--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Az Daha Kıbrıs Elden Gidiyordu

Vehbi Kara
Vehbi Kara
11

Şükürler olsun ki Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimini az bir farkla da olsa Ersin Tatar kazandı. Yoksa “Rumlara toprak vermemiz gerek” diyen Mustafa Akıncı seçimi kazansaydı Türkiye’nin coğrafi olarak “yumuşak karnı” yani en zayıf bölgesi olan Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’i kaybedebilirdik.

Şimdi muhasebe yapmak zamanıdır. Osmanlı zamanında binlerce şehit vererek aldığımız ve Lozan’da İngilizlere verdiğimiz, nihayet 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile ancak bir bölümünü kurtarabildiğimiz bu topraklarda hiç güzel gelişmeler olmuyor. Ada halkı her geçen gün Türkiye’den uzaklaşıp Yunanistan’a yakın hale geliyor veya getirilmeye çalışılıyor.

Avrupa hayranı ve Türkiye’ye soğuk olan bir nüfus; toplumun yarısını meydana getiriyor. İslam’dan uzak, Hıristiyanlığa yakın bir yapı her geçen gün güçlenerek Kıbrıs’ı eline geçirmeye çalışıyor. İşte bu can yakıcı sorunun cevabını vermek gerekiyor.

Elbette bilmediğim çok husus vardır. Zira bir kere dahi Kıbrıs’ın Türk kesimine gitmedim. Sadece televizyonlardan izledim o kadar. Fakat gemi ile Rum tarafındaki Larnaka limanına gitmişliğim var. Bu nedenle meselenin toplumsal yönünden ziyade siyasi ve dini tarafına bakmaya çalışacağım.

Kıbrıs Barış Harekatından sonra Kıbrıs’ta anayasa yapılması için Prof. Dr. Mümtaz Soysal görevlendirilmişti. Özellikle başörtüsü düşmanlığı ile tanıdığımız bu zat İslam dini ile oldukça mesafeliydi.

Ne yazık ki Kıbrıs halkının unutulmaz lideri Rauf Denktaş’ın danışmanı da oldu. Rauf Denktaş ne kadar dindar ve vatanperver bir insan ise Soysal da o kadar kendi toplumunu küçük gören bir kişiydi. Sosyalist olduğunu söyleyen dini değerlere bir materyalist hatta ateist kadar cephe almış kişiydi.

Mümtaz Soysal’ın belki de gizli bir görevi vardı. Çünkü o yıllarda 65 milyonluk bir Türkiye’de bula bula böylesine bir kişiyi Kıbrıs’ta görevlendirmek akla ziyan bir iştir.

Fakat Türkiye’yi yöneten derin güçler kendilerine göre çok yetenekli bir kişiyi bulmuşlardı Sonuçta yıllar boyu süren bir çaba sonucunda Kıbrıs'taki Türklerin dinden uzak yetişmesi için harika bir sistem kurmuştu. Hem de Türkiye’nin katkılarıyla…

Mümtaz Soysal'ın görünüşte görevi anayasa yapmaktı. Fakat asıl işi dine mesafeli, materyalist ve Batı toplumuna angaje olmuş seküler bir Kıbrıs halkı için çabalıyordu. Soysal ve yakın çalışma arkadaşları harekattan sonraki ikinci ve üçüncü kuşak neslin bu şekilde yetişmesi için ellerinden gelen ne varsa yapmaktan çekinmemiştir.

Eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı gibi Türkiye’ye açıkça meydan okuyan nesiller ortaya çıkmış oldu. Öyle ki Soysal ve ekibi Kıbrıs'ta öyle bir hukuk, eğitim ve sosyal sistem kurdu ki; adada yetişenler yeni jenerasyon dinden ve İslam ahlakından mahrum kalmıştı.

Rum zumlu yüzünden Kıbrıs'ta dindarlaşan toplum çok kısa bir zaman içinde materyalist ve Avrupa hayranı olup çıktı. Çoluk çocuk demeden katliam yapan Rumlar Türk toplumunun efendisi olmaya başladılar. Öyle ki şu anda Soysal'ın kurduğu sistemde yetişen Kıbrıs Türkleri İslam'dan, Müslüman hayat tarzından nefret etmeye başlamıştır. Rumların dahi yapamadığı İslam düşmanlığını yapan kişiler türemiştir.

Buna karşılık Rum kesiminde Rum gençler dinlerine ve Yunan kültürüne bağlı yetiştirilmektedir. Devlet bu konuda kilise ile birlikte olağanüstü bir çaba göstermektedir. Halbuki Türk kesiminde ne camilerde, ne de okullarda din ve Kur'ân dersi verilememektedir.

Çünkü Kuran öğrenmek, öğretmek, hafız yetiştirmek “laikliğe aykırı “ bir davranış olarak görülmektedir. İşin acı tarafı Kuran ve din eğitimine “bütün gücümüzle karşı koyacağız”, “asla izin vermeyeceğiz” diyecek kadar azgınlaşmış guruplarla karşı karşıya kalmış durumdayız. Hatta kimi vatandaşlar cesaret edip ezanı yasaklamak için dava bile açmışlardır.

Türkiye’deki genç nesil bilmez ama biz bu durumu 28 Şubat 1997 yılında yaşadığımız olaylardan dolayı çok iyi biliyoruz. Silahlı kuvvetlerin yönetimini eline geçirmiş ABD’den destek alan faşist bir yapı FETÖ örgütünün desteği ile aynı edepsizlikleri yapmıştı. “Gözün üstünde kaşın var” bahanesi gibi onbine yakın askeri ordudan atmayı başarmışlardı.

Hızını alamayıp kamu kurumlarına yöneldiler. Ne kadar başörtülü memur var ise hepsini işinden attılar. Zaten bu ahlaksızca saldırıya karşı geldiği için Ak parti iktidara geldi. Çünkü bu faşist darbeciler ve onlarla işbirliği yapan siyasetçiler halkımıza bıkkınlık vermişti.

Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur demişler. Anavatanda yapılan çabalar mücahit bir toplum olan Kıbrıs halkını işte bu hale getirmiştir. Sonuç ortada olup teşhis koymak için meseleyi eğip bükmeye gerek yoktur.

Sözün sonunda çözüme gelerek yazımı sonlandırayım. Kıbrıs’ta yapmadığımız, yaptırmadığımız din eğitimini vermek zorundayız. Çünkü vatan sevgisi dinden kaynaklanan bir duygudur. Dinsiz adamın hamiyetli olması milletini sevmesi düşünülemez. Hele hele her türlü güzel ahlakın kaynağı olan Hazreti Muhammed (asm) sevgisi olmadan hiçbir yere varmak mümkün değildir.

Bu güne kadar teşvik edilen kumarhane, bar, pavyon ve içkili yerler yerine İslam ahlakının öğretildiği eğitim kurumları açmak gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığına ilave bütçeler vererek cami, Kuran kursu için çaba sarf etmek gerekiyor. İlahiyat fakültesi ve imam hatip okulları gibi dini eğitim veren okulların teşvik edilmesi şarttır.

Akla şu soru gelebilir: “Kardeşim Kıbrıs Türk Kesiminde yaşanan sorunların daha büyüğü anavatan Türkiye’de de var. Uyuşturucu, alkol ve sefahat gibi çirkin davranışlardan dolayı gençlerimiz perişan olmuş durumda. Asıl bu konuda gayret gereklidir”.

Bu sorunun cevabını sonraki yazımızda vermeye çalışalım, vesselam…

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Necati

21 Ekim 2020 23:53

Denktaş vatan haini ilan edilip Annan planı cilalanip, Kıbrıs halkına yes be annem dedirtip, sonuçta Allah'tan Rum kesimi hayır demeseydi sen gorecektin Kıbrıs'ı da Şam i da, anladın sen,,

Şahika

21 Ekim 2020 22:39

İlâhiyat fakülteleri ne kadar dindar insan yetiştirebiliyor ki tartışılır. Fetö olayın da bir tane din adamı çıkıp da milleti uyarmadı. Müfredatlarını Masonların, Sabatayistlerin yapmadığı ne malum..

Rauf Denktaş ne kadar dindar bir insandı?

21 Ekim 2020 22:16

Üniversiteden Kıbrıslı arkadaşlarımız, onun dışında yurt içinde ve yurt dışında Kıbrıslı bir sürü tanıdıklarımız olmasa neyse; Denktaş dinsizin tekidir yahu! Hakikaten Kıbrıs' a hiç gitmemişsiniz ve tanımıyorsunuz oraları, bu doğru!

fira

21 Ekim 2020 20:53

bu kutuyu en iyisi kapatın...biz de boşuna ne makalenizi okuyalım ne de katkı için yorum yapalım... selâm ve dua ile...

Fira

21 Ekim 2020 17:24

En güzel din ve ahlak eğitimi büyüklerimizin örnek davranışlaridir...bu ailede başlar...merkezden başlayarak halka halka daire büyür... 

korhan

21 Ekim 2020 15:09

Rumlarla kısa bir kapışmaya izin verelim. Birazını boğazlasınlar. Bakalım ne tepki vericekler!

fako

21 Ekim 2020 14:57

kıbrısın geçmişinden pek bahsetmiyorsun  

Şu andaki Bakan da aynısı

21 Ekim 2020 14:15

Milli Eğitim Bakanı Selçuk un Mümtaz Soysal dan bir farkı yok. İkiside dine mesafeli. Gençlerimizi seküler ve Batı hayranı bir nesil haline getiriyorlar...

Yozgatlıı

21 Ekim 2020 14:03

Lan ağızınıza Abdülhamiti almayın 

Isparta 32 32

21 Ekim 2020 13:34

Allah'u Teala razı olsun hocam kalemine sağlık, düştüğümüz durumları ne kadar güzel özetlemişsin, Allah'u Teala düşdüğümüz bu kötü durumlardan bir an önce kurtarsın inşallah.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle