• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI
29 Mayıs 2020

Feto’nun Derin İlişkiler Süreci

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen geçmişi karanlık bir kişidir. Ailesi ile ilgili bir çok belge karartılmış ve silinmiştir. Fakat elimizdeki bilgi ve belgelerden hareket ederek bu terör örgütünün elebaşının tarihsel izini sürebiliriz.

Feto, sanıldığını aksine Erzurumlu değildir. Van gölü kıyısından Ahlat civarından geldiği bilinmektedir. Ailesinin Erzurum’a göç etmesinin kaydı olarak “namus meselesi” şeklinde yazılar mevcuttur.

Gülen’in göze batacak şekilde piyasaya çıkması 1963 yılına kadar uzanır. İşte İslam düşmanı bu dehşetli zındığın derin ilişkiler ağı şu şekilde örülmüş ve günümüze kadar gelmiştir.

1952 Yılında Türkiye'de NATO'ya bağlı gladyo örgütü kurulmuştur. Bu maksatla bazı askerler ABD'ye gider. Bu tarihte Gülen 14yaşındadır.

1963’de Komünizmle Mücadele Derneği kurulur. Yerel halkın Sovyetler Birliğine ve komünizme karşı tutumundan faydalanan ve Gladyo örgütü tarafından beslenen Feto, Komünizmle Mücadele Derneği’nin Erzurum Şubesini kuruluşunda yer alır.

Kurnazlığı ile ön plana çıkan Feto, 1964 Yılında o tarihlerde pek tanınmayan fakat sonrasında çok meşhur olacak CIA ajanı Graham Fuller ile tanışır. Erzurumda ciddi bir faaliyet gösteremeyeceğini anlayınca 1966 yılında İzmir'e gider ve burada ilk ciddi faaliyetlerine başlar.

1971’de Türkiye'nin en önemli işadamları ile tanıştırılır ve faaliyetlerine kaynak aktarılması için bunlardan para aktarılır.

12 Eylül 1980’de çok ilginç olaylar meydana gelir. Feto’nun gizli gladyo örgütü ile ilişkisi işte bu zamanda ortaya çıkar. İzmir Sıkıyönetim Komutanı hatta Deniz Kuvvetleri Komutanının ısrarına rağmen Feto’nun tutuklanması engellenir.

Bu dönemde İstanbul’da bir demir tüccarı bir işadamının evinde saklanır. Yeri bilindiği halde tutuklanmaz zira ortaya çıkmaması konusunda kesin talimat almıştır. Ne ilginçtir ki kanunun suç olarak görmediği sivil toplum örgütü faaliyetlerine katılan insanlar ağır işkence görürken Feto; bal ve börekle beslenmiş gelecek için hazırlanmıştır.

1984’de Feto, üçüncü aşama hamlelerine geçerek siyasette aktif olarak çalışmaya başlar. Ne var ki bu dönemde vaaz kürsülerinde yaptığı konuşmalarda siyasetten nefret ettiğini söyleyecek kadar ikiyüzlü bir tutum içine girmiştir.

Nitekim 1987 seçimlerinde yakından ilgilenerek örümcek ağını daha da genişletmeye başlar. O tarihlerde darbeciler tarafından iktidardan uzaklaştırılan Süleyman Demirel DYP'nin başına geçmiştir ve Gülen tarafından desteklenmektedir. Diğer taraftan darbeciler tarafından hapse tıkılan siyasetçiler Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş ile de iyi ilişkiler kurulur.

Ne ilginçtir ki darbecilerin hışmına uğramış bir başka siyasetçi olan Necmettin Erbakan'la ilişkileri soğuktur. Siyasete bulaşmadığını söylerken Erbakan’ın aleyhinde konuşmalar yapmaktan çekinmez.

1991 Yılında Demirel Başbakanlığında DYP-SHP hükümeti kurulmuştur. Hükümeti desteklerken karşılığında FETÖ örgütüne çok destek verilmiştir.

1993’de Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlenerek şehit edilmesi sonrasında Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasıyla, gücünü iyice pekiştirmiştir. Başbakan Tansu Çiller'e yakın ilgi ve destek verirken siyasetle ilgili daha önce söylemiş olduğu sözleri tamamen inkar edecek kadar bukalemun rolünü oynamaya başlar. Bulunduğu ortama çok iyi uyum sağlayarak hedeflerini kolayca avlamaya vbaşlar.

1995 Yılında en keskin dönüşlerini gerçekleştirir. Başörtüsü teferruattır (fürüattır) diyerek kendisine bağlanan herkese başörtüsünü çıkarması için emir vermeye başlar. Bu dönemde Gülen’in nasıl azılı bir İslam düşmanı olduğunu görerek mahiyetini anlayan bir çok insan FETÖ örgütünden uzaklaşır.

Erbakan’ın Başbakan olduğu dönemde silahlı kuvvetlerde eşi başörtülü olan askerlere karşı bir sürek avı başlar. Gladyo’dan gelen talimata göre eşi başörtülü olan bütün askerler ordudan atılacaktır. Çünkü hazırlıkları devam eden darbe yapılanmasında bu askerlerin engel olacağından endişe edilmektedir. Gülen’e göre de yılanın başı küçükken ezilmeli ve orduda dindar olan bütün askerler atılmalıdır.

Nitekim eşinin başını açmayan bazı Fetocular dahi ordudan atılırlar. Çünkü bunlar emir dinlememişlerdir. Zaten darbeci zihniyete sahip olan dine düşman bazı generaller de bu işten büyük keyif alırlar. Orduda terfi için en önemli kıstas “ne kadar eşi başörtülü asker attığı” sayılmaktadır.

28 Şubat 1997 döneminde benimde içinde bulunduğum 10 bin civarında asker ordudan resen emekli edilerek ayrılmak sorunda kalmıştır. Yetmedi işi üniversite öğrencilerine kadar uzatmış ve başörtülü kızlar okuldan atılmışlardır. Hızını alamayan darbeciler öğretmenlere de bulaşmış başörtülü oldukları gerekçesi ile binlerce öğretmenin işine son vermişlerdir.

Bu dönemde Feto’nun darbecilere karşı tavrı çok belirgin olup darbeci askerleri desteklemeye devam etmiştir. Buna mukabil Erbakan hükümetine iktidarı bırakmasını söyleyecek kadar ileri gidebilmiştir.

Nitekim 1997 yılında Darbeci Çevik Bir'le yakın adamlarından Alaattin Kaya görüşmesi yapılmış Erbakan'a açıkça karşı çıkılmıştır. 1999’da Başbakan Bülent Ecevit-Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın yardımıyla Feto, Amerika'ya gider. Kendisine kamu görevlilerine mahsus yeşil pasaport verilmiştir. Pasaportta anne ismi olarak Yahudi adı olarak “Rabin” yazılmıştır. Çok ilginç olarak aynı yıl PKK lideri Abdullah Öcalan(Apo) CIA tarafından paketlenerek Türkiye'ye teslim edilir. Böylece ABD'nin Türkiye’yi bölüp parçalama projesi yeni bir safhaya geçmiştir. Graham Fuller'in yeni Ortadoğu ve ılımlı İslam projesine uygun olarak yeni başkan Bush ve diğer etkili lobi olan Neo-Conlar FETÖ üzerinde etkili olmuşlardır.

2001 Yılında Türkiye'ye ekonomik darbe vurulmuş IMF valisi Kemal Derviş ülkemize getirilmişti. Fakat 2002 Seçimlerinde beklenmeyen sonuç. Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti'nin zaferi, Feto’yu derinden sarsmıştı. Bununla birlikte hükümetin altını oydukları halde zahirde iyi ilişkiler göstermekten çekinmediler.

Feto, 2003-2008 arasında Amerika'nın gizli operasyonlarını yürütmüş birçok kişinin suikasta uğrayarak öldürülmesinde rol oynamıştır. Bu durum sadece 15 Temmuz 2016 darbesi ile değil derin ilişkiler nedeni ile gerçekten de terör örgütü olduğunu bihakkın ispat etmiştir.

2008’de Ergenekon yargılamaları esnasındaki rezaletler sayesinde dava murdar edilmiş darbeci generaller tamamen aklanarak işledikleri suçlardan kurtulmuşlardır. Şimdilerde orduevlerinde rakılarını içerken FETÖ mensubu yargıçların kendilerine yaptığı iyilikleri unutmamaktadırlar.

FETÖ yargıçları ve CHP tarafından bu yıllarda AK Parti'nin kapatılma davası gündeme sokuldu. Kılpayı ile de olsa Anayasa Mahkemesi kararı ile Ak parti kapatılmaktan kurtuldu.

2009 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e “one mınute” çıkışı sonrasında Yahudi Lobisi ve ABD son ve güçlü darbeyi vurmaya karar verir. Bu maksatla Feto’yu yeni bir usulle sahneye çıkarırlar.

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın tutuklanması sürecini Erdoğan ameliyat masasını terk etmek pahasına önler. Yargı, emniyet güçlerinin açık saldırıları ve “Gezi parkı eylemleri”15 Temmuz 2016 darbesi için bir hazırlık olmuştur. Sonunda darbeciler tanklar ile hücum etmesine rağmen halkımızın direnişi ile karşılaşmış FETÖ örgütüne ve darbeci askerlere unutamayacakları bir ders vermiştir.

Elbette belirli bir kronoloji ile ifade etmeye çalıştığım Feto’nun mahiyeti bu kadarla sınırlı değildir. Hiç kimsenin haberi olmamış nice fenalıklar bu örgüt aracılığı ile işleme sokulmuş nice ocak yanmış yakılmıştır. Feto’nun fenalıklarını tamamıyla çözmek için ancak ruz-i mahşerde mümkündür. Fakat araştırmacılar Feto’yu bütün yönleri ile ele alarak foyasını çıkarmak için çaba sarf etmelidirler. Bu iş bir iki tane yazarın çalışması ile ortaya konulamayacak derecede ciddi bir sorundur, vesselam…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Karadayı Fetö

1995 yılında Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Gülen örgütünün üst düzey yöneticilerini Genelkurmay Başkanlığı’nda ağırlayarak plaket vermiş ve Gülen Örgütü’nden övgülerle söz etmişti. Bu kabule ilişkin görüntüler basında yer almıştı. 28 Şubat soruşturması ve kovuşturma aşamasında dönemin üst düzey bürokrasisi hakkında tutuklama kararları çıkarıldı. Bir çoğu uzun süreler cezaevlerinde kaldı. Ancak, bizzat 2.Başkan Çevik Bir’in ifadelerine de yansıyan ve 28 Şubat sürecini başlatan kişi olduğu belirtilen Karadayı, paralel yapının yargıdaki uzantıları sayesinde, bu süreçte dışarıda kaldı.
  • Yanıtla

Erdoğan fetö ye kılıcını çekmeseydi bugün

Türkiye de yaşayan herkes fetö esareti altında “bağımsız” yaşayacaktı.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı