--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hazır Arkasını Dönmüşken Bas Tekmeyi

Vehbi Kara
Vehbi Kara
26

Boğaziçi Üniversitesi memurları ve öğretim üyeleri, Güney Kampüs'te bir araya gelerek rektörlük binasına arkalarını dönme eylemlerine devam ettiler. Devlet memurları kanununa aykırı olarak hareket eden bu grup ellerinde yeni seçilen rektör için düzenlenen “Melih Bulu istifa!” sloganları atarak Rektörlük binası önüne yürümekten de çekinmediler.

Cumhurbaşkanının mevcut yasalara göre diğer üniversitelere atadığı rektörler gibi yaptığı kurallara uygun işlemi protesto eden bu insanlar; açıkça “Gezi Olayları” gibi bir kışkırtma peşinde koşuyorlar. Bu anarşist devlet memurları, sanırım Boğaziçi Üniversitesinin hala Amerikan Robert Koleji olduğunu düşünüyor. Zira Rektör ve yöneticilerinin de daha önce defalarca olduğu gibi ya Amerikalı ya da Sabetay kökenli kişilerden olmasını istemekten çekinmiyorlar.

Bu ve benzeri durumlarda devletin yapması gereken işlemler bellidir. Kamu kurumlarında ve üniversitelerde yasadışı eylem yapan bütün memurlara kanunların öngördüğü cezalar verilmelidir. Eğer eylemlerinde ısrar ederler ise bunun sonu memurluktan ihraçtır.

Yeni Rektör Bulu'nun atanmasının ardından istifa eden Boğaziçi Üniversitesi eski rektör danışmanı Prof. Dr. Zafer Yenal gibi davranmak zorundadırlar. Çünkü ülkemizde onlarca özel ve vakıf üniversitesi vardır. Eğer kanunlara uygun olarak atanmış rektörü kabul etmiyorsan basarsın istifayı çekip gidersin.

Fakat Yenal üniversiteden istifa edip ayrıldığı halde özellikle aşırı sol gruplara mensup ve Boğaziçi Üniversitesi ile hiç alakası olmayan militanlarla birlikte hem üniversitelerimizi hem de ülkeyi karıştırmaya devam etmekten çekinmemektedir. Bu davranışı etik ve üniversite geleneklerine uygun değildir.

Nedense aynı gezi olaylarında olduğu gibi Ak Parti hükümeti bu tip kışkırtmalara çok şefkatli yaklaşıyor. Hiçbir devlet memuru ve öğretim görevlisine soruşturma açmıyor. Sadece olayları seyretmekle yetiniyor.

Bundan 24 yıl önce üniversitelerde ve kamu kurumlarında bir başka terör eylemi vardı. 28 Şubat 1997’nin soğuk ve karanlık döneminde sırf başörtüsü takıyor diye hem öğretim görevlilerini hem de öğrencileri okuldan atan bir devlet mekanizması vardı.

Faşist darbe özentisi içindeki generaller, Meclis Araştırma Komisyonlarının raporlarına göre başta bankaları hortumlamak olmak üzere sayısız hırsızlık işleri yaparak ülkemizi 450 milyar dolarlık büyük bir soyguna imza atmışlardı. İşbirlikçileri olan medya patronları, sendikalar ve bazı siyasi parti baronları ile birlikte bu haram parayı zimmetlerine geçirdiler.

Aksırıncaya tıksırıncaya kadar yedikten sonra FETÖ hakimlerinin aklamaları sayesinde bu büyük yolsuzluk kapatıldı. Bunun ceremesini ise halkımız vergi ödeyerek çekmiş oldu. Sadece Batı Çalışma Örgütü mensubu yirmi civarındaki darbeci ve yolsuzluk yapan generale müebbet hapis verildi. Bu cezalar ise anayasa ve kanunlara aykırı olarak infaz edilmedi. Bu nasıl adalet sistemi ise ben anlayamıyorum…

Bu dönemde Deniz Kuvvetlerinde görev yapıyordum. Eşimin başörtüsü nedeniyle beni ve binlerce asker arkadaşımı ordudan attılar. Kibarcasına söylemek gerekirse “res’en emekli ettiler”. Hâlbuki bizler kanunlara sıkı sıkıya bağlı ve görevlerini disiplin içinde yapan insanlardık.

İşin acı tarafı Ak Parti iktidara geldikten sonra bu iğrenç zulüm devam etti. 2002 ile 2010 yılları arasında 5 bine yakın asker ordudan ihraç edildi veya istifa ettirildi. Erdoğan bu katliama imza atarken çevresindekileri avutmak için “şerh koyduk” demekle yetindi. Fakat bu işlemin şerh koyulmadan atılan kişilerle hiçbir farkı olmamıştır. Bu acımasız süreç nihayetinde orduda eşi başörtülü asker kalmayıncaya kadar devam etti.

İşin acı tarafı, Ak Parti hükümetleri bu zulme ortak oldukları halde daha sonra “biz iktidara geldikten sonra başörtüsü nedeni ile ordudan atılan kalmadı” diyerek; resmen bizimle alay ettiler. Fakat askeri vesayet nedeni ile bütün bu fenalıkları “darbe yapacak bu faşistler” ve “ “hükümet mecbur kalıyor” diyerek içimize attık. Hükümete bir de bizim yüzümüzden suçlama gelmesin diye; sesimizi çıkarmadık.

Peki, ne yaptık? Kanunlara uygun olarak haklarımızı aramaya çalıştık. Sivil toplum örgütleri kurup bunlar vasıtası ile hükümete baskı yaptık. Sonunda 2010 yılında Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının yargı denetimine alınmasını sağlayan referandumun yapılmasını sağladık. Referandum belki de bizim sayemizde kabul edildi.

Fakat hükümet vermiş olduğu sözlerin aksine olarak sayısı 10 bini bulan (5 bin kişiyi Ak Parti döneminden önce ordudan emekli etmişlerdi) bu mağdur kitleye haklarını kanunlara aykırı olarak vermedi. Hiçbir tazminat ödemedi. Hâlbuki Ergenekon ve FETÖ yüzünden soruşturma geçirip orduya dönenlere her türlü tazminat ödenmiştir.

Hükümet, 28 Şubat ve 12 Eylül mağdurlarından sadece benim gibi şanslı sayılabilecek 1200 kişinin sigorta primlerini ödeyerek bir parça nefes almamızı sağladı. Hiçbir tazminat ödemedi. Hala “ordudan disiplinsiz diye atılmış” insanlar olarak yaftalanıyoruz. Daha kötüsü mağdur edilen özellikle kararname ile atılan binlerce asker arkadaşımıza “zırnık” dahi vermedi.

Anayasa ve kanunlarımız “tek taraflı haksız fesih” yolu ile mağdur edilen binlerce asker kişiye tazminat verilmesini öngörmektedir. Bu durum Kamu Denetçiliği Kurumunun hükümete ve Meclis’e gönderdiği yazılarda açıkça belirtilmiştir.

Bir zamanlar “iktidara tek başımıza gelirsek bu zulmü durduracağız” diyen siyasetçiler vardı. Bu insanların sözlerinde duracağını umut etmiştik. Tam 19 yıldan beri tek başına iktidar yapmıştık. Sivil Toplum örgütleri ve vatandaş olarak her türlü desteği verdiğimiz halde ne yazık ki karşılığını göremedik.

Ak Parti Hükümetleri biz mağdur askerlere acımasızca davranmaya hala devam ediyor. Sanırım iş ruz-i mahşere kaldı. Çünkü o kadar baskı yapmamıza ve dilimizde tüy bitmesine rağmen hala mağduriyetlerin giderilmesi için tek bir adım atılmış değildir.

Fakaaat, iş Boğaziçi Üniversitesinde görevli devlet memurlarına gelince başka bir şekil alıyor. Onlar cici çocuklar. Bu anarşist cici memurlar; resmen Üniversitenin Rektörüne arkalarını dönerek saygısızlık yapıyorlar. Yetmedi anarşistleri okulun içine alarak ülkemizi kaos ortamına sürüklemeye çalışıyorlar.

Madem arkalarını dönüyorlar o halde “sen bu tutumunla devlet memuru olamazsın” diyerek basacaksın tekmeyi… Gitsin özel üniversitelerde veya çok beğendikleri Batı ülkelerinde çalışsınlar.

Kanunları ve nizamları tanımıyorsan sonucuna da katlanacaksın. Bu nedenle bu anarşist memurlara acınıp üniversiteden atıldıkları zaman gözyaşı dökülmez. Bunlara ağlayan gözsüz kalır.

Yazımın sonunda şu hususu belirtmek istiyorum. Biz denizciler geminin baş tarafına “pruva”, sağ tarafına “sancak”, sol tarafına “iskele” ve arka tarafına “kıç” deriz. Bu sözleri kullanmayan denizciler ayıplanırlar. Fakat hayatın içinde bu deyimleri kullandığımız zaman özellikle arka tarafa “kıç” dediğimiz zaman “argo kullanıyor” suçlaması ile karşılaşırız.

İşte bu nedenle arkasını dönenler için  “kıç tarafını” dönenler kelimesini kullanmıyorum. Hâlbuki denizciler böyle söylerler, vesselam…

Yorumlar

(26)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Alp Arslan-yazının devamını.

11 Şubat 2021 15:07

Efendim bana iftira ile isnat edilen suçların Askeri Ceza Kanununda maddeleri var iken TSK 'nın sahibi olduğunu zanneden bu Suçlular topluluğu BCG'liler iftarı attıkları suçu isnat edemiyeceklerini bildikleri için beni ve benim gibi olanları mahkemeye vermeden ordudan KARARNAME ile atmışlardîr Boğaziçi eylemcileri gelince.TCK da yazılı olan suckarının karşılığını bulup verin mahkemeye.Mahkemenin verdiği karara saygılı olalım. Memuriyetten ilişki kesme karari çıkarsa hiç açımdan hep birlikte başarız tekmeyi. T.Cdevletine karşı gelmek neymiş görsünler. Bu arada BÇG'lilerin KODESE gireceği günü sabırsızlıkla bekliyor ve hukukun herkese adaletli bir şekilde uygulanmasını talep ediyorum.Tşk Vehbi Komutanım.ALLAH var gam yok .Vesselâm.

Alp Arslan

11 Şubat 2021 13:40

TSK'da Assubay Bşçvş rütbesi ile çalışırken ANKARA'dan gelen mesaj emirle disiplinsizlik ve yasa dışı irticai,yıkıcı .. ... .kelimeleri ile başlayan cümleyle oluşturulan iftira suçlaması ile kimliğimi vesilahım alınmak istendi. Sebebini sorunca KARARNAME ile ordudan atıldıgimi söylediler.KARARNAMEYİgösterin dedim.Binbaşı KARARNAME yok.Mesaj emir var.Emri Tebliğ edelim.Çek git dedi.Düşüne biliyor musunuz onlar için ne kadar basit.Benim içinse ne kadar zor ve aşağılayıcı. Sanki TSK babalarının şirketi. 

Nejat

10 Şubat 2021 22:53

Karakterini yansıtan , seviyeni belli ettiğin bir yazı

remzi

10 Şubat 2021 21:15

millet ayçiçek yağı alamazken uzaya çıkacakmışız, garibanın hakkı olan para demek ki , hastanelerden, yollardan, tünellerden vb birazda buralara saçılacak, tabii büyük sükse olacak . gariban, dar gelirli de kim oluyor ki, din düşmanları tarafından hakkı yenilenler , eziyet görenler, 2023 seçimini bekliyoruz özlemle, men dakka dukka ,

Molla Niyazi

10 Şubat 2021 19:20

Sayın Yeni Akit "Yazı işleri/basın sorumlusu"; Sayın Vehbi Bey'in son satırlarını çıkartsanız, (yazarın saygınlığı itibariyle de...) daha uygun olurdu. Saygılarımla.

emekl

10 Şubat 2021 18:37

abi sizi emekli etmisler maasinizi kesmemisler dunyanin her yerinde her kurumda birlikte calismak istemedigin insan ile yollarini ayirirsin gercek bu.. hakli olabilir haksiz olabilir. 10 sene sonra emekli olacagina 10 sene once emekli olmussun buyutecek olayin uzerinde yillar gectikten sonra halen devletten tazminat vb bekleyecek bir durum yok.

Hakan Ataklı

10 Şubat 2021 16:10

1993 te Sivas ssk hastanesinden namaz kıldığım için atıldım,şimdi fetö den atıldım ,ozaman chp,iktidardı,şimdi akp ben nerde hata yaptım.........

Resen li p kd üçvş ali yalçınkaya

10 Şubat 2021 15:51

Sayın vehbi abi sizin kaleminiz her daim biz hakkını alamayan ların yanında oldu. 6191den red alıp kdk dan da ilk göreve iade kararı olan biri olarak sizlerden gördüğüm desteği keşke bir zamanlar il temsilciliğide yapmış olduğum asder den de göre bilseydim. Ben ve benim gibi nicelerinin sesi olduğunuz için teşekkür ederim

Ziya

10 Şubat 2021 15:31

Hangi kafa bu.Nereden nereye .Dün zulüm gören sen bu gün,zâlim olmaya heveslenmişsin. Hiç değilse "zalimlwr için yaşasın cehennem" diyen insanın adını kalemine dolama.

okur

10 Şubat 2021 13:54

heykellerinin onunde esas durusta durdugumuz, resimlerinin asili devlet dairelerinde calistigimiz, anit mezarina aglaya aglaya gittigimiz atamiz var oldukca adam olamayiz.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle