’ı bu konudaki çalışmalarında muvaffak kıldı. Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçilerek tak başına ülkeyi yönetme imkânı buldu. Bizler ise Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak isteyen ve bankaları hortumlayarak yetimin malına göz koyan darbeci generalleri yargıya götürerek; müebbet hapis cezası almalarını sağladık. Hatta bu kararlar üst mahkeme tarafından onaylanarak kesinleşmiş oldu.

Kısaca söylemek gerekirse Allah emeğimizin karşılığını dünyada iken dahi almayı nasip etti. Şimdi işin kolay kısmı kalmıştı. Darbeci ve yüz milyarlarca dolarlık yolsuzluk yapan hortumcu generallerin cezalarının infaz edilmesi gerekiyordu. Ayrıca mağdur ettiği özellikle asker binlerce insana tazminatlarının verilme sorumluluğu vardı. Hatta bu konuda Kamu Denetçiliği Kurumu dahi hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisine gerekli düzenlemeler yapılması için gerekçeli yazılar göndermişti.

İşte bu noktada sebebini anlayamadığım bir şekilde hükümet tarafından bir ürkeklik ve acıma duygusu yaşanmaya başladı. Ne müebbet hapis cezası alan darbeciler hapse atılmış ne de mağdur edilen insanlara hakları geri verilmişti. Özellikle kararname yolu ile ordudan atılan asker arkadaşlarımıza zırnık dahi verilmemişti. Biz YAŞ mağdurları ise emekli haklarımızı almakla yetinmiş bir kuruş tazminat dahi alamamıştık.

İş Kanunu ile ilgili düzenlemeler ve infaz kanunu; yapılmasını devletin sorumlu olduğu görevleri yapması için yeterlidir. Yeni bir yargı reformu gerekli olsa da en azından bu konularda değişiklik şart değildir.

Zaten sosyal bilimler ve hukukta şu husus çok açıktır. Eğer bir devlet; suçluları hapse atıp cezalandıramıyor ve mağdur edilen vatandaşlarına haklarını veremiyorsa en önemli vasfını yitirmiş demektir.

Devletimizden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir lütuf ve dilencilere yapılacak sadaka yardımı beklemiyoruz. Anayasa ve kanunlarda hükümetin görev ve yetkileri çok açık ve bellidir. Herkes sorumluluğunu yerine getirip görevini yapsın. Bu bizim için yeterlidir, vesselam…

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

yorum-cok abartmissiniz.

3 Ocak 2021 21:45

devlette kadrolar gorevler oralarda bulunanlarin tapulu mali degildir. ordudan cikardilarsa emekliliginize kadar orduda hizmet etmediginiz gercegi var, baska yerlerde calistiniz ve gelir elde ettiniz. tekrar bu fakir devletten ve fakir milletten tazminat para beklemeniz anlasilir gibi degil. tazminat alirsaniz, disaridan belediyeden aldiginiz paralari iade etmeyi dusunur musunuz? ozel sirketlerde on yil orda calisirsin 5 yil burda calisirsin hayatina devam edersin. cok fazla abartmissiniz. yasadiginiz tecrube onemli ama dunyanin en onemli seyi degil.. belki devlette kalsaydiniz erken emekli olacaktiniz, kendiniz ayrilacaktiniz vb.. her onune gelen devletten bir seyler bekliyor. Amerikan ordusunda ordudan ayrilanlara bir sey de verilmiyor. o makamlar size de baskasina da miras degil.

Alp Arslan

30 Aralık 2020 12:20

Ülkesini yöneten T.C DevletiHükümetini Silah zoruyla deviren ve suçlu oldukları Ankara Ağır Ceza Mahkemesince kesin hükme bağlanmış, Müebbet Hapis cezası alarak rütbeleri sökülerek er olmuş ;kendilerini asker zanneden suçlular topluluğu BÇG'liler.BÇG'liler bizi Kararname ile ordudan atmış ve rütbelerimiz er olmuştu.Şimdi BÇG'illerde er.Ne mutlu bize.İntikam almak çok güzel bir duygu.Bu işin daha Ahiret kısmı var.Ordaki hesaplaşma çok dehşeti olacak.Bizden çaldıkları hayatlarımİz, 22 yılın hesabı,acılar vs.Aklıma gelmişken Suç topluluğu BÇG'illere tavsiyem.AYM'ye başvurun.O sizi kesmezse AİHM''ye başvurun.Hani bizi AsKeri Yüksek İdare Mahkemesine göndermiştinizya.Ülkemizi yönetenlere de önemli bilgilendirne:2071'i görmek istiyorsak BÇG'liler mutlaka ama mutlaka KODESE girmeli.Galibiyet ALLAH'ındir. ALLAH var gam yok.Vesselâm.

Mustafa

30 Aralık 2020 08:23

Kurtuluşu batıda arayanlar batıya yamamaya çalışanlar. Bu âyet kimi anlatıyor? Nisâ Sûresi 139 - Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir

Ebu Rana

30 Aralık 2020 07:58

Erdoğan darbeci generalleri hapse atmayarak büyük bir yanlışa imza atmıştır. Mağdur askerlere tazminatlarını vermemek ise ayrı bir hatadır. Devlet, devlet gibi olmalı sorumluluklarını yerine getirmelisir. Yoksa İstanbul da olduğu gibi siyasetçiler mağlup olurlar.

Mardinli

30 Aralık 2020 07:12

Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık.Vehbi hocam bu konuda bir kaç seferdir yazıyorsunuz.Ama maalesef cevab yok.Halbuki devlet yetkilileri halkı dinlemelidir.Hele sizin gibi yol gösterici olanlara daha fazla ihtiyacı vardır.Zaten yönetici ne kadar akıllı olsa dahi devlet tek başına idare edemez..Bunun için kendine müsteşar ve yardımcıya;muhtaçtır millet için devlet yararlı olan üretmek her türlü faydalı olan şeyler yapmak.Korkuyorum milletin sesi ona gitmiyor.Veya engelleniyor velhasıl Allah cc milleti devleti muhafaza etsin amin selam ve dua ile

Muammer yıldırım

30 Aralık 2020 06:38

Vehbi bey uğradığınız şeye Anadolu'da çok gadirlik olmuş derler geçmiş olsun.Ben sizden bir konuda insanların çoğunluğunun sıkıntısı olan asgari ücretle çalışıp çok düşük ücretle yaşayan garibanların yine çok düşük bir emekli aylığı bağlanmasını hakkaniyet ölçüsünde olmadığını bu gariplerin içinden kalem erbabı yoktur dertlerini anlatsın.Bu konuya vicdanen sahip çıkmak lazım değilmi.selam hüdaya tabi olanlara.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle