--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Asker Canıyla Mücadele Ederken Monşerler Balolarda Geziyor

Vehbi Kara
Vehbi Kara
17

BM Güvenlik Konseyinde ilginç olaylar meydana geliyor. Belki de ilk defa ABD ve Rusya birlikte veto haklarını kullanarak Türkiye’nin kınanmasına karşı çıktılar. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye karşı ikinci kez “harekatı durdurma kararı” vermesine bu sefer sadece Rusya veto ederek karşı çıktı.

Bu durum yani ABD ve Rusya’yı aynı tavırda buluşturulması Türkiye’nin diplomasi alanındaki bir başarısıdır. Fakat bunu diplomatlarımız sayesinde elde etmedik. Böylesine önemli bir sonuç alınmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ve Rusya devlet başkanları ile kurduğu diyalogun önemli bir payı vardır.

Diplomatlarımızın beceriksizliği artık iyice gün yüzüne çıkmıştır. Neredeyse dünyanın tamamında ülkemiz aleyhinde olumsuz propagandalar yapılmaktadır. Nedense “yüzlerce ülkede çalışan binlerce hariciye mensubu ne iş yapmaktadır?” diye bir soruyu sormayı akıl edememektedir.

Son yıllarda ülkemizin yaşadığı sorunları aşmak için daima en üst düzeyde kurulan temaslar ile sonuç alabiliyoruz. Büyük devletler ile meydana gelebilecek sıcak çatışmayı önlemede hep Erdoğan’ın kurduğu iyi ilişkiler sayesinde ilerleme kaydedebildik. Aynı şekilde “Barış Pınarı Operasyonu” da ciddi sorunlara gebeydi. Halbuki işlerin böyle yürümemesi gerekiyor. En son çare olarak devlet başkanları devreye girmelidir. Diplomatları gezip tozsun keyf içinde yaşasın diye bu ülkelere göndermiyoruz.

Şükürler olsun ki bunca yiyici, içkici ve ayyaşa rağmen harekatımız başarı ile icra edilmektedir. Resulayn şehrinin ele geçirilmesinden sonra kısa zamanda Tel Abyad’ın da terör örgütünden temizlenmesi gerçekleşmek üzeredir.

İşin en zor kısmı Cumhurbaşkanının telefonları ile başarılmıştır. Yani ABD birliklerinin geri çekilerek terör örgütüne karşı harekata girişmek öyle kolay bir süreç sonunda olmamıştır. Dünyanın her yerinden İslam düşmanlığı yapan güçler adeta birleşmiş gibi çatlak seslerini çıkardığı bir süreçte yolumuza devam ediyoruz.

Lakin bağırıp çağırsalar da ıksırıp tıksırsalar da sonuç değişmeyecektir. Kahraman ordumuz ile birlikte Milli Suriye güçleri birlikte uzun ve zorlu yolda ilerlemeye devam etmektedirler. Silahlı kuvvetlerimize destek olması için diplomatlarımızın da büyük bir gayret içinde olması şarttır.

Büyük fotoğrafa baktığımızda öncelikle görmemiz gereken şudur. ABD sadece Tel Abyad ile Resulayn arasındaki bölgeden çekilmiştir. Halbuki diğer sınır bölgelerinden PKK/ PYD terör örgütünün ülkemize karşı saldırıları devam etmektedir. Bu duruma müsaade edilmesi mümkün değildir. Eninde sonunda bütün sınırımız boyunca terör örgütünün süpürülerek güneye atılması sağlanacaktır.

Sınırımızdan yaklaşık 32 kilometre boyunca temizlenecek bölgeden sonra harekatın durdurulması mümkün değildir. Zira terör örgütüne tekrar saldırı yapmak için alan açmak anlamına gelecek böyle bir sonucu beklemek mantık dışıdır. Fakat bu safhada çok ince bir diplomasi yürütülerek halihazırda Suriye’nin % 30’luk bir bölümünü işgal eden terör örgütünü tamamen temizlemek mümkündür.

Bu maksatla yapılacak işlerin başında terör örgütüne hamilik yapan ABD ile PKK/YPG örgütünün karşı karşıya gelmesi için çaba sarf etmek gerekiyor. Nitekim ana omurgasını terör örgütünün oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Genel Komutanı Mazlum Kobani (Ferhat Abdi Şahin), Fransız Le Figaro gazetesine önemli açıklamalarda bulunmuştur.

Öncelikle ABD'nin askerlerini bölgeden çekmesi sonucunda hayal kırıklığı yaşadıklarını söyleyen örgüt yöneticisi, cezaevlerinde tutulan DAEŞ mensuplarını koz olarak kullanmak istemektedir. Operasyonun sürmesi durumunda cezaevlerinin durumunun belirsizleşeceğini söylemiştir.

Ayrıca operasyon devam ederse “ABD tarafından ihanete uğradığımızı düşüneceğiz” diyen örgüt yöneticisi, durumun kendileri için ne kadar kritik olduğunu itiraf etmiştir. ABD’yi tehdit ederek “Amerikalılar bu operasyonu sonlandırmayı başaramazsa, başka alternatifler aramak durumunda kalacağız” demek suretiyle tehditler savurmuştur.

ABD Başkanı Donald Trump, "DAEŞ’in sorumluluğu artık Türkiye'de" demiş, daha sonra SDG'den yapılan açıklamalarda, "DAEŞ ile mücadeleye ara veriyoruz" mesajları verilmişti. “Yabancı cihatçıların tutulduğu cezaevlerinin korunması artık bizim önceliğimiz değil” sözleri; aslında Türkiye için ciddi bir kozdur. Bunu değerlendirerek Suriye’nin kuzey doğusundan hem PKK/YPG’yi hem de DAEŞ unsurlarını temizlemek mümkün olacaktır. Elbette bu konuda diplomatlara çok iş düşmektedir.

Yıllarca viski içip balolarda fink atan ve güya yurt dışı temsilciliklerimizde çalışan hariciye mensuplarının ne derece kötü bir durumda olduğu artık çok net olarak anlaşılmaktadır. Özellikle Avrupa ve Arap ülkelerinde bu monşerler kamuoyunun Türkiye aleyhine geçmesinde mühim roller oynamışlardır.

Geleneksel müttefiklerimiz olan Pakistan, Katar ve birkaç ülke dışında Suriye Operasyonları yüzünden haklı davamızı kimseye anlatamadık. Genellikle Sabetay Yahudilerinden meydana gelen hariciye mensupları bırakın Türkiye’yi savunmayı; aleyhimizde yapılan çalışmalara destek olmaktadırlar. İşte son yaşadığımız olaylar birer turnusol olup dış işleri memurlarının berbat durumu ortadadır.

“Barış Pınarı” harekâtında haklı olduğumuzu ve bunun meşru olduğunu ifade etmekten aciz memurları derhal meslekten kovmalı, yerine vatanperver vatandaşlarımızı yerleştirmeliyiz. FETÖ ile beraber Sabetay Yahudilerinin devletimize, milletimize vermiş olduğu zararlar ortadadır. Bunları örtmek, gizlemek ülkemiz aleyhine işlenmiş bir suçtur. Nasıl ki Mehmetçik terör örgütleri ile canla başla mücadele etmektedir. Aynı şekilde hariciye mensupları da içki içmeyi, eğlenmeyi, yiyip içip hovardalık yapmayı bırakıp ülkemiz menfaatlerini korumak zorundadır, vesselam…

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ziyaretçi

3 Kasım 2019 05:35

sabatayistlerin ve pakradunilerin hakkından (yasal yollardan)gelinmelidir. Aksi takdirde sırtımızdan hançerleneceğiz sürekli.

hombre

23 Ekim 2019 04:57

Dünyanın dört bir köşesinde, evini ailesini geride bırakarak vatan ve millet için hizmet etmeye çalışan insanlara karşı ne kadar acımasız ve yanlı bir görüştür bu. Yurtdışında çocuğunuz doğduğunda nüfusa kaydeden, nikahınızı kıyan, cenaze işlemlerinizi yapan, her şeyden öte darda kaldığınızda çaldığınız kapı kimdir acaba? Diplomatların bu ülkenin en şerefli mesleklerinden birini icra ettiği sağduyulu vatandaşların vicdanında sabittir.

zeynep

16 Ekim 2019 08:11

Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK nurlar içinde yatsin.yüzünü nereye döneceğini cok iyi biliyordu.

Erkmen

14 Ekim 2019 20:38

Hep kabahat sebataistlerde hep.....

Doğrusu...

14 Ekim 2019 18:06

Bu, maalesef Tanzîmât'tan beri böyledir.!? Bizim anadilimiz Türkçe ise basın toplantılarımız da türkçedir. Ha, ayrıca yabancı dillere tercüme edilir veya ettirilir, başka bir şeydir...

Fira

14 Ekim 2019 16:48

Sayın yazar toptancı bir üslupla tüm diplomatları töhmet altında bırakıyorsunuz. Çok değerli vatan evlatları Merve Kavakçı, Şaban Dişli, Egemen Bağış herhalde canla başla düşmana göğüslerini siper ediyorlardir!!!. Biraz dikkat lütfen... Monşer mi kaldı? Aziz üstadım... Selam ve dua ile...

Ahmet

14 Ekim 2019 14:46

Ne kadar boş beleş yazıların var be arkadaş ?

evet recep haklısın

14 Ekim 2019 13:50

meselâ ben bir kez pkk görüşlü ve inançlı milli gazete yazarının altındaki yorum penceresine: "Allah bu milleti, Temel' in ve münafık partisinin tasallutundan kurtarsın" yorumunu yazmıştım yayınlamamışlardı, asla da yayınlayamazlar! Ama Yeni Akit bu konuda açık fikirli.

Recep

14 Ekim 2019 12:26

Yeni Akit in her haber ve yazısının altına yorum yazmakla görevli kindar chpli ve iyi partililer var. Öyle anlaşılıyor. Paralı troller sürüsü...

mutmaine

14 Ekim 2019 12:15

LINKEDİN de Türkiye'nin haberini sildi, işlerine geleni yayınlıyorlar......bizim kendi yazılımlarımız olmalı, ÜNİVERSİTELER UYUYOR ,

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle