“Yargı reformu paketi” ve AK Parti’nin “istikamet”i

02 Haziran 2019 Pazar

Hükümetin uzun bir zamandır üzerinde çalışma yürüttüğü “yargı reformu paketi”, nihayet geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. 

9 madde, 63 hedef ve 256 faaliyeti kapsayan ve tam adı Yargı Reformu Stratejisi Belgesi olan pakette hakim ve savcıların tayini, hukuk fakültelerinin 5 yıl olması, avukatlara yeşil pasaport, tutuklama tedbirine ölçü, erişim engellemenin düzenlenmesi gibi birçok başlık yer alıyor.

Elbette biz bu başlıkların ayrıntılarına girecek değiliz.

Hem gerek eleştirenler gerekse destek verenler paketin kelimenin tam manasıyla ıncığını cıncığını çıkardı. 

Sizler de takip etmişsinizdir, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’nin hemen hemen her satırı derin analizler(!) eşliğinde ortaya konuldu.

Hükümetin attığı her adımı sorgusuz sualsiz destekleyen kimileri, “Bu çok büyük bir reform hamlesi” diyerek paketi yere-göğe koyamazken, AK Parti’nin bütün icraatlarına kayıtsız şartsız karşı çıkmayı görev addetmiş müzmin muhalifler ise her zaman olduğu gibi yine “İstemezük de istemezük” diye söylendi durdu.

¥

Aslında hemen her olayda karşılaştığımız gibi, somut olaydaki bu birbirine taban tabana zıt bakış açıları da içine düştüğümüz hastalıklı ruh halini ortaya koyuyor.

Görüyorsunuz, kamuoyuna mal olan bu ve bunun gibi pek çok konu, birtakım ideolojik taassuplarla oraya buraya çekiştirilerek ifrat-tefrit dengesi her seferinde göz ardı ediliyor.

Halbuki bunlara gerek var mı?

Doğruya doğru, eğriye eğri desek olmuyor mu? Hükümetin başarılarını alkışlamak, yanlışlarını ise tenkit etmek en isabetli yöntem değil mi?

Nihayetinde bir “paket” bu. 

Artıları da var eksileri de.

Olumlu yanları da bulunuyor, şerh düşülmesi gereken tarafları da.

Yani ne öyle yerin dibine sokulmalı, ne de göklere çıkarılmalı.

Örneğin, pakette yer alan ve Türkiye’de demokrasinin güçlendirilmesi ve özgürlüklerin geliştirilmesi için atılması planlanan adımlar...

Bunlara aklı başında hiçbir insan evladı karşı çıkmaz herhalde.

Söylesenize, tutuklama tedbirinin ölçülü uygulanması için harekete geçilmesine, ifade özgürlüğünün pekişmesi konusunda yeni perspektifler ortaya konulmasına, adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasına, adalet hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasına, davaların makul süreler içinde sonuca bağlanacak olmasına kim itiraz eder?

Hiç kimse değil mi?

Peki ya, hükümet yetkililerinin, “reform paketinin geniş bir yelpazede yapılan istişareler sonucu ortaya çıktığına” yönelik beyanlarına da mı itiraz edilmez? 

Bakın işte ona edilir. Çünkü bu paket hiç de “geniş bir yelpazede yapılan istişareler sonucu” ortaya çıkmış gibi gözükmüyor.

Eğer gerçekten öyle olsaydı, bu toplumun milli-manevi değerlerine bağlı kanaat önderlerinin ya da ruh köklerimize sahip çıkmayı vazife bilen bazı STK’ların görüşlerine de “reform paketi”nde yer verilmesi gerekmez miydi? Onların zinanın tekrar suç olarak düzenlenmesi, aileyi dinamitleyen birtakım kanunların gözden geçirilmesi gibi gayet makul bir dizi talebi anlayışla karşılanmaz mıydı?  

Evet, hakikaten bu paket “Türk yargısını Türk milletinin yargısı” yapmayı amaç edinseydi, örf, âdet ve inançlarımıza uymayan yığınla düzenleme ısıtılıp ısıtılıp bir defa daha önümüze konulmazdı. Yamalı bohçaya dönen ve artık millileşmesi şart olan ithal kanunlarla bir arpa boyu yol alınamayacağının idrakine varılıp ona göre adımlar atılırdı.

¥

Neyse, öyle gözüküyor ki kendimizi yine boşuna paralıyoruz.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin, AK Parti’nin hangi istikamette yol alacağını, referanslarını ve önceliklerini ortaya koyduğunu ifade etmiş zaten.

Ne diyelim, eğer AK Parti’nin istikameti bu milletin milli ve manevi değerlerine bağlı kahir ekseriyetin istikametinin 180 derece zıttıysa sözün bittiği yerdeyiz demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne güzel söylüyor: “Her alanda kendi medeniyetimizin kodlarına, adalet anlayışına göre hareket etmeyi bıraktığımız gün, kaybettiğimiz gün olacaktır.”

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Dikkat:Dikkat:1 ay önce
    Ulusal Tv' nin din sorumlusu Hakkı Yılmaz: ... Dinini yayma gayretinde bir misyonerdir. Kendini Sünnî gelenekten gelme biri olarak takdim etmektedir: küllüm imansız ve dinsizdir.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminizesağlık.
  • Yapma Binali Bey, din kardeşiyiz!Yapma Binali Bey, din kardeşiyiz!1 ay önce
    Bu başlık Emin Çöleşen' in yazısının başlığı! "Yapma Binali Bey, din kardeşiyiz" demiş! Bu Emin Çöleşen hangi dine mensup ki, bileniniz var mı? Hayır, Binali Bey müslüman ve mezhebi hanefî onu biliyoruz da..
  • Bagiye Bagiye 1 ay önce
    Kısmen iyi gibi ama tam da olmamış demek bu sanki, valla yanlışları yazın düzeltilir bence
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Reformunuz Kuran'a dönmeyecek ise kalsın
  • BİZDE ANLAMAKTA ZORLANIYORUZBİZDE ANLAMAKTA ZORLANIYORUZ1 ay önce
    BU ESKİ SAADETÇİLER BİZDEYKEN HAKKI HAKİM KILMAK BİZİM İÇİN HERŞEYDEN ÖNEMLİ DİYORDU. MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARINCA Bİ DEĞİŞİYORLAR PİR DEĞİŞİYORLAR. DÜZENİN ADAMI HALİNE GELİYORLAR. DEMEK Kİ İYİ YETİŞTİREMİYORUZ. DAVA ADAMI YETİŞTİRMEK ÖYLE SANILDIĞI GİBİ KOLAY DEĞİL. TEMEL BEYE BAKIN HİÇ MİLLİ GÖRÜŞTEN BAHSEDİYORMU. ANLAT DESEN ANLATAMAZ BELKİ. MİLLİ GÖRÜŞÜ ÖZÜMSEYEMEMİŞ YÜZEYSEL MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BÖYLE OLUYOR HERHAL.
  • HELAL OLSUN SANA KARDEŞHELAL OLSUN SANA KARDEŞ1 ay önce
    YAZININ BAM TELİ:Ne diyelim, eğer AK Parti’nin istikameti bu milletin milli ve manevi değerlerine bağlı kahir ekseriyetin istikametinin 180 derece zıttıysa sözün bittiği yerdeyiz demektir.
  • İsmailİsmail1 ay önce
    Milyonlarca işsiz insan var. Ama milyonlarca kadın çalışan var. Elbette kadın çalışamaz demiyorum. Ama bir denge gözetilmeli. Evine ekmek götürmek zorunluluğu olan adam işsiz böyle bir görevi olmayan kadın evinde değil. Bunu tartışmaya cesaret bile edemiyor İslami !) İktidar. Bediüzzaman in kadının evini terk ettikten sonra düştüğümüz durumu anlatan enfes görüşleri var. Ama bizimkiler oralı değil. İlla ki bu tespiti bir Avrupalı yapacak ki dikkate alalım. Yargı paketine gelince. Ülkede adalet var mı ki yargıyı konuşalım..
  • Engin DemirEngin Demir1 ay önce
    Akp kendilerine oy verenlerin hassasiyetlerini önemsemiyor belliki . Gün gelir akp de önemsenmez . Akp seçmeni islami kanunlar istiyor . Bunu yapabilecek kişi çıktığı anda , akp nin oyu %1.5 olur .
  • Elde malzeme yok, ne yaparsın!Elde malzeme yok, ne yaparsın!1 ay önce
    Sıfır puan alarak çakan diğer bakanlar: atatürkçü m.e. bakanı, ne ettüğünü kendi de bilmeyen aile bakanı, pakdemirli' nin oğlu: bunların her birine koca koca birer sıfır: tekerlek! Tayyib Bey; yine de sizden ümidimizi kesmedik; hâlâ...
  • Saadetçilet laikliğin kalesi gibiSaadetçilet laikliğin kalesi gibi1 ay önce
    Abdülhamid Gül: Saadet Parti geçmişli bir bakan, Mustafa Şentoplar gibi; ancak son "hakim- eksik etek karı" diyaloğunda müslümanlardan 0 (yazıyla sıfır) not almıştır. Şu Saadetçiler otursunlar kıçlarının üzerine, geçmesinler Ak Partiye falan; bozuyorlar!
  • İkurİkur1 ay önce
    Bu kacincipaket
  • İZMİRLİİZMİRLİ1 ay önce
    İsabetli bir eleştiri olmuş, tebrikler.. inşallah zamanla milletin öz değerlerine uygun düzenlemeler de yapılır.. zıddı.olmalı,zıttı değil bence.selamlar
  • Hasan Yılmaz Hasan Yılmaz 1 ay önce
    Türk milletinin aile yapısına dinamit kondu. Yakında aile diye de bir şey kalmaz. Avrupa ın yıllardır yapmaya çalıştığını fazlasıyla İslamı fererans alan bir iktidarın yapması ne kadar acı. İslamı referans almadıklarını söylerlerse bunu bir kere daha deklare etmesi gerekir.
  • GerçekGerçek1 ay önce
    Müslümanlar kendi seriatina göre adalet sistemi kurulmalı en uygunu bu Avrupa hukuku iyi değil.vbunun için çok nsan yetistirlmel bunu bu hükümet yapamaz. Ancak ileriki nesiller Allah yardım etsin bize.
  • GerçekGerçek1 ay önce
    Bu devlet laik sistemle yönetiliyor İslam i kurallar konamaz biliyorsundur. İktidar da kim olursa olsun değişen sadece koltuk sahipleri.

Günün Özeti