• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz
TÜM YAZILARI
22 Şubat 2019

Ülke akıllı ve nitelikli tarımla düzlüğe çıkar!

Tarımdaki yıllık büyüklüğümüz câri fiyatlarla 190 milyar dolar… Sektörde 5,4 milyon tarım çalışanı da 60 milyar dolarlık katma değer üretiyor. Konya kadar Hollanda’nın sâdece tarım ihracatının 100 milyar avro olduğu düşünülürse Türkiye’nin tarım üretimi ve ihracat potansiyelinin çok daha yüksek olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz.

Tarımda ciddi bir problem yaşanıyor. Mevcût potansiyel iyi değerlendirilemiyor… Sebebi; tarımda üretici gelirinin Türkiye gelir ortalamasının en az 3 kat altında olması. Bu istihdama da yansıyor. Zirâ bugün 5,4 milyon kişinin çalıştığı tarımda, olması gereken istihdamın yüzde 35’lik potansiyeline karşılık yüzde 19’larda tıkanması üreticinin sektöre olan ilgisizliğinin göstergesi. Bu ilgisizlik ithalatın artmasıyla daha da katlanıyor. İhracatçı ise dar imkânlarıyla katma değer üreterek yaklaşık 190 milyar dolarlık tarımda fantezi ürünlerle yıllık 17 milyar doları zar-zor yakalıyor.

Tarım ithalatının yüzde 15’lere çıktığı (13 milyar dolar) tarım ülkesi olan Türkiye’de demek ki potansiyele yakın bir üretimin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Ancak bahsini ettiğim üretim artışının kesinlikle klâsik usullerle değil, katma değerli ve bol olması şart. Bu da yetmiyor tarımın önemli kısmının dünya pazarlarına açılması da lâzım. 

Tabii 27 milyon hektarlık tarım arazimiz son yıllarda 3,6 milyon hektarının işlemez hâle gelmesiyle 23,4 milyon hektara geriledi. Özellikle son 10 yılda 1 milyon hektar tarım arazisinin kaybedilmesinde terörün yanı sıra etkili olan katma değerli üretimi engelleyen yapısal sorunları ve IMF uygulamalarını bu sütunlara sığdıramayız.

Tarımda potansiyelin yeterince kullanılamaması; yalnızca üretim düşüklüğü ve tarım arazilerinin durumuyla da ifade edilemez... Miras veya başka sebeplerle parçalanmış arazi yapısı, sulama altyapısının yetersizliği, borsa ve kooperatifler gibi ekonomik örgütlenmelerin etkin olmaması, girdi maliyetlerinin yüksekliği, tarıma yönelik finansman darlığı, gelir adaletsizliği ve her zaman söylediğimiz yapısal sorunlar mevcût kapasiteyi olumsuz etkiliyor.

Resmi Gazete’de 28 Ekim 2018 tarihinde yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanmış Cumhurbaşkanlığı 2019 Yıllık Programı dikkatimi çekti. “Tarım ve Gıda” başlıklı bölümde son yıllarda Türkiye’deki tarımsal katma değerin, GSYİH içinde yüzde 6’lara kadar düştüğü belirtiliyor. Yine aynı raporda tarım ülkesi olan Türkiye’de tarımsal ürünlerin toplam ihracattaki payının da yüzde 6’lar civarında olduğu ifade ediliyor.

Buradan anlıyorum ki, tarıma yönelik destekler giderek zayıflıyor. Çünkü 2006 yılında kabul edilen Tarım Kanunu’na göre GSYİH’in en az yüzde 1’inin tarım desteği olarak ayrılması gerekirken GSYİH büyüklüğü 4,4 trilyon lira olarak belirlenen 2019 yılı bütçesinde, tarımsal desteklemenin kanunda belirtilenin yarısından daha az yani 16,1 milyar lira olarak tespiti siyasîlerin tarıma bakışını ortaya koyuyor. 2018 bütçesinde de bu tutar 14,8 milyar lira civarındaydı.

Tarımı eşelemeyelim... Biz en iyisi spesifik gidelim… Su ürünleri ve hayvansal mamulleri sektörüne, daha doğrusu sektörün ihracatına bakalım…

Geçen Çarşamba günü İstanbul’da konuyla ilgili ciddi bir toplantı vardı. İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer’in ev sahipliği yaptığı toplantıda İSHİB Yönetim Kurulu Üyesi Ömür Oral ve İSHİB Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Şube Müdürü Gülden Polat Şağban da hazır bulundu.

Su ürünleri, kanatlı ürünleri, kırmızı et, süt, süt ürünleri ve bal sektörünü içinde barındıran İSHİB’in sevincini anlıyoruz... Şöyle ki, birçok sektörün önüne geçerek 2023 yılı ihracat hedefi olan 2,5 milyar doları 5 yıl öncesinden yakalamışlar. Geçen yılı yüzde 11 artışla 2,5 milyar dolar ihracatla kapatan sektör “Bu yıl 3 milyar dolar ihracat” diyor. 2023 yılı hedefleri ise 5 milyar dolar. Başkan Müjdat Sezer bu yıl için şöyle bir müjde de veriyor: “Eğer Çin ve AB pazarına girersek bu yıl 4 milyar dolar kesin cebimizde… Tabii ki 2023 hedefi de bu yönde daha da artacak… Japonya pazarına girme başarımız ortada…”

İSHİB Başkanı Sezer, sektördeki ihracat potansiyelinin yüksek olduğunu ancak yapılması gerekenleri saymaktan da geri durmuyor… Başkan Sezer, tarıma atıfta bulunuyor ve diyor ki: “Akıllı tarım politikaları ile sektörü tüm ürün gruplarında rekabetçi şekilde desteklemeliyiz. Kamu ve özel sektör olarak nitelikli tarıma yönelik üretimi artırmalıyız…”

Başkan Sezer gibi aynı hususları yıllardır dile getiriyoruz… Evet, tarım giderek elimizden çıkarken üreticinin değil aracının, komisyoncunun, halcinin, tekelcinin, grosmarketlerin haddinden fazla kazandığı sistem saat gibi çalışıyor. Tüketici hayat pahalılığında kıvranıyor… Enflasyonla yüksek seyreden faizler de reel (üreten)sektörün belini kırıyor.

Tarım dâhil Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 0,8. Bu kadar verimli bir ülkeye yakışıyor mu? Tâbii ki hayır! Bırakalım tarımı, sanayi… 5 milyar avroluk bir alabalık / somon ihracatından bahsederken yalnızca su ürünlerindeki ihracat kapasitemizin şu anda 15 milyar doları geçebileceğini ifade ediyorum.

Tabii bu devran böyle dönmeyecek. Yeni Hal Yasası geliyor. Bakalım o zaman kimlerden nasıl sesler çıkacak?

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı