--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Teröriste hak verenlere bu millet hakkını helal eder mi?

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

Anayasa Mahkemesi’ni, son zamanlarda ardı ardına verdiği skandal kararlar sebebiyle çokça anar olduk.

Yakın tarihte kamuoyunda büyük infiale sebep olan olayları şöyle bir hatırlayın. Pek çoğunun altında maalesef AYM üyelerinin imzası var.

Bu durum, artık can sıkıcı bir hâl almaya başladı. 

Hatırlayın, MİT TIR’ları davası kapsamında tutuklu yargılanan Can Dündar ve Erdem Gül için “hak ihlali” gerekçesiyle tahliye kararı verdi Anayasa Mahkemesi. 

Akabinde neler olduğunu hep beraber gördük.

Can’cık cezaevinden çıkar çıkmaz Almanya’ya tüydü. 

“Darbeye teşebbüs”ten yargılanan FETÖ’nün kalemşörleri Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında da aynı hata tekrarlandı. Yüksek mahkeme, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ile “ifade ve basın özgürlüklerinin” ihlal edildiğine karar vererek Altan ve Alpay’ın da serbest kalmasının yolunu açtı.

Unutmadan, bir polisimizi şehit eden teröristin “haklarının ihlal edildiğine” hükmeden de AYM’den başkası değildi.

Hepsini sıralamaya inanın bu sütun yetmez.

Dediğimiz gibi, Anayasa Mahkemesi’nin, “skandal” olarak nitelendirebileceğimiz böyle çok sayıda kararı bulunuyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse, bizim bu yazıyı yazmamıza sebep olan olay da aslında toplumda oluşturduğu infial bakımından diğerlerinden pek farklı değil. O da vicdanları yaralıyor, yürekleri kanatıyor.

Evet, Anayasa Mahkemesi’nin, “Cezaevinde bulunan PKK’lı Veysi Aktaş’ın telefon görüşmesinin bir yıl süre ile kısıtlanması, haberleşme hürriyetinin ihlalidir”şeklindeki teröristi haklı bulan şu kararından bahsediyoruz.

Düşünsenize, ortada ‘devletin egemenliği altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmak’ suçundan müebbet hapse çarptırılan azılı bir terörist var.

25 yıldır cezaevinde yatıyor. 2015’ten bu yana da Abdullah Öcalan’ın koğuşunda kalıyor.

Hani şu ne idüğü belirsiz çözüm sürecinde İmralı Cezaevi’ndeki PKK elebaşı sözde “sekretarya” oluşturmuştu ya, işte o görev için bizzat Öcalan tarafından seçilmiş bir isim bu Veysi Aktaş. 

Medyaya yansıyanlara göre, bölücübaşı, bir dönem birlikte çalışması, örgütsel birikimi ve tecrübeleri sebebiyle onu yanına istemiş. Aktaş da Kırıkkale Cezaevi’nden İmralı’ya sevk edilip, Öcalan’a uşaklık etmeye başlamış.

Sadece uşaklık mı?

Tabii ki hayır.

Bildiğimiz kadarıyla Veysi Aktaş, Öcalan’a uşaklık yanında ulaklık da yapıyordu.

Zaten telefon görüşmesinin kısıtlanmasının sebebi de tam olarak bu.

Bebek katili ne söylese, Aktaş telefon hakkını kullanma bahanesiyle hemen dışarı uçuruyordu. 

İşbu Veysi Aktaş’ın PKK’lılara Öcalan’ın talimatlarını sızdırdığı zamanlarda ne badireler atlattığımızı bir anımsayın isterseniz.

En acısı PKK’nın 2015’teki 1 Kasım seçimlerinden sonra başlattığı ‘çukur terörü’...

793 asker-polisimiz, 378 de sivil vatandaşımız şehit oldu o dönemde. 

4 binden fazla güvenlik görevlisi ile 2 binin üzerinde vatandaşımız yaralandı. Diyarbakır, Mardin ve Şırnak başta olmak üzere pek çok şehrimiz teröristler tarafından yer bir edildi.

Evet, Veysi Aktaş, haberleşme hürriyetinin kısıtlanmadığı dönemlerde işte tüm bu olaylara sebebiyet veren isimlerin başında geliyordu.

O halde?..

O haldesi şu: Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararı neye hizmet etti? Adalete güven duygusunu mu geliştirdi, yoksa bilakis kanayan vicdanların sayısını mı artırdı?

Ona da artık siz karar verin…

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle