--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Evimin Hazinesi Risale-i Nur Kütüphanesi

Vehbi Kara
Vehbi Kara
11

Bu zamanın en büyük hastalığı olan imansızlığa karşı en güzel yol ve yöntemlerin gösterildiği Risale-i Nur Külliyatı harika bir Kuran tefsiridir.

Bu eserleri tanımadan önce müellifi yani yazarı Bediüzzaman Said Nursi, kimdir kısaca tanımaya çalışalım.

Bediüzzaman; zeki, hafızası güçlü, açık zihinli ve enerjik yapılı bir genç olarak eğitimine medresede başladı. Kısa bir zaman içinde medresenin temel bilgilerini aldı. Bitlis Valisi’nin kütüphanesine kapanarak yüzden fazla temel eseri ezberlemeye çalışmıştır.

Daha sonra davet üzerine yerleştiği Van Valisi konağında modern fenlerle ilgili bulabildiği ne kadar kitap varsa hepsini inceledi; ve o günün hocaları ve ilim adamları ile münazaralara katıldı.

Horhor medresesinde birkaç yıl müderrislik yaptı. 1907’de yıllardan beri hayalini kurduğu Medresetüz-Zehra isminde bir üniversite kurmak için İstanbul’a geldi. Fakat Sultan 2. Abdulhamid onun bu güzel projesiyle araya giren bazı evhamlı kişiler yüzünden ilgilenemedi.

Doğuda darülfünun yani üniversite kurulması için ısrarını sürdürünce delilik yaftasıyla önce tımarhaneye sonra nezarethaneye atıldı. Fakat ölümünün son anına kadar bu projesinden yine de vazgeçmedi. Çünkü din ve fen bilimlerinin birlikte okutulduğu bir eğitim kurumunun çok önemli olduğuna inanıyordu.

Allah onun bu güzel niyetine karşılık olarak Risale-i Nur Külliyatını telif etme lütfunu gösterdi. Çünkü böylesine muazzam hakikatler ile dolu olan bir eseri yazmak kimseye nasip olmamıştır. Bu eserin kıymetini okuyuculara bırakarak biz yine kendisinin o azimli ve yılmak tükenmek bilmeyen eğitim kurumu için gayretli çalışmalarına dönelim…

Bediüzzaman’ın ömür boyu hedeflerinden biri Müslümanları ayağa kaldıracak bu darülfünunun ihyası olmuştur. Kendisi zekâ, zihin ve güçlü bir hafıza gibi yeteneklere sahip olduğundan asrına sığmayacak kadar ileri görüşlüydü. 24 Temmuz 1908’de Meşrutiyet ilan edilince Bediüzzaman’da hürriyetine kavuştu ve yine bu üniversiteyi kurma çabalarını sürdürmeye başladı.

Osmanlı veya İslam Birliği için ihtilaf (bölünmüşlük), zaruret (fakirlik) ve cehaletten (eğitimsizlikten) kurtulmak gerektiğini düşünüyordu. Bu maksatla Münazarat isimli eserini kaleme aldı. Bu eserden ne yazık ki yeterince okunup istifade edilememiştir. Duygu ve düşüncelerime tercüman olduğu için defalarca okuduğum bu eseri özellikle hürriyet ve özgürlük kavramı için mücadele edenlerin okumasını şiddetle tavsiye ederim.

Bediüzzaman’ın bir başka gayreti ise her birisi bir ilim dalında ihtisas yapmış bir heyet tarafından Kuran tefsiri yazılması üzerine idi. Bu maksatla Muhakemat isimli eserini yazmıştı. Belagat açısından bir şaheser olan bu eserin kıymetini okuyucularına bırakıyorum.

Allah niyet ettiği bu Kuran tefsirini 1. Dünya savaşı zamanında kendisine nasip etti. Öyle ki savaş meydanında en ön cephede iken İşaratül İcaz isimli Arapça tefsirini yazmaya muvaffak oldu. Bakara Suresinin ilk ayetlerinin tefsir edildiği bu kitap Arapçaya vakıf ve anadili olarak konuşan birçok tefsir aliminin dikkatini çekmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığının Arapça orjinalini ve Türkçe tercümesini neşretmesi ile Türkiye’nin her yerinde satılmaya başlayan bu eserin kıymetini ifade etmekten acizim.

Bediüzzaman, dünya savaşından sonra Milli Mücadele saflarında İngilizlere karşı mücadelesine devam etmiştir. Darül Hikmetül İslamiye azası olarak neşrettiği fetvalar ile Kuvayı Milliye Teşkilatının sevgi ve hürmetini kazanmış Ankara’ya davet edilerek törenle karşılanmıştır.

Milli Mücadelenin başarısından sonra ülke yönetimine geçen kadroların dine düşmanlık beslediğini görünce Van’a dönmüş ve burada yine ilimle meşgul olmaya başlamıştır.

Şeyh Said isyanı bahane gösterilerek bir çok kişi ile birlikte Batı bölgelerine sürgün edilmiştir. Sürgüne gönderildiği Burdur, Barla (Isparta’nın bir köyü), Kastamonu ve Emirdağ (Afyon) şehirlerinde hiç boş durmamış Kuran ayetlerini tefsir etmeye devam etmiştir.

Bu maksatla çoğu Barla köyünde olmak üzere Sözler, Mektubat, Lemalar ve Şualar isimli eserlerini yazmıştır. Şualar isimli eserinin bir kısmını Kastamonu’da tamamlayabilmiştir.

İşte Kuran’ı anlamak, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (asm) güzel ahlakına sahip olmaya çalışan her Müslümanın okuması gereken bu kitaplar Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarında ve yüzlerce yayınevinin kataloglarında yerini almıştır.

Bu okumaya doyulmayacak güzellikteki eserleri alıp kütüphaneme yerleştirdikten başka gittiğim her yerde istifade etmeye çalışıyorum. Bu güne kadar biri İngilizce 8 kitap yazdım. Yazdığım bütün kitaplarımda en önemli kaynağım Bediüzzaman Said Nursi’nin Kuran tefsirleridir. Herkese tavsiye ederim, vesselam…

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nadir ataş

22 Temmuz 2020 06:27

Selamün aleyküm hutbeler türkçe okunmazsa cemaat anlatılanı nasıl anlayacak saygıdeğer hocam

Korkusuz

20 Temmuz 2020 21:28

Bizde acizane bir iki kitabini okuduk.Hazretin.Ama Su Alcak fetoculerin Nurcuyuz nur cemaati vs.laflari yuzunden mesafeli baktik. 

Bahri

20 Temmuz 2020 15:51

Bende başta biraz ağır buluyordum ama şimdi Osmanlıcasını okuyorum elhamdülillah. Fetö Risale-i Nuru sadeleştirmeye kalktı zecr tokadını yedi .

Mustafa hafidi

20 Temmuz 2020 14:59

Çok güzel paha biçilmez eserler. Allahın varlığı, birliği, herşeyin heran onun kutret ve tasarrufunda olduğu, insanlığa peygamberliğin gerekliliği, Muhammed A.S.V ın son peygamber olduğu. Kuranın 40 vecihle mucize olduğu, taklidinin mümkün olmadığı, ahiretin elzem olduğu, vukuunun kat’i olcağı, kaderin sırrı hikmeti gibi birçok inanç esaslarını izah ve ispat eder. 

Fetocular sadeleştirme adı altında tahrif ettiler

20 Temmuz 2020 12:54

Bu eserleri gözden düşürmek ve Fetonun yalancı kitaplarını yaymak için sadeleştirme adı altında Risale-i Nur kitaplarını sahteleştirmeye çalıştılar. Manasını bozdukları gibi güzel uslubunu da bozmaya çalıştılar. Allah fırsat vermesin...

Erzurumlu

20 Temmuz 2020 12:46

Yıllardır Risalei Nur eserlerini okurum. Zamanımızın en çok sorulan dini soruları Kuran ve hadis kaynaklarını referans göstererek izah eden muhteşem bir külliyattır. Üzerinde yoğunlaştığı ana mesele imandır. Materyalizmin belini kırmıştır. Allah bu eserleri yazan ve neşredenlerden razı olsun.

C. Ünnü

20 Temmuz 2020 10:55

Yıllarca okudum bu eserleri, başlangıçta cazibeli gibi geliyordu, ibadetlerin dışında içinde insanlığa yararlı herhangi bir hikmete rastlamadım, sonunda bir kütüphaneye bıraktım. Sadece Said Efendi ve şakirtlerinin uzun efsanevi hayat hikayeleri, hepsi birbirlerine ve basit olaylara kutsiyet atfetmişler...

Osman Turan

20 Temmuz 2020 10:46

Anlamayan zeka ozurludur diyen arkadaş.....okuduğun risale sana ahlaksızlığı edepsizligimi öğretiyor,bu nasıl bir üslup.Sende ahlak ozurlusun.Bi araştırma yap bakalım Türk halkının yüzde kaçı anlıyor risalenin orijinalini.

Anlamayan zeka özürlüdür

20 Temmuz 2020 09:22

Bediüzzaman ın eserleri çok güzel bir Türkçe ile yazılmıştır. Hiç tahsili olmayan insanlar dahi okuyarak alim olur. Kalkı ki din bir ilimdir. Farz sünnet gibi temel kavramları bilmek gerekir. Futbolun en anlsşılmaz sözlerini hemde İngilizcesini bilip İslamın iki üç kelimesini bilmemek ayıptır tembelliktir. Bu insanlar İstiklal marşımızı dahi anlamazlar. Acıklı bir durum...

Osman Turan

20 Temmuz 2020 08:28

Hepiniz ovuyorsunuz İngilizcesinide yazdım diyorsun ama bu kadar insan sadeleştirilmiş Türkçe olarak hizmeti sunamadi,merak edip alıp okuyorum hiçbir şey anlamıyorum,osmanlica

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle