--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adalet Kavramı ve Türkiye Cumhuriyeti

Vehbi Kara
Vehbi Kara
10

Türkiye’nin 70 yıllık çok partili siyasi yaşamında çoğunlukla tabelasında “Adalet” isminin yazılı olduğu partiler iktidar olmuştur. Demirel’in başkanlığında Adalet Partisi ve Erdoğan’ın başkanlığında Adalet ve Kalkınma Partisi 40 yıldan fazla bir müddetle ülkemizi yönetmişlerdir.

İsminde “Adalet” olması ve bu partilerin daima iktidarda kalmasının en önemli nedeni toplumumuzda adalet kavramına duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Çünkü askeri vesayet sistemi ve çarpık militarist yapı adaletin önündeki en önemli engel olmuştur.

Darbeci generaller bazı dönemlerde hiç çekinmeden siyasi parti liderlerini tehdit edebilmişlerdir. Hatta Milli Güvenlik Kurulunda ve Yüksek Askeri Şura Toplantılarında devlet geleneğine uygun olmayan ancak kabile topluluklarında söylenebilecek sözler; generaller tarafından siyasi liderlere karşı sarf edilebilmiştir.

21. Yüzyılın ilk çeyreğini bitirmeye başladığımız bu yıllarda hala askerlerin ülke yönetiminde oldukça güçlü olduğu görülmektedir. Genelkurmay Başkanlığının, Milli Savunma Bakanlığına bağlanması dahi soruna çözüm olamamıştır. General ve amiraller hiçbir üst düzey bürokrata nasip olmayan ihtişam içinde yaşamlarını sürdürmeye devam etmektedirler.

Bu yazıda ülkemizdeki yetim hakkının malını savurganca harcayan ve hiçbir debdebe ihtişamdan kaçınmayan general ve amirallerden bahsetmeyeceğim. Orduevlerinde ve askeri gazinolarda alabildiğince alkollü içki servisi yapılması ve devlet mallarının harcanması şu andaki mevzuumuz değildir. Bu makalede asıl maksat adalet mekanizmasının işletilmesinde yaşanan zorluklardır.

Eğer bir ülkede; suçlular yargılanıp cezaevine konulamıyorsa veya mağdur edilen vatandaşlar haklarını tazmin edemiyorsa, orada adalet sistemi çalışmıyor demektir. Hâkim, savcı ve avukatlarla birlikte bütün yargı sistemi çalışanları bu durumu düzeltmek için gayret etmiyor ise her şeyden evvel mesleklerine karşı saygıları yok demektir.

Evet ne yazık ki benden başka adalet sistemimizin kanayan bu yarasını görmeyen kör, sağır ve dilsiz davranan başta hükümet olarak bütün yargı mensuplarına sesleniyorum. Sizin bu umursamaz tutumunuzu bu millet asla unutmayacak ve sizleri daima kınayacaktır.

Dadaloğlu “ferman padişahın, dağlar bizimdir” diyerek hakkını başka yerlerde aramıştır. Fakat 28 Şubat 1997 mağduru binlerce kişi; Dadaloğlu gibi davranmayarak haklarını aramak ve suçlulardan hesap sormak için mahkemelere müracaat etmiştir. Çünkü asayişi sağlamak için şiddet ve kanunsuzluk yolu bir yöntem değildir ve olamaz.

Dile kolay, sivil toplum örgütleri ile beraber tam 23 yıldan beri mücadele ediyoruz. Mücadelemiz sonunda 28 Şubat 1997 darbecilerini mahkûm ettirmeyi başardık. Hatta Yargıtay süreci sonunda bir üst mahkeme bu kararları onaylamıştır.

Fakat gelin görün ki; darbe suçlaması ve bankaların hortumlanması gibi kanunsuz ve yolsuz işlerden dolayı müebbet hapis cezası alan onlarca darbeci general hala orduevlerinde keyif çatmayı sürdürebiliyor. Aynı Darbeci Kenan Evren gibi devlet töreni yapılarak ölmeyi bekliyorlar.

Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bu durumu nasıl ile izah ediyorlar bilemiyorum. Belki de hala ülkenin askerler tarafından yönetildiğini zannediyorlardır.

Fakat yargı ve infaz memurlarının bu utanç verici durumdan hiç rahatsızlık duymadıkları pek açıktır. Çünkü bu emsalsiz ve hukuksuz durumu defalarca dile getirmeme rağmen bir hükümet yetkilisi çıkıp açıklama yapmadı. Anlı şanlı hukukçular kalkıp tek bir kelime söylemedi…

İşte 2020 yılının bu son günlerinde gelmiş olduğumuz adalet sistemimizin durumu budur. Bu yazıları yazarken içinde bunduğum duyguları ifade etmekten acizim. Sadece Kahhar olan Allah’a havale edip okuyucularım ile dertlerimi paylaşmaktan başka çare göremiyorum.

28 Şubat Darbecilerinin mağdur ettiği ve aileleri ile beraber milyonlarca insanı ilgilendiren çok hususu da yazdım. Allah ömür verirse yazmaya devam edeceğim. Ne yazık ki; bu insanların haklarını almaları için hükümet üzerine düşen görevleri yapmamaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumunun aldığı ve maliye bürokratlarının derhal gereğini getirmesi gereken kararlar devamlı şekilde sümenaltı edilmiştir. Üstelik bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vermiş olduğu sözlere rağmen.

Bu içler acısı durumu başka bir yazıya bırakarak Türkiye’deki gayri hukuki durumların bir an önce düzelmesi için Rabbime niyaz ediyorum, vesselam…

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sahin

9 Ekim 2020 23:35

Sayin yazar benim yasim biraz ileri Adalet partisinide sonraki Akp yide iyi bildigimi söyleyebilirim her ikisininde zerre kadar bu ülkeye bir katkilari olmamamistir  

Mustafa

9 Ekim 2020 22:26

Yedirilmiş yutturulmuş alışkanlıklardan kurtulmadan olmuyor, olmayacak. Kurtula bilecekmiyiz! Kendimize hiç sorduk mu Neden kardeş olamıyoruz.? Kurtulalım kurtarıcılardan tek kurtarıcı Allah subhanehu ve teala ve onun Rasulüne ümet olmaya . Varmısınız haydi vakit tamam  ümmet olma vakti, ümmet , birlik olalım KURAN CATISI altında. Meshep siz tarikat sız örf ve adetlersiz Medine dönemi gibi Ensar olalım Muhacir olalım Allah subhanehu ve teala için Rasulullah sav için iman için ebedi varış yeri olan cehennemden korunmak için. Abdestin farzlarında bile bir karara  varamayanlardan kopup KURTULABİLECEKMİYİZ TARİKATLARIMIZDAN MESHEPLERİMİZDEN ÖZE DÖNEBİLECEKMİYİZ MEDİNE DÖNEMİ ne, mezhep ler yok tarıkatlar yok dinin imanın önünde örf ve adetler yok türbeden, yatırdan şeyh ten istemek, himmet beklemek yüzü suyu hürmetine yok.... Fâtiha Sûresi. 5. Ayet Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.... Var, kuran var Kurani ahlak ve Rasulu ahlakta gercek kurtuluş var. Anlayalım artık bu din adamlarıyla olmuyor . Şu kuran okuyan kişi yarın bir gazetede zulüm gördüğünü görsek  kılımız kıpırdamaz  . her kafadan bir catlak ses çıkar , zulmü hak etmiştir , niye yardım edelim onlar bizim mezhepten değil , hele bizim tarikattan değil , halidi kolundan hiç değil. Nerede müslümanlar kardeşti ayeti nerede hadisi şerifi . 49 / 10 - Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (kâmil mânâda) îmân etmiş olmazsınız.” [Müslim-Ebû Dâvud Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zâlime) teslim etmez. Kim, Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allâh da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeble Allâh da onu kıyâmet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanın bir kusurunu örterse, Allâh da kıyâmet günü onun  kusurunu örter.” [Buhârî-Müslim]

Kara

9 Ekim 2020 18:07

Asrın lideri görmüyor mu kör mü ahmak mi

Reis

9 Ekim 2020 18:05

Milletin malını generaller ordu mensubu hovardaca harcayınca suçsa siyasiler mantarlarının rahatı için harcamaları normalmi

Tarihçi

9 Ekim 2020 11:01

Saygı Öztürk veya diğer 28 Şubat zihniyetindekilerin bugünlerde Menzil veya diğer tarikat ve cemaatlere saldırmasının amacı nedir? Amaçları İslam'ın önünü açmak mı? Sahte hesaplardan ve birçok kanaldan bugünlerde başlayan saldırının tesadüf olduğunu mu sanıyorsunuz? Mesele Menzil değil. İslam'a muhalif zihniyet 28 Şubat'ın ikinci dalgasını başlattı. Bu defa başörtüsüne saldırmadan daha dikkatli nokta atışı yaparak, saldırıyorlar. Devlet kadrolarında ki İslami düşünceyi tamamen kazımak amacıyla, Menzil ve Fetöyü hedef gösterip, toptancı yaklaşımla İslam'a saldırmaktalar. Bu defa çok profesyonel davranıp, iktidar kanadını kullanıp, onun, içinden ve arkasından saldırıyorlar. Müslüman akıllı ve ferasetli olmak zorunda.

celil yağmuroğlu

9 Ekim 2020 10:54

Değerli Hocam gerçekten bir Vatandaş olarak şaşıyorum ve şüpheleniyorum bir Ülke bir yandan Süper Ülkelere kafa tutuyor ve İstediğini koparıyor, Diğer yandan Ülkesinin can alıcı ve damarı olan..Aile yapısı, Eğitim, Adalet ve Din zafiyetin ,Nasıl olur bu kadar karmaşık bir sisteme kurban ediliyor..Bu Sistemin hiç bir alakası olmayan Türk toplumuna ve İslam dinine aykırı olan([[ Avrupa Anayasası.Avrupa Medeni kanunları..Çok manidar olan bu Hükmet döneminde yürülüye giren /// İstanbul Sözleşmesi hala tartışılıyor])) Mecliste çoğunlukta olduğumuz halde bunu neden gözden geçirilmiyor,,İnsanın aklı almıyor, zaten Cumhur İttifakı içinde iki partiden hainler olduğunu biliyoruz ve herkesçe biliniyor..B u ne zamana kadar sürecektir,,Vesselam..

toplumun her kesimi aynı şeyleri istemiyor

9 Ekim 2020 10:01

saygı öztürk bir vakit adıyaman' a giden bir genç kızın anısını yazmış bugün. 'güler misin ağlarmısın' lık bir durum; bu millet adaletten farklı şeyler arıyor bence.. (baysaygı dine muhalif bir adam gerçi, ama yazdıklarını yine de mahcup bir şekilde okudum)

Tarihçi

9 Ekim 2020 09:22

28 Şubat'ı alkışlayanlar, bugün çok daha iyi makam ve mevkilere geldi. 28 Şubata içkili resepsiyonda karısının başını açıp katılanlardan bugün hala bürokraside görev yapan ve muteber kabul edilenler var Başta eğitim sistemi olmak üzere 28 Şubat zihniyeti devlet bürokrasisinde hala tüm ağırlığı ile hakim. Söz gelimi Cumnurbaşkanın yakınındakiler, bakanlar vesaire 28 Şubat'ta ne tarafta idiler, hangi mücadeleyi verdiler? Kimin yanındaydılar? Ve şimdi 28 Şubat'ın eğitimdeki yargıdaki emniyetteki ordudaki uzantılarına hangi ceza veya yaptırım uygulandı? Yoksa ödüllendirildi mi?

Can

9 Ekim 2020 06:55

Sanki adaletin icine eden hükümet ta kendisi degil. Ve sirf siz mi görüyorsunuz eksiklikleri vay vay vay gelin bir de düz halka sorun.

Denizci Subay

9 Ekim 2020 03:44

Orduevlerinde yapılan içki servisine derhal son verilmelidir. Zorunlu askerlik yapan Mehmetçiğe böyle utanç verici hizmet yaptırmak suçtur. Ahlaki kurallara din ve vicdan özgürlüğüne aykırıdır. Demekki yazıda geçen hukuksuzluklar devam ettiğine göre faşizm bitirilememiştir. FETÖ bunların elebaşlarıdır. Saman altından su sızdırmaktadır. Bunu devlet görmelidir artık.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle