• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
16 Şubat 2020

“Tek adamlar” ve “tek adaylar” partisi

Tayyip Erdoğan’ı sürekli olarak “tek adam”lıkla itham ediyor. Ne zaman ağzını açsa, cumhurbaşkanına “diktatör” yakıştırmasında bulunuyor.

Halbuki “tek adam” da “diktatör” de bizatihi kendisi.

Evet, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsediyoruz.

CHP’yi adeta babasının çiftliği haline getirmeye çalışan şark kurnazından…

Baksanıza, eleman, kongre süreçlerinin bütün detaylarına burnunu sokarak gücünü iyice tahkim etmenin yollarını arıyor. 

Bu doğrultuda attığı son adımı gördünüz.

Hani şu büyük kurultay delege listesini onaylama mevzusu…

Düşünebiliyor musunuz, CHP kongrelerinde oy kullanacak isimler bizzat Kılıçdaroğlu tarafından seçilecek bundan böyle.

İstanbul ve İzmir kurultayları, “tek adam”ın seçtiği “tek aday”lara isyana dönüştü bu yüzden.  İzmir’de yapılan il kongresinde tek aday Deniz Yücel, 611 delegeden sadece 258’inin oyunu alarak başkan seçildi. İstanbul’da ise Canan Kaftancıoğlu, 196 kişilik kurultay delegesi listesine ancak son sıradan girebildi. 

İlçesinden iline varıncaya dek tüm kongreleri kafasına göre şekillendiren, delegelerin hür iradelerine ipotek koyan bir genel başkan var karşımızda.

Hazret en ufak bir eleştiriye bile tahammül edemiyor.

Birgül Ayman Güler’in sırf “CHP seçimlerde FETÖ ile işbirliği yaptı” dediği için anında istifa ettirilmesi... 

“Partim FETÖ’ye teslim oldu” itirafında bulunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş’in kovulması…

Devlet Bakanlığı da yapan eski Milletvekili Mehmet Sevigen, parti üyesi Ümit Kocasakal ve Dursun Çiçek’in kızı İrem Çiçek’in “CNN Türk’te programa katılma” gerekçesiyle kesin ihraç istemiyle disipline gönderilmeleri diktanın en bariz örneği zaten. 

Utanmadan sıkılmadan “Bize yakışan, cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmaktır” zırvasını yumurtlayan Kemal, aslında demokrasinin “d”sini dahi özümseyememiş bir insandır.

Öyle ya, demokrasiyi içselleştirse, olağanüstü kongre talebinde bulunan CHP’lileri “Parti içi kavgaya asla izin vermeyeceğiz. Kavga edenleri gerekirse kapının önüne koyacağız” diyerek göz göre göre tehdit etmezdi değil mi?

Demokrasiden nasibi olsa, grup toplantısında söz almak isteyen bir partiliyi “Sen nasıl genel başkanının sözünü kesersin? Atın şunu” sözleriyle yaka paça dışarıya attırmazdı.

Kılıçdaroğlu tipi demokrasi böyle bir şey işte.

Kâh, “Adam gibi, tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” diyerek seçmeni hizaya getirmeye çalışıyor. Kâh “Referandumda namusunuzla, onurunuzla, şerefinizle hayır oyu kullanın” deyip, muhaliflerini bir anlamda şerefsizlikle yaftalıyor.

Biliyoruz ki, onun tek derdi koltuğu! “Koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur” türünden beylik laflar etse de bu gerçek hiç değişmiyor. 

Kılıçdaroğlu boşuna çabalamasın. 

Deniz Baykal istifa etmek zorunda kaldığında, “Kurultayda kesinlikle adaylığımı koymayacağım” demesine rağmen, koşa koşa aday olmasını daha unutmadık biz.

Parti içi muhalefete müsamahada sınıfta kaldığı gibi, fikir ve ifade hürriyetinden de geçer not alamıyor Bay Kemal.

Makam-mevki tutkusu bitirecek onu!

Demedi demeyin. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali Hoca

Bu yazdiklarinizin birinci derecede muhatapları,o parti mensupları ve oraya ait olduğunu düşünenlerdir tabi ki.Ama insan sormadan da edemiyor;bu kadar kabul edilemez durumu nasıl kabul edebiliyor bu chp liler?Bay kemal bu kadar mı hipnotize etmiş,basiretlerini baglamiş? Gerçekten hayretler içinde izliyoruz.Bu durum ,ne yazık ki devlet için de, millet için de sıkıntı olduğunun farkındayız ve üzülüyoruz.
  • Yanıtla

Talat

Solun demokrat olmadığını asla ve asla olamayacağını anlatan harika bir yazı. Bunlar asla iktidara filan gelemezler ama Reisten sonrası çok belirsiz. Yapacak birşey yok.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı