--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bediüzzaman’ın İstanbul’a Gelişi ve Şekercihan Derneği

Vehbi Kara
Vehbi Kara
29

Bediüzzaman Said Nursi, “Medresettüz Zehra” adı altında Doğu Anadolu’da bir darül fünun yani üniversite kurulmasını istiyordu. Bu maksatla 1907 yılında başkent İstanbul’a geldi. Sultan Abdülhamid Han’a, Van Valisi Tahir Paşanın meselenin önemine dair mektubunu arz etmişti.

“Şarkı ayağa kaldıracak dindir” diyerek manevi değerlerin önemine işaret ediyor bu maksatla eğitim kurumlarının açılması için büyük çaba sarf ediyordu. İnşa edilmesini arzu ettiği üniversitede fen ilimleri ile beraber din ilimlerinin de beraber okutulmasını gerekli olduğunu düşünüyordu.

Bir başka husus da Vali Tahir Paşa’nın “Şark ulemasını ilzam ediyorsun (üstün geliyorsun), fakat İstanbul’a gidip o denizdeki büyük balıklara da meydan okuyabilecek misin?” diye kışkırtıcı sorusuna muhatap olmuştu. Çünkü ne kadar ulema gelip soru sorsa; hepsi de ikna olmuş bir şekilde Bediüzzaman’ın yanından ayrılıyordu.

İstanbul’a gelir gelmez Fatih Camiinin yanında bulunan Şekercihan’a yerleşmiş ve şöyle bir levha asmıştı: “Burada her müşkül halledilir, her suale cevap verilir; soru sorulmaz”.

Bunun üzerine İstanbul’daki meşhur alimler gurup gurup Şerkercihan’a gelerek sualler soruyor ve hepsinin de cevaplarını doğru bir şekilde alıyorlardı. İşte Müslümanlar arasında çok az sayıda bulunan “Bediüzzaman” ismi, kendisinin bu özelliğinden dolayı verilmiştir.

Bediüzzaman’ın maksadı gösteriş yapmak ve kendisini büyük göstermek değildi. Çünkü herkes çok iyi biliyordu ki enaniyet ve kendini beğenmekten, riyakarlık diyerek nefret ederdi. Onun gayesi, o tarihlerde çok küçümsenen Şarki Anadolu’daki ilim ve irfan derecesini göstermek ve üniversite açılmasına teşvik etmekti.

Bu durumu gören bazı zatlar; Mısır’ın meşhur Camiül Ezher Şeyhi Bahid Efendi’den yardım isteyerek Bediüzzaman’ı susturmasını isterler. O zat da Ayasofya’da namazdan sonra Bediüzzaman’a “Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?”diye bir soru sorar.

Bediüzzaman, “Avrupa bir İslam devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak. Osmanlılar da Avrupa ile hamiledir; o da onu doğuracak” demişti. Bu cevaptan pek memnun olan Bahid Efendi; “Bu gençle münazara edilmez. Ben de aynı kanaatteyim. Fakat bu kadar veciz ve beliğane bir tarzda ifade etmek; ancak Bediüzzaman’a hastır” demiştir.

Ne yazık ki Bediüzzaman’ın üniversite talebi yerine getirilmez. Kendisine sus payı olarak para verilmek istenir. Kabul etmeyince de hapse ve tımarhaneye atılır. Sonra döner Van’daki medresesinde eğitim faaliyetlerine devam eder.

Bir müddet sonra Birinci Dünya Savaşı çıkar. Süvari Alay Komutanı olarak savaşa katılır. Çok cephede başarılar kazanır fakat yetiştirdiği talebelerinin neredeyse tamamı şehit düşer. Nihayet Bitlis’in kuşatılması esnasında kendisi de yaralı olarak Ruslara esir düşer. Bundan sonraki hayat macerası çok ibretli olaylar ile devam eder. Devamını bir başka yazıya bırakarak İstanbul’a geldiğinde kaldığı Şekercihan’dan bahsetmek istiyorum.

İşte bu tarihi mekan hala ayaktadır onlarca işyeri ile doludur. Fakat harabe durumdadır. Hatta deprem riski nedeniyle yıkılma tehlikesi bile vardır. En az 120 yıllık bu binanın devletimiz tarafından restore edilerek “Bediüzzaman Kültür Merkezi” olarak açılması milyonlarca vatandaşımızın bir arzusudur. Nice tarihi mekanları aslına uygun olarak onarıp hizmete sokan hükümetimizden bu çok geç kalmış işi de yapmasını bekliyoruz.

Tarihi Şekercihan’ın hemen yanında “Şekercihan Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği” adı altında hayatını Bediüzzaman’ın eserlerini neşretmek adına kurulmuş bir sivil toplum örgütü bulunmaktadır. Devletten hiçbir maddi destek almadan yıllarca iman ve Kuran eğitimi vermektedir.

Hem oğlum hem de kızım; kadınlar ve erkekler için ayrı kolları bu dernekten hizmet aldılar. Allah’a şükürler olsun ikisi de namazlarını kılıyorlar. Bazı dini konularda benden daha iyi bilgilere sahipler. Bu nedenle kendi çocuklarım gibi binlerce genci yetiştiren dini ve imani konularda güçlü hale getiren bu derneğe minnettarım. Çünkü dünyanın bir ucunda denizlerde rızkımızın peşindeyken hep onlar destek oldular. Allah, hem burada hem de bütün Türkiye’de emeği geçen hocalarımızdan razı olsun, vesselam…

Yorumlar

(29)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kaya

10 Ekim 2019 05:49

Muhterem Karaca, hayır, öyle demiyor. Konuyu anlamadınız. Lütfen Risale-i Nur'ları sakin bir halet-i ruhiye ile baştan sona anlamaya gayret ederek okuyunuz. Ama sakin ve rahat bir halet-i ruhiye içinde olmanız önemli. Önyargısız ve berrak bir zihin ve kalp ile eserlere muhattap olmazsanız içeriklerindeki derinlik ve bütünselliği anlayamazsınız, manalar size açılmaz. Okumazsanız da olur tabi ki, kimse birşey kaybetmez. Sadece siz ömrünüzü konu hakkında "tam bilgi sahibi olmadan" yanlış fikir sahibi olarak geçirmiş olurnuz, o kadar. Kendinize bu kötülüğü yapmamalısınız. Selamlar.

Karaca Serin

7 Ekim 2019 12:31

Said Nursi risaleleri kendi eliyle yazdığı halde, bunlar Allah katından, bunlar Kur'an'ın indiği yerden indi diyor. Bu bir sapma değil mi?

Vehbi Kara

4 Ekim 2019 19:12

Yazıda geçen padişah isimleri doğrudur. Bir okuyucum Şehzade Bayezid ile 2. Bayezid i karıştırmış. Tekrarlamakta yarar var. Fatih in oğlu 2.Bayezid dir. Yahudilere Osmanlı topraklarında yer vermiştir. 2.Bayezid in oğlu Yavuz ve onunda oğlu Kanuni dir. Kanuni 46 yıl tahtta kalmış oğlu Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid i idam ettirmiştir. Sefahat aleminde olan diğer oğlu 2.Selim de tahta çıkmıştır. İşte saltanatın iğrenç yüzü buradadır. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam; ısırıcı saltanat diyerek bu evlat katliamını yermiştir. Dört Halife Devrinde seçimle Halife şeçilmiştir. Meselenin özü şudur. Saltanat Bizans ve Sasanilerden alınmıştır. İslami değildir. Fakat adaleti izafiye denilerek ulema tarafından kabul edilmiştir. Yüzlerce kundaktaki bebek katledilmiştir. Çok feci bir usuldür. İslamla alakası yoktur. Beşeri zalim bir sistemdir...

Kaya

3 Ekim 2019 10:40

Değerli yorumcular, şunu biliniz ki bu ülkede insanların Din-i Mübin-i İslam'ı yaşamasını ve dahi öğrenmesinin zorlaştığı bir dönemde yaşayan ve hayatı maddi fakirlik içinde geçmesine rağmen kimseden bırakın parayı, ''hediye dahi kabul etmeyen'' izzetli ve mücahit bir alimden bahsetmek, böylesine dine taraftar bir yerde bile tenkit edilebiliyorsa, o zaman şapkayı önümüze koyup biraz düşünmemiz gerek. Neden derseniz, ne gariptir ki dinimizde eksik arayanların lekelemeye çalıştıkları, hakkında iftiralar atmayı hala bırakmadıkları (yaşadığı dönemdeki gazetelerin iftiralarını okumanızı öneririm) bir büyük ehl-i sünnet alimi, mütefekkir ve veliyi yazdığı eserlerin tamamını ''anlayarak bir defa okumadan'' tenkit edebilmek için ilginç bir karaktere sahip olmak. Doğru sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, nasıl isterse öyle düşünebilirler, zaten onlara herhangi bir açıklama yapmak da gereksiz ancak burayı okuyan ve konu hakkında fazla bilgi sahibi olmayan muhterem insanlara doğru bilgi verilmeli diye düşünüyorum. "Bediüzzaman deyip duruyorsunuz" diyen insanlara şunu söyleyebilirim ki, bu ülkede hak ettiği değeri görmek şöyle dursun, hakkında en çok iftira atılan insanların başlarında geliyor o. Risale-i Nur'ları okuyan, neşrettiği eserlerden nice güzellikler keşfeden insanlar da mı bahsetmesin ondan, onun iman hakikatlerini neşretmek ve insanların imanlarını selamette görmek yolunda sarfettiği hayatından? Gerçekten bu mu istenen? Anlamakta güçlük çektiğimi belirtmeliyim. Yani o kadar siyasetçi, sporcu, sanatçı, yazar hakkında yazı yazılsın ama Bediüzzaman gibi büyük bir vatansever alim hakkında yazılınca ''çok bahsetmek'' mi olsun? Bu gibi yanlış bilgilerle iftira atmak; O'nun yazmaya vesile olduğu eserler ile hem o devirde, hem de ateizm ve deizm düşüncelerinin insanların inanç temellerini sarstığı günümüzde, imandaki hisseleri, marifetullah, muhabbettullah ve mehafetullah gibi ulvi hissiyatları ziyadeleşen sayısız insana zarar vermez. Zarar, yanlış bilgilerle insanları kandırdığını sanan, ancak aslında ''kendi kendini kandıran'' kimselerin ''sadece" kendilerinedir. Böylelikle hayatlarını belki de Risale-i Nur'ların tamamını hiç okumadan ama biliyormuşçasına (daha önce bir defa bile eserlerin tamamını, hatta bir tek eserinin bile tamamını okumadan, TV ve videolardaki manipulasyonların etkisi altında kaldıktan sonra ''ahkam kesen'' insanlar ile karşılaştım, üzüldüm ve önce okumlarını önerdim) bir tavır içinde bilgisizce geçirecekler. Dostlar, herkes istediği gibi düşünebilir elbette. Ancak yorum yapmadan önce o kişiyi ''ondan hiç hazzetmeyenlerden deği''l bizzat eserlerinden tanıyın derim. Yani fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmak daha iyi olmaz mı?Dua ile.

mutmaine

3 Ekim 2019 00:49

DANDİK ADAMLAR özellikle yorum yazmaya geliyor....yorum yazmanın suyunu çıkardılar, çirkeflik akan yorumlar var...

Erkmen

2 Ekim 2019 23:26

Değerli yorumcular, bu zatın eğer Cennetmekan Abdülhamit Han Efendimizden yahut da Sultan Reşat’tan aldığı böyle yüksek bir meblağ varsa bunun hesabını sormanın nesi yanlış? Nesi iftira? Bir başka yorumcu da diyor ki bu zat ne alay komutanı idi ne de Ruslara esir düştüğüne ilişkin kayıt var! Sayın yazar bu zatı ilgili ilgisiz her yazısında bir şekilde araya sokarak iyi birşey yaptığını düşünüyor ama yaptığı doğru değil. Saidi Nursi ile ilgili birçok abartı ve karanlık hususat mevcut bunlar aydınlatılmadan bu zatı bir İslam Alimi olarak kabul ettirme gayreti ne kadar isabetlidir tartışmak lazımdır. Hülasa takım tutar gibi birilerini tutmak doğru değil kanaatimce vesselam...

Korkusuz

2 Ekim 2019 23:01

Mekani cennet olsun dogru teshis.Doguyuda batiyida ayakta tutacak dindir.bu gun daha cok muhtaciz.

Tata Tonga

2 Ekim 2019 22:41

bu yazar milleti yanlış yönlendiriyor. bilgisi de yok. piyer loti yazısından belli...şekerci hanmış da falanmış da filanmış da...sonra birileri de altın hikayesi uydurmuş. fetönün de kirli donlarını saklamışlar. saidi nursinin neyini sakladılar merak ettim şimdi. aradan zaman geçti. o dönemde yaşasaydım bir şeyler duyardım...

Tata Tonga

2 Ekim 2019 22:38

bediuzzaman da falan da filan da... türlü türlü masallar, türlü türlü hikayeler... aç kuranı kerimin mealini oku... okumazlar. giderler masallara inanırlar. sonra da kandırıldık diye küfrederler... Yüce Allah masallara inanmamanız için size Kuranı Kerimi indirmiş!

Yapmayın arkadaşlar

2 Ekim 2019 22:27

Vefat etmiş iyi bir tarihçiyi dinlemistim.Said Nursi ile bir dergide birlikte çalıştık.İyi ve temiz bir insandı.Ancak arkasından birkaç milyonu sürükleyecek ne birikime nede bilgiye sahip biri değildi.demişti.O bir insan bilgili de olabilir.Ancak öyle beduizzaman falan böyle isimler bana tuhaf geliyor.Mesele din olunca kim olursa olsun hemen biat ediyoruz.Bizi bu biat kültürü mahvetti.Peygamber efendimizden sonra hiçbir kula öyle büyük yakıştırmalar yapmak bence yanlış.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle