--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Yüksek” mahkemeler, niye “alçaklar”a sahip çıkıyor?

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
12

Neredeyse hemen her gün yeni bir skandalla gündeme geliyorlar. 

Altına imza attıkları kararlarla kamuoyunda çok büyük infiallere sebep oluyorlar. 

Ne yapmaya çalıştıkları, kime hizmet ettikleri belli değil. Hakikaten yasalara dayanarak mı, yoksa konjonktürün getirdiği hukuku bize dayatarak mı hüküm tesis ettikleri de müphem. 

Lafı, bu aralar vicdanların derinden yaralanmasına yol açan Anayasa Mahkemesi’ne getireceğimizi herhalde anlamışsınızdır.

Baksanıza, beyefendiler bu defa da, bir eylem sırasında ‘Devrim Çarkı’ isimli marşı okuyan ve marşın sonunda “Önderimiz Başkan Öcalan” ifadelerini kullanan sanığa verilen cezada ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiş.

Evet evet, yanlış okumadınız. 

Bir bölücü kalkıp avaz avaz “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıyor, yetinmeyip sözde “devrim şehitleri” adına saygı duruşunda bulunuyor, üstüne bir de “Önderimiz Başkan Öcalan” diye tuhaf tuhaf sayıklıyor... 

Neticesinde, Başkan Zühtü Arslan ile birlikte 13 Anayasa Mahkemesi üyesi ise bu terör destekçisinin adeta sırtını sıvazlıyor. 13 üye, verdikleri kararla, bir nevi “30 bin insanımızın kanına giren Öcalan’a ‘başkan’ ya da ‘önder’ demek tabii haktır. Bu topraklarda ‘Katil devlet hesap verecek’ sloganı atılması da gayet doğaldır. Ayrıca, teröristlerin leşlerine ‘devrim şehitleri’ muamelesi yapılıp saygı duruşu düzenlenmesi de bir sakınca teşkil etmemektedir” demeye getiriyor. 

¥

AYM’nin “hukuk garabetleri”nin hangi birisini yazalım ki?

Hatırlayın, FETÖ’nün en büyük planlı örgütsel organizasyonlarından biri olan MİT TIR’ları davasında tutuklu yargılanan Can Dündar’ın haklarının ihlal edildiğinden bahisle “Tahliye edilmesi gerekir” diye dayatmada bulunanlar bunlardı…

Pensilvanya’nın medya tetikçileri Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ile “ifade ve basın özgürlüklerinin” ihlal edildiğine hükmedenler yine bunlardı…

Anlaşılıyor ki, AYM’de dünden bugüne değişen hiçbir şey yok.

Aynı tas aynı hamam devam ediyorlar.

Bir bakıyorsunuz, müebbet hapis cezasına çarptırılan azılı bir teröristi “haklı” çıkarıyorlar. Dönüp bir daha bakıyorsunuz, polisimizi şehit eden bir başka teröriste “hukuk” kılıfı altında kol kanat geriyorlar.

PKK’nın hendek terörüne destek verdiği için yargılanan sözde akademisyenleri aklamak da var sicillerinde...

PKK’lılar ve FETÖ’cülerin memur olmasını önleyen düzenlemeye karşı çıkmak gibi kara bir leke de...

¥

Tabii ki mahkemelerin toplumun bütün kesimlerini tatmin etmek gibi bir görevi yok. Elbette hukuki kararlar kimine göre doğru, kimine göre de yanlış olarak telakki edilebilir. Ancak görüyoruz ki, Anayasa Mahkemesi son zamanlarda verdiği kararlarla toplumun hep ezici çoğunluğunun vicdanını yaralıyor. “Belki Türkiye düşmanlarının haklarını savundukları kadar milletin haklarını da müdafaa ederler” diye bekliyoruz, lakin onlar ısrarla bildiklerini okumaya devam ediyor.

¥

Unutulmasın ki, terörle mücadele, sadece askerî ve siyasî olarak ele alınması gereken bir mücadele değildir. Yargı organları da verdikleri kararlarla bu mücadeleye ışık tutmalıdır. İşte bu yüzden “yüksek” mahkemelerimiz, bir kısım “alçaklar”a müsamaha gösterme ayıbına bir an önce son vermelidir. Aksi takdirde, Türkiye’nin terörle mücadelesinin başarıya ulaşmasını hiç kimse beklemesin.

Acı ama, maalesef gerçek bu.

 

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

O.U.

22 Aralık 2019 22:48

Kaleminize yüreğinize sağlık ,mahkemelere ve hukukçulara gelince onlara tavsiye celladına aşıklar gibi abuk sapuk kararlar vermekten vazgeçip hakkın yanında haklının yanında karar vermeliler yoksa yarın bir gün yanında durdukları adamlar bir gün onlarada zarar verir onlara tavsiyem şimdiki hakim savcıya eşit olan osmanlıdaki kadı denilen kanun adamı yani şimdikinin savcısı hakimi eşitliğinde olan kadı gıyasettini bir incelesinler kadı yani hakim savcı nasıl olurmuş onun hayatını inceleyerek öğrensinler.

erman

22 Aralık 2019 18:49

Almanyadaki kadın hakları savunucusu seyran ateş ile haberi tesadüfen başka bir sitede okudum bana hayli ilginç geldi. Sayın yazar sizde okudunuzmu bilmem

mert

22 Aralık 2019 18:22

Bırak bunları yazar.TRT 1 de öcalanın mektubu okunmadı mı ne oldu.

Metin

22 Aralık 2019 17:39

AYM üyelerini ve başkanını Reis atadı bir kaç tane de Abdullah Gül ün atadığı var, ve bu üyelerin hiçbiri hukuk mezunu değil, kimi veteriner kimi iktisatçı, solculara yaranmak için atanan bu üyeler ya ...... ya chpli ya da ....... 

Rüstem

22 Aralık 2019 17:32

Peki bu yasaları kim çıkardı masaya kim oturdu 

Hsn

22 Aralık 2019 16:32

Devlete seri katil diyen bir..... Şimdi chp istanbul il başkanı değil mi. Yargı ona ne yaptı ki buna bir şey yapsın hele de anayasa mahkemesi. Mümkün değil.

selma

22 Aralık 2019 12:06

Rasim bey; Siz Yozgat sorgun kazasından adam gibi bir adamın asla çıkmayacağını bilmezsiniz ora halkının ne kadınları ne de erkekleri Yozgat'ta makbul görmezler,AYM başkanı sorgunlu ondan ne beklersiniz!!!!

misafir

22 Aralık 2019 11:01

Aym aldigi kararlardan hesap vermeli, Vatana zarar verecek kararlar almamali. Aldigi kararlar vicdanlari sizlatiyor. Hicbir Ülkenin mahkemesinde Devletine zarar verecek kararlar alinmaz.

Mustafa

22 Aralık 2019 09:53

Gercek şeriat hariç bütün yönetim sistemleri kendi yandaşı veya nemalandığı alacakları korur. Sadece Rasulu sistem ve raşit halife döneminde şerri hukuk işlemiştir.

Y B

22 Aralık 2019 08:41

Bu anayasa mahkemesinin birileri tarafından ele geçirilmiş olması ihtimali neden hesaba katılmaz. Onlara tamamen teslim olma zorunluluğu uz mu var? Yaptıkları neden sorgulanamıyor. Yürüttükleri görevlerin hesap sorulmazlığı nereden geliyor. Bunlar birkaç kişidir. Canlarının istediği kararı verecek. Kimse hesap sormayacak. Oh ne güzel. Kendi kendilerini seçecek ler. Bak Haşim Kılıç siyasete giriyor. Nereye, milletin oy vermediği bir yere

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle