Ayasofya’nın Fethi

05 Haziran 2019 Çarşamba

Fetih, açmak demektir. İstanbul’un fethi deyince akla gelmesi gereken İstanbul’un İslam’a açılması Müslümanların serbestçe burada Allah’a ibadet edebilmesidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimler öncesinde Ayasofya camisinde yeniden namaz kılınacağı müjdesini vermişti. Bugüne kadar ne söylediyse yapmış olan Cumhurbaşkanımızdan sözünü bir an önce yerine getirmesini bekliyoruz.

Kadir gecesi ve Cuma günü aynı tarihe gelmiş iki mühim zamanı birlikte yaşamıştık. Gönül isterdi ki özellikle 29 Mayıs Çarşamba gününde Ayasofya’daki gerekli düzenlemeler yapılıp namazlarımızı 600 yıl boyunca atalarımızın secde ettiği Ayasofya’da kılabilseydik.

Bu olmadı. Lakin 2020 yılı ramazanında ve Kadir gecesinde teravih namazını Ayasofya’da kılacağımızdan şüphem yoktur. Bu konuda Erdoğan’a güveniyorum. Allah’ın izni ile ölmez kalır isek bunu göreceğiz.

Bazı zevzeklerin “Ayasofya açılırsa Avrupa’daki Müslümanlar zor durumda kalacak, camileri kapanacak” sözlerine; asla kanmayın. Bilakis Müslümanların Emperyalist Batı güçlerinin esaretinden kurtulduğunun ispatı olacağı için İslamiyet daha güçlü ve saygın bir biçimde Avrupa’da yaşanmaya başlayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ölmez kalırsak bunu çok kısa bir zaman sonra bunu göreceğiz, İnşallah…

Ayasofya’nın kapatılması, Şanlı Peygamberimizin (asm) övdüğü Fatih Sultan Mehmed Han’ın bedduasına vesile olması nedeniyle çok önemlidir. Allah, çağ açıp kapatan bu büyük komutan Fatih’in bedduasını geri çevirmez. Bunca yıl ekonomik krizler ve çeşitli felaketler yaşıyor isek bu bedduanın rolünün olduğunu bilmemiz gerekir.

Ayasofya’nın cami olarak açılması için Türk milleti çok büyük çaba göstermiştir. Necip Fazıl’dan Bediüzzaman’a kadar milyonlarca insan bu konunun öneminden bahsetmiş hayatını tehlikeye atarak bu uğurda tüm zorlukları göğüslemiştir. Görülüyor ki bunca emek ve mücadelenin muvaffakiyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nasip olacaktır.

Cumhurbaşkanımızın dillere destan olan o güzel Kuran okumasını Ayasofya’da iken dinlemek bu dünyada görmek istediğim en önemli işlerin başında gelmektedir. Eğer Rabbim bana bu anı yaşatırsa gözüm arkada ölmeyeceğimi bütün dostlarımın bilmesini isterim…

Bu uğurda mücadele etmiş çok sayıda insan tanıyorum. Bunlardan sadece bir tanesi bundan tam 50 yıl önce, İstanbul Üniversitesinde doktora öğrencisi ve MTTB Turizm Müdürü olan Prof. Dr. Mustafa Nutku’ya aittir.

Turizm Rehberlik Kursu öğrencilerine ders verirken Ayasofya'ya gitmiş ve buradaki düşüncelerini o tarihlerde yeni neşriyata başlamış haftalık İttihad Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Polat'a  elden teslim etmişti. Mustafa Polat Bey de bu yazıyı İttihad'ın ilk yayınlanacak sayısına koymuştur. Bakın neler söylemiş:

“–Burası ne camii?

–Ayasofya Müzesi...

–Şu meşhur ve şimdiki haliyle mahzun Ayasofya bu demek... Resimlerinde çok gördüm, ama yine de insanın müze demeğe dili varmıyor; kubbesiyle minaresiyle muhteşem bir câmi bu...

Camilerin kapatıldığı, depo olarak kullanıldığı devirleri artık geçirmedik mi? Ayasofya’nın esaretine niçin son verilmiyor? Hem Ayasofya, İstanbul'un fethinden sonra Fatih tarafından fethin sembolü addedilip hususi bir vakfiye ile cami haline getirilmedi mi? Fatih bu vakfiyesine riâyet etmeyenlere lânet ve beddua etmedi mi? Bu durumda, Ayasofya'nın vakfiyesine uymak herhangi bir caminin vakfiyesine uymaktan daha da mühim değil mi?...

Vakfiyesi ihlâl edilip depo vs. olarak kullanılan camilerin hemen hepsi şimdi kurtulmuşken, Ayasofya'nın esareti niçin devam ediyor?»

–Kimbilir, belki mes'ul şahıslar Fatih'i ve onun vasiyetini bilmiyorlardır; veyahut da bunları bildikleri halde Fatih'in vasiyetine aykırı bir durumu devam ettirmekte, kıyamete kadar devam edecek beddua ve lânetini yüklenmekte mahzur görmüyorlardır!...

–Fakat böyle bir şey nasıl olur?... Başka sebepler de yok mudur?

–Tabiî ki vardır. Ama ileri sürülen sebeplerin, yukarıda bahsedilen vakfiyenin ihlâli ve lânetin kabulü için kâfi olmadığı muhakkak...

Meselâ; turistler Ayasofya'nın mozaiklerini ille de görmek isteyeceklerse, mozaiklerin bulunduğu dış avluyla cami olarak ibadete açılacak içerisinin arasını kapasalar; içeriye hususî bir nizam verseler...

–Ayasofya’yı cami olarak açmağa meramları olsa, elbette san'at ve turizm kıymetini de azaltmadan bir şeyler yapabilirler, ama meramları yoksa...

–Ayasofya’nın bu esareti ne zamana kadar devam edebilir?

–Fatih'in değerini, vasiyetinin manâsını, lânetinin ağırlığını takdir eden mes'ul şahıslar işbaşına gelinceye kadar... Kadere sormalı...

–Peki, dünyanın incisi İstanbul'u Bizans'tan alıp doğu Roma İmparatorluğunu yıkan; yeni bir çağ açan ve en mühimi Peygamberimiz (asm)in bir Hadis-i Şerifi ile tebcil edilme şerefine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed gibi bir padişahın vasiyeti ihlâl edildiği müddetçe, bu devirde, bu şehirde yaşayan Müslümanlar olarak bize de mes'uliyet gelmez mi?

–Müslüman, İslâmiyeti yaşar ve anlatır; tebliğ vazifesini yapar. Bizzat Ayasofya'yı açma kararını verip infaz edebilecek durumda olsa bunu yapar; salahiyet başkalarının elinde ise onlara Ayasofya'yı cami olarak açmaları için ikaz ve tebliğ ile de vazifesini yapmış olur.

Ayasofya'nın cami olarak açılması için yıllardır mes'ul şahıslara tebliğ vazifesi yapılmakta ve onlar ikaz edilmektedir. Müslümanın bunun ötesinde bu mevzua dair mes'uliyeti yoktur.

–Yani alâkalı şahısları uyarmakla, Müslüman olarak Ayasofya meselesinde vazifemizi yapmış oluyor muyuz?

–Evet.

–Peki, niçin her hakikî Müslümanın kalbi, Ayasofya denilince burkuluyor, imanî bir ıstırap ifadesi yüzünde beliriyor? Niçin Ayasofya'nın cami olarak açılması için en fazla mücadele edenler bile, hâlâ Ayasofya meselesinde vazifelerini yapmış olmanın huzurunu hissedemiyorlar?

–Hakikaten dikkate şayan bir husus... Kimbilir... Belki ortada sadece Ayasofya'nın kendine ait bir dâva değil, Ayasofya'nın âbidesi haline geldiği Ayasofya'dan çok daha mühim bir dâva olduğu için... Ayasofya, bu dâvaya bir sembol olabildiği için...

Taş, kireç, kumdan mâmul bir mimarî eserin, Fatih'in cami olarak kullanılması ferman ve vasiyetine rağmen, müze olarak kullanılmakta devamına karşı, Müslümanların direnişle, itirazla, Hak'tan bahis ile uyarmaları onlara vazifelerini yapmış olmanın huzurunu veremiyorsa, bunun sebebi: Diğer tarafta et, kan ve kemikten mâmul ve Kâinatın Efendisi ve Son Peygamber Hz. Muhammed (S.A.V) in, İslâmî inancı taşımak ve İslâmiyeti her haliyle yaşamak vasiyetine, emrine rağmen, nüfus kâğıdındaki «Müslüman» kelimesinin manâsından habersiz, içi boş insanların mevcudiyetindendir.

Ayasofyanın tekrar camî olarak açılmasını, içinde islâmiyetin dirilişini isteyen Müslümanların etrafında, bizim etrafımızda, her gün, her yerde Ayasofya misâli yüzlerce insan dipdiri meyyitler gibi konuşur, gezer, ömür sermayelerini tüketirken, onların içlerinde (İslâmiyetin dirilmesi) için lüzumlu (Hakkı Tebliğ) vazifesi lâyıkiyle yapılmadığı içindir...”

Evet, mahzun Ayasofya... Dört minaresiyle kubbesiyle gören ona camidir dese ve içinde namaz kılmağa teşebbüs etse, müze idarecileri onu menederler; Ayasofya'nın cami değil, bir müze olarak halka açık olduğunu söylerler... Müze lâfı da, aslında Ayasofya'nın şimdiki durumunun tam hakikatini  ifade etmez...

Hâlen Ayasofya, hakikî bir Müslümanın, zevâhirin ardındaki aslîyi görmek melekesiyle idrâki yönünden, bir semboldür. İçlerinde İslâmiyet’in diriltilmesi icabeden ve nüfus kaydında “Müslüman” yazılı olmasına rağmen, Müslümanlığını yaşamayan, içi boş insanların sembolü... Sanki O, asrımızda bu durumdaki Müslümanların meşgul olunmağa ve îmanları kurtarılmağa şiddetle muhtaç hallerine dikkati çekmek istercesine, davanın ehemmiyetini, cesamet ve ihtişamiyle ifadeye çalışan bir cami: Ayasofya

Ayasofya'ya içi boş insanları hatırlatan bir cami gözüyle bak! Sultanahmet'ten geçerken gözüne ilişince, dışından veya içinden onu temaşâ ettiğin zaman, Fatih'in mirâsı olan Ayasofya'nın cami olarak tekrar açılıp Fatih'in vasiyetinin tahakkukunun lüzumunu düşünürken, zihnini daha mühim meseleler de istilâ etsin...

İslâmiyeti kıyamete kadar dünyaya gelecek insanlara miras olarak bırakan Son Peygamber’in (asm) vasiyet olarak bıraktığı İslâm’a muhalif, insan cismindeki Ayasofya'ların içinde İslâmiyetin diriltilmesinin lüzumunu ve ehemmiyetini düşün!. Taş, kireç ve kumdan Ayasofya'yı, kendilerinin bir sembolü olarak âbideleştiren, et, kan ve kemikten mamul, insan bedeni şeklindeki Ayasofya'ların vakfiyelerine, emanet şartlarına uygun olarak kullanılmaları için mücadele et önce...

Yalnız Ayasofya’nın içindeki İslâmiyet’in dirilişi için bu emanetin şimdiki sahiplerine müracaat etmek, elbette ki vazifeyi yapmış olmanın huzurunu duymak için kâfi değil; İslâmî ruhtan mahrum cesetlerin İslâmiyeti yaşamaları için, içlerinde İslâmî dirilişi temîne çalışmazsan; insan iradelerine, emanet olarak kendi tasarruflarına verilmiş bedenlerini, İslâmiyet’i yaşamak yolunda kullanmalarını gerektiği şekilde tebliğ etmezsen, elbette ki vazifeni tam yapmış sayılmazsın...

Ayasofya Camisine acımaktan çok, insan bedeni şeklindeki Ayasofya'lara acı ve evvelâ onların kurtuluşu için çalış... Ayasofya Camii de bu esnada cesâmeti ve hüznüyle âbidelik vazifesini yapsın...

Kurtuluş bekleyen, insan bedeni şeklindeki Ayasofya'lar, emanetçileri tarafından vakfiyelerine uygun olarak kullanılmağa başlanınca; nüfus kâğıdı Müslümanları, İslâmiyeti bütün icaplarıyla yaşamak yolunu tutunca, Ayasofya'nın da "âbide" olarak vazifesi tamamlanacak; vaktiyle garipliklerini sembolize etmeğe çalıştığı insanları, bu inkılâbdan sonra namaz safları halinde bağrına basacağı "Ayasofya Camii" haline geliverecek, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Prof.Dr.Mustafa NutkuProf.Dr.Mustafa Nutku1 ay önce
    (yorumumu biraz önce, akademik ünvanımı belirtmeden sadece ismim ve soyadımla gönderdim.)
  • Mustafa NutkuMustafa Nutku1 ay önce
    “Hakkı tebliğin” bu zamandaki önemine dikkat çeken “Ayasofya Âbidesi” başlıklı ve 50 yıl önce bir haftalık gazetede yayınlanan yazımı da iktibas ile yazdığı bu mühim yazısı için Vehbi Kara’ya tebriklerimi ve teşekkürlerimi iletirim.
  • İskeçe'liİskeçe'li1 ay önce
    AYASOFYA karşılıklı gizli görüşmeler ve anlaşmalar neticesinde müzeye çevrilir. Lakin, birde gizli bir şerh düşerler. Eğerki AYASOFYA yeniden Câmii ye dönüştürülür ise elimizde bulunan( selanik nüfus kayıtları) nı ifşa ederiz ve Türk milleti nezdinde gerçek kimliğiniz aşikâr olacaktır. Evet bu süreç halen devam etmekte olup, ister bugün ister bu yıl isterse on yıl yirmi yıl, ne kadar sürer ancak ALLAH(cc) bilir. Lakin AYASOFYA yeniden Câmii olarak ibadete açıldığı gün, haçlı barbarlar özelliklede Yunanistan'ın,selanik nüfus kayıtlarındaki malum gerçeği açıklayacaklarına dair tehditleri , anlaşmanın gizli şerh'inde yerini almıştır. AYASOFYA nın ibadet'e açılması demek maskeli balo'nun nihayet bulması, kirli bir sürecin hitama ermesi ve yeniden bir DİRİLİŞ'in mukaddemesi demektir. MEVLA görelim neyler, neylerse güzel eyler.
  • MardinliMardinli1 ay önce
    Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık Allah cc razı olsun.Hocam bu muazzam eserin camiden müzeye çeviren ne Allahtan korkuyor nede utanıyor.Allahtan korkusu olan camiyi müzeye çevirmez.Hele bu muazzam camiyi müzeyi çeviren çevirdi yani bir Allahın kulu yokmu onlara diyecek siz kim siniz bu muazzam camiyi müzeyi çevirene dur sen hangi hakla bunu yapıyorsun?Ama maalesef yoktur olsaydı bu görevi yapacak olurdu.Demekki yoktur bu kanunu çıkaran bir din düşmanıdır.Vemen azlamu mimmen menea mesecidallahi en yuzkeruismihiu vesea harabihe.Vallahi bu açabilecek durumda olan ve açmazsa bugunaha ortaktır selam ve dua ile
  • Prof.Dr.Mustafa NutkuProf.Dr.Mustafa Nutku1 ay önce
    “İstanbul’un fethinin sembolü” olmaktan başka; dış baskılara, tehditlere, şantajlara karşı “bağımsızlığımızın da sembolü” olan “Ayasofya’nın ‘cami’ olarak tekrar ibadete açılması çok mühim ve asla gözardı edilmemesi gereken bir dava ve istektir.Fakat bu çok haklı isteğimizin yerine getirilmesini yetkililerden ısrarla isterken, “âhirzaman fitnesinin” çok yaygın hale gelmiş olması sebebiyle umumî yerlerdeki göz zinalarının bataklığına bizi çekmeğe çalışan tesettürsüz kadınların ve genç kızların ve ülkemizde İslâm’a aykırı yaşayıştaki diğer milyonlarca insanın halen Ayasofya’nın bulunduğu halin benzeri olan “insan bedeni şeklindeki Ayasofya’lar” hallerini de görmemezliğe gelmemeli; onların içinde de İslâmiyet’in tekrar dirilişi için ihlâsla çok çalışmalıyız.Bundan 50 yıl önce, bu mevzua da dikkat çekmiş olduğum ve o zamanki bir haftalık gazetede yayınlanmış olan “Ayasofya Âbidesi” başlıklı yazımı da, 50 yıl sonra bu yazısında paylaşan Vehbi Kara’ya teşekkür ederim. Prof.Dr.Mustafa Nutku
  • Orhan sadık , yerinde ve yerden göğe kadar haklı bir düşünce evet çoğumuz boş kalıp içerisinde müslüman olan insalarizOrhan sadık , yerinde ve yerden göğe kadar haklı bir düşünce evet çoğumuz boş kalıp içerisinde müslüman olan insalariz1 ay önce
    Evet yerden göğe kadar haklı bir düşünce çoğumuz boş kalıp içerisinde müslüman olan insanlarız bu dava hakkı tutup kaldırma davası bu dava yeni den dirligimizi huzurumuzu inşa davası
  • Yalniz kurtYalniz kurt1 ay önce
    Allaha dusman olanlar.cok buyuk oynamislar.icimizdeki zindiklarin eliyle aya sofyalari esir etmisler.burnumuzun dibindeki adalari yunanliya peskes cekmisler.dusmanlarin hala gozu doymuyor.kanaat yok.yeter artik demeli.zincirler kirildi .aya sofyada ibadete acilsin.hak yerini bulsun.bir gun haksiz elimizden cikan yerlerinde tepesine binme vakti yakindir.korkmayin.Allahin vadi vardir.selam sevgiler yolluyorum
  • KocasolakKocasolak1 ay önce
    Biz avrupada camilerimizde, ölürsek şehid kalırsak gaziyiz. Bizi, kimse SAKIN bahane etmesin. Ayasofyayı camiye çevirmez isereise verdiğimiz oylar HARAM olsun.
  • aslan aslanaslan aslan1 ay önce
    kim bu mabedi maksadı dışında kullanmaya yeltenirse ALLAhın , Meleklerin ve lanetcilerin laneti onların selanik dönmesi yahu di sebatayistkemalislerin üzerine olsun ayasofya mahsun BAŞKANIMIZDAN VADİNİ YERİNE GETİRMESİNİBEKLİYORUZ AYASOFYA HİÇ BİR HUSUSA PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    kaleminize sağlık Vehbi Bey. Dinden, imandan haberi olmayan kişiler Kurtuluş savaşı sonrası Avrupaya verdiği sözü tutmuş, Camiyi Müzeye çevirmiştir. Cami olarak ezan sesinin yükselmesi, Avrupalıların kursağını kabartmış "Yahu burasını müze yapın, ezan sesi duydukçayüzümüz kızarıyor" denmiştir muhakkak. Türk yetkililer de" hay hay" deyip , bir oldu bittiyle müzeye çevirmişlerdir.
  • MücahitMücahit1 ay önce
    Kıymetli Muharrir Ağabeyim;Bu yazınızda her şuurlu müslüman gibi biz Bediüzzaman’ın bu asırdaki talebelerini de derinden müteessir eden Ayasofyamızın esaretinden bahsetmiş olmanız bizi ziyadesiyle memnun etti. Allah sizden ebeden razı olsun. Bir Yeni Akit muharririne de bu yakışırdı doğrusu. Lakin yetmez diğer muharrirlerinizin de bu meseleyi ehemmiyetle kaleme alması, hatta Ayasofya’mızın esaretten kurtulmasının ehemmiyetini müslümanlara idrak ettirecek haberlerle konunun ülke gündemine taşınması hayati derecede önem arzetmektedir. Hele hele memleketimizde kökü dışarıda olan zındıka komitelerinin böyle şiddetli gayretlerinin olduğu bir dönemde bu konu birinci derecede önem arz etmektedir.Hassasiyetiniz için tekrar teşekkür ederek Rabbimden kaleminize her daim feraset ve muvaffakiyet vermesini niyaz ederim...
  • leb demeden anladıleb demeden anladı1 ay önce
    ayasofyanın hristiyanlığa teslim edilmesi: bir yahudinin hristiyan alemine yapacağı en büyük jestti; onlar istemeden...
  • arif olan anlararif olan anlar1 ay önce
    Fatih Mehmed Han; "ben bu beldeyi İslam beldesi yaptım, nişânesi bu ayasofyadır" diyor. Ardından 500 yıla yakın bir süre sonra bir başkası gelip; "ben bu beldeyi aslına döndürüp hristiyan beldesi yaptım, nişanesi bu ayasofyadır" diyor.

Günün Özeti