Türkiye’ye başsağlığı dileyene bakın hele
31 Mart seçimleriyle birlikte işbaşına gelen üç HDP’li belediye başkanının görevlerinden alınıp yerlerine kayyım atanması ile ilgili tartışmalar sizin de takip ettiğiniz gibi birkaç gündür devam ediyor.
Konuya müdahil olmayan hemen hemen kimse kalmadı gibi. En çok da “oğul”ların veryansını dikkat çekiyor.
Görüyorsunuz, Ahmet Davutoğlu’ndan Temel Karamollaoğlu’na, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Ekrem İmamoğlu’na kadar bütün “oğul”lar sıraya girmiş vaziyette. Yatıyorlar kalkıyorlar, terör örgütünün siyasi kanadı olan partiyle alakalı atılan son derece yerinde adımı eleştiriyorlar.
“Baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş” derler ya, işte aynen öyle bir durumla karşı karşıyayız.
“Devlet baba”nın besleyip büyüttüğü, bu toprakların ekmeğini yiyip suyunu içen “oğul”lar, terörle mücadele konusunda bile maalesef evlatlık vazifelerini yerine getiremiyorlar.
Söylesenize, kendilerini seçen vatandaşlara hizmette bulunacaklarına, PKK’ya hizmet eden HDP’ye destek açıklamaları yapmak, Türk milletini göz göre göre enayi yerine koymaya çalışmak değil midir?
Hoş, Türk milletini enayi yerine koymaya çalışan sadece yukarıda saydığımız eşhas değil.
Baksanıza, ABD de aklımızla adeta alay ediyor.
Bir yandan Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanmasına ilişkin “Seçilmiş yetkililerin görevden alınması ve yerine seçilmemişlerin getirilmesi her zaman endişe vericidir” açıklaması yapıyorlar, diğer yandan ise söz konusu belediyelerin arka çıktığı PKK’lı teröristlerin geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği ve 3 askerimizin şehit olduğu Şırnak’taki alçak saldırıyla ilgili Türkiye’ye başsağlığı diliyorlar.
Neymiş, ABD, PKK’lı teröristlerin saldırısını en sert biçimde kınıyormuş. Terörle mücadelede Türkiye’nin yanında yer almaya devam edeceklermiş.
Vallahi insanın “İyi ki yanımızdalar. Bir de yanımızda olmasalar kim bilir ne yapardık” diyesi geliyor.
¥
Bu ABD’nin Türkiye’nin hiçbir zaman müttefiki ve dostu olmadığını, büyük ihtimalle bundan sonra da olmayacağını her zaman söylüyoruz, herhalde bir defa daha tekrar etmekte beis yoktur.
Evet, bu devlet, yıllarca Türkiye’ye karşı terör örgütlerini desteklemiş ve başımıza bela etmiş kahpe bir devlettir.
Unutmayın, “Türkiye’nin yanında yer almaya devam edeceğiz” diyen ABD, bugüne kadar terör örgütü YPG’ye silah, mühimmat ve askeri malzeme dolu tam 40 bin TIR sevk etmiştir.
Terör örgütü DEAŞ’la mücadele bahanesiyle bir başka terör örgütüne arka çıkmış, bunu da “dost ve müttefik” olarak nitelendirdiği ülkenin gözlerinin içine baka baka yapmıştır.
Mayına ve pusuya dayanıklı zırhlı jipler...
Keskin nişancı tüfekleri, RPG-7’ler, AT-4’ler, tanksavarlar...
Mayın temizleme araçları ve vinçler...
Isı ve lazer güdümlü füzeler...
Gece görüş gözlükleri, termal dürbün ve GPS cihazları...
Havan topları, Biksi’ler, Doçka’lar...
Tüm bu silahlar YPG/PKK’ya “Büyük Şeytan” ABD tarafından teslim edilmiştir.
¥
Adamlarda “akıllanma” emareleri görsek neyse...
Hâlâ pişkinlik üstüne pişkinlik yapıyorlar.
Mesela, “YPG’ye silah verilmesi saçmalık” dedikleri haftanın içinde Suriye’nin Deyrizor kentine YPG’ye teslim edilmek üzere yeni silah ve zırhlı araçlar gönderiyorlar.
Örneğin, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması konusunda anlaşma sağlanmasının üzerinden 72 saat geçmeden Fırat Nehri’nin doğusundaki YPG/PKK işgal sahasına askeri ve lojistik sevkiyatları gerçekleştiriyorlar.
Diyeceğimiz o ki, bugün Mehmetçiklerimizin şehit olduğu saldırılar için sözde başsağlığı mesajı yayımlayan ABD, aslında askerlerimizi katleden devlettir.
HDP’li belediyelere kayyım atanmasına karşı çıkan çevreler ne kadar güvenilmezse, bunlar da işte o kadar güvenilmezdir.
Bu gerçeği aklımızdan kesinlikle çıkarmayalım.
Vesselam.


