--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ABD Açıkça Düşmanca Davranıyor

Vehbi Kara
Vehbi Kara
11

Şu yalın gerçeği kabul ettiğimiz takdirde ülkemizin menfaatlerini daha iyi koruyabileceğimize inanıyorum.

Türkiye’nin son 60 yıldaki en büyük düşmanı ABD’dir.

Bu söz kuru kuruya iddia edilmiş veya ortaya atılmış değildir. Bu konuda onlarca makale yazıp neşrettim. İsteyenler Yeni Akit’in internet arşivine girerek bunları okuyabilir. Burada bir özet sunarak okuyucularımı bu zahmetten kurtarayım.

ABD’nin ülkemize karşı işlediği en büyük düşmanlığı; halkın oyları ile seçilmiş devlet yöneticilerinin askeri darbelerle yönetimden indirmesidir. Öyle ki Adnan Menderes gibi naif ve son derece kibar bir Başbakan’ı dahi idam ettirecek kadar gözü dönmüş ABD’li yöneticiler ve onlara uşaklık eden kişiler vardır.

ABD yöneticileri eğer isteseydi bir telefon ile 27 Mayıs 1960’ta yapılan darbe sonrasındaki idamların önüne geçebilirlerdi. Nitekim 12 Eylül 1980 sonrasında Kenan Evren’e ABD Genelkurmay Başkanı Alexandre Haig bir telefon açmış sonrasında Yunanistan; hiçbir bedel ödemeden NATO’ya geri dönmüştür.

Türkiye’de kurulan bütün hükümetler ABD’de yetişip ordumuz içinde general rütbesine yükselmiş paşalardan korkup çekinmişlerdir. Zira her 8-10 senede bir darbe yapılmış ülkede hortumculuk başta olmak üzere her türlü haksız ve hukuksuz icraatlar yapılmıştır. Bunun bedelini hala ödemeye devam ediyoruz.

15 Temmuz 2016 darbesinde de çok açık bir şekilde ABD’nin müdahalesini gördük. Öyle ki darbeyi gerçekleştiren ekibin başındaki Feto ve yöneticileri hala ABD tarafından korunmakta ve Türkiye’de müebbet hapisle yargılandığı halde iade edilmemektedir.

İşin daha acı tarafı ise şudur. Yine bir ABD tarafından tezgâhlanan fakat tarihe “post modern darbe” adıyla geçen 28 Şubat 1997 süreci sonunda müebbet hapis cezası alan 21 general ve amiral; üstelik Yargıtay tarafından cezaları tescil edildiği halde hala hapse konulamamıştır. Bu durum askeri vesayet unsurlarının ve ABD’nin ülkemizde hala ne derece güçlü olduğunun bir kanıtıdır.

Peki, ABD sadece yöneticilerimizi iktidardan düşürerek mi düşmanlık yapmıştır?

Elbette hayır. Türlü türli desise ve iğrenç oyunları vardır. Daha geçen hafta bir skandal kararı daha gördük. ABD, Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarını açıkladı.

ABD, Rusya'dan S-400 sistemlerinin alımı nedeniyle Türkiye'ye bazı yaptırımlar uygulama kararı aldı. Bu yaptırımlarının arasında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB), Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir ve Başkanlık yetkililerinden Mustafa Alper Deniz, Serhat Gençoğlu ve Faruk Yiğit'in bulunduğu açıklandı.

ABD resmen “ülkeni savunmak için silah alamazsın, eğer bunu benden istersen o anki keyfime göre düşünüp ister veririm ister vermem” diyecek kadar küstahça kararlar alabilmektedir. Onları bu derece şımartan husus ise geçmişte yaşadığımız acı olaylardır.

ABD’nin nasıl kalleş ve haydut bir ülke olduğunu "Bahriyede 15 Yıl isimli" kitabımla anlatmıştım. Yıllar önce Muavenet’imizi vurduğunda da ses çıkaramamıştık. Adeta bize tokat vurdukça diğer yanağımızı uzatmıştık. O halde bu acı olayı hatırlamakta yarar vardır. Zira o dönemde Donanma Komutanlığına bağlı savaş gemilerinde Atış İdare Subayı olarak görev yapıyordum. ABD’ye karşı bir eylem yapılmaması için emir üstüne emir yağıyordu.

NATO tatbikatında Muavenet isimli muhribimizin, ABD’nin Saratoga gemisinden atılan iki güdümlü mermi ile vurulmasının kaza olmadığını KDY Yayınlarında hala satılmakta olan bu kitabımdan detayları ile birlikte okuyabilirsiniz. Bu durumu birçok silah uzmanı teyit etmiştir. Kaza süsü verilmiş bu acı olayın aslında bir “gözdağı” olduğunda herkes mutabıktır. Yediğimiz darbenin acısını her Türk vatandaşı yaşamıştır. Bir donanma subayı olarak benim daha fazla yaşamam çok doğaldır. Gemi komutanı dahil olmak üzere 5 askerimiz şehit olmuştu.

Neden böyle bir gözdağı verildiğini açıklamak gerekirse o dönemde yaşanan siyasî olaylara bakmak lâzımdır. Gerçekten de her dönemde olduğu gibi ABD’nin Türkiye üzerinde bir baskı kurmaya çalıştığını görüyoruz. O tarihlerde de Türkiye’nin parçalanabilmesi için Kuzey Irak’ta ABD tarafından bir Kürt devleti oluşturulmaya çalışılıyordu.

Kuzey Irak’ta bir devlet kurulması için birçok insan Amerika’ya götürüldü, eğitildi. Daha sonra İkinci Körfez harekâtından sonra da buraya getirilip yerleştirilerek yarı bağımsız bir bölge ve devlet meydana geldi. Birkaç yıl önce bağımsızlık için kimsenin tanımadığı referandumu da yaptılar. Türkiye’nin girişimi ile bir müddet bu fiili durum engellendi ise de ABD’nin çok açık bir şekilde düşmanca tutumu hala devam etmektedir.

Bu maksatla kurulan “Çekiç Güç” Irak’ta ABD’nin ihtiyaç duyduğu diğer bir askerî yapı idi. Türkiye ile Çekiç Güç arasında yaşanan sorunlar, genelde hükümetlerin görmezden gelmesi ile hep ertelendi. Ve sonuçta Muavenet benzeri bir olaydan korkulduğu için hükümetler pısırık davrandılar.

1990’ların başında Baba Bush yönetimindeki ABD, Saddam yönetimindeki Irak’ın Kuveyt’e girmesini bahane ederek Irak’a savaş açmıştı. Sonuçta Irak’ın Basra Körfezi’ndeki ve ülkenin güneyindeki gücü kırılmış, zengin petrol yataklarının bulunduğu Irak’ın Kuzeyi için de yeni planlar yapmıştı.

ABD, bu plan çerçevesinde Irak topraklarının kuzeyini kendi denetimine almayı başarmıştı. 36 paralelin kuzeyini denetlemek üzere Çekiç Güç adında bir askerî mekanizma kurdu. Bu mekanizmayı da maalesef Türkiye üzerinden yürüttü. Kuzey Irak’ı Türkiye’den hem denetledi hem de PKK’yı semirtip büyüttü.

Dönemin Cumhurbaşkanı Özal, misak-ı milli sınırları içindeki Musul ve Kerkük'ü kurtarmak için savaşa katılmak istiyordu. Fakat Genelkurmay Başkanı Torumtay’ın istifası ve savaştan kaçan generallerin diretmesi ile bu fırsatı kaçırmış olduk. Bu acınacak duruma ABD’de yetişmiş generallerin büyük rolü vardır.

Asker 50 yıl beslenir; sadece bir gün için. İşte o gün savaşa girmek gerekmiş fakat maneviyattan yoksun darbeci generaller yüzünden ayağımıza kadar gelen fırsatı yine kaçırmıştık.

İşte tam bu sırada bir NATO tatbikatı sırasında 2 Ekim 1992’de Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Muavenet muhribi, ABD’nin Saratoga gemisinden atılan iki Sea Sparrow güdümlü mermileriyle vuruldu. Gemi komutanı Deniz Kurmay Yarbay Kudret Güngör ve 5 denizcimiz şehit oldu. Çok sayıda da askerimiz yaralandı. Bunun arkasından dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in uçağı şüpheli bir şekilde düştü ve Bitlis şehit oldu.

Yaklaşık 30 sene önce gerçekleşen bu acı olaylar ABD’nin Türkiye’ye karşı nasıl bir düşmanca tutum içinde olduğunu çok net olarak göstermektedir. Bu olayın ardından Türkiye, şanlı tarihinde görülmemiş bir tarzda ABD politikalarına boyun eğmeye devam etmişti.

Ardından gelen Başkan Clinton dönemi kısmen sorunsuz devam etse de 8 yılın ardından bu sefer Oğul Bush Amerika’ya başkan oldu. Onun 8 yıllık dönemi hem Türkiye, hem de dünya açısından kâbus gibi geçti.

Bu olaylar, belli bir süreç sonrasında da ABD’nin planlandığı gibi gerçekleşti. Hükümetler bilerek veya bilmeyerek, tedbir almadığı ve gereken karşılığı vermediği için iş daha kötü bir noktaya kadar geldi.

Sonrasında Irak’ın kuzeyinde Süleymaniye’deki Türk askerî birliğinde askerlerin başına çuval geçirme hadisesi de yaşanmıştı. Amerikalılar yine haydutluk yaparak oradaki askerlerimizi tutukladılar başlarına çuval geçirdiler. Aslında bu olayın, yani geminin vurulması olayına Amerikalıların Türk denizcilerinin başına çuval geçirme olayı desek; mübalâğa olmaz.

Biraz da bu düşmanlığın temel nedenine bakalım. Kısaca söylemek gerekirse bu çirkin tutumun ardında yatan en önemli gerçek “efendi-uşak” ilişkisinin devam ettirilme isteğidir. Ne zaman Türkiye başını doğrultsa ekonomisini yoluna koyup “ben senin kölen veya uşağın değilim” dese işte askeri darbelerle hizaya getirilmek istenmiştir.

ABD’nin son 60 yılda yaptığı kötülükler saymakla bitmez. Fakat ABD’ye sadece bir defa etkili bir karşılık gösterdik. Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türkiye’ye karşı alınan “ambargo” kararına ABD üslerinin kapatılması ile cevap vermiştik. Bu konuda Milliyetçi Cephe Hükümeti yani Adalet, Milli Selamet ve Milliyetçi Hareket Partisi yöneticileri ortak karar almışlardı. Yoksa Başbakan Demirel, ABD’ye karşı çıkacak bir siyasetçi değildi. Zira Başbakan Demirel, Muavenetimizin vurulmasından sonra gerçek yüzünü göstermiş ABD’den bu” kaza” süsüyle işlenmiş cinayet karşılığında hiç olmazsa tazminat almayı dahi becerememişti.

Ülkemizi temsil etme sorumluluğu taşıyan diğer insanlar, siyasetçiler, bürokratlar hatta muhalefet yöneticileri de ne yazık ki etkili bir söz söyleyemediler. Çünkü en büyük düşmanımız olan ABD’den çok korkuyorlardı.

Muavenet adlı gemimizin vurulmasının ardından Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçağının düşürülmesi ve faali meçhul cinayetler dönemi başladı. Bunların hepsinde ABD'nin parmağı olduğu kesindir. Eşref Bitlis Paşa’nın öldürülmesi olayında da kaza olmayacak şekilde önemli iddialar vardır. Orada şehit olan bir orgeneraldir. Fakat farklı bir paşadır zira ABD’nin planlarına vakıftı. Yoksa şehit edilmezdi.

Eşref Bitlis Paşa şehit edildiğinde medyanın niçin suskun kaldığını ABD’nin basındaki tetikçileri sayesinde anlayabiliriz. Burada bahsettiğimiz birkaç konu, kesinlikle komplo teorisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, Türk dış politika ve askerî politika sahasındaki acı verici, unutulmaz olaylardır. Bilmediğimiz olaylar ise çok fazladır.

Sonuçta ortada şehit olan askerler vardır. Birisi Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve biri Muhrip komutanıdır. Maalesef bu insanlar Amerika’nın kirli politikaları sonucu şehit edilmiş insanlardır. Ne yazık ki, bu acı cinayetler, ört bas edilmiştir. İşin kötüsü ABD, istediği hedeflere ulaşmış kaza sonucu bize eski buharlı gemileri vermiştir.

Daha önce almak istemediğimiz dokuz adet "Knox" sınıfı gemiyi alarak milyonlarca dolar ödedik. Ki bunların teknolojisi eskiydi. Biz dizel tahrikli "Perry" Klas gemilerden almak istiyorduk. İşte ABD silah sanayisinin oyunlarına kurban edilmiştik.

ABD’ye gemi alımıyla ilgili olarak giden Türk heyeti döner dönmez gemimiz vuruldu. Yani "Sen kim oluyorsun. Sen benim verdiğimi ancak alabilirsin. Senin söz hakkın yok” anlamına gelen bir baskı, bir gözdağı olayıdır. Muavenet ve Eşref Bitlis cinayetleri aynı ABD’li haydutlar tarafından yapılmıştır. Bu konunun üzerindeki örtünün çekilip açılması günümüzde meydana gelen olayları anlayabilmek için bir fırsattır.

Peki, Amerikan hükümeti Muavenet’in vurulması sonrasında sebep gösterilen askerlere ne yaptı?

Olayda yaralanan ve tazminat için mahkemeye başvuran subaylardan bir tanesinin verdiği bilgiye göre mahkemeden, Amerikalı subayların kariyerlerini meslekî yönden etkilemeyen sonuç çıkmıştır. USS Saratoga’nın Komutanı Albay James M. Drager ile saldırıdan sorumlu yedi subay mahkemeye sevk edilmeyerek sadece “disiplin cezası” almıştır.

Kısaca devlet olarak, millet olarak, iktidarda kim olursa olsun gösterilmesi gerekli olan tepki gösterilmedi. Bunun üzerine gözdağı verme olayı aşama kaydederek çuval geçirme olayına dönüştü ve bugünlere geldik.

Şimdi ise önümüzde tarihi bir fırsat geçmiştir. ABD’ye 60 yıldır yaptığı kötülüklerin karşılığı verilmelidir. Ne yapacağız savaş mı ilan edeceğiz?

Evet, ekonomik savaş ilan edeceğiz. ABD ile yapılmış anlaşmaları tekrar gözden geçirip karşılığında vermiş olduğumuz askeri üsleri kapatmak ve ikili anlaşmalardan doğan haklarımızı talep etmek zorundayız. Ayrıca F-35 meselesinde olduğu gibi ticari anlaşmaları keyfine göre yırtıp atmanın bir parasal bedeli vardır. Bunu kuruşuna kadar ödetmek zorundayız.

Bütün bu işlemler esnasında NATO’dan çıkmamıza gerek yoktur. Ülkemizin menfaatleri gereğince adım atmalıyız. Fakat Türkiye’ye karşı gösterilen düşmanca ve kalleşçe tutumların bir karşılığı olmalıdır.

Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki “aç canavara sevgi ile yaklaşmak onun iştahını açar”. ABD’ye karşı onurlu ve haysiyetli bir karşı duruş göstermezseniz çok daha kötü sonuçlara zemin hazırlamış olursunuz. Kritik aşama olan savunma sanayini güçlendirmek ve ABD’ye olan bağımlılıktan kurtulmayıbüyük ölçüde aşmış durumdayız.

Son tahlilde ABD’ye haddini bildirecek tek ülke Türkiye’dir. “Dünya beşten büyüktür diyerek” kafa tutan Cumhurbaşkanımızı bu konuda da desteklememiz gerekiyor. Tarihte yaşadığımız acı olaylardan ders alarak ABD ile ilgili politikalarımızı gözden geçirmek zorundayız, vesselam…

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

NT vasıf

21 Aralık 2020 21:49

Vehbi bey dikkatli ol, zira İslam ülkelerinin halklarını isyana teşvik ve idarelerini dizayn etme amacıyla dünyayı karıştıran ABD'ye boyunun ölçüsünü veren dünya liderine karşı çıkmış olursun  

Türk

21 Aralık 2020 20:34

Düsman ülke yoktur. Ülkeler arasinda cikarcilik vardir. 

afşar serbil

21 Aralık 2020 15:32

hocam akıcı uslup analiz gucunuz süper genel çerçeve çizmekte size yakışıyor ama bence size çok yakışan bişey daha var türkiyeli göründüğü halde türkiyeye diş gıcırdatanların sizi farkettikçe eyvah diyeceği kadar tarihi bir pozisyondan geliyorsunuz bence öyleyse genel çerçeve çizmeyi bazen erteleyip kişisel yaşadıklarınızı da sık sık anlatmalısınız

Gavurdan beklenti

21 Aralık 2020 11:03

'Yasiz' diye başlamış arkadaş yormaya. Gavurla alışveriş yaparsın, oturur kalkarsın, hatta onun iman etmemiş kızıyla evlenebilirsin bile. Bunlar başka şey gavuru dost edinmek başka şeydir sayın yasiz.

Önce vatan

21 Aralık 2020 10:23

60 yıl geçti değişmeyen tek şey ABD'nin medyada, ekonomide ve siyasetteki tetikçileri halen daha ABD adına utanmadan çalışmaya devam ediyorlar. Allah bu şanlı mücadelede mücadeleyi veren bügünden küçüğüne her kesimin yar ve yardımcısı olsun. Düşman cephesinde tarumar eylesin inşallah.

Gavurdan beklentin ne

21 Aralık 2020 09:26

Ya siz hiç kitabı açıp okumazmısınız yahudileri Hristiyanları dost edinmeyin demezmi kitabımız gavurdan beklentin ne senin

Üzüldüğümüz şeye bak

21 Aralık 2020 09:14

F35 havadan yere ateşte aciz, ağır roketler taşıyamayan çıtkırıldım bir uçaktır, gereksizliği kısa zamanda görülecektir. Gripen39 ondan çok daha iyidir.

Obirleri:

21 Aralık 2020 09:11

Diğer düşmanlarımız: Almanya; ağır ve pislik bir düşmandır, fakat vosvagen, mersedes, audi, bmw alımlarıyla bu ülkenin bir numaralı aşığıyızdır. Fransa; tarih boyu bir kez dostluğunu göremediğimiz bir düşmanımızdır, ne var ki fransızca konuşan türklere karşı hep imrenekliğimiz vardır. İngiltere: sebeb-i 1923 olan en aşağılık ülkedir. Rusya: kaba saba ayı bir düşmanımızdır. Çarın zulmetmediği müslüman kalmamıştır, komunist piçler ise bu düşmanlığın üzerine tüy dikmişlerdir. İran: Uzun Hasan' dan bu yana hep domuzluk yapmakla meşguldür, Reisi Azarbeycan' da okuduğu şiire kadar takib altında tutacak kadar sinsi ve pisliktir bu ülke.

Mutmaine

21 Aralık 2020 08:31

HOCAM İYİ OKUYUN !!! , siz buz dağının üstünü yazdınız, buzun 1/10 suyun üzerinde 9/10u suyun altında kalır....vatsap,yutup , fazebuk, instaklam, mikrotost gibi yazılımlar ile bir kuşatma içindeyiz,..telefon yazılımları tekel olarak american yazılımı ....yüzlerce ÜNİVERSİTE VAR BİR TANE VATSAP YAPAMIYOR!!!!!! gençler esir gibi......bu şuna benzer beyin var ama akıl yok.....yazılım yoksa esir olmuşsundur.. bu yazılım sorununu da dile getirin lütfen , sizin gibi gazeteler ve yazarlar önce yazılım olayını çözmeli..selamlar

Mardinli hoca

21 Aralık 2020 07:28

Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam bugünün yazıyı kafir amarikanin hakkındadır.Tebrik ediyorum ne kadar düşman olduğunu beyan ettiniz.Yüzde yüz haklisiniz turkiyenin en büyük düşmanı kafir amarikadir.Zaten ne kadar düşman olduğunu yazdınız.Bu konuda bir şey söylemek istiyorum düşmanlığı hakkında.Menfaati için bizi kandırıyor müttefik ve dost diyor.Diyar yanda türkiye en azılı düşmanı olan feto besliyor turkiyeden vaz geçiyor ondan vaz geçmiyor.İkinci açık açık düşmanlığı pkk ye verdiği silah ve yardımı turkiyeye vermedi paramızla vermiyor.Ama pkk ye veriyor bu kafir amarika uşağı bu silahlar kime karşı kullanacak turkiyeye karşı kullanacak.Bunda şek ve şüphe yoktur.Bu kadar açık açık düşman olduğu halde chpkk bu kafir amarikaya bel bağladılar.Çünkü yeni başkan türkiye muhalefet partiler erdoğana karşı birlesmeleri lazımki düşürmek için.Bundanda anlaşılıyor en büyük kafir amarikadir ve onun köleleridir.Allah cc turkiyeyi ve islam alemi bunların şerrinden muhafaza etsin amin ve onların kahhar ismi ile kahır ve perişan etsin amin selam ve dua ile

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle