Esra nın Altını Çizerek Okuduğu Kitap

05 Temmuz 2019 Cuma

İstanbul’da bir hastanede yatan 9 yaşındaki Esra, kanser hastalığına yakalanmıştı. Ne yazık ki hastalığı vücuduna yayılmış ve zor bir döneme girmişti. Fakat Esra, o yaştaki kızlardan çok daha fazla olgundu ve güler yüzünü hiç eksik etmiyordu.

O hasta halinde ve ölümün soluğunu her geçen an gittikçe daha da yakınında hissettiği halde şaşılacak derecede soğukkanlı davranıyordu. Hayat yürüyüşünün son durağına yaklaşırken, hasta yatağında uyanık olabildiği zamanlar, devamlı olarak bir kitap okuyordu.

Bir akşam, okuduğu kitaptan başını kaldırarak, refakatçi annesine:

“ – Babamı çağırabilir misin, anne?” demişti.

Küçük kızının vücuduna yayılmış kanserle günden güne eriyişini görürken, ölüm habercisi bu hastalığın sevgili kızından ayrılık getireceğini bilen annesi, kızının bu anî arzusu karşısında çekinerek sormuştu:

“ – Yavrum babanı çağırmamı niçin istiyorsun?” 

Hasta kız, önce bunu açıklamak istememişti. Bir an düşündükten sonra;

“ – Çağırmasan da olur. Hem çağırsan, gelinceye kadar belki geç olur.”

Demişti. Bu sözleri üzerine annesinin merakı daha da artmıştı:

“ – Babanı çağırmamı önce isteyip sonra niye vazgeçtin kızım?” diye sorunca, Esra gayet sakin bir şekilde;

“ – Anne, ben artık âhiret âlemine gidiyorum da, onun için” cevabını vermiş. Bu sözleri üzerine annesinin gözünden, artık tutamadığı gözyaşları boşanırken, kızı gene o çok sakin haliyle:

“ – Bak! Azrail (AS) beni almak için gelmiş; orada bekliyor” diyerek odanın bir köşesini parmağıyla işaret etmişti. Annesi, kızından ayrılık vaktinin geldiğini anlayıp elleriyle yüzünü kapatarak hüngür-hüngür ağlarken, kızına gayr-i ihtiyarî sormadan da edememişti:

“ – Azrail (AS) nasıl? Biraz tarif eder misin?”

“ – Çok güzel…” demişti Esra…

Daha sonra da, içinde bulunduğu o maneviyat âleminden dünya haline tekrar avdet etmiş gibi, annesinin o ardı arkası kesilmeyen yüksek sesle ağlayışından rahatsız olmuş bir tavırla annesini, 9 yaşındaki çocukluğundan beklenemeyecek büyük bir kemal ve vakar haline girerek, teselliye çalışmıştı:

“ – Niye bu kadar çok ağlıyorsun ki, anne? İmanı olan ve imanıyla yaşayanlar için ölüm ve ahirete gitmek, korkulacak bir şey mi? Dünyada daha fazla yaşasaydım, dışarıdaki insanların ekseriyeti gibi, dinde lâkayt, ibadette ihmalkâr halde uzun bir dünya hayatım olsaydı, benim için daha iyi mi olacaktı? Öyle olmam seni daha çok mu sevindirecekti? “
Kızının, yaşının çok üstünde bir olgunlukla kendisine verdiği bu hakikat dersi karşısında, annesinin sanki birdenbire gözyaşı pınarları kurumuş; yüksek sesle ağlaması aniden durmuştu. Kanser hastası, kanser hastalığı vücuduna yayılmış olan 9 yaşındaki kız, annesiyle bu son konuşmasından sonra, yüksek sesle kelime-i şehadet getirmiş; daha sonra da, başı yavaşça sol tarafına düşerek ruhunu teslim etmişti.

Annesinin biraz evvel pınarları kurumuş gibi durmuş olan gözyaşları yeniden, fakat bu defa sessizce çağlamış. O sırada sevgili kızının artık vefat etmiş bedeninin yanında, yatağında okuduğu son kitap ile bir kalem, dikkatini çekmişti. 9 Yaşındaki kızının dünyadan ahirete giderken, kendisini fevkalade hayrete sevk eder derecede gösterdiği o çok yüksek ruh halinin sırrı, sakın hasta yatağında son olarak altını da çizerek okuduğu bu kitap olmasın mı?

Kitap, Bediüzzaman Said Nursi’nin kaleme aldığı “Hastalar Risalesi” olup altını çizerek okuduğu son bölüm ise “Sekizinci Deva” idi.

Burada geçen metin aynen şöyledir: “Ey ahiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü’z-zünûb olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki: ‘Ermiş ağacı silkmekle, nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.’
Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdan, ruh için manevî hastalıklardır. Sen eğer sabredip şekva etmezsen, şu muvakkat bir hastalık ile daimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun.
Eğer günahları düşünmüyorsan yahut ahireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür, ondan feryâd et.
Çünkü bütün dünyanın mevcudatıyla kalbin, ruhun ve nefsin alâkadardır. Mütemadiyen firak ve zeval ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz yaralar açılır. Bahusus Ahireti bilmediğin için, ölümü idam-ı ebedî tahayyül ettiğinden, âdeta, güya, yara bere içinde, dünya kadar hastalıklı bir vücudun var.
İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük manevi vücudun hadsiz hastalıklarına kat’î ilaç ve kat’î şifa verici bir tiryak olan iman ilâcını aramak ve itikadını düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve zaafın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretini ve rahmetini tanımaktır.
Evet, Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve manevi sürurla doludur derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen manevi sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’i, maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.”

İşte elimizin altında küçücük Esra’yı olgun bir insan yaşına ulaştıracak kadar değerli bir kitap var. Hastalıkların hikmetini ve dünya hayatının sırrını pek güzel ifade ediyor. Zamanımızın bir bölümünü bunun gibi insanın imanını kuvvetlendiren kitap okumalarına ayırmaz isek ne kadar yanlış bir iş yaparız değil mi?

Aklınıza meleklerin insan gözü ile görülemeyeceği çünkü teklif sırrına aykırı olacağı sorusu gelebilir. Fakat Allah, bazı kullarının gözünden perdeyi kaldırabilir. Hikmeti iktiza ederse O’nun kudretine hiç bir şey ağır gelmez.

Hem de vefat anında bazı zatların Azrail Aleyhisselamı gördüğü çok ifade edilmiştir. Özellikle imanı kamil ve Allah’ın dostu olan veli zatların bunu söylediği çok sayıda kitapta yazmaktadır.

Azrail Aleyhisselam, ruhu kabzetmek yani muhafaza etmek vazifesi ile müekkel bir melektir. Allah’ın emri ve izni vazife yapar. Kuran nassı ile ölüm aynı yaratılış gibi bir mahluktur. Yani Allah tarafından yaratılmaktadır. Melekler sadece nezaret eder.

Elbette imanlı insanlara nezaret eden melek ile imansız bir insana nezaret eden melek aynı değildir. İşte Minik Esra’nın nazarına görünen melek de çok güzelmiş. Evet, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. Eğer bir gün ecelimiz gelip hayattan ayrılacağımız anda karşılaşacağımız kesin olan Azrail Aleyhisselamı güzel görmek istiyor isek dini eserler okumak ve bunları içselleştirmemiz gerekiyor. Yani imanlı olmamız ve namazımızı kılmamız şarttır. Bir kitap Kuran’da yüzden fazla ayette geçen namazın önemini ifade etmiyor ise dini kitap değildir. Sakın aldanıp da süsüne kapılıp bu kitapları okumayınız.

İşte kıyamete kadar dar bir kabire  bizde Esra gibi gireceğiz. Kıyametten sonra yeniden haşir sabahı dirileceğiz. Haşir meydanında meleklerin güzel yüzü ile karşılaşmak, kabirde de onlara arkadaş olmak istiyor isek imanımızı kuvvetlendirecek “hastalar Risalesi” gibi kitapları okumamız gerekiyor. Aksi takdirde kabrin karanlığında kalıp Zebani adı verilen dehşetli yaratıklara arkadaş olmaktan kurtulamayız, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • okurokur1 ay önce
    ben bu yaziyi okumadan once dün akşam hastanede yatan 13 yasindaki oğlumla aynı yeri okumustuk.güzel bir tevafuk etti.yatan hastayi teselli edecek başka birsey elimizden gelmiyor."Sen, hastalığın ağırlığından merak ediyorsun. O merakın, senin hastalığını ağırlaştırır. Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış.Yani hastalığın faidelerini, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes."Hastalar - 17
  • okurokur1 ay önce
    ben bu yaziyi okumadan once dün akşam hastanede yatan 13 yasindaki oğlumla aynı yeri okumustuk.güzel bir tevafuk etti.yatan hastayi teselli edecek başka birsey elimizden gelmiyor."Sen, hastalığın ağırlığından merak ediyorsun. O merakın, senin hastalığını ağırlaştırır. Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış.Yani hastalığın faidelerini, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes."Hastalar - 17
  • istanbulogluistanbuloglu1 ay önce
    Tek bir kelime ile Harika bir anentod ve yazi
  • Bir Yolcu Bir Yolcu 1 ay önce
    "Müekkel=Yenilmiş", "Müvekkel=Görevlendirilmiş"...
  • Azrail ( AS )Azrail ( AS )1 ay önce
    Ne zaman ki din bu gülünç adamların eline düştü.O zamandan beri Türk Milleti' nin şirazesini kaydırdılar.Din elden gitti:))))))
  • sadece hakikatsadece hakikat1 ay önce
    ''vatandaş'' saçmalamışsın. hiçbirşey anlamamışsın.nurcu olmadığım halde ben anlıyorum.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Güzel..öğretici..bir..yazı..daha..Kaleminize..sağlık.
  • Vehbi KaraVehbi Kara1 ay önce
    İster 9 ister 90 yaşında olsun Azrail Aleyhisselam bir gün insanın karşısına çıkacak. Eğer Esra nın karşısına çıktığı gibi "çok güzel" olmasını istiyor isek imanlı olmamız şarttır. Eğer farz namazını da kılıyor ise bir insanın o çok uzun yolculukta arkadaşı olan Azraik den korkmasına gerek kalmaz. Bana bu hikayeyi yazdığım için yalan olduğuna dair iftira atanlara şunu söyleyeyim. Esra nın hikayesini Prof. Dr. Mustafa Nutku nun kitabından aldım. Bu zatı çok iyi tanırım. Ağzından bir yalan çıktığına kimse şahit olmamıştır. Hem niçin Mustafa Bey veya ben, yalan söyleyip atıp tutayım ki. Bu geçici ve yalancı dünyada menfaat için yalana tenezzül edilir mi? Birisi de istismar ediyor demiş. Fesübhanallah. Yahu yazıda hangi istismar var. Para mı? makam mülk şöhret mi? ne için ve ne maksatla istismar edeyim. Maksadım ölümün çirkin görünen yüzünü güzel göstermeye çalışmaktan ibarettir. Birisi yarasa gibi gözünü kapatıp görmüyor ise, benim suçum nedir? Son sözüm: Hasbünallahi nimel vekil- Allah ne güzel bir vekildir, vesselam...
  • Iz7hcr6h gIz7hcr6h g1 ay önce
    Bence Esra yi o söz etkilememiş,onu etkileyen o sözden önce manevî bir hadise var.O bu sözü tasdiklermiş.
  • FarukFaruk1 ay önce
    Şimdi hastalar risalesinin başından 1. Devayi paylaşıyorum bakalım ben anlayamadım kim diyecek: BİRİNCİ DEVA:Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil belki bir nevi dermandır. Çünki ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi' olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor.. tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darb-ı mesel dillerde destandır ki; "Musibet zamanı çok uzundur, safa zamanı pek kısa oluyor."
  • FarukFaruk1 ay önce
    Bazı arkadaşlar 9 yaşındaki çocuğun risaleleri anlayamayacagini iddia ederek alay etmeye calismislar.onlara yazarın bahsettiği 'Hastalar Risalesini' açıp okumalarını tavsiye ediyorum.bu risale içinde Osmanlıca kelimelerin çok fazla geçmediği küçücük çocukların dahi rahatlıkla anlayabileceği bir risaledir.zaten risalelerin genelinde Osmanlıca kelimeler belki çok geçmektedir fakat düşünerek okuyan bir insan anlatılanların genelini rahatlıkla anlayabilir.
  • Tahsin KapanTahsin Kapan1 ay önce
    Gerçekten ama. Atalım da biraz ölçülü olsun. Hayırlı cumalar.
  • Tahsin KapanTahsin Kapan1 ay önce
    Gerçekten ama. Atalım da biraz ölçülü olsun. Hayırlı cumalar.
  • ERZURUMLUERZURUMLU1 ay önce
    Hastalar Risalesi isimli kitabı bir kere okumamış kimselerin iftira dolu yorumları yapması normaldir. Eğer bir kere okumuş olsalar ilkokulda okuyan çocukların dahi anlayabileceği bir dille yazılmış olduğunu görebilirler. Lakin insanlardaki önyargıyı kırmak öyle kolay değildir. Ölümü hatırlatan yazılara ihtiyacımız var. Allah razı olsun
  • GerçekGerçek1 ay önce
    Allah razı olsun kaleminize sağlık. Dünyada hastalık musibet sıkıntı eksik olmaz. Bunları anlamlandırmayan insanın ruh hali ne kendine ne de başkasına yarar sağlar. Risaleler Kuran eczanesindeki ilaçları çıkarıp gösteriyor. 7 den 70 e herkes okuyup istifade ediyor hamdolsun. Önyargı ile yaklaşanlara da insaf ile okumak ve istifade etmek nasip olur inşallah
  • Gurbetçi...Gurbetçi...1 ay önce
    Pek saygıdeğer Başkan'ımıza, yurt dışından borçlanarak emekli olanlara hiç değilse "minijob" yani "yarı zamanlı" çalışma müsâdesinin 2015 seçim beyânnâmesinde va'dedildiği üzere bir ân önce verilmesini ricâ ediyoruz..!Çok teşekkürler ve bol selâmlar..!
  • Osmanıca KelimelerOsmanıca Kelimeler1 ay önce
    Dokuz yaşındaki küçük kızın Osmanlıca bilgisine hayran kaldım. O sıkıntılı zamanında böyle bir kitabı tercih edip anlayarak okuması ,uzun yıllar alan ilahiyat öğrenimini de gereksiz gösteriyor herhalde. Atalım ama biraz ölçülü olsun.
  • iyildiziyildiz1 ay önce
    Maşaallah, 9 yaşındaki bir kız çocuğu, risaleyi orijinalinden okuyacak ve anlayacakbu eğitimi nereden almış!...
  • vatandaşvatandaş1 ay önce
    Sayın yazar,yazınız ilgi çekici ama istismar var.kucuk bir kızın ölümünü örnek göstermek ve dünya hayatını itibarsizlastirmanin İslam'da yeri olduğunu düşünmüyorum.dunya hayatı müslüman lar için ahirete açılan kapi ise dünya hayatını değerli kılacak eylemler yapmaya gayret etmeli.kucuk bir kızın olumu esnasında ortaya çıkacak olan dramatik sahnedeki algı bizi kurtaramaz.kucuk bir kizin olumu esnasında hafizamiza gelen dram bireyi dinden soguttugu gibi ahirete sevklendirecek herhangi bir düşünce zihne gelmiyor.said Nursi'nin kitaplarını rehber edinen leringenel ruh halleri maalesef anlattığınız hikayedeki gibi,bu ruh halindeki bireylerin topluma faydalı olacağını düşünmek akıllıca değil.dunyayi küfürden hakka çağıran bireylerin ruh halleri böyle olmamalı,biz bu dünyada geçici istek ahirete sevinerek gitmeye gayret edelim,hangi halde sevinç gösteririz?İslam a hizmet etmiş bir bireyin ruh hali ile.

Günün Özeti