--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bahriyede 15 Yıl

Vehbi Kara
Vehbi Kara
12

Bazı okuyucularım soruyor: “Senin aleyhinde bir karanlık oda yıllardan beri yayın yapıyor ve ‘Fetullahçı’ diye ordudan atıldı” diyor. Bunun aslı var mı? Eğer yalan ise niçin mahkemeye başvurmuyorsun? Gerçekleri bir de senin dilinden öğrenmek isteriz.

Öncelikle şu hususu söyleyeyim ki; karanlık odaların ve bazı gazetelerin yazdıkları “çamur at izi kalsın” türünden yazıların hiçbir aslı astarı yoktur. Mahkemeye başvurmadığım bilgisi de yanlıştır. Zira yapmış olduğum suç duyurusu üzerine Kartal Adliyesinde basın işleri savcılığına ifade verdim. Fakat Savcı Bey; dava açmayacağını ifade etti.

Madem, dünya mahkemesinde karşılaşamıyoruz elbette zerre kadar iyilik ve kötülüğün kimsenin yanına kalmayacağı ruz-i mahşerde hesaplaşacağız. O halde yaşadığım olayları okuyucularımla paylaşayım ki; hakkımdaki iddialar ne derece doğru, merak edenler öğrensin.

Bu yazıyı okuyanlar “senin özel hayatından bana ne!” demesinler. Zira 1982-1997 yılında Deniz Kuvvetlerinde yaşamış olduğum olaylar Türkiye’nin acı gerçeğidir. Medya gücünü elinde tutan bazı küresel güç odakları, çoğu zaman iftira atarak gerçekleri saptırmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin askeri darbelerle dolu tarihini öğrenmek ve bir daha olmaması için gayret edecek her vatandaşın; bu yazılardan hissesi olacaktır.
Bahriyede geçen 15 yıla değinmeden önce şu hususu da değinmek isterim. Bu makalede yazılanlar daha detaylı bir şekilde “Bahriyede 15 Yıl” isimli kitabımda yer almaktadır. İsteyenler Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) isimli yayınevinden internet aracılığı ile alıp okuyabilirler. Bu makalelerden okuyabileceğiniz özet halidir.

Bu kitabın 2007 yılında yapılmış iki baskısı daha vardır. Fakat bunu biraz daha genişleterek üçüncü baskıyı da neşretme fırsatı buldum. Gerçekten tarihe not düşmek adına önemli bir eser olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle şu “Fethullahçılık” konusuna değinmek gerekiyor. Zira çok kişi bunu sormaktadır. Bu konuda beş altı makale yazdım. İsteyenler Yeni Akit Gazetesinin internet arşivinden çok rahatlıkla okuyabilir. Kısaca bir daha özetleyelim:
Alican Türk isimli “Batı Çalışma Gurubu” davasında yargılanan bir öğretmen subay, 1997 yılında Yüksek Askeri Şura” kararını bularak bu iddiayı yapmıştır. Biz o yıllarda eşlerimizin başörtülü olduğu gerekçesi ile ordudan atıldığımızı zannediyorduk. Nitekim Batı Çalışma Gurubu kanun dışı fişleme yaparak 28 Şubat 1997 sürecinde birçok dindar subayı ordudan atmıştı.

Ne ilginçtir ki ordudan atılan subayların en yoğun olduğu dönem Necmettin Erbakan’ın Başbakan olduğu dönemdir. Güven Erkaya gibi rakıcı generaller “siz iktidarda olduğunuzu zannedin; bu ülkeyi asıl biz yönetiyoruz” diyerek on bine yakın askeri ordudan atmıştı. Şuçumuz ise “gözün üzerinde kaşın var” misali “eşinin üzerinde başörtüsü var” şeklindeydi.

Ordudan atılmamızın resmi gerekçesini ancak 28 Şubat Davasında müşteki olarak müracaatım esnasında öğrenmiştim. Belgede gerçekten de “Fetullahçılık” ibaresi vardı. 17 Yaşımdan itibaren Feto örgütü ile mücadele eden benim gibi birisi için bu belge büyük bir sürpriz idi. İşte; atılan diğer asker arkadaşlarım gibi herkese bir kulp takmak gerekmiş bana da tombaladan “Fetullahçılık” iddiası çıkmıştı.

Kaderin bir cilvesine bakın ki; Donanmada ve askeri öğrencilik yıllarımda en az komünistler kadar Fetocularla mücadele etmiştim. Çünkü namaz kılan bir öğrencinin ayakta kalması, en çok Fetocuları rahatsız ediyordu.
O yıllarda FETÖ örgütünün ima ile namaz adında dinde yeri olmayan bir uygulaması vardı. Asla namaz kılmaz ve kılanları derhal vazgeçirmek için türlü türlü çirkin tezgahlar kurarlardı.

Haklı oldukları yönler de vardı. Zira 12 Eylül 1980 askeri darbesinin cunta lideri Kenan Evren’in namaz kılan askeri okul öğrencilerine karşı amansız bir düşmanlığı vardı. Defalarca televizyona çıkar “netekim, askeri okullardan binlerce öğrenciyi attık” diye övünürdü.

Deniz Harp Okulunda da işler çok kötüydü. Sınıfın en başarılı öğrencileri hatta Deniz Lisesini birincilikle bitiren öğrencilerin hiç gözünün yaşına bakılmamış “namaz kılıyor” diye askeri okuldan atmışlardı. Bu yüzden öğrenciler benim namaz kıldığımı görünce “aman ne yapıyorsun seni de okuldan atacaklar” diye beni korkuturlardı.

Fetocular benim açıktan namaz kıldığımı görünce küplere biner “bu donkişota uymayın çok yakında okuldan atılacak” diye kandil günlerinde dahi namaz kılan birkaç öğrenciyi korkuturlardı. Nitekim son sınıfa gelinceye kadar bir Libyalı öğrenci haricinde namaz kılan görmemiştim. Demek ki çok gizli kılıyorlardı.

Ne gariptir; askeri okulda hiçbir arkadaşım yoktu. Komünistlerle zaten çatışma halindeydik. Fetocular ise bütün dindar öğrencileri benden korkutmuşlardı. Bir iki tane pervasız öğrenci dışında hiç kimse ile konuşmuyor arkadaşlık etmiyordum.
Öğrencilik yıllarımda en önemli arkadaşım; Heybeliada mendireğindeki yıldızlardı. Büyükada’dan gelen çam kokusu ve Marmara denizinin güzel manzarası bana yetiyordu. Ders aralarında ve özellikle dinlenme zamanlarında mendirekte yürüyüşe çıkar ruhumu dinlendirmeye çalışırdım. Çok yorgundum zira bazı öğrencilerle yumruklu kavgalarım olmuştu.
Deniz Harp Okulunda dördüncü sınıfa geçince, Tuzla’daki yeni binaya taşındık. Son sınıf öğrencisiydim ve Fetocuların iddialarının aksine hala okuldan atılmamıştım. Okul idaresi taşınma telaşından olsa gerek o yıl benimle çok az uğraştı ve sonunda anneciğimin duaları ile Deniz Harp Okulundan mezun oldum.

Subay olduğumda biraz daha rahat edeceğimi düşünmüştüm. Fakat nerde? Hayatımın en üzüntülü yılını 1987’de yaşamıştım. Canım kadar sevdiğim altı öğrenci 8 yıl sonunda son sınıfa geldiği yıl; okuldan atılmıştı. Darbeci Evren’in zoruyla yeni yasalar çıkarılmış atılan askeri okul öğrencilerine akla hayale gelmeyecek ağır yaptırımlar uygulanıyordu.
İstanbul’da Hücumbot Filosunda Atış Kontrol Subayı olarak görev yapıyordum. Çok geçmeden Deniz Harp Okuluna gitmem istendi. İşte burada ne olduysa oldu. Hayatım boyunca unutamayacağım sorgulama ve tartışmalarla karşılaştım. Dilerseniz bunu bir sonraki yazımda paylaşayım, vesselam…

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Dedim buranın komutanı kim dedim:))))

3 Aralık 2020 15:33

Bir de Türk adıyla yorum yazmış iyi mi ? :)))) Bedelli askerlik yapmış, Balkan göçmeni, Kırım göçmeni Türkleri beğenmiyor:))))) Kuvayı milliyenin, Türk Milletinin ve onun kahraman ordusunun amansız düşmanı vatansızlar!!!

Tedbir gerekçesi ile harp hiledir fetvasıyla

2 Aralık 2020 23:20

farzları terkettiler haramları işlediler. İçkiler içildi namazlar terkedildi. Hanımları tesettürü terketti. Yalan ve hile dillerinde adiyat oldu. “İslam” için İslamı terkettikler. FETÖcü Robotlar kendilerini müstakim zeki başlarındakini kutb u azam Hz Mesih Vehbi leri ve diğer Müslümanları aptal ve saf gördüler.

Türk

2 Aralık 2020 20:23

Ben yurt disindayim. 2001 yilinda Burdurda bedelli askerligimi yaptim. O zaman kendisini görmedim ama sorumlu komutanin .... teki olduguna eminim. Cuma günleri konser verdirirdin, hemde cumadan önce. Bir defasinda dansözler getirtti, saat onda baslatti, biz gitmedik, gideler anlatti, dansözleri ciril ciplak alkis tutarak soyundurmuslar. Cuma namazinda yarim saat önce bitirdiler, oraya gidenlerin cünup bir sekilde, cumaya gitmeleri icin. Zaten sularda günün belirli saatlerinde akiyordun. Böyle bir rezaletii yillarca yasadigim bu yabanci ülkede görmedim. Dedim buranin komutani kim dedim. Dedilerki iste o A-Grubundan. Lanetli Erkayada o gruptandi her halde. Ülkede geri kalmis köleci bir sistem oldugu icin, bu halka gelen vurdu giden vurdu. Baktigimiz zaman ülkeyi Türkler yönetmemiski, ya balkan göcmeni, ya kirim göcmeni, ya sebataist, ya pakrunidi yada ahmak kani bozuk Türkler. Rahmetli Erbakan bundan haric. Biz Türkler olmusuz Türkiyenin 2. sinif vatandasi. Uyan ey Türk!

Metehan

2 Aralık 2020 19:27

Hiçbir savcı iftiraya karşı dava açmayacağım diyemez  

Ne cuması emekli asker

2 Aralık 2020 16:53

Rütbe yükseldikçe FETÖ mensubu rütbelilerin hanımları saç yaptırma abartılı makyajdan öte etek boyları kısalıyordu. Makamları ele geçirmek için yapılan bu kabil işleri hizmet olarak görüyorlardı.

Vehbi Bey İslamı aleni yaşayan

2 Aralık 2020 13:53

samimi bir Müslümandır. İçki haram Cuma farz 5 vakit farz. Bunlar aleni yaşanır. FETÖ robotları nire Vehbi ney nire.

İçler dışlara kalbolurken diye yazmışsın yorumcu ama

2 Aralık 2020 13:48

Ne dediğin anlaşılmıyor Hangi partiyi kötülüyorsun.

Mustafa

2 Aralık 2020 13:44

Şu hayattır Susuzluk susuzluk yağmurlar yağmur gibi yağmıyor aniden yağıp ve aniden denize ulaşıyor. Kurumaya başlayan veya kuruyan golleri derinleştirilsin ki obruk lar oluşmasın. Susuzluk ve Orman yangınları. Neden ormanlara yagmur toplama göletleri yapılmaz. Yangın esnasinda kullanmak, yaban hayvanlarını sulamak veya ateşin aşmasına engel şu havuzları. Dereleri nehirleri derinlestirin genişletin ama istinat duvarları yapmayın. Nekadar şu dere nehir ve çay yataklarında tutulursa okadar suyumuz ve balığımız olur. Denize ulaşmadan nehirler yatağı çamurdan temizlenmiş kuruyan veya kurumaya yüz tutmuş göllere ponpalanmaz. Karada kalan bizim denize ulaşan bizim değil . Neden Manavgat suyu büyük Menderes küçük Menderes denize karışıyor neden biraz yağmur yağmadığında nehirlerin ortasında adacıklar oluşur. Her yağmur yağmadığında İstanbula gazeteciler cekilen suyun altından cıkan mezarlıkta haber yaparlar, göller derinleştirilsin artı su toplama yatakları da derinleştirilsin daha çok su tutulmuş olsun. Bu sular aynı zamanda yeraltı sularını da besler ler. Bu adacıklar nehir kenarlarına yığılsın yağmurun yatağa ulaşmasına engel olmayacak yerlerine yığılabilir.Heryıl Bulgaristan baraj kapaklarını açar yerleşim alanları ve tarım alanları sular altında kalır. Sular çekildiğinde ikiyüz üç yüz metre yürüyerek karşıya geçilir sığ su kalır . Bu geniş alanların camurları temizlensin ve nehir yatakğı derinleştirilsin Bulgaristan'ın bırakacağı su bereket olarak nehir yataklarında her türlü balık orada kalır. Su savaşları başlamadan suyla barışalım ki yer üstünde suyumuz kalmasada böyle bir çalışmayla yeraltı sularımız hep var olur. İnsanın dörte üçü su ise yer üstünden daha çok yer altındaki suya muhtacız. Gelin yer altınında dörtte üçünü su depolayalım. Hic bir iş makinasının yatması bize birşey kazandırmaz iş makinaları doğru nehir temizlemeye. Birde bu işleri bir bilenle uzmanlarla prof larla inceleyin ki yanlış yapmıyalım,

Emasker

2 Aralık 2020 08:44

25 YIL KKK. DA GÖREV YAPTIM. CUMA NAMAZI MI, Çoğunlukla KIŞLA İÇİNDE Kİ MESCİTLER DE KILDIM. ( Bazı kışlalarda Mescid yoktu dışarıda kılmak zorunda kaldım) FETÖ CÜ SUBAY VE ASTSUBAYLARI HİÇ TANIYAMADIM, ÇÜNKÜ CUMA NAMAZI BİLE KILMIYORLAR DI!

SOKAĞIN SESİ

2 Aralık 2020 08:31

RAHMETLİ ERBAKAN, FGULEN PAPAZININ CİĞERİNİ BİLİYORDU.! FGULEN İN SOKULAMADİĞI YANAŞAMADIĞI LİDERDİ.! BU YÜZDEN ATILACAK SUBAY ASTSUBAYLARI, FETHULLAH GÜLENCİ DİYE ERBAKAN İ KANDIRDILAR!

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle