Eski Bir Türk Subayı

14 Ağustos 2019 Çarşamba

Dünyada örneği var mıdır, bilinmez fakat ilginç bir kitaptan söz etmek istiyorum. Aslı Türkçe olup Arapçaya çevrilen ve daha sonra tekrar Türkçeye çevrilmiş bir eserden bahsedeceğim. Bu kitabın orijinal ismi “er-Raculü’s Sanem” Türkçe tercümesi ise “Put Adam” ismini taşıyor.

Kitabın yazarı olarak “Eski Bir Türk Subayı” ismini görüyoruz. Arapçaya tercüme eden ise Abdullah Abdurrahman. Arapçadan Türkçeye çeviren ise Cemal Gönüldaş.

Galiba böylesine tuhaf bir durum ancak Türkiye’de olabilir. Zira dünyada belki de hiçbir ülkede olmayan 5816 sayılı kanun yüzünden böylesine antika bir durum ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Zira orijinal kitap yayınlanamamış yıllar sonra Arapçaya tercüme edilip yeniden Türkçeye çevirisi yapılmıştır. Acaba neden böyle tercümeler yapılmıştır?

Düşünebiliyor musunuz? Bir şahıs hem bir siyasi parti başkanı hem de 25 yıl ülkeyi yönetmiş olduğu halde eleştirilemiyor. Yönetimle ilgili yanlışlıklar ve haksız tutumlar ile ilgili eleştiriler suç sayılıyor. Kolayca “hakaret edildi” denilerek savcı ve hâkimlerimiz tarafından derhal 5816 sayılı yasa kapsamına sokuluyor ve eleştirileri yapanlar hapse tıkılıyor.

Sene kaç? 2019. Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan’ın, derginin Mayıs sayısında yer alan yazısı nedeniyle 5816 sayılı yasa kapsamında 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldığını biliyoruz. Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada Mustafa Armağan’ın söyledikleri; ülkemizdeki özgürlük ve hürriyet ortamının geldiği nokta itibarı ile çok can yakıcıdır:

Duruşmada son savunması sorulan Mustafa Armağan, Anayasa tarafından basın özgürlüğünün teminat altına alındığını ve dergideki bu yazının eleştiri dahi olmadığını söylemiştir. Söz konusu yazısının 1926 tarihli bir belgeye dayandığını anlatarak 1926 yılından beri yazının tekzip edilmediğini savunmuştu.

Armağan, 2007 yılında basılan bir kitapta da bu mektuba yer verildiğini belirterek, "2007 yılında basılan kitap hakkında herhangi bir dava açılmış değildir. Bu kitabın basımına müteakiben ulusal alanda yayın yapan gazetelerde bu kitaptaki bir kısım belirlemelere de yer verildiğini söylemiştir. Derin Tarih dergisinin Mayıs 2017 tarihli nüshasında da 1926 yılında Amerika’da yayımlanan bir gazetedeki mektup metni birebir şeklinde yayımlanmıştır. Dergideki yazı analiz yazısıdır." diye konuşmasına rağmen; hapis yemekten kurtulamamıştır.

Halbuki bu değerli yazar, yazıya sansür uygulanmadığını, sansür uygulanması halinde gerçeğe ulaşılmasının da mümkün olmayacağını ifade etmektedir. Çünkü bir yazar olarak kendilerine düşen görevin haber değeri taşıyan bir konuyu gündeme getirmek olduğunu söylemektedir ki; bir vicdanı olan ve hürriyete önem veren hiçbir kimse buna karşı çıkamaz.

Fakat; burası Türkiye. Yazar ve akademisyenler, hiç utanmadan Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek parti iktidarında özgürlük ve hürriyetin uygulandığından dem vurmaktadır. İşin kötüsü sene 2019 yılına geldiğinde dahi bahse konu yazar hakkında üniversitelerde linç kampanyaları düzenleyecek kadar ileri gidebilmektedirler. Umarım temyiz mahkemesi bu utanç dolu mahkeme kararını bozar ve ülkemizin onur ve haysiyetini kurtaran Armağan hakkında beraat kararını verir.

İşte er-Recülü’s Sanem yani “Put Adam” isimli kitabın yazarı olarak “Eski Bir Türk Subayı” yazılmasının nedenini anlatabildim mi? Mütercim Abdullah Abdurrahman kitabın önsözünde; “yazar ve ailesinin sıkıntı yaşamaması için müellifin ismini açıklayamadığını” ifade etmiştir. Ayrıca bu kaydın şimdilik olduğunu söyleyerek bu durumun çok uzamamasını temenni ettiğini söylemiştir.

O halde ben de uzatmadan bu kitabın yazarı yani eski bir Türk subayı olan zatı tanıtayım; Necip Fazıl Kısakürek’tir. Bahriye mektebi yani Deniz Harp Okulunda okuyan bu zat 1. Dünya savaşı nedeni ile bir müddet eğitime ara verildiği için mezuniyeti ertelenmiş olsa da bir deniz subayı olarak ordumuzda görev yapmıştır.

Kısakürek, 25 Mayıs 1983 yılında vefat ettiğinde dahi 5816 sayılı yasa nedeni ile mahkemeleri devam ediyordu. Bu nedenle kitabın yazar ismi bölümünde bu şekilde yazılmasını anlayabiliyorum. Fakat anlayamadığım husus ise aradan uzun yıllar geçtiği halde hala bu insan hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alan bu yasanın yürürlükte olmasıdır.

Hala yazarlara böylesine ağır bir baskıların uygulandığı bir ülke, yeryüzünde var mıdır? Hiç zannetmiyorum. Belki Stalin zamanında Sovyetler Birliğinde veya Hitler Almanya’sında böylesine hürriyeti boğan tedbirler uygulanmıştır. Fakat Stalin ve Hitler öleli 70 yıl geçti. Hala bu şekilde yasak koyan ülke olmaz, olabilemez…

Umarım savcı ve hakimlerimiz internetin yaşamın her alanına girdiği ve hiçbir sansürün para etmediği bir dönemde bahse konu kitap hakkında mahkemeye intikal ettirmezler. Eğer mahkemeye konu edilirse bilinmelidir ki; hürriyetlere karşı ne derece ağır baskı yapıldığı kafalarına çakılacak, cümle aleme özgürlük konusunda ne kadar yalancı oldukları duyurulup ispat edilecektir.

Nasıl ki; 15 Temmuz 2016 tarihinde tanklara karşı göğsünü siper etmiş bu millet artık uyanmıştır. Kimsenin koyun güder gibi halkımızı ezmesine ve hürriyetini boğmasına müsaade etmeyecektir. Meclisimizin, insan hak ve özgürlüklerini yok sayan 5816 sayılı yasa gibi faşist ve baskıcı maddeleri kaldıracağını ümit ediyorum, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • ErsoyErsoy24 gün önce
    5816 sayılı kanunu bugün hatırlaman manidar degilmi Mustafa armağan dan önceki düşünce ve ifade özgürlüğünü kapsayan yazarlar için neden put gibi kaldınız 25 yıl ülkeyi yöneten birinin siyasetçi olduğunu gerçekten düşünseydin şimdi bu Akİt köşelerinden yazabilirmiydinDürüst ol ama
  •  Necati Aydın Necati Aydın 1 ay önce
    Gavur Yunan, İngiliz, İtalyan, Fransız ,Rus,olsa idi bu kadarını yapamazİdi. Hatta bütün yeryüzünün , hatta geçmiş ve geleceğin bütün gavurları toplansa, iddia ediyorum ki : bumillete uygulanan keyfi dinsizlikten ve islama vemüslümanlara yapılan zülümden daha aşağılık olamazlardı. Ve bu müslüman milletin öz be öz kendi öz dinine düşman yapamazlardı. Çok yazık çok yazık çok yazık olsa da , yaratılışın en karanlık devri olsada elbet doğan gün o feleğin rağmına çokparlak ve çok şaşaalı olacaktır inşaallah.
  • 3 mühim sınav3 mühim sınav1 ay önce
    Ak partiye 2021' e kadar daha mühlet: 1. İşbankasını chp tasallutundan kurtarıp hazineye devretmezse, 2. 5816' yı kaldırmazsa, 3. En önemlisi Ayasofyayı cami yapmazsa tedavülden kalkar. (haa: Gül, Davuloğlu, Bebecen de hiç heveslenmesinler bu arada..)
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Öncelikle..Cesur..Yürek..Vehbi..Kara..ve..tüm..okurların..Mübarek..Bayramını..tebrik..ediyorum..Bu..yasakçı..kepazelik..artık..iyice..bunalttı..tabular..yıkılmalı..bir..diğeri..alttaki..yorumlarda.da..belirtildiği..gibi..kutsallarımıza..Aziz..Allah(CC)..elçisine..yapılan..saygısız..söz..ve..yazılı.söylemlere..bir..çare..bulunmalı..TBMM..bu..işe..el..atmalı..selamlar..sevgiler.
  • Kürşat Kürşat 1 ay önce
    LATİF rumuzluyorumcu, o kadar cahilsinki adeta her cümlen, her kelimen ve hatta her yazdığın harften cehalet akıyor. Anlaşılan sen tarih okumamışsın, belki yakın tarihimizi yazan yahudi ve ingiliz dayatması tarih kitapları ile beslenmişsin. Lâkin şunu iyi bilki TÜRK tarihi 1923 te başlamıyor. Aksine Müslüman Türk e zülüm bu tarihte başlıyor. Sen Din'inide bilmiyorsun anlaşılan. Peygamberimiz HZ.MUHAMMED(sav) efendimize,KUR'ANI KERİM'e, DİN-İ MÜBİN-İ İSLAMA, Kıblegahımız KABE-İMUAZZAM'aya, ülkemizdeki Camilerimize,ecdad yadigarı eserlerimize bu tarihten sonra akıl almaz saldırılar düzenlenmiştir. Neden bunları okuyup araştırma gereği duymazsınız. İstersen ordinaryüs profesör ol, eğer gerçek tarihinive İman ilimlerinitahsil etmemiş isen, mürekkebinden, mürekkeplerinizden ancak ve ancak echeliyetakar. "" İnsan Hakk-ı aramaya meyyal'dir, Hakk-ı ararken bazen batıl'ı bulur, onu da Hakk zanneder ek alır baş tacı yapar "".Okuyun okuyun ve okuyun. Okumadan araştırıp soruşturmadan, dallamasına bir şeyler de ben yazayım derken rezil ve kepaze olduğunuzun dahi farkına varamayacak kadarbeyinleriniz uyuşmuş ve tamamen asimile olmuş bir neslin zavallıfertlerisiniz. Yazık çok yazık.
  • MısıroğluMısıroğlu1 ay önce
    Necip Fazıl, bu memleketin yetiştirdiği en önemli asker ve şairlerdendir. Ayasofya semineri baştan sona bir şaheser olup Müslümanların aklını başına almasına sebep olmuştur. Kim kalkıp Necip Fazıl ı aşağılar ise aslında kendisini küçük düşürmüş olur. Pas tutmuş bir elmas daima parlak camdan üstündür...
  • Ali rızaAli rıza1 ay önce
    Hırsızlar olmazsa kimse pencereye şebeke demiri takmaz , ruh hastaları olmasa idi ceza mahkemelerine gerek kalmaz , demekki soysuzlar münkirler tarihi inkar eden var ki o kanun gerek görülmüş ,
  • mutmainemutmaine1 ay önce
    Peygamberi koruma kanunu yok! İnternette önüne gelen küfrederek yazıyor, Millet Meclisi bu işi çözmeli..
  • LATİFLATİF1 ay önce
    Bu rezil kitabın yazılış hikayesini Necip Fazıl’ın kendi ifadesiyle bir okuyun sonra değerlendirmenizi yapın. İngiliz ajanı bir Arap özellikle böyle bir kitap siparişi veriyor Necip Fazıl’a. Amaç Arap ülkelerinde başlayan ve Atatürk’ü örnek alan bağımsızlık hareketlerinin önünü almak ve bu ülkelerin İngiltere’ye bağlı kalmalarını sağlamak. Necip Fazıl da Atatürk düşmanlığı ile bu girişime evet diyor ama yıllar sonra bile utancından olsa gerek hâlâ bunu sahiplenmiyor. Size de yazıklar olsun ki Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı ile İngiliz çıkarlarına alet oluyorsunuz. Şimdi hangi Arap ülkesine gitseniz “Siz Türklerin en büyük şansı Atatürk’e sahip olmanızdır” lafını duyarsınız. Ben bunu birebir Tunus, Libya, Ürdün, Mısır, Suriye, Fas, Irak’ta kulaklarımla duydum. Siz nankörsünüz, Atatürk teslim aldığı ülkede okuryazarlığı %1-2’den bir iki yıl içinde %25’lere çıkarmış, kadınlara Avrupa’dan önce oy ve seçilme hakkı vermiş, halkını kula kulluktan yalnızca Allah’a kulluk seviyesine çıkarmış, sanayii geliştirmiş, salgın hastalıktan kırılan halkı bu dertlerden kurtarmış bir kahramandır. Bunları kabul etmeyen nankörleri Allah bildiği gibi yapacaktır inşallah.
  • Mete Mete 1 ay önce
    Aslında kanun metninde anormal birşey yok, ama bu kanun bahanesiyle chp zihniyetli hakimler küfür ve hakaret olmadığı halde basit eleştiri ve yanlışları dile getiren herkese ceza kesiyor. Sorun keyfilikten kaynaklanıyor. Bu keyfiliği önleyecek kişi ve kurumlar da görevini yapmıyor.
  • OkurOkur1 ay önce
    O kanun Mustafa gibi yazarlar olduğu sürece orada duracaktır.
  • İZMİRLİİZMİRLİ1 ay önce
    Tebrikler, teşekkürler değerli üstad..Torunlarımız bâri şahsiyetli bir idari düzende yaşasınlar.. Mücadeleye devam.. Selâmlar.
  • Mustafa Biçer Mustafa Biçer 1 ay önce
    ALLAH'tan en büyük niyazımdan birisi "5816 sayılı Atatürk'ü Koruma Kanunu" denen bu saçma sapan kanunun kaldırılmasıdır. İnşaallah en kısa zamanda kaldırılır.

Günün Özeti