• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Unutmak bir nimettir

20 Haziran 2026
A


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Unutmak bir nimettir

SEFA SAYGILI

İnsanlar giderek daha çok unutur oldu. Artık hep kafamız karışık; yoğun düşünceler, bir yerden bir yere koşuşturma içindeyiz. Yapmamız gereken o kadar çok şey var ki ve zaman da çabucak geçiveriyor.

Günümüz stresli bir çağ, stres arttıkça unutkanlık ve hafıza zayıflığı elbette daha problem haline geliyor.  Ayrıca zihnimize hücum eden bilgi, uyarı, haber, her türlü sesli ve görüntülü sahneler yine unutkanlığımızı artırıyor.

Geçim sorunları, türlü çeşit dertlerimiz, trafik karmaşası, ailevi huzursuzluklar, televizyon ve medyadaki çekişme ve çalkantılar, yeşilin azalması ve doğal ortamdan uzaklaşma, çarpık kentleşme de hafızayı zayıflatıyor. Bu yüzden unutkanlık günümüzde büyük sorunlardan biri durumuna geldi. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlarda önemli bir problem halindedir. Üstelik unutma sadece yaşlıların derdi de değil.

Unutma bir yönden nimettir

Aslında normalde unutma bir nimettir. Çünkü insanlar yeni bilgilerin öğrenilmesi için unutmaya da ihtiyaç duyarlar. Bu tür unutma ile zihnimizde ek bilgilere yer açar ve böylelikle yeni şeyler öğrenebiliriz.



Ayrıca unutmak, çekinildiği kadar kötü bir kavram olmayıp mutluluk verme potansiyeline de sahiptir. Çünkü geçmiş acılarımıza, sevdiklerimizi kaybetmenin verdiği üzüntüye, çekişme ve tartışmalarımıza kadar hiçbir şeyi unutmadığımızı düşündüğümüzde yaşamanın çok da kolay olmayacağı bellidir.

Unutma, demans ve Alzheimer’den farklı

Unutkanlık ve hafıza (bellek) fonksiyonlarında azalma yaşlılarda oldukça sıktır. Yaşlıların % 25 ilâ 50’si unutmadan şikâyetçi olurlar. Bu yüzden unutkanlığı hemen demansa (bunama) bağlamak doğru değildir.

Unutkanlığı olan yaşlı bir kişi; günlük hayatında yeni şeyler öğrenebiliyorsa, unutkanlık gündelik yaşamını etkilemiyorsa, ilerleyici değilse, unutkanlığı muhtemelen Alzheimer hastalığına bağlı değildir. Meselâ anahtarlarını nereye koyduğunu ve randevularını unutan her kişide bu hastalık yoktur. Sağlıklı yaşlılarda unutkanlık günlük hayatı etkilemez ve ilerleyici değildir. Alzheimer hastalığında ise yeni hafıza oluşturmakta problem vardır ve hastalar yakın bellekte bozukluklar gösterir. 


Unutkanlığın demansa ait bir bulgu olabilmesi için bilinç bozukluğu olmayan bir kişide diğer kognitif alanlardan (öğrenme, hafıza, oryantasyon yani yönelim, dil fonksiyonları ve kişilik)  en az birinde bozulmanın unutkanlığa eşlik etmesi gerekmektedir. Yoksa ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan hafıza değişiklikleri yaşlanmanın bir özelliğidir. Yeni bilgilerin öğrenilmesi ve isimlerin hatırlanması zorlaşır, bazen de özellikle isimler bir türlü hatırlanamayabilir (dilimin ucunda sendromu). Burada önemli nokta, ismi hatırlanamayan kişiye ait özelliklerin yaşlı tarafından net olarak bilinmesi ve hatırlanabilmesinin yanında daha sonraki zamanda bu isimlerin tekrar hatırlanıp daha sonra tekrar unutulabilmesidir.


Unutkanlığı önlemek için neler yapabiliriz?

*Uykumuzu iyi almalıyız.

*Hafızamızı suçlamayalım: Hafızamız başarısız olduğunda, bir şeyi unuttuğumuzu anladığımızda, ‘Sorun değil, bir dahaki sefere hatırlayacağım’ diyelim. 

*Ezberler yapalım: Şiir, ilahi, dua, yeni kelimeler gibi ezberler yaparsak, tabii bunu zevkli bir faaliyet olarak yaparsak hafızamız da güçlenecektir.

*Beslenmeye dikkat: İngiltere’de yapılan bir araştırma, sürekli fast food besin ve işlenmiş gıdalar yiyenlerin sadece her türlü damarlarının değil, hafıza yani belleklerinin de tehlikede olduğunu gösteriyor. Yine beyaz ekmekten ve şekerli gıdalardan bilhassa kaçınılması gerekir.


*Sağlıklı besinleri beslenmemize katmalı: Zerdeçal, zencefil, Reishi mantarı, yaban mersini, pancar, sızma zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler, probiyotikler (ev yapımı yoğurt, turşu, kefir) ve prebiyotikler (sarımsak, soğan, pırasa, muz, çilek, enginar, baklagiller gibi), yeşil çay ve ada çayı, domates, ıspanak, balık, ceviz, fındık, badem başlıca gıdalardır.

*Zihinsel aktiviteyi artırmak gerekir: Her gün yeni şeyler öğrenmek, yeni kelimeleri dağarcığımıza katmak, bulmaca ve sudoku çözmek, kitap okumak, yeni bilgiler öğrenmek gibi aktiviteler önemlidir.

*Fiziksel aktiviteleri artırmalı, hareketli bir yaşam tarzını tercih etmeliyiz: Yürüyüş yapmak çok önemli bir egzersiz metodudur. Tabii yüzme, hafif koşu ve bisiklet benzeri sporlar da sayılabilir.

*Stresi azaltmalıyız: Dertlerimizi azaltmak, moralimizi yüksek tutmak, gezmek, tatil yapmak, seyahate çıkmak, ailemizle ve sevdiklerimizle daha çok vakit geçirmek ile bunu sağlayabiliriz.


*Hayata olumlu bakmalıyız. Karamsarlıktan ve negatif düşünmekten uzak durulmalıdır. Karşılaştığımız üzücü olayları ‘vardır bir hayır’ diyelim ve olumlu yönünü görelim. Dua ve ibadetler de bizi güçlendirecektir.

*Sosyalleşelim: Dost ve arkadaşlarla, yakın akrabalarla daha çok bir arada olmanın, zamanı mutlu geçirmenin başta Alzheimer olmak üzere birçok psikolojik hastalığı önleyici etkisi vardır. 

Yine yalnız yaşamak yerine evli ve aile içinde hayatını sürdürmek de oldukça etkilidir.

*Alkollü içkilerden ve sigaradan uzak durulmalıdır. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23