Yıldırım-İmamoğlu yayınından ne çıkar?

16 Haziran 2019 Pazar

Bugün, uzun zamandır Türkiye’de benzerine şahit olmadığımız bir açık oturum yapılacak. Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu bütün kanalların yayınlayabileceği ortak programda, gazeteci İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde bir araya gelecek.

Bazıları mezkur açık oturumu öyle bir lanse ediyor ki, sanırsınız İstanbul’un kazananı belli olacak. 

Halbuki öyle bir şey yok. 

Pek çok seçmen kararını vermiş durumda zaten.

Sayısı çok az olan kararsızların oyları da fazla geçişkenlik arzetmeyecek görüldüğü kadarıyla.

Yani?

Yanisi şu: Bu açık oturumun 23 Haziran’daki seçimlerin sonucuna pek bir etkisi olmayacak gibi duruyor.

Ezcümle, bugün izlesek izlesek, Ekrem İmamoğlu’nun “basitlik”lerini izleriz, o kadar.

CHP’nin adayından her şey beklenir zira.

Mesela küfür beklenir. VIP salonlarında devletin valisine galiz küfürler eden biri, bu küfürlerini pekâlâ canlı yayın stüdyolarına da taşıyabilir. 

İstanbul seçimlerini yenileme yönünde karar vermeden önce YSK’yı “en muteber kurum” olarak nitelendiren, fakat aleyhine karar çıktıktan sonra “Bu kurum benim zihnimde ve gönlümde yok hükmündedir” diyerek çark eden CHP’nin adayı, canlı yayında yine türlü çarklara imza atabilir.

Medya patronlarını herkesin gözü önünde tehdit eden “sevgi pıtırcığı(!)” İmamoğlu’nun, halet-i ruhiyesinin bozulması durumunda yine tehdit ve şantajlar savurması da muhtemel. 

Bakalım “Yalan ne kadar büyük olursa inananlar da o kadar çok olur” diyen Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in yerli versiyonu bugün ne yalanlar söyleyecek?

Geçtiğimiz haftalarda Ahmet Hakan’ın yönelttiği bazı soruları “Bir ünlem koyup bu konuları kapatalım” diyerek savuşturan CHP adayının, İsmail Küçükkaya karşısında da aynı yönteme başvurup “geçiştirme” stratejisi izlemesi de mümkün tabii.

Neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

¥

AMERİKAN MANDACILARINA

TEPKİ BEĞENDİREMİYORUZ

Bu aralar ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın S-400 alımıyla ilgili Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a gönderdiği tehdit içerikli mektubu, 1964 yılında dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye gönderilen “Johnson mektubu”na benzetenler hayli fazla. 

Onlardan biri de CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak.

Mektuba yeterli tepkinin verilmediğini iddia edip, mealen “Halbuki Kıbrıs krizi sırasında ABD Başkanı Lyndon Johnson, Kıbrıs’a müdahale etmememiz konusunda bizi uyarıp tehdit ettiğinde, İsmet İnönü ‘Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır’ diyerek ABD’ye rest çekmişti” diyor hazret.

Bir defa, bu arkadaş, bugün “taviz” diye adlandırılan çoğu imtiyazın, ilk defa İnönü tarafından ABD’ye sağlandığından habersiz galiba. İnönü’nün, Kurtuluş Savaşı’na katılmadan önceki günlerde Kâzım Karabekir’e gönderdiği mektupta Amerikan mandasına dâhil olma yönünde fikir beyan ettiği de pek bilinmiyor anlaşılan. 

Bu, işin İnönü’nün öyle anlatıldığı gibi Amerikan karşıtı falan olmadığına yönelik veçhesi.

Ortada bir de Öztrak’ın “Türkiye ABD’ye karşı gerekli tepkiyi göstermedi” şeklindeki yalanı var. 

Çok açık ki, Öztrak milyonların gözünün içine baka baka yalan söylüyor. 

Çünkü, devletin hemen her kademesinden ABD’ye ağzının payı layık-ı vechile verildi.

Öyle ya, Cumhurbaşkanı Erdoğan “F-35 projesinden dışlanmamızın hesabını soracağız” sözleriyle ABD’ye açık açık kafa tuttu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Bizden haraç kesmek istiyorlar. Size haraç veren bir Türkiye olmayacağız” diyerek “haydut devlet”e boyun eğilmeyeceğini ifade etti.

Daha ne olsun?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “S-400 konusunda ABD’nin yaptırım uygulaması halinde, buna sessiz kalmayacağımızı ve gerekli adımların atılacağını” belirterek elimizin armut toplamayacağını ilan etti. 

Gördüğünüz gibi, bugünün Türkiye’si bağımsızlığı uğruna hiçbir baskıya ve tehdide eyvallah etmiyor.

Türkiye’de siyaseti ABD’nin dizayn ettiği dönemler çoktaan geride kaldı. Pısırık, her dayatmaya boyun eğen, teslimiyetçi politikalar artık tarih oldu.

Çok şükür ki, bugün iktidarda “ABD’ye kafa tuttu” denilen, ama gerçekte Amerikan mandasını arzulayanların temsilcileri yok. 

¥

MURAT ALAN’A SALDIRIYA

SESSİZ KALAN ŞERİKLER

Geçtiğimiz günlerde FETÖ’cü ve Ergenekoncu generalleri kastederek sarfettiği sözler bağlamından koparılarak TSK’yı hedef aldığı algısı oluşturulan Haber Müdürümüz Murat Alan’a maalesef hain bir saldırı gerçekleştirildi. Evet, önceki gün Cuma namazına gitmek için evinden çıkan Murat Alan, çocuklarının gözü önünde pusuya düşürülerek beyzbol sopalarıyla feci şekilde darp edildi.

Peki bu kalleş saldırı karşısında bir kısım siyasiler ve anlı-şanlı(!) gazeteci sendikaları ne yaptı dersiniz?

Ne yapacaklar canım, âdetleri olduğu üzere yine üç maymunu oynadılar. Bir kınamayı bile çok görüp anında sessizliğe gömüldüler.

Bu, gerçekten çok büyük bir ikiyüzlülük.

Tarih, Murat Alan’a saldıran alçaklar kadar, bu elim olaya sessiz kalan omurgasızları da yazacaktır.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Hayta Hayta 1 ay önce
    Sn yazar tam bir bari boş olmasın birşeyler yazayım yazısı hatta bu yazıda bile ili üç laf çakıveririm öbür adaya al kızım yayınla bu yazıyı der gibi yahu muhalif yazarlar bile bin ali beyin birsürü birşeylerini yazmak isterler ama ters tepmesin diye pusuda yatıyorlar sn yazar siz ters tepmesin dikkatini aklınızdan geçirmiyorsunuz çünkü her yazıda sanki diğer yazarlarla yarışır gibi bir iktidar yaranma çabası pes dedirtiyor
  • delicidelici1 ay önce
    faik trak olmuş abd ye kafa tutulmuyor gibi bir şeyler mırıldanmış hükümet abdye kafa attıkça hem chpli vekiller hemde seçmenleri sanki abd nin TC deki vatandaşları gibi babam size gösterir moduna giriyorlar
  • Hami KurtHami Kurt1 ay önce
    Ne yazık ki tarih Kılıçdaroğlu'na saldıranı yargılayamıyor. Biraz da o konuya değinseniz hocam.
  • Ne çıkacak!Ne çıkacak!1 ay önce
    Dönem; chplilerin at tezeğini aday gösterseler seçecekleri dönemdir.
  • ZIR CAHILZIR CAHIL1 ay önce
    Dunyanin ne derecede adaletsiz(terazisi bozulmus) bir yer oldugunu bu birbiriyle alakalari olmayan iki adamin esit kosullarda ayni platformda bir araya gelmesi kanitliyor aslinda.Birisi terbiyenin,mutevaziligin ve yuksek karakterin ve ureticilin simgesi olan Binali Yildirim digeri ise Emperyalistin yarattigi milyonlarca her acidan karakter yoksunu kara yiginlardan cikarttigi siradan bir hokkobaz sanki esitlermis gibi milletin onune cikyorlar.Kiralik katil ile masum maktulun hakimin karsisina esit insanlarmis gibi cikarilmasi.gibi tuhaf bir durum....Daha adaletsiz bir kombinasyon dusunulemez.Ve milletin yarisina yakini bu Emperyalistin cikardigi PKK nin destekledigi adama oy verdi.....Tam bir utanc ani.Ben Binali Yildirimin yerinde olsaydim kesinlikle adayliktan cekilirdim milletin bu nihilist yaklasimi karsisinda,cunku bu millet Emperyalistin cikardigi bu adama gercekten de layik ve herkes eninde sonunda layik olanini bulmali....
  • EmeklEmekl1 ay önce
    Neden sizler karşı olanları devamlı basitlikle itham etmektesiniz diğer tarafı okuduğumda sizlerin sarf ettiği küçümseyici davranışlar içine girmediklerini görüyorum hani onlar dinsiz vicdansız yalancı idiler yahu bu cenah gökten zenbille indide bu milletmi fark edemedi
  • Ahmet ÖzAhmet Öz1 ay önce
    Rasim Bey;Ne kadar da peşin fikirlisin?Şimdiden tarafını belli ettin.Zira,gönlünüzde ve aklınızda iktidar dışında birilerininde aday olabilmesi ve kazanabilme ihtimali yok.Baştan İmamoğlu'nu değersizleştiriverdiniz.''Tarih,Murat Alan'a saldıran alçaklar kadar,bu elim olaya sessiz kalan omurgasızları da yazacaktır''cümlenizi çok içten,samimi duygularla yazdığınızı biliyorum.Bu tesbitinize aynen katılıyorum.Zira haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır,diye inanırız.Ah Sevgili Rasim Kardeşim;sağ sol ayrımı yapmadan,gazeteci ve siyasetçi ayrımı yapmadan,düşman bildikleriniz bile böylesi haksız ve kasıtlı saldırıya uğradığında keşke bu günkü tepkinizi onlar için de gösterebilseydiniz.Murat Alan,yazılarını sürekli okurum.Güzel yazılar yazar.Kendisi saldırıya uğradığında yüreğim cız etti.Neden 12 Eylül öncesinin provakatörleri gibi bugün benzer olaylar oluyor?Niçin,karşı mahalle gazeteci ve politikacıları aynı akıbete uğradığında,Kemal Kılıçdaroğlu örneğinde olduğu gibi,insanlar,ona yumruk sallayan elini öpüyormuş gibi medyaya poz veriyor?Acının ve haksızlığın oh olsun'u yoktur.Oh olsun diyenlerin de başına gelebilir aynı acılı durumlar.Yıldırım-İmamoğlu görüşmesine çok büyük anlam yükleniyor.Bu anlam yüklemenin kökeninde güç ve güçlü'nün sorgulanamaması var.Güç zehirlenmesi yatıyor.Oysa ki Beni Ademdeniz her birimiz.Yıldırım'da,İmamoğlu da Beni Ademden.Sayın Yıldırım'a bu denli hassasiyet gösterilmesine ne gerek vardı?Sayın Yıldırım'ın kendi İradesi yok mu?Koca iktidar,neden Sayın Yıldırım'ı kendi iradesi ile başbaşa bırakamıyor?Siyasi parti liderlerinin,geçmişte toplu olarak erotik karikatürleri basında çarşaf çarşaf yayınlanırdı da parti liderleri kızıp darılmaz,mahkemelere vermezdi.Üstüne üstlük,toplu olarak tv ekranlarında önceden hazırlanmamış sorulara cevaplar verirlerdi.Bu İmamoğlu-Yıldırım karşılaşması,neden bu denli çok önemli?O eski siyasetçilerin engin hoşgörülerini ve hazımlı hallerini çok özlüyoruz.Ülkede siyasi parti devri maalesef çoktan bitti.Ülkede ana muhalefet de normal muhalefet de işlevsiz.Ülkenin en hayati gündemleri halının altına süpürülmüş,İmamoğlu-Yıldırım karşılaşmasına kenetlenmiş sanki.Merak etmeyin,seçmen tabanı bu yapay gündemle meşgul olmuyor.Siyah beyaz Yeşilçam filmlerini izliyor,Seksenler dizi tekrarını izliyor.Siyaseti eski değerli haline getiremediğiniz müddet,iktidar mitinglerini taşımalı hale getirirsiniz.Hani o meşhur tabirle,bindirilmiş kıtalarla yapılacak seçim propagandasını kastediyorum.Siyaset sevimsiz hal aldı.Sevimsizliği şirin hale sokamazsınız.Omurgalı siyaset,omurgalı gazeteci lazım bize.Son paragrafınızda dediğiniz gibi,tarih,omurgasızları yazacaktır.
  • Ali ÇelikAli Çelik1 ay önce
    Murat Alan ile ilgili fail aranırken beyzbol sopası takip edilirse kolay sonuç alınabilir hangi çevrekerin beyzboll sopası kullandığı malum
  • LATİFLATİF1 ay önce
    Biz ABD’den ilk golü askerlerimizin kafasına çuval geçirildiğinde sessiz kalarak yedik. Sonrası arka arkaya geldi. Göz göre göre orduya kumpas kurdular. G. K. Başkanını hapse attırdılar feto eliyle. Sonra 15.temmuz hain darbesini yine feto ile birlikte yapmaya çalıştılar incirlikten. Peki biz ne yaptık? Papaz bırakıldı, gölge ajan bırakıldı ve en kötüsü bizim Vakıfbank Genel Müdür yardımcımız ABD hapishanesinde. Biz hala dişe dokunur bir şey yapamıyoruz.

Günün Özeti