--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hastalıkların Hikmeti Hakkında

Vehbi Kara
Vehbi Kara
12

Bu hafta sonu değerli amcam Faik Kara’nın vefatı haberi ile uyandım. Allah makamını cennet eylesin. Cenaze namazından sonra okunan Kuran tilavetleri ve duaları, ölüm gerçeği ile bir kere daha yüzleşmemi sağladı. Hayatın ve ölümün mahiyetini düşünmeye başladım. Bu vesile ile şimdilerde herkesin dilinden düşürmediği hatta paranoyak derecesinde illete tutulduğu Korona virüsü konusunda da bazı düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Çin’de başlayıp bütün dünyaya yayılan korona virüsü, çoğu insanda psikolojik bir travmaya dönüşmüş durumdadır. Bu korku ve dehşetin temel kaynağı ise; virüsün bazen ölüme vesile olmasıdır. Hâlbuki ölüm öyle zannedildiği gibi dehşetli ve korkunç değildir. Eğer ölümün hikmeti anlaşılırsa bunun bir yok oluş değil bilakis sonsuz bir hayata açılan bir pencere olduğu gerçeği idrak edilebilecektir.

Bu konuda hayale, hüzüne kapılmadan ölüm hakikatine gerçekçi bir bakış açısı ile bakmak gereklidir. Öncelikle şu husus bilinmeli ve iman edilmelidir ki; “Ecel birdir değişmez”. Bazen ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanların öldüğü ve o ağır hastaların şifa bulup yaşadığı görülmüştür. O halde hastalık kapıya geldiğinde veya bizzat vücudumuzda etki etmeye başladığında telaş edip titremeye gerek yoktur.

Diyelim ki olan oldu ve ölüm başa geldi. Azrail meleği, ruhumuzu muhafaza etmek üzere kabz eyledi. Yine, telaş etmeye gerek yoktur. Çünkü ölüm, öyle göründüğü gibi dehşetli değildir. Çünkü her konuda rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’in verdiği mesaja göre ölüm; Allah’a inananlar için ölüm hayat vazifesinden bir çeşit terhis edilmek, imtihan olan dünya meydanındaki talim, eğitim olan Allah’a ibadetin sona ermesidir. Namaz, oruç gibi vazifeler ölümle birlikte sona erecek nimet ve mükafat verilmeye başlayacaktır.

Diğer yandan ahirete göçmüş anne ve babamız gibi bütün sevdiklerimizle kavuşmak için bir vesiledir. Asli vatanımız olan ebedi saadet yeri olan Cennete bir davettir. Merhametlilerin en merhametlisi ve cömertlerin en cömerdi olan Allah’ın, kendi fazlından vereceği nimetlere kavuşmaktır. Madem ölümün gerçek manası imanlı insanlar için böyledir o halde bazen ölüme sebebiyet veren hastalıklara da bu şekilde bakmak gerekir.

Bazı dindar insanların ölümden korkması, ölümün dehşetinden değil; daha fazla hayır kazanacağım diye hayat vazifesinin sona erecek olmasından dolayıdır.

İşte imanlı olan insan için ölüm bir rahmet kapısı olduğu gibi maalesef Allah’a inanmayan ve Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesselama iman etmeyenler için de karanlıklı bir kuyu ve yok olmak gibi çok acı veren duygudan başka bir şey değildir.

İşte hastalıklara karşı şikâyet etmek yerine hastalığı ve ölümü yaratan Allah’a iman etmeli ve namaz ve oruç gibi ibadetlerimizle O’na el açmalıyız. Çünkü hastalık sayesinde insanın gözü açılır, hayatın gerçek yüzünü görmeye başlar. Ölümü hatırlar. O çok meftun olduğu makam, mevki ve para gibi geçici heveslere kapılmaz. Tam tersine eline verilmiş olan bu imkânları yerli yerinde ve Allah’ın rızasına uygun bir şekilde kullanmayı düşünür.

Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki; ecel vakti belli değildir. Allah, insanı korku ile ümit arasında bulunmak, dünyasını ve sonsuz bir ömür olan ahretini kurtarmak için ölümün vaktini gizlemiştir. Ölüm; her an insanın kapısını çalabilir. Allah korusun bir gaflet anında bizi yakalar ise sonsuz hayatımızın mahvına dahi yol açabilir. Hâlbuki hastalıklar sayesinde gafil olmaktan kurtulur ahireti düşünebilir ve ona göre hazırlığımızı yapabiliriz.

Son bir sözüm şudur ki; bu yazı sonunda hastalığın hikmetlerini tam olarak anlayamadım diye düşünebilirsiniz. Zaten böyle bir iddiam da yoktur. Fakat Bediüzzaman Said Nursi’nin “Hastalar Risalesi” kitabı, hastalığın hikmetini anlamaya yarayacak bir reçete gibidir. 25 adet ilacı olan bu eseri okuyarak hastalıkların anlamını idrak etmek mümkündür, vesselam…

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali Kemal Pekkendir

16 Mart 2020 15:04

Allah razı olsun Vehbi bey... ölümler hepimizi ahirete hazırlayan bir nasihatçı olsun..

Tata Tonga

16 Mart 2020 12:08

Hastalığın hikmeti tusinaminin hükmeti yanardağ patlamasının hikmeti böyle adamların gazete (?) köşelerinde yazı yazmasının hikmeti... hükmet (?) çok...

engineer

16 Mart 2020 11:31

Mana eri bu yolda melul olası değil Mana duyan gönüller, gergiz ölesi değil Ten fanidir, can ölmez, çün gitti geri gelmez Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil (Yunus Emre )

KASIM CEYLAN

16 Mart 2020 11:23

Vay Allah razı olsun Vehbi bey kardeşim kalemine ve yüreğine sağlık fi emanillah

Naim

16 Mart 2020 08:36

Ölümden kafirler, münafıklar ve fasıklar korksunlar. Biz ne virüsten ne de ölümden korkarız. Sadece Allah'tan korkuyoruz. Kafir ve melunlar tabii ki korkacaklar. Çünkü gidecekler yer ebedi cehennemdir. Dünyada onlara her türlü nimet peşinen verildi, rızıklarını dünyadayken tüketecekler. Melun ve zındıklar hiç şüphesiz cehenneme gark olunacaklardır, kabir azabı da milyonlarca yıl. İster dayansın, ister dayanmasın.Dünyada onlara her türlü nimet ve yeterli mühlet verildi. Hepsi kalben cehennemi tercih etti. Kafire hiç acıyamam, Cehennem onlara şimdiden hayırlı ve ebedi olsun!

İbrahim A.

16 Mart 2020 07:45

Müslüman'ın bedeni ölür, lakin ruhu dirilir. Gerçek dirilme ruhun dirilişidir. Geçenlerde gece karanlığında uyanık iken sanki sessiz bir uçakla gidercesine beş on saniyede manevi alemde dünya hayatımda otuz yıldır görmediğim köyümün mezarlığına götürüldüm.Manevi alemde mezarlıkta dolaşırken, ben çocukken vefat etmiş bazı insanların kabirlerini de ziyaret ettim. Dünyada hatırladığım kadarıyla namaz kılarak ömür tüketmiş insanların kabirleriden güneş gibi parlak ve çok güzel bir nur yıldızlara kadar uzanıyordu, gözüm kamaşmış bakamıyordum. Namaz kılmayarak ömürlerini tüketenlere veya ayda yılda bir kere namaz kılanların mezarlarında ise sadece beş altı kıvılcım kadar nur vardı. Olay devam ederken dünyada iken çok Kuran okuyup, tespih çeken vefat etmiş birine rastladım, bedeni veya ruhu dolunay gibiydi. Olay manevi alemde olmasına rağmen o çok nurlu kimseyi diri sandım. Dedim ki :"Sen ölmedin mi?" Allah'a kulluk yapana ölüm yok, rahatım çok iyi, rızıklarımız da hepsi nurdan, ruhumuza günlük bolca ikram olunuyor, benim için üzülme! "dedi.

Mustafa

16 Mart 2020 07:39

8/2- Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler. Enfâl Sûresi / 2.Ayet (Gerçek anlamda) inananlar, ancak o kimselerdir ki Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri titrer, O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman, (bu) onların iman (nur)larını artırır (kuvvetlendirir). İmanın artması muhteva ve tafsil bakımından olurken, imanın kuvvetlenmesi takvâda ve ibadetleri ihlasla yerine getirmekte tezahür eder. Çünkü sâlih amelle/Allah’a itaatle iman artar, günahlarla zayıflar. Ve (her işlerinde) ancak Rablerine güvenirler.2

Mustafa

16 Mart 2020 07:37

Tevbe (Berâe) Sûresi / 124 Bir sûre indirildiği zaman, o (münafık ola)nlardan bazısı: “Bu hanginizin imanını artırdı?” der. (Oysa, her inen sûre) iman edenlerin imanını artırmış (kuvvetlendirmiştir) ve onlar (her inen vahiyle sevinip) müjdeleşirler.2 Tevbe (Berâe) Sûresi / 125. Kalplerinde (şüphe, küfür, şirk ve münâfıklık gibi) bir hastalık bulunan kimselere gelince, (o sûreler) onların murdarlıkları üzerine murdarlığı (küfürleri üzerine küfrü) artırmış ve onlar kâfir olarak ölmüşlerdir.3

Mustafa

16 Mart 2020 07:35

Tevbe (Berâe) Sûresi / 127.Ayet (Münâfıkların ayıplarını bildiren) bir sûre indirildiği zaman: “(Mü’minlerden) birisi sizi görüyor mu?” diye birbirlerine bakarlar, sonra (gören yoksa) sıvışıp giderler. Onlar (hakikati) anlamayan bir güruh olmaları sebebiyle, Allah onların kalplerini (imandan) döndürmüştür.

Mustafa

16 Mart 2020 07:34

Tevbe (Berâe) Sûresi / 126. Onlar her yıl bir veya iki defa belaya uğratıl(ıp imtihana çekil)diklerini görmüyorlar mı? Böyle iken yine de (nifaklarından) tevbe etmiyorlar ve (bundan) ibret de almıyorlar.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle