Yeni Hal Yasa tasarısında cevap bekleyen sorular!
Ekonomi iki sihirli kelimeden ibaret; arz ve talep yani üretim ve tüketim. Üretimin nitelikli ve katma değerli olması tüketimin kalitesine ve bilinçli talebine bağlı. Dolayısıyla pazarını bulup üretmek, hem kaliteli hem de uygun fiyattan pazara sunmak en güzeli. Ekonominin gereği de bu.
Bugünlerde yeni Hal Yasa tasarısından çokça bahsediliyor. 31 Mart seçimlerinden sonra TBMM’ye gelecek yeni Hal Yasası ile “ürün tedarik zinciri kısaltılacak, Türkiye’de 174 halin sayısı 30’a indirilecek, en çok da bu işten aracılar, komisyoncular, halciler etkilenecek” deniyor.
Kanaatimce yeni Hal Yasası kapsamında öncelikle tüketici konumundaki vatandaşa ve vatandaşın gıda ihtiyacını karşılayan üreticinin isteklerine kulak vermek lâzım. Sonra da Türkiye Halciler Federasyonu’na...
Yüksel Tavşan başkanlığındaki federasyon, yeni Hal Yasası ile getirilmeye çalışılan hallerin özelleştirilmesine karşı. Federasyon, geçen cumartesi günü Ticaret Bakanlığı / TOBB istişare toplantısında görüşlerini iletirken “hal komisyoncularının yerini alacak (yerli veya yabancı) tüccarın kamu hizmeti değil kâr mantığıyla çalışacağı” iddiasını ortaya attı.
Federasyon, toplantıda Yap/İşlet/Devret (YİD) modelinden vazgeçilmesini ya da hallerde yüzde 51’lik hissenin korunmasını ve kalan yüzde 49’luk hissesinin hal esnafına verilmesi önerisini getirdi. Federasyon yine, yeni Hal Yasası ile halden ürün alan küçük esnaf ve yerel marketlerin de mağdur olacağını savundu. Zirâ federasyonun endişesi; hal komisyonculuğu yerine kurulacak “tüccar sistemi”nin gelecekte içinde yabancıların da olacağı tekelleşmeye gitme ihtimâli.
…
Yeni Hal Yasası’na piyasayı regüle yetkisi veriliyor ama yasaya yönelik endişeler tabi burada bitmiyor. Meselâ tüccarın çiftçiye sözleşmeli üretim yaptıracağı eleştirileri çok fazla. Ödemeler buna göre belirlenecek. Tabi bu şirketlerde ithal yetkisi de olduğundan üretici/tüccar arasında oluşacak herhangi bir anlaşmazlık sonucunda ürünün yurt dışından sağlama yolu açık olacak. Maamafih eleştirilerin merkezinde “çiftçinin üretme hürriyetinin elinden alınması” hususu oldukça baskın duruyor. Söz konusu duruma örnek olarak fındık piyasası gösteriliyor.
Gerçi, vatandaş, üretici ile tüketici arasındaki komisyoncuların kaldırılıp yerine “tüccar sistemi”nin getirilmesiyle fazla ilgilenmiyor. Vatandaşın ilgilendiği konu pahalılık. Bu nedenle, “Yeni Hal Yasası ürün fiyatlarını daha artıracaksa, komisyoncunun yerini alacak tüccarın; üretimi fiyatların düşmemesi üzerine plânlayacaksa, üretici ve çiftçi desteklenmeyecekse, halkın aleyhine yeni yeni rant kapıları oluşacaksa, üretim yine yerlerde sürünecekse biz bu yasaya karşıyız…” diyen vatandaşa nasıl cevap verilecek, üretici ve tüketici nasıl ikna edilecek şahsen merak ediyorum!
Olay şu… Yeni Hal Yasası’na göre, toptancı hallerini kurma ve işletme yetkisi belediyelerden alınıyor, Ticaret Bakanlığı uhdesine geçiyor. Ticaret Bakanlığı da hal işletmeciliği işini anonim şirketlere veriyor. Ancak söz konusu şirketlerde kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki TOBB, TESK ve TZOB gibi meslek kuruluşlarının toplam payı yüzde 51’den az olmayacak, deniyor. Hal komisyonculuğu yapacak şirket halka arz edilirse yüzde 51’lik oranın aranmayacağı belirtiliyor. İşte bu noktada işin tekelleşme ve tröstleşmeye gitmesi en büyük korku!
…
Yeni Hal Yasası’nın şekillendirilmesiyle ilgili çalışmalar sürerken yerel seçimlere hazırlanan bazı belediye başkan adayları hallerin belediyelerden alınmasına râzı değil. Hatta tanzim satış yerleriyle ilgili projeler geliştirenler bile var. İsterseniz, çok konuşulan bir projenin özetini sizinle paylaşayım, bakalım nasıl değerlendireceksiniz?
“…Proje kooperatif merkezli olacak… Sebze, meyve ve gıda sektöründe faaliyet gösteren esnaf kooperatifleştirilecek. Kurulacak kooperatifler üreticiyi makinesine, tohumuna, ilâcına ve yakıtına kadar alım garantili destekleyecek. Esnaf kooperatifleri, ürünü tarladan tezgâha direkt indirerek tazeliği ve ucuzluğu sağlayacak. Ürünün lojistiğini de esnaf kooperatifleri gerçekleştirecek. Ürünler kooperatifler aracılığıyla pazar, bakkal ve marketlere verilecek. Kooperatiflerin hedefleri arasında tarımda teknoloji ve üretimin modernleştirilmesi de var. Topraksız tarım ve organik tarım bunlardan bazıları…”
Yeni Hal Yasası ile bugünkü halci ve belediyelerin sahip çıktığı kooperatif merkezli tedarik zinciri arasında bir çekişmenin olacağı âşikâr. Karşıt gibi görünen mezkûr politikalar nerede buluşulacak, sorun nasıl çözülecek?.. Taşınması muhtemel hallerin şehir içinde kalan değerli arazileri ne olacak? Bunların hepsi şimdilik muamma!
Ticaret Bakanı Yardımcısı Rıza Tuna Turagay’ın dediği gibi Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay sâdece yüzde 0,8… Binâenaleyh üretim ekonomisine geçmekten başka çâre yok!
İyi düşünülerek ülke gerçekleri doğrultusunda plânlanacak yeni Hal Yasası, giderek irtifa kaybeden tarıma bir tramplen vazifesi görebilir. Ama iyi bir kanun çıkarılamazsa işin varacağı yer kanaatimce “deli gömleği giymiş bir tarım” olur…
Tabi ümidi kesmemek lâzım. İç talepte bir daralma var. Ancak dış talebin hâlâ yüksek olduğunu da iyi görmek gerekiyor. Boş konuşmuyorum… Bugün dünyada en fazla ihracatı yapılan 200 ürünün 47’sinde büyük bir rekabet avantajımız var. En azından 47 üründeki rekabet avantajını ciddi ihracat artışına dönüştürebilirsek, yine mevcût üretim potansiyelimizi vatandaşın menfaati ve dünya ihtiyaçları paralelinde açığa çıkarabilirsek tarımı da, sanayi de, ekonomiyi de kurtardık demektir. Ama bir şartla; üretim, üretim, üretim…