• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI
05 Mart 2021

Bor Madeninden Nasıl Daha Fazla İstifade Ederiz

Allah, Türkiye’ye çok değerli yeraltı ve yerüstü zenginlikler vermiştir. Fakat bunları kullanmakta çok acemice hareket ettiğimiz için güçlü bir ekonomik kalkınmayı gerçekleştiremiyoruz. Elbette her 8 ila 10 yılda bir ABD ve Batı devletlerinin kışkırtmaları sonucunda gerçekleştirilen askeri darbeler, ekonomimizin güçlenmesine engel olmaktadır.

Ecdadımız Osmanlı devleti gibi ekonomik olarak büyüyebilmek hatta dünyanın en güçlü devletlerinden birisi olmamız için her şey hazırdır. Fakat devletçi anlayış ve bunun sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımının bozukluğu gelişmemizin önündeki en önemli engellerden bir tanesidir.

Devlet kaynaklarını “Yağma Hasan’ın böreği” şeklinde gören ve haksız kazanç elde eden insanların yol açtığı bu gayri ahlaki anlayış var olduğu sürece işimiz bir hayli güçtür. Fakat yapılan yanlışları düzeltmek ve başarılı olmamamız için hiçbir neden yoktur. Yeter ki; bu makalede bahsetmiş olduğum bazı temel ilkeleri iyice anlayıp hayata geçirelim. Allah’ın izni ile Osmanlı Devletinin ulaşmış olduğu zirveye bizlerde kolaylıkla ulaşabiliriz.

Endüstri ilişkileri, kayıtdışı ekonomi, mülkiyet sistemi ve kalkınma konusunda çok sayıda çalışmam var. Bunların bir kısmını kitaplaştırma imkânım da oldu. Umarım devlet büyüklerimiz bu çalışmalarımdan ve bu makaleden istifade ederek gerekli çalışmaları yaparlar.

Batı dünyasının ekonomik olarak gelişmesinde serbest piyasa düzeninin çok önemli bir rolü olmuştur. İslam dininin 14 asır önce hayata geçirdiği özel mülkiyet uygulamalarını hayata geçiren Batı Avrupa ve ABD gibi ülkeler, acımasızca uyguladıkları sömürgecilik sayesinde dünyanın en büyük ekonomilerini meydana getirmişlerdir. Örneğin bir ABD cep telefonu şirketinin tek başına meydana getirdiği iş hacmi; ülkemizin gayrisafi milli hâsılasını geçebilmiştir.

Bu meseleyi bir çok makalemde işleyip geniş izahlar yaptığım için bu makalede daha fazla üzerinde durmayacağım. Lakin ekonomik gelişme için çıkmaza girdiğimiz en önemli konunun “devletçilik” anlayışı olduğunun bir daha altını çizmek istiyorum.

Allah’ın bu İslam kahramanı milletimize sunduğu petrol kadar değerli bir maden olan bor üzerinde durmak gerekiyor. Bu konuda değerli Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. İlker Çandır beyefendiye bazı sorular sordum. Bor madeni hakkında bilmediğim bir çok hususu öğrendim. Bu hususları makale sınırları içine sığdırmak güç olsa da elimden geldiği kadar özetleyerek arz etmek istiyorum.

Bor minerali, denizde de bulunabilmektedir. Fakat maden yatağı şeklinde bulunduğu yerlerin başında Batı Anadolu toprakları yer almaktadır. Bor Arama ve etüt çalışmaları sonucunda ülkemizde yeni maden yatakları bulunmuştur. 550 Metre  kalınlığinda çok net cevher sahalarına sahip durumdayız. Bu devasa ölçülerde bir bir kalınlık olup dünyada bulunan en önemli yataklardır.

Sadece bir maden yatağının dahi büyüklüğünü anlayabilmek için ABD’nin bütün keşfedilmiş rezervlerinden daha büyük olduğunu söylemek yeterli olacaktır. 2003 Yılında yapılan bir sunumda 600 senelik dünya bor ihtiyacını tek başıyla karşılayabilen bir ülke olduğumuz ifade edilmiştir. Güncellenen yeni bilgiler ve rezervler sonucunda dünyadaki “ticari bor” miktarının %90’ından daha fazlasına sahip olduğumuz gerçeğini bilmek gerekiyor.

Bor’un maden yatağı olarak bulunması dünya üzerinde nadir görülen bir durumdur. Örneğin Bolivya-Şili civarındaki And dağlarında da bor çıkar. Fakat burada uzun dereler içinde su ile çamur yapılarak binlerce metre uzaklıktan deniz seviyesine getirilmektedir. Çamurun içinde %11’lik  bor cevheri (B2O3) elde edilerek; fabrika veya gemiler içinde üretilmektedir. Bu ülkelerin bizimle ekonomik olarak yarış içine girmeleri imkânsızdır. Allah’ın maden yatağı şeklinde istifademize sunduğu bu nimeti unutmamamız gerekiyor.

Bor madenini işleten dünyanın en önemli kuruluşu İngiliz Kraliyet ailesine ait bir Kanada firması olup ismi RioTinto’dur. Endüstriyel tuzlarda dünyanın bu en büyük firması ile yarışıyoruz. Bu firma Türkiye’de de değişik isimlerde faaliyetini sürdürmektedir. US Borax firması ise ABD menşeli bir firma olup bu boraks konusunda Türkiye’den daha etkin ve güçlü bir şekilde üretim yapmaktadır.

Dünyadaki kıymetli mineral borsaları Londra’dadır. Bu nedenle bor ve türevi maddelerin fiyatı bu ülkelerde belirlenmektedir. Bu nedenle ticari olarak değerlendirilmesi için bor borsasının Türkiye’de kurulması gerekiyor. Bu konuda hükümetin yapması gereken çok sayıda ev ödevi var. Şu ana kadar yapılan çalışmaların yetersiz kaldığını söylemekte yarar görüyorum.

Bor madeni ve türevleri arasında fiyat olarak büyük farklar bulunmaktadır. Mesela bir kg penta hidrobor yaklaşık 1800 dolar civarındadır. Fakat roket ve füze sanayinde kullanılan bor türevleri borakstan elde edilmektedir. Sodyumlu ticari bor adını da verebileceğimiz boraks madeninden elde edilebilen bor türevinin 100 gramı ise binlerce dolar etmektedir. İşin ilginç tarafı ise boraks dünyada sadece kamuya ait Eti Maden şirketinin Eskişehir Kırka ilçesinde çıkarılıp üretilmektedir.

1960’larda ABD Hava ve Deniz Kuvvetlerince ortaklaşa yürütülen ve geliştirilen yakıtlar, yaklaşık aynı tarihlerde üretilen XB-70 Valkyrie bombardıman uçağı ve SR-71 Blackbird süpersonik casus uçaklarında kullanılmıştır. Pentaboran ve Etilboran olarak isimlendirilen Bor katkılı yakıtlar kullanılarak uçakların hem hızları hem de uçuş mesafeleri arttırılmıştır.

1980’li yıllarda ise bu sefer radarda görülmeyen F-117 “Stealth Fighter” bombardıman uçağı ile Tomahawk füzelerinde de Bor katkılı yakıtlar kullanılmıştır ve halen de geliştirilmeye çalışılmaktadır.

Sovyetler Birliği zamanında Sputnik I ve II projeleri çerçevesinde yakıt üretiminde kullanılan Bor’un Türkiye kaynaklı olduğunun anlaşılması üzerine, gözler Türk Borlarına çevrilmiş, SSCB’nin Avrupa üzerinden Türk Borlarını almasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Türkiye’den ihraç edilen Bor cevherlerini taşıyan gemiler ve yükleri, Çanakkale Boğazı’nı geçip uluslararası sulara girer girmez ABD donanması tarafından durdurulup, kontrol edilmeye başlanmıştır.

1958-1961 yılları aralığındaki süreçte ABD ve NATO tarafından Bor, “Stratejik Maden” olarak değerlendirilerek pazarlanması kontrol altına alınmış, “COCOM” olarak bilinen tedbirler kapsamında Sosyalist Blok’a Bor ihracatı yasaklanmıştır.

Avrupa Uzay Ajansı da (ESA) Bor ve Bor’lu yakıtlar üzerine çalışma yapan bir başka kurumdur. ESA geliştirdiği üç tip Borlu yakıtı Avrupa Patent Ofisi’ne tescil ettirerek patentini almıştır. Günümüzde Arianne roketlerinde de Bor içeren yakıtlar kullanılmaktadır. Bu roketler Türksat uydularını da uzaya taşımışlardır.

Uçak ve havacılık endüstrisinde de Bor kullanımı giderek artmaktadır. Aerodinamikteki gelişmeler, yüksek hızlı kanat uygulamaları, yüksek sıcaklığa dayanıklı gövde, düşük ağırlık, yüksek kapasite ve benzeri uygulamalar üzerinde yürütülen tasarım ve geliştirme çalışmaları kompozit malzeme kullanımını oldukça yaygınlaştırmıştır.

Havacılık endüstrisinde üretilen araçlarda kullanılan malzemenin büyük bir bölümünü Bor’lu kompozit malzemeler oluşturmaktadır. Plastiklerde Bor’lu lifler, Alüminyum ve Titanyum'un 6 katı kadar sertlik ve yoğunluk oranına sahiptir. Yüksek sıcaklığa dayanıklılığı, esnekliği, hafifliği, güç ve üretim kolaylığı ile birleştirmektedir. Bu özellikleri sebebiyle jet motorlarının kompresör bıçaklarında, uçakların kanatçıklarında ve dümenlerinde kullanılmaktadır.

Radarlarda görünmezliği sağlamak amacıyla geliştirilen uçaklarda da bor türevleri kullanılmaktadır. B-2 Spirit, F-117 Stealth Fighter, F-22 Raptor ve F-35 Joint Strike Fighter uçakları ile F-15 Eagle, F-14 Tomcat, B-1 Lancer, B-52 Stratofortress, U-2 Dragon Lady ve SR-71 Blackbird savaş uçakları, Tomahawk füzeleri, Blackhawk serisi helikopterler ve Fransız Mirage uçakları ile Airbus ve Boeing yolcu uçaklarında da yapı elemanları ağırlıklı olarak Bor katkılı kompozit malzemelerden yapılmaktadır.

Bor bileşiklerinin kullanılması, Titanyum'la karşılaştırıldığında F-14, F-15 ve B-1 uçaklarının ağırlığını 91 kg azaltmaktadır. Uzay mekiklerinde ise 137 kg'a kadar ağırlık tasarrufu sağlanabilmektedir. Öte yandan, Rusya’da geliştirdiği uçaklar ve uzay araçlarında Bor içeren materyalden yüksek oranda yararlanmaktadır.

Yarı mamül bor ürünleri, dünya pazarını elde tutan ünlü markalara 60 yıldır satılmaktadır. Bu firmaların taleplerine uygun olarak boyutları küçültülüp gramajları özel formüllerle şekillendirilmektedir. Örneğin deterjan ve yeni çıkan bulaşık  temizleme markası Boron ürünlerini Tekirdağ’da bir temizlik firması üretmektedir.

Bu örneklerden de görüldüğü üzere mevcut bor madenlerimizin tamamında üretip hafriyat taşıma işlemlerini taşeron müteahhit firmalar yapmaktadır. Keza bor madeninin çıkarılması taşınması, kırılıp-boyutlandırılması, değişik çaplarda öğütülmesi tamamen özel şirketler aracılığıyla ve özel sektörün taleplerine uygun olarak yapılmaktadır.

Mevcut bor madenlerimizin %98 i yurtdışına ham olarak değil yarı-mamul istenen kimyasal olarak verilmektedir. Çok az bir miktarı ise ham olarak yerli cam sanayi, üniversitelere verilmektedir. Bunun içine Eskişehir-Kırka daki Bor ARGE laboratuarlarında geliştirme amaçlı kullanılan borlar dâhildir.

İşte kritik olan süreç bu noktadadır. Önemli olan husus “ham üründen nasıl uç ürene çıkarız?” sorusuna verilecek cevaptır. Bor ürünlerinin markalaştırarak nasıl ekonomiye kazandırılması ise ancak özel sektörün dinamizmi ile gerçekleştirilebilir.

Eğer stratejik öneme sahip bor madeni ile ilgili bazı tedbirler alınması gerekiyorsa ABD örneğinden yararlanarak ülkemize uygun yöntemleri geliştirebiliriz. Günümüzde ABD de silah ve cephaneler özel sektör eliyle üretilir. Fakat iş satış sürecine gelince eğer ulusal güvenlik sorunu var ise Senato ve Başkan devreye girerek kısıtlamalar uygulayabilmektedir.

Kısaca söylemek gerekirse bor maden sahalarının da diğer madenlerde olduğu gibi özel sektör eliyle işletmesinin ülkemize daha çok gelir getirecektir. Çünkü devlet herhangi bir ticari malın üretiminde veya işletmesinde bulunmamalıdır. Bunu özel şirketler çok daha verimli bir şekilde yapar. Devlet sadece özel şirketlerin isteksiz olduğu yerlerde devreye girip üretim ve işletme yapmalıdır.

Devletin üretim yaparak halkın zengin olması mümkün değildir. Ekonomisi güçlü ve zengin bir devlet ve halkın olabilmesi için özel şirketlere kazanç sağlamasının yolu açılmalıdır. Özel şirketler ne kadar zengin ve güçlü olursa devlette almış olduğu gelir vergilerinin büyüklüğü oranında zengin ve güçlü olacaktır.

Dünyada neredeyse hiç örneği kalmamış olan merkezi planlama yani komünizm sistemi ile üretim artık iflas etmiştir. Komünist Çin bile artık özel sektöre gösterdiği kolaylıklar sayesinde büyüyerek güçlenmiştir.

Çin’i göz önümüze getirerek ibret almak zorundayız. Artık günümüzün en büyük kapitalist ülkelerinden biri Çin’dir. Şimdi kalkıp hala devletçi sistemi savunan kişileri kendilerini ciddi bir şekilde sorulamaya davet ediyorum. Keza Eti Maden şirketinin özelleştirilerek özel sektöre devredilmesini ve buradan sağlanacak gelir ve vergilerle ülkemizdeki gelir dağılımını düzeltecek tedbirlerin alınmasını yararlı görüyorum, vesselam…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mutmaine

Madenler ve maden şirketleri özelleştirilmemeli, yeni özel kurulacak şirketler teşvik edilebilir.......en başta devletin bir LOKOMOTİF kurumu/şirketi olmalı...yönetmek ayrı ,üretmek ayrı sanat ister ..iyi yönetilmiyor diye özelleştirme isteyemezsiniz...!..özelleştirmenin stratejik ürünlerde yapılmaması gerektiğini en iyi siz biliyor olmalısınız ! Komünizm örneği olmamış.
  • Yanıtla

Erzurumlu

Sadece bor madeni değil daha nice yeraltı ve yer üstü kaynaklarımız var. Fakat bunlar devletçilik yüzünden değerlendirilemiyor. Ne yapıp edip devletçi ve faşist anlaıştan kurtulmak zorundayız. Verdiği güzel ve anlamlı bilgilerden dolayı yazarımıza teşekkür ederim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23