• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
27 Haziran 2019

Seçmenin mesajı net: Nabza göre şerbet verilmesin

Ve sonunda bir seçim daha geldi geçti. Ekrem İmamoğlu, 23 Haziran’da İstanbul’da yüzde 9’luk farkla net bir galibiyet elde etti. 

CHP adayının kimleri arkasına alarak bu galibiyeti elde ettiğine yönelik yazılacak pek çok şey var, ancak bugün konumuz o değil.

İsterseniz bugün sütunumuzu 25 yıl sonra İstanbul’un nasıl kaybedildiğine hasredelim.

¥

Efendim, her şeyden önce, İstanbul gibi konjonktürel öneme sahip bir şehrin kaybedilmesi, Türkiye geneliyle alakalı birtakım tahliller yapmayı da zaruri kılıyor.

Zaten bizce bu başarısızlığı sadece İstanbul özelinde değerlendirmek yanıltıcı olacaktır.

Evet, AK Parti İstanbul’da Binali Yıldırım yüzünden kaybetmedi; özellikle 31 Mart öncesinde başlayan ve günümüze kadar devam eden bir dizi yanlış politika sebebiyle kaybetti.

Şöyle bir baktığımızda, geçmişten bugüne vitrine çıkarılan bazı isimlere ve onların söylemlerine gösterilen tepkinin -her ne kadar aksi iddia edilse de- İstanbul seçimlerine de yansıdığını görüyoruz.

Örnek mi istiyorsunuz?

Alın size Nihat Zeybekci örneği.

Kendisine daha önce defalarca eleştiriler yönelttik, bu sebeple şimdi tekraren yazmakta bir beis yok.

AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı Zeybekci’nin propaganda döneminde neler yaşandığı herkesin malumu. Hatırlayın, Nihat Bey, ısrarla şarap, içki, meyhane üzerinden söylem geliştirerek laik kesime mavi boncuk dağıtmaya çalışmıştı. Halbuki biz tâ o günlerde ilgilileri uyarmıştık. Bazı AK Partililerin karşı mahalleye göz kırpmak isterken kendi tabanlarının gözünden düştüğünü, bunun etkilerinin dar bir çevreyle sınırlı kalmayıp genele de sirayet edeceğini, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olunmaması gerektiğini ifade etmiştik.

Lakin AK Parti yönetimi, bu uyarılara maalesef kulak tıkadı. Daha doğru bir ifadeyle, meselenin önemini yeterince kavrayamadı. İzmir’de gösterilen bir adayın İstanbul seçimlerine bile etki edebileceği herhalde öngörülemedi.

İzmir örneği bazılarınıza çok uç bir örnek olarak gelebilir, ama öyle değil.

AK Parti, İzmir’de göz yumduğu hatalar silsilesiyle, “varlık sebebi”ni de inkar etmiş oldu. 

Şunu biliyoruz ki, sayıları hiç de azımsanmayacak olan pek çok seçmen, yanlışlığını izah etmeye çalıştığımız bu ve bunun gibi açıklamaları görüp, Binali Yıldırım’a oy vermekten vazgeçti.

Ezcümle, AK Parti’yi AK Parti yapan değerlerin rafa kaldırılıp “nabza göre şerbet verme politikası”nin tercih edilmesi, insanları isyan noktasına getirdi.

¥

AK Parti kurmaylarının şimdi yapması lazım gelen, “Neyi doğru yaptığımızda kazanıyoruz, neyi yanlış yaptığımızda kaybediyoruz” sorusunu kendilerine sorup esaslı bir muhasebeye girişmeleridir.

Şu unutulmasın: Mağlubiyetler, zaferlere göre çok daha öğreticidir. Bu yüzden AK Parti, İstanbul yenilgisinden gerekli dersleri çıkarmalıdır. Aldığı yenilgiyi yenilenmenin ve silkelenmenin bir vesilesi kılmalıdır. 

Önceki gün partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlar bu açıdan çok kıymetli.  

Ne diyor Erdoğan: “Gerek 31 Mart’ta gerek 23 Haziran’da kendimizi niçin anlatamadığımızın muhasebesini yapacağız. Bu değerlendirmenin sonucuna göre de atmamız gereken adımları hayata geçireceğiz. Milletimizin verdiği mesajları görmezden gelerek kulağımızın üstüne yatma durumunda değiliz.”

¥

AK Parti, bugünlere seçmenin verdiği mesajı hep doğru okuyarak geldi, şimdi yapılması gereken de budur. Bu bağlamda, AK Parti politikalarını içselleştirememiş isimlerle köprüler bir an önce atılmalıdır.

Bunun başka çıkar yolu yok.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23