• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI
02 Ekim 2020

Faiz ve Enflasyon Nedir Ne Değildir?

“Asıl Hüner Faizi Yok Etmektir” başlıklı yazı ile ilgili çok sayıda yorum ve soru alıyorum. Demek ki konu hakkında kamuoyunda yeteri kadar açıklama yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı ise tam bir suskunluk içindedir. Faiz konusunda açıklama yapıp yanlış bilgileri düzeltme yapması gereklidir.

Faiz; paradan para kazanmak olup insanların girişim yapmasını, üretmesini engelleyen tam bir iğrenç para oyunudur. “Sen çalış ben yiyeyim” kuralının apaçık bir görüntüsüdür. İnsanlık suçudur. Zenginin daha çok zengin olmasını fakirin daha çok fakir düşmesini sağlar.

Faiz oranlarının az veya çok olması işleyiş bakımından sonucu değiştirmez. Zaten Siyonist ve haramzadelerin asıl maksadı “enflasyon kadar faiz caizdir” zehrini yutturmaktır. Bunu yuttuğunuz andan itibaren ekonomik yapınız bozulmaya ve zehirlenmeye başlar. Sonuçta düştüğümüz durum meydana gelir.

Dindar görünen bazı kişilerin kendilerini fıkıh alimi yerine koyup “enflasyon kadar faiz caizdir” demeleri ise düşündürücüdür. Zira apaçık İslam emrine karşı gelmektedirler. Kendileri faiz yese dahi bunu başkasına dayatması çok çirkindir. “Hırsız, herkesin hırsız olmasını ister” boşuna denilmemiştir. Vicdanlarını rahatlatmak istiyorlar ise çok ahmakça bir işe kalkıştıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

Eğer bu kişiler kamu görevlisi ise ayrıca suç işlemektedir. Çünkü dini konularda açıklama yapma yetkisi Diyanete aittir. Maliye memurunun veya bir başka kamu görevlisinin din adına ahkâm kesmesi kabul edilemez bir durumdur. Hani şu laiklik var ya! İşte din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılması tam da budur…

Şimdi yenilen herzeleri bir tarafa bırakıp faiz konusunda asgari bilinmesi gereken konuları dile getirmeye çalışalım. Bilmemek ayıp değildir. Lakin öğrenmemek ayıptır. Sonra çıkıp “kimse bunları söylemedi” demeyin…

İslam dininde faiz, riba; kesinlikle yasaklanmış olup bunun yerine “karzı hasen” adı verilen “borç verme” teşvik edilmiştir. Uhuvvet, yardımlaşma, dayanışma İslam dininin önem verdiği güzel hasletlerden bir tanesidir. Fakat İslam’ın bu güzel yönleri zaman içinde unutturularak tam bir materyalist anlayış ikame edilmeye çalışılmıştır. Halen de bu çirkin işleyiş devam etmektedir.

Paradan para kazanmak haksız kazanç olarak görülmüş ve yasaklanmıştır. Parası olanlar bunu girişime yöneltmeli ve helal kazanç yolunda sarf etmeleri gerekir. Bu sayede toplum zenginleşir ve güçlenir.

Asrı saadet döneminde yani Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam zamanında İslam en güzel şekliyle uygulanmış kısa zamanda tüm dünyaya yayılmıştır. İslam’ın yayılması sanıldığının aksine kılıç zoruyla değildir. Bu yıllarda yapılan savaşlar daima savunma ve hayatta kalma adına yapılmıştır. Doğu Roma ve Pers İmparatorlukları İslam’ı ortadan kaldırmak için ant içmişti. Dünyanın en büyük orduları ile saldırdılar fakat Halid bin Velid başta olmak üzere İslam’ın bahadır evlatlarının kılıçları altında cehenneme gönderildiler.

“Dinde zorlama yoktur” ayeti gereğince kimsenin dinini değiştirmesi için baskı yapılamaz. İşte bu güzel ahlak ve hukuk sistemi sayesinde İslam ülkeleri dünyanın en gelişmiş ve zengin bölgeleri olmuştur. Kısa zamanda Bağdat, bütün dünyanın hayalini süslediği zenginliğin ve güzelliğin sembolü haline gelmiştir.

Fakat Dört Halife devrinden sonra saltanatın da tesiri ile İslami hükümler adım adım çiğnenmeye başlamıştır. Güzel ahlak yerine kibir ve haramzadelik almış başını yürümüştür. Nihayetinde en güzel hasletlerimiz bizde değerli görülmeyince Batı toplumlarının eline geçmiştir. Batının ne kadar çirkin ve hayasız adeti var ise almış yüzümüze gözümüze sürmüşüz. İşte geldiğimiz son nokta bunun en güzel delilidir.

Faiz konusu da böyledir. 1492’de Yahudilerin İspanya’dan sürülmesi ile birlikte Osmanlı Devletine sığınan bu kimseler içten içe güzel hasletlerimizi elimizden almışlardır. Öyle ki bazı Yahudi zenginleri Sultan 2. Selim zamanında Sakız Adası Dükası olmuş tefecilikle sürdürdüğü hayatlarını Osmanlı içinde de sürdürmüştür. Buna saltanat akrabalıkları da fırsat vermiş koca cihan devleti çökmeye başlamıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren toplumun yapısına uyup uymaması hiç dikkate alınmadan Batının her türlü sistemi aynen tatbik edilmeye başlanmıştır. Kanunlar tercüme edilerek bin yıllık İslam medeniyetimiz neredeyse tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Günümüzde yaşadığımız sorunların temelinde bu acı gerçekler yatmaktadır.

Faiz konusunda da benzer sorunları yaşıyoruz. Fakat şu aldatmacadan da vazgeçmek zorundayız. Zira faiz alıp verme konusunda kimse bizi zorlamamaktadır. Kimse faiz ödemek veya almak zorunda değildir. Nitekim ülkemizde milyonlarca Müslüman tek kuruş faiz alıp vermeden yaşamlarını sürdürmektedir.

Bu gerçeğe rağmen Siyonistlerin başını çektiği tefeci zihniyet “enflasyon” konusunu bahane ederek apaçık haram kılınan faize kılıf geçirmeye çalışmaktadır. Hâlbuki enflasyon konusu başka bir tartışma alanı olup geçmiş zamanla ilgilidir. Faiz ise bir taahhüttür. Kısaca birisi geçmiş zamanı diğeri gelecek zamanı ilgilendirir. Aynı manada ele almak bizi hatalı bir değerlendirmeye götürecektir. İşin doğrusunu söylemek gerekirse “enflasyon aynı faiz gibidir” demek bir demagoji ve cerbezeden başka bir şey değildir.

Enflasyonun yüzde 1-2 civarında olması kötü değildir. Durgunluğa düşmemek için yani stagflasyon durumu daha kötü olduğundan korkulacak bir şey değildir. Fakat yüzde 1-2 enflasyon oranında dahi faiz caiz olamaz ve bunu iddia etmek kişiyi vebal altında bırakır.

Faiz, riba, interest, paranın maliyeti, finansman maliyeti; ifadelerini aynı manada anlayıp değerlendirmek gerekir. Çünkü Kuran’da ve İslam alimlerinin yorumlarında haram olması konusunda itiraz veya farklı bir düşünce yoktur. Faiz yerine “borç verme = karzı hasen” caiz görülüp teşvik edilmiştir. Elbette maddeye tapanlar, gücün maddeden geldiğine inananlar bunu kabul etmezler. Onlara göre faizsiz borç vermek; akılsızca bir iştir.

Materyalistler şunu bilseler ki “rızkı veren sadece Allah’tır”. Zenginlik veya fakirlik insanın iradesinden ziyade Allah’ın dilemesi ile olur. Zekâtı veren haramdan kaçınan israftan korkan her Müslüman kimseye minnet etmeden yaşar. Faize harama bulaşmasına gerek yoktur. Bu şekilde yaşayan milyonlarca Müslüman’ı bu faizci haramzadelerin gözüne sokuyorum. Karşıma örnek ver diye çıkmasınlar. Gitsinler mason cemaatleri yerine bir cami cemaatine karışsınlar. Faiz konusunda bir itirazları olursa her zaman karşıma çıkabilirler…

İslam alimleri faiz alıp verme konusunda “eğer yapıldı ise af dilenmesi” konusunda müttefiktir. Fakat “enflasyon var, bu zamanda faiz haram olur mu” konusunda hiç tereddüt yoktur. Zaten asıl tehlike budur. İnsanları bu sayede uçuruma atmaktadırlar. Aklı başında herkes buna karşı çıkmalıdır. İslam âlimlerinin tamamı faizin haram kılınmasında net bir tutum içindedir. Kafa karışıklığı yoktur. Kafası karışanlar Siyonistlerin tezgâhından geçen zavallı uyutulmuş kimselerdir.

Ülkemizde rahmetli Özal’dan itibaren uygulanan faizsiz bankacılık başarı ile günümüze kadar gelmiştir. Finans kurumları, faiz alıp verme konusunda bağımsız değildir. Kanunan faiz alıp vermeleri suç sayılmıştır. Eğer faiz alıp veriyorlar ise kanun önünde suçlu duruma düşer ve ceza alırlar. Ne yazık ki; “sukuk fonları” tam bir faiz uygulaması olup devlet teşviki ile finans kurumları faize zorlanmaktadır. Devlet açısından çok çirkin hatta iğrenç bir durumdur. Maalesef buna itiraz edecek siyasetçi neredeyse yoktur.

Sukuk yani kiralama fonları haricinde finans kurumları çok güzel bir bankacılık örneği vermektedirler. Bankaların yaptığı işlemleri faize sokmadan gerçekleştirme başarısını göstermişlerdir. Devlet de bunu yapabilir, yapmalıdır, yapmak zorundadır.

Zaten devletin kar etmesi diye bir şey söz konusu değildir. Devlet hizmet eder. Gerekirse zararına alışveriş yapar. Özellikle gelir durumu düşük olanlara yardımcı olması anayasal bir gerekliliktir.

İşte tam bu konuda faizle geçinen tefecilerin panik halinde sağa sola saldırdıkları nokta buradadır. Çünkü insanları güçlü sermaye ve para sayesinde sömürmektedirler. Faizsiz bankacılık ise önlerini tıkayacaktır. Ne yapıp edip bütün dinlerde hatta Yahudilikte dahi haram sayılan faizi korumak için akla ziyan açıklamalar yapmaktadırlar. Bazı zavallı kişiler ise faizi meşru göstermeye çalışmakta İslam’ın apaçık emrine kafa tutmaktadırlar.

Ülkemizde birçok konuda başarılara imza atan Erdoğan, ne yazık ki bu konuda çevresinde İslami hassasiyetlere dikkat eden bürokrat olmadığı için hataya zorlanmaktadır. Maalesef son gelişmeler faizle ilgili açıklamalar kafa karışıklığının gözler önüne serilmesinden başka bir şey değildir.

Hâlbuki devletin faiz almak veya vermek gibi bir mecburiyeti yoktur. Zaten tefecilerin ve bankaların en büyük müşterisi devlet olup “devletin malı deniz yemeyen keriz” diyerek hükümeti kullanarak 81 milyon vatandaşı sömürmektedir.

Bununla birlikte mevcut iktidarın alternatifi olmadığından “ehvenü şer” olarak desteklemek durumunda olduğumuzu düşünüyorum, vesselam…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ömer

Faizi ve enflasyonu körükleyen hatta üzerine benzin döken yine devlet maalesef . Aşırı borçlanma ve söylemezsem olmaz israf . Netice malum
  • Yanıtla

Mesut Sarp

Faiz islamda yasaktır. Islam parayla para kazanmayı yasaklar. Türkiye'de halen gecerli olan bir yasal faiz vardır. Devlet alacağını tahsil ederken yasal faizi ekleyerek alır. Faizi engellemenin en önemli yolu enflasyonu durdurmaktan ve karşılıksız para basmaktan gecer!
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23