--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başarı Toplumun Malıdır Şahıslara Yüklenemez

Vehbi Kara
Vehbi Kara
10

Devlet televizyonu olan TRT kanallarındaki bir dizide milletimizin göstermiş olduğu başarı tek bir şahsa indirgeniyor. Bu şekilde yapılan şahısları aşırı derecede yüceltme ise Milli Mücadelemizdeki başarıyı gölgelemekte ve küçültmektedir.

Hâlbuki başarılar toplumun malıdır. Ne kadar çok kişi ile paylaşılsa o kadar büyür. Ne kadar çok kişiye mal edilip dağıtılırsa o nispette sevinç ve gurur kaynağı olur. Milletin manevi şahsiyeti o derece büyür ve parlar.

Mağlubiyet ve başarısızlık ise yöneticilere ve komutanlara verilir. Bu sayede toplumun manevi gücü sarsılmaz ve korunmuş olur. Nitekim 2. Dünya Savaşı sonucunda Alman toplumu, yaşanılan büyük bozgunu ve mağlubiyeti Hitler’e ve onun kurduğu NAZİ teşkilatına vererek ayakta kalmayı başarmıştır. Bu sayede her iki dünya savaşının en önemli müsebbibi olan Almanlar, kendi gururlarını incitmekten korumuşlardır.

Türkiye Cumhuriyeti çok büyük güçlükler içinde kuruldu. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan işgalcilerine karşı toplumun maneviyatı ön plana çıkarılarak yıllardan beri çeşitli cephelerde savaşmaktan yorulmuş olan milletimiz gayrete getirildi. Buradaki başarının altında yatan en önemli güç Allah’ın rahmetidir. Bin yıldan beri İslam dinine bayraktarlık yapmış bu toplumu Rabbimiz, inayet ve yardımları ile ayağa kaldırdı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Meclisimiz bir Cuma günü namazdan sonra açıldı. Kuran hatimlerinden başka yüzyıllardır uygulanan Türk geleneklerinden biri olan Buhari hatimleri indirildi. Allah’a dua edilerek “Misak-ı Milli” sınırlarına ulaşıncaya dek savaşmaya yemin edildi. İşte bu gayret ve fedakârlıkların neticesinde rabbimiz, bu kahraman milleti İslam düşmanlarına karşı galip eyledi.

Milli mücadeledeki başarının altında; sayısız askerimizin, insanımızın emeği mevcuttur. Silahları işgal kuvvetlerine teslim etmeyip gizli ikmal yollarından askerlerimize gönderen onlarca “Kuva-i Milliye” teşkilatı vardır. Adı şanı bilinmeyen şehit düşmüş meçhul askerlerimizin sayısı binlercedir. En nihayetinde bazı komutanların beceriksiz ve kötü yönetimlerine rağmen Allah’ın izni ile Yunan kuvvetleri mağlup edilerek ülke dışına atılmıştır.

Bütün bu gerçekleri tek bir şahsın yazmış olduğu ve defalarca tahrif edilerek güncellenmiş olan bir kitaba sığdırmak doğru ve hakkaniyetli değildir. Zaten gerçeklerin bir gün mutlaka meydana çıkma huyu vardır. İstediğiniz kadar resmi tarih belgelerinde tahrifat yapın bunu engelleyemezsiniz.

Tarihçiler ve dizi film senaryoları yazanlar şu hususu iyi bilmelidir ki; tarih övgü ya da sövgü için kullanılan bir bilim dalı değildir. Bir kişiyi kusursuz ve hata etmemiş gibi göstererek göklere yükseltmek çok yanlıştır. Hele hele tek bir şahsa bütün başarıyı tek bir kişiye bağlı kılmak ve o şahsın yazmış olduğu bir kitabı tek başvuru kaynağı görmek; bir toplumu aşağılamak ve küçük görmekten başka bir şey değildir.

Eğer başarı ve galibiyeti büyütmek toplumun bütün kesimlerine yaymak istiyorsak ABD’nin yaptığı gibi yapmak zorundayız. Evet, yine aynı zaman diliminden örneği gösterelim:

2. Dünya savaşında müttefik orduları komutanı olarak büyük bir başarıya imzayı atan ABD’li General Eisenhower’ı kimse doğru dürüst tanımaz. Zaten aklı başında olan bir millet galibiyeti tek bir şahsa indirgemez. Başarıyı; Almanya-Japonya ve İtalya gibi dünyanın en büyük ordularını yenen bütünüyle savaşmış toplumlara verirler.

Amerikalılardan başka diğer galip devletler de bizdeki aynı hatayı yapmamışlardır. İngiliz, Fransız, Kanadalı ve Avustralyalı halklar galibiyeti ordunun başındaki komutanlara değil ülkenin bütün milletine mal ederler. Bu sayede şeref bir çok milletin olup geleceğe daha güvenle bakma imkânı doğmuş olur. Nitekim Batı dünyasının savaş sonrasındaki büyük ekonomik ve sosyal gelişmesi bu sayede olmuştur.

Sovyetler Birliği ise aynı bizde olduğu gibi otoriter bir yapı meydana getirmiş yöneticilerini adeta putlaştırmışlardır. Askerlerini terhis etmedikleri için sırasıyla Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan’ı tanklarla ezerek zoraki bir birlik meydana getirmişlerdir. Adına “Varşova Paktı” konulan bu birlik; 50 sene zorbalıkla idare edildikten sonra nihayet 1990 yılında dağılmıştır. Bu komünist otoriter yapının itici gücü Sovyetler Birliği ise 15 parçaya bölünerek bugünkü Rusya sınırlarına kadar küçülmüştür. 

Kendisinden kat kat sayıca üstün Haçlı ordularını Anadolu’nun bağrında yok eden Kılıç Arslanların torunlarına bu küçültücü ve aşağılayıcı yaklaşım hiç yakışmamaktadır. Devlet büyükleri ve tarihçiler artık bu milletimizi hakir gören bu anlayışa bir son vermelidir.

Üniversitelerde tarih kürsülerini işgal eden “otoriter ve tek tipçi düşünceyi benimsemiş” akademisyenler, toplumumuzun ihtiyacı olan manevi ruh ve gücün kuvvetlenmesini istiyorlar ise şu hususu iyi bilmelidir:

Bizim halaskarımız yani gerçek kurtarıcımız Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselamdır. Bakın bu gerçeği 1927 senesinde Avrupa’da toplanan bir kongrede batılı aydınlar nasıl ifade etmişler. Fazilet odur ki; düşmanlar dahi onu tasdik etsin…

Kongre Başkanı Shebol, şöyle diyor: “Evet, Garp uleması ve feylesofları itiraf ve ikrar etmişlerdir ki; İslamiyet’in kanunları, yüksek bir tarzda “âlemin ıslahına” kâfidir. Muhammed’in (asm) beşeriyete intisabıyla bütün insanlık elbette iftihar eder. Çünkü o zat, 13 asır evvel, öyle bir şeriat getirmiş ki; biz Avrupalılar, iki bin sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek, en mesut ve saadetli insanlar oluruz”.

Bernard Shaw ise “Ben görüyorum ve itikat ediyorum ki insanlık şunu söylemek zorundadır. Muhammed (asm) insaniyetin halaskarıdır. Ve kurtarıcılık namı ona verilmek lazımdır”. Yine devamla şunları söylüyor: “Ben itikat ediyorum ki, Muhammed’in (asm) misli yani aynı görünüş ve tarzında bir adam şimdiki yeni âleme reis olsa ve hükmetse, bu yeni alemin müşkülatını halledip umumi barış ve saadetin yerleşmesine sebep olacaktır. Evet bu yeni alemin barış ve saadete ne kadar ihtiyacı olduğunu herkes anlar”.

İşte Batı dünyası ve bu coğrafyada yaşayan toplumlar gerçek halaskarı bulamadıkları için suni ve yapmacık kişiliklerin peşlerine takılmış sonrasında belasını da bulmuştur. İslam’ın güzelliklerini ve Peygamberimizin (asm) örnek ahlakını esas olarak almaz isek kurtuluş hayaldir. Daima bocalayacak ve hüsrana düşeceğiz, vesselam…

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Narsistlerin en büyüğü emmi

3 Nisan 2020 09:39

Nutugu kendin okudun yani öyle mi? :))))))Risaleye devam, Cevşeni unutma, makluben dolapta ısıtıp yersin:)))))

MOHAÇ

2 Nisan 2020 10:51

Atatürk ü ağzına almadığı iyi olmuş. neidüzaman hazretleri , risale filan devam et aslanım bekleme yapma!

Narsistlerin En Büyüğü

1 Nisan 2020 23:31

Kamal'ı mütevazi birisi gibi görenler belli ki Nutuk'u hiç okumamışlar. 

Okur

1 Nisan 2020 23:22

Yazık ki ne yazık.

zuhur

1 Nisan 2020 17:57

Sayın yazar, "o şahıs" dediğin adam hayatı boyunca "ben yaptım, ben ettim, ben başardım, ben becerdim" dememiştir. Bilen bilir. Basit bir soru sormak isterim sana. İstanbul'u fetheden kimdir? Ya Mekke'yi, Medine'yi, İskenderiye'yi, Bağdat'ı, Belgrat'ı?.. Asker mi, Sultan mı?

Şahin 66

1 Nisan 2020 14:11

Yerel seçimlerinde çevremde bir çok insan meselenin ne kadar büyük olduğunu anlayamadı ve farklı yerlere oy verdi sonra eyvah dediler ama iş işten geçti toplum nasılsa ALLAH o toplumu öyle idare eritiyor

Nazif

1 Nisan 2020 12:43

Milletin başarısı tek kişiye bağlanmış olarak gösterilemez

Kiyas

1 Nisan 2020 10:26

Hadi ATatürkün basarilarini topluma mal ediyorsun da, neden her gün baskan erdogan söyle dedi, böyle yapti diye baslayan yazilar yazyirosun. neden simdi yapilanlari tek adama veriyorsun madem. Deprem olur, millete müracat, sel olur millete müracat, sehit olur millete müracat, darbe olur millete müracat, bu ne ya...sonra da baskan yapti... birak <Allahaskina ya...elin kafiri dediginiz baska liderler bakin ya. valla hepsi sizden daha müslüman ya.

Hakikat

1 Nisan 2020 09:05

Ben o şahsı frağmanda gördükten sonra Filmi izlemedim.

Hasan ULUBAT

1 Nisan 2020 08:12

Allah CC, nasılsanız öyle idare edilirsiniz buyuruyor. Yani lideri veren Allah Azimüşşan. İslamiyet'ten önceki Kut anlayışını da bilirsiniz. Biz Müslümanlar kendimize bakmalıyız. Allah bize samimiyetimizden ötürü Reis'i lütfeyledi. Elhamdüllilah. Ömür boyu Reis'imiz olarak kalır, düşmanları kahrolur inşallah

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle