--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bediüzzaman Eyalet Sistemine Karşıydı

Vehbi Kara
Vehbi Kara
10

Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük İslam alimlerden birisi Bediüzzaman Said Nursi’dir. Bitlis’in Hizan ilçesinin Nurs köyünde doğmuş ve bölge insanını maddi ve mavevi yönden irşad etmiştir. Aynı zamanda Birinci Dünya Savaşında Gönüllü Alay Komutanı olarak Ruslara karşı savaşmış ve başarılarından dolayı savaş madalyası almıştır.

Bediüzzaman, Osmanlı Devleti zamanında medrese hocası olarak yüzlerce talebe yetiştirdikten sonra şarkta din ve fen ilimlerinin okutulduğu bir darülfünun yani bugünkü adıyla bir üniversite kurmak için çalışmıştı. Cumhuriyet kurulduktan sonra da Meclisten bu konuda karar çıkarmışsa da “tekke ve medreselerin kapatılması” bahane edilerek bu çok hayırlı ve güzel çaba başarılı olamamıştır.

Bediüzzaman, Türkiye’nin siyasi hayatına çok büyük katkılar sunmuştur. Bunlardan sadece bir tanesi de devletin üniter yapısının muhafaza edilmesi olmuştur. Ademi merkeziyete yani eyalet sistemine karşı çıkarak Müslümanların birlik ve beraberlik içinde kalması için çalışmıştır.

Bundan 110 yıl önce de aynı görüşler dile getirilmekteydi. Özellikle “Ahrar” partisinin kurucu ve yöneticilerinden olan Prens Sabahattin, eyalet sistemini savunuyor bunun için kamuoyu meydana getirmeye çalışıyordu.

Yerinden yönetim ve daha çabuk karar alma konularında ileri sürülen faydalarına karşılık ülkemizin bölünüp parçalanmasını önlemek adına eyalet sisteminin son derece zararlı olduğunu gören Bediüzzaman, Prens Sabahattin’i gayet nazik bir şekilde uyarmıştır. Ademi merkeziyetin “zenb-i azim” yani “büyük günah” olduğunu dile getiren Bediüzzaman, Batılı ülkelerin Müslümanları bölüp parçalayarak ortadan kaldırma planlarına bu şekilde karşı çıkmıştır.

Günümüzde de neredeyse aynı plan ve bölücülük emelleri yürürlüktedir. 300 milyonluk Türk ve yine 300 milyonluk Arap dünyası halen karmakarışık bir vaziyette gayrimüslim devletlerin oyuncağı olmuş durumdadır. Bu devletler ve süper güçler diş geçirmekte en çok zorlandıkları Türkiye’yi parçalayabilmek için akla gelmedik yöntemleri uygulamaktadırlar.

Bunlardan sadece bir tanesi çeşitli ülkelere dağılmış Kürt Müslümanlarına bir devlet vaat ederek İslam aleminin en karmaşık coğrafyası olan Ortadoğu’yu yine kan gölüne çevirmek istemektedirler. Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ta diğer Müslümanlarla kaynaşmış olan Kürtleri, “Büyük Kürdistan” devleti adı altında bir hayalle kandırmaya çalışmaktadırlar.

İslam düşmanları karşılarında bu coğrafyayı ve insanlarını çok iyi tanıyan Bediüzzaman Said Nursi’yi bulmuş hayallerine bir türlü ulaşamamışlardır. Bu konuda yani eyalet sisteminin zararlarının anlaşılması için Bediüzzaman’ın eserlerinden istifade ederek çok sayıda makale kaleme aldım. İsteyenler Yeni Akit Gazetesinin internet arşivlerinden okuyabilirler. Burada kısa olarak özetlemek gerekirse; şu hususları tekrarlayabiliriz.

Ülkemizde çok farklı unsurlardan meydana gelmiş kökenleri ve dilleri farklı çok sayıda halk yaşamaktadır. Etnik köken olarak çok farklı kültürden gelen bu insanları tek vatan ve bayrak altında birleştirecek en önemli unsur din birliğidir.

Devletimizin ve üniversitelerin “Bu zamanın en önemli farz vazifesi İttihadı İslam’dır (İslam Birliğidir)” diyen Bediüzzaman’a artık daha fazla rağbet etmelidir. Bu konuda yazmış olduğu eserler yüz yıldan fazla bir zamandan beri kamuoyunun önünde ve milyonlarca kişi tarafından okunmaktadır. Fakat ne yazık ki İslam’a olan gönül bağından ve dolayı Bediüzzaman’ın eserleri, bir çok kişi tarafından görmezlikten gelinmektedir.

Allah, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan razı olsun. Bediüzzaman’ın eserlerini Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından neşredilmesinde büyük emeği geçmiştir. Ayasofya’yı da ibadete açtığı için kendisine bir çok kişi gibi minnettarım. Siyasi konulardaki eleştirilerimden dolayı siyasetçiler ne kadar tepki gösterirlerse göstersinler ölene kadar yine oyumu seve seve Erdoğan lehinde kullanırım. Burası çok açıktır.

Devlet vazifesini yapmıştır. Lakin üniversite ve araştırma kuruluşları dünyada eşi görülmemiş bir bağnazlık içerisindedir. Bediüzzaman gibi bir büyük İslam aliminin eserlerinden istifade etmeyi hala düşünmemektedirler.

Ülkemizin birlik ve beraberlik içinde bulunması ve 40 yıldan beri PKK terör örgütü tarafından akıtılan kanın durdurulması açısından en önemli kaynaklarımızdan biri Risale-i Nur eserleridir. Bu muhteşem külliyatı, iman konusundaki yoğunluğundan dolayı isterlerse sevmesinler. Kimsenin benim gibi hayran olması gerekmez. Fakat Bediüzzaman Said Nursi’nin bu eserlerinden istifade etmek bu vatanda yaşayan insanların üzerine bir borçtur.

Belki de bugün Bediüzzaman olmasa idi Güneydoğu illerimiz kan gölü haline gelecekti. Çünkü ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler bu bölgede bir Kürdistan eyaleti meydana getirmek için yıllar boyunca oluk gibi para dökmüşlerdir. Eyalet kurulduktan sonraki adımda ise devlet şekline dönüşecek bir yapı ve sonrasında dünyanın bir çok bölgesinde olduğu gibi bitmeyecek savaşların meydana gelmesidir.

Halbuki böylesine tehlikeli bir hayale gerek yoktur. Bin yıldan fazla bir zamandan beri kurulan Türk Devletleri içerisinde huzur ve barış içinde yaşayan diğer küçük unsurlar gibi Kürtlerinde aynı ülkede barış içinde yaşaması için çalışmak gereklidir. Ay Yıldızlı bayrak sadece Türk milletinin değil; bütün Müslümanların ortak bayrağıdır. Zira “Hilal” İslam’ı sembolize etmektedir.

Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra neredeyse iki yüzyıl boyunca Anadolu’da kan gövdeyi götürmüştür. “Tavaif-i mülük kavgası” adı verilen yani kardeşler arasında malın mülkün paylaşılamamasından doğan savaşlar, İslam’ın cihangir ordusu olan Türkleri yiyip bitirmiştir. Nihayetinde Birinci (Çelebi) Mehmet, İkinci (Fatih) Mehmet ve Yavuz Sultan Selim Han, Osmanlı Devletini derleyip toparlayarak ülkeyi tek bir çatı halinde tutmayı becerebilmişlerdir. Allah onlardan da razı olsun…

İşte, huzur ve güvenlik içinde yaşamanın en önemli şartlarından bir tanesi üniter yapı iledir. Adem-i merkeziyet gibi yani merkezden bağımsız eyaletlerin ortaya çıkması ülkemizi yeniden karışıklığa ve kan gölüne çevirecektir.

Bu hususu Amerikan İç savaşı örneği ile ayrıca izah edebiliriz. 19. yüzyılın ortalarında Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğu bölgelerinde, büyük çiftliklerin ağırlıkta olduğu ve tarıma dayanan bir ekonomi yerleşmişti. Bu çiftliklerde özellikle pamuk, tütün ve şeker kamışı yetiştirilmekte ve gereken işgücü Afrika'dan kaçırılıp getirilen siyahi kökenlilerden oluşan kölelerden sağlanmaktaydı. ABD'nin diğer bölgelerinde ekonomi sanayiye yönelmiş ve bunun gerektirdiği serbest işgücü için kölelik ortadan kaldırılmıştı. Kısaca ülke bir farklı iki bölgeden oluşuyordu.  Sosyal ve kültürel bakımdan ülkede bir bütünlükten bahsetmek mümkün değildi.

ABD'nin batı kesiminde hala yeni eyaletler kurulmaya devam ediyor ve bu yeni eyaletlerin çoğunda kölelik yasaklanıyordu. Bu ortamda güney eyaletleri köleliğin eninde sonunda güneyde de yasaklanacağından endişelenmekteydiler. Bu da güneyin köleliğe dayanan üretim tarzını kökünden tehdit ediyordu. Köleliği kaldırmaya söz vererek seçime katılan başkan adayı Abraham Lincoln seçimi kazanınca güneyli 7 eyalet yeni başkanın köleliği kaldıracağına kesin gözle bakarak 1860 yılında ABD'den bağımsızlığını ilan ettiler.

Bu eyaletler Jefferson Davis'in başkanlığı altında Amerika Konfedere Devletleri adı altında yeni bir devlet kurdular. Kısa bir süre sonra buna 4 eyalet daha katıldı. Bu toplam 11 eyalet, Amerikan İç Savaşı'nda “Güneyli Konfederasyon” tarafını oluşturdular. Ülkenin geri kalan kısmı (özellikle kuzeydoğu kısmı) da “Kuzeyli Union” yani "birlik" tarafını oluşturdular. Bir süre sonra iki devlet arasında savaş patlak verdi.

Savaşı Kuzeyliler yani Birleşik Devletler kazanmıştı lakin kayıplar ise korkunçtu. 110.000 kişisi çatışmada olmak üzere toplam 360.000 ölü ve 275.000 yaralı ve kayıp vermişlerdi. Konfederasyon’un da kayıpları büyüktü; 93 bini çatışmada olmak üzere toplam 260.000 ölü ve 137.000 yaralı ve kayıp vermişlerdi. Kısaca bir milyon insan kaybedilmişti. Bu yıkım ne yazık ki hala kimse tarafından dikkate alınmamaktadır. Tarih ibret alınsa tekerrür eder mi hiç?

Amerikan İç Savaşına karşılık bölgesel farklılıkları olmayan Avrupa'da tersine sonuçlar alınıyordu. Örneğin Almanya’da  homojen bir yapı mevcuttu. Ülkenin kuzey veya güneyi ile doğu veya batısı arasında bir fark yoktu. Yüzlerce küçük devletçiklerden meydana gelen Alman prenslikleri, Prusya’nın önderliğinde “Almanya” adıyla birleşmişti. İki büyük dünya savaşından yenik olarak ayrılmasına rağmen eyalet sistemi bu ülkede başarılı sonuçlar doğurmuştu. Halen AB’nin motoru olan ve her bakımdan üstünlüğünü kuran Almanya, dünyanın en büyük ve güçlü ülkesinden bir tanesi olmuştur.

İşte eyalet sistemi ülke bölgesel farklılıklar giderildiğinde yani sosyal ve kültürel yönden birlik ve beraberlik içinde olduğu takdirde başarılı sonuçlar vermesi söz konusu olabilir. Böyle bir durumda ancak adem-i merkeziyet desteklenebilir ve başarılı sonuçlar doğuracağı beklenebilir.

Lakin Türkiye topraklarında Selçuklu Devletinin yıkılması ile ortaya çıkan ve 300 yıl devam eden beylikler arasındaki mücadeleye tekrar tanık olmak da mümkündür. Tavaif-i Mülük Kavgası adı verilen bu Türkler arasındaki iç savaşta; onca Müslümanın kanı akmış insanlar perişan olmuştu. Nihayet Osmanlı Devletinin sağduyulu padişahları birliği sağladı ve bugünlere kadar geldik. Eğer Yavuz Sultan Selim Han’ın;

İhtilâf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dâyı def’e çaremiz,
İttihad etmezse millet, dağ-dar eyler beni.

Diyerek dile getirdiği İttihad yani birlik ve beraberlik sağlanamamış olsaydı çok büyük acıları yine yaşayabilirdik. İşte bu nedenlerden dolayı üniter yapıyı muhafaza etme zorunluluğumuz vardır. Aksi takdirde aç kurtlar gibi ülkemizi parçalayarak bölmeye çalışan düşmanlara yem olma ihtimalimiz vardır.

Vakta ki; Türkiye, Almanya gibi homojen bir yapıya sahip olur yani kuzeyi, güneyi, doğu ve batısı ile birlikte bütünlük içinde olur, bölgesel farklılıklar giderilir, sosyal ve kültürel bakımdan eşitlik sağlanır işte o zaman eyalet sistemine geçilebilir. Aksi takdirde Prens Sabahattin’e yazılan mektuplarda olduğu gibi büyük bir günah işlenmiş olur, vesselam…

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sahin

14 Aralık 2020 22:12

ABD Almanya gibi ülkeler Eyalet sisteminden olsa geri kalmis ülkeler .El insaf

Mardinli hoca

14 Aralık 2020 16:10

Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam biliyorsunuz islamda kavmiyetçilik yapmak iyi bir şey değil.Peygamberimiz SAS şöyle buyurur deuhe feinnehe minti ne yani kavmiyetciligi bırakın lestir.Şimdi bu konuyu açarız bugün devlet olarak her şeyini türkçe iledir.Okullar askeri mahkemeler bütün kurumlar türkçedir.Sayın vehbi hocam bir soru sormak istiyorum.Devletin bütün organları türkçedir buna rağmen birisi kalkıp türkçülük yaparsa haksızdır.İşte türkiye durumu budur 

Hasan

14 Aralık 2020 14:48

Superguc Osmanli devleti eyalet sistemiyle yonetilmistir boyle birseyi turkiye cumhuriyetide gerceklestirirse cag atlar  

meleknur

14 Aralık 2020 13:35

NEYİN EYALETİ. TÜRKİYE DE EYALETE HAYIR. KORANA SEBEBİYLE KIZ İSTEME, SÖZ,NİŞAN, DÜĞÜN YASAĞINA HAYIR! TEDBİRLERE UYMAK SURETİYLE HERKES DÜĞÜN NİŞAN YAPMALI.

H.Avşar

14 Aralık 2020 12:59

İngiltere 4 ayri kralliğın birlestiği BİRITANYA dedikleri yer.18 tane adalardan oluşan kendine bağlı devletcikleri ve hatta Avustralya , Kanada vs. Henel vali atadıgı ülkeler var kendine bağlı. Osmanli da mısıra sudana fasa cezayire hicaza , Balkanlara eyalet yada özerkli yada otonok yada muhtariyet verilmek suretiyle bize bağlıliklari devam etmesi denenebilirdi.

OSMANLI TORUNU

14 Aralık 2020 10:54

Bu kelimeyi ağzımıza bile getirmeyelim,Çünkü biz YOLUMUZ ÜMMETTİR HER HALDE BUNU UNUTTUK,,İMANI OLAN BÖLE KELİMELER KULLANMAZ, BİZİM SANCAĞIMIZ İSLAMDIR, BAŞKASI BÖLÜCÜLÜKTÜR,,

Erolsadikoglu6161

14 Aralık 2020 09:34

İslam birliğini türkiye imzaladi ama saitnursinin otalebeleri hicdestek vermedi aşağiladi.bediuzzaman tsbiri çokyalniş değilmi Allaha ait sifati burda kullaniyorsun.saitnursinin vahdeti vucut la ilgili inancinedir acaba

Ziyaretçi

14 Aralık 2020 08:16

Osmanlı yönetim sistemi en idealiydi...devam edilmedi...gerekçeside çok basit gericilikle suçlanıyor Osmanlı !!! Ama avrupadaki , İngilteredeki halen devam eden krallık sistemlerine tek kelime edemeyen ÇİRKEFLERİMİZ var artık... içimizde gizli hainlik yaptığının farkında olmayan basitler çok. eski insanımız yok. yağmur duasını bile hazmedemeyen kendine müslüman diyen pislikler çoğaldı.

Aziz Metin

14 Aralık 2020 07:20

Kardeşim sayfa dolusu cümlelerinizden işe yarayan, doğruları haykıran ceviz kabuğunu dolduran iki çift kelime göremedim maalesef. İşinize gelen mevzularda toplumun genelinin kabul gördüğü şahsiyetler üzerinden günü kurtarmağa çalışıyorsunuz, işinize gelmeyen mevzularda ise kör ve sağır oluyorsunuz. Evvel emirde can üstadımızın lakab-ı meşhuresi Said-i Kürdi'dir. Bu ismiyle hitap et bakalım neler oluyor. Ve bahsini ettğin medresetüzzehra hayali, üç dille eğitim verecek bir medrese hayaliydi. Açın bakalım Kürt'çe eğitim veren okullar, ana dille eğitim ve ifade hürriyetini tanısınlar bakalım. Hem sonra bir insan, sahabe bile olsa Allah yolunda olduğu müddeteçe arkasından gidilir, saptığı andan itibaren karşısında durulur. Ölünceye kadar oy veririm demek ne kadar İslami bir yaklaşım. Sizler taassup içinde kör ve sağırlaşan, vicdanları tefessüh etmiş zavallılarsınız. Adam çıkıp Millet'in seçtikleri şahsında Kürt Milleti'ne hakaretler yapdırıyor, gıkınız çıkıyor mu?

Erzurumlu

14 Aralık 2020 04:28

Allah razı olsun. Eğer eyalet sistemine geçersek ülkemiz kan gölüne döner. Özellikle PKK'nın bölücü ve ayrıştırıcı tuzağına düşeriz. Birlik ve beraberlik içinde olursak Osmanlı devleti gibi cihana nam salıp İslam'ın güzel bir örneği oluruz. Ülkemizi parçalamak isteyen ABD ve Batı ülkelerinin tuzağına düşmemek için Bediüzzaman Said Nursi'yi dinlemek zorundayız. Bu coğrafyayı en güzel analiz eden bu zattır.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle