Ayasofya Açıldıktan Sonra İslam Yüzyılı Başlayacak
Ayasofya’nın camilikten çıkarılıp müze haline getirilmesi Müslümanların ayağına takılmış bir prangadır. Elhamdülillah, bu pranga kırıldı ve yeniden cami oldu.
Başımıza gelen bir çok felakette Ayasofya’nın müze haline gelmesinin rolü vardır. Çünkü Fatih Sultan Mehmet Han’ın bedduasına ve lanetlemesine maruz kalmış bir toplum haline getirilmiştik. Artık manevi surlar parçalandı ve İslam’ın parlak ve nurlu sancağı yeniden dünyanın her yerinde dalgalanmaya başlayacak.
Tangır tungur sesleri ile Ezan-ı Muhammedi (asm) yerine getirilen ve şarkı sözlerine benzeyen sözler bir daha cami minarelerinden okunamayacak. “Allahu ekber” sadaları bütün dünyadan işitilecektir…
24 Temmuz 2020 Tarihinde okunan ezanların aynı 15 Temmuz 2016 tarihinde İslam düşmanlarına vurulmuş bir tokat gibi fakat daha güçlü bir şekilde yankılanmasına şahit olacağız.
Bediüzzaman Said Nursi Kuran ayetlerinden çıkardığı dersle hicri 1506 tarihine kadar İslam’ın galibane bir şekilde diğer dinlere karşı üstün geleceğini söylemiştir.1492’de Endülüs’ün ve 1917’de Kudüs’ün elimizden çıkması ile içine düştüğümüz feci durum artık bitmiştir. Dünyanın her yerinden gelen zafer nidaları ve “Allahu ekber” sesleri tüm cihanı çınlatmak üzeredir.
Ne ilginçtir ki yine Bediüzzaman’ın ismini verdiği “Malikiyet ve Serbestiyet Çağı” isimli eserimi 21 Temmuz 2020 tarihinde yayınlamak nasip oldu. Bu kitaba Kitapyurdu isimli dağıtım şirketinden internet aracılığı ile herkesin ulaşması mümkündür.
2015 Yılında İstanbul Üniversitesinde yaptığım doktora tezinde “Malikiyet ve Serbestiyet Devri” isimli çalışmam oybirliği ile kabul olmuştu. Bu çalışma ile ilgili olarak sayısız konferans ve sunumlar gerçekleştirip yüzlerce makale yazdım. Şimdi ise bir kitap ile gelecek bilimi ile uğraşan her araştırmacıya güzel bir kaynak sunmuş oluyorum, hamd olsun…
Malikiyet ve Serbestiyet Çağı, Bediüzzaman’ın Sözler ve Mektubat isimli eserlerinde yer almakta ve şu şekilde ifade edilmektedir:
“Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği (ücretliliği) de parçalayacaktır. Devletler, milletlerin hafif muharebesi; tabakat-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevki' ediyor. Zira beşer, edvarda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor.
Beşer başı ihtiyar; edvar-ı hamsesi var. Vahşet ve bedevîyet, memlukiyet, esaret...
Şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır geçiyor” (Sözler-Lemaat)
Mektubat isimli eserinde de 28. Mektup 6. Kısımda şu ifadelere yer vermiştir:.
“Ehl-i dünyanın ve maddî tarihin nazarıyla, nev-i beşerin hayat-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa, görülüyor ki hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye itibariyle beşer birkaç devri geçirmiş.
Birinci devri; vahşet ve bedevîlik devri,
İkinci devri; memlûkiyet devri,
Üçüncü devri; esir devri,
Dördüncüsü; ecir devri,
Beşincisi; mâlikiyet ve serbestiyet devridir”, vesselam…


