--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Yargı reformu paketi” ve AK Parti’nin “istikamet”i

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

Hükümetin uzun bir zamandır üzerinde çalışma yürüttüğü “yargı reformu paketi”, nihayet geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. 

9 madde, 63 hedef ve 256 faaliyeti kapsayan ve tam adı Yargı Reformu Stratejisi Belgesi olan pakette hakim ve savcıların tayini, hukuk fakültelerinin 5 yıl olması, avukatlara yeşil pasaport, tutuklama tedbirine ölçü, erişim engellemenin düzenlenmesi gibi birçok başlık yer alıyor.

Elbette biz bu başlıkların ayrıntılarına girecek değiliz.

Hem gerek eleştirenler gerekse destek verenler paketin kelimenin tam manasıyla ıncığını cıncığını çıkardı. 

Sizler de takip etmişsinizdir, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’nin hemen hemen her satırı derin analizler(!) eşliğinde ortaya konuldu.

Hükümetin attığı her adımı sorgusuz sualsiz destekleyen kimileri, “Bu çok büyük bir reform hamlesi” diyerek paketi yere-göğe koyamazken, AK Parti’nin bütün icraatlarına kayıtsız şartsız karşı çıkmayı görev addetmiş müzmin muhalifler ise her zaman olduğu gibi yine “İstemezük de istemezük” diye söylendi durdu.

¥

Aslında hemen her olayda karşılaştığımız gibi, somut olaydaki bu birbirine taban tabana zıt bakış açıları da içine düştüğümüz hastalıklı ruh halini ortaya koyuyor.

Görüyorsunuz, kamuoyuna mal olan bu ve bunun gibi pek çok konu, birtakım ideolojik taassuplarla oraya buraya çekiştirilerek ifrat-tefrit dengesi her seferinde göz ardı ediliyor.

Halbuki bunlara gerek var mı?

Doğruya doğru, eğriye eğri desek olmuyor mu? Hükümetin başarılarını alkışlamak, yanlışlarını ise tenkit etmek en isabetli yöntem değil mi?

Nihayetinde bir “paket” bu. 

Artıları da var eksileri de.

Olumlu yanları da bulunuyor, şerh düşülmesi gereken tarafları da.

Yani ne öyle yerin dibine sokulmalı, ne de göklere çıkarılmalı.

Örneğin, pakette yer alan ve Türkiye’de demokrasinin güçlendirilmesi ve özgürlüklerin geliştirilmesi için atılması planlanan adımlar...

Bunlara aklı başında hiçbir insan evladı karşı çıkmaz herhalde.

Söylesenize, tutuklama tedbirinin ölçülü uygulanması için harekete geçilmesine, ifade özgürlüğünün pekişmesi konusunda yeni perspektifler ortaya konulmasına, adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasına, adalet hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasına, davaların makul süreler içinde sonuca bağlanacak olmasına kim itiraz eder?

Hiç kimse değil mi?

Peki ya, hükümet yetkililerinin, “reform paketinin geniş bir yelpazede yapılan istişareler sonucu ortaya çıktığına” yönelik beyanlarına da mı itiraz edilmez? 

Bakın işte ona edilir. Çünkü bu paket hiç de “geniş bir yelpazede yapılan istişareler sonucu” ortaya çıkmış gibi gözükmüyor.

Eğer gerçekten öyle olsaydı, bu toplumun milli-manevi değerlerine bağlı kanaat önderlerinin ya da ruh köklerimize sahip çıkmayı vazife bilen bazı STK’ların görüşlerine de “reform paketi”nde yer verilmesi gerekmez miydi? Onların zinanın tekrar suç olarak düzenlenmesi, aileyi dinamitleyen birtakım kanunların gözden geçirilmesi gibi gayet makul bir dizi talebi anlayışla karşılanmaz mıydı?  

Evet, hakikaten bu paket “Türk yargısını Türk milletinin yargısı” yapmayı amaç edinseydi, örf, âdet ve inançlarımıza uymayan yığınla düzenleme ısıtılıp ısıtılıp bir defa daha önümüze konulmazdı. Yamalı bohçaya dönen ve artık millileşmesi şart olan ithal kanunlarla bir arpa boyu yol alınamayacağının idrakine varılıp ona göre adımlar atılırdı.

¥

Neyse, öyle gözüküyor ki kendimizi yine boşuna paralıyoruz.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin, AK Parti’nin hangi istikamette yol alacağını, referanslarını ve önceliklerini ortaya koyduğunu ifade etmiş zaten.

Ne diyelim, eğer AK Parti’nin istikameti bu milletin milli ve manevi değerlerine bağlı kahir ekseriyetin istikametinin 180 derece zıttıysa sözün bittiği yerdeyiz demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne güzel söylüyor: “Her alanda kendi medeniyetimizin kodlarına, adalet anlayışına göre hareket etmeyi bıraktığımız gün, kaybettiğimiz gün olacaktır.”

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle