Rusya ile anlaşma... Kârda mıyız, zararda mı?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İdlib krizini çözmek için el sıkışıp anlaşması elbette ki önemli bir gelişme.
Söz konusu anlaşmayla önemli kazanımlar elde ettiğimizi söyleyebiliriz. Ancak işimize gelmeyen tarafları da var mutabakatın.
Aslına bakarsanız, bu son derece doğal.
Tamamen Türkiye’nin tezlerinin kabul gördüğü bir metnin adı, anlaşma değil, dikte olurdu zaten.
Bu açıdan bakıldığında, heyetler arası görüşmeleri de göz önünde bulundurursak tam 5 saat 40 dakika süren müzakerelere ne “zafer” diyebiliriz, ne de “hezimet”.
Üzerinde konsensüs sağlanan “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin Muhtıraya Ek Protokol” artılarıyla ve eksileriyle değerlendirilmesi gereken bir protokol bize göre.
Öncelikle, anlaşmanın en olumlu tarafı, hiç şüphesiz İdlib’de ateşkesi sağlamış olması. Sınırlarımızın Esed rejimi ve terör unsurlarının tacizlerine karşı daha korunaklı hale gelmesi, İdlib bölgesinde istikrar ve normalleşmenin önünün açılması, bölgede bulunan Mehmetçiğimizin güvenliğinin teminat altına alınması açısından bu ateşkesin fazlasıyla kıymetli olduğunu söyleyebiliriz.
Yine, Rusya ile bir hayli gerginleşen ilişkileri yumuşatmak için gerekli adımın atılması da olumlu bir kazanım. Böyle bir adım atılmasaydı şayet, çatışmalar iyice tırmanabilir, Türk ve Rus birlikleri pekâlâ karşı karşıya gelebilirdi. En azından bu ihtimal şimdilik ortadan kalkmış gözüküyor.
Akdeniz’e açılan M4 karayolunun kuzeyinde 6 kilometre ve güneyinde 6 kilometre derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilmesi, M4 karayolunun Trumba’dan Ain-Al-Havr’a kadar olan kesimi boyunca Türk-Rus ortak devriyelerinin başlatılacak olması da mutabakattaki bir diğer müspet bölüm. Aslında bu husus ziyadesiyle mühim, çünkü Rusya baştan beri M-4 ve M-5 otobanlarının kontrolünün Esed rejiminde bulunması için çaba gösteriyordu. M-4 otobanının kontrolünü Rusya ile birlikte yapma konusunda anlaşarak kritik bir virajı dönmüş olduk.
•
Gelelim anlaşmanın olumsuz yönlerine…
Bizce, imza attığımız mutabakatın en menfi kısmı, M-4 otobanının 6’şar kilometrelik kuzey ve güney bölgesinde bulunan unsurlara ne derece söz geçirebileceğimiz noktasında düğümleniyor. İdlib mutabakatını iplemeyen ve problemin içinden çıkılmaz bir hâl almasına yol açan zihniyetin bu saatten sonra dizginlenip dizginlenemeyeceği devasa bir soru işareti.
Çatışmasızlığın ne kadar süreceği, sonrasında nelerin olabileceği de kafalarda istifham oluşmasına sebep oluyor doğrusu. Esed’ın Soçi anlaşmasını defalarca ihlal ettiğini dikkate aldığımızda, bu belirsizlik maalesef iyiden iyiye artıyor.
•
Esed güçlerinin Soçi mutabakatındaki sınırına çekilmesi talebimizin gündeme dahi gelmemesi (bu, rejimin halihazırda bulunduğu noktada kalmayı sürdürmesi, yani son 40 günde alınan yerleri elinde tutmaya devam etmesi anlamına geliyor), “Suriye hava sahası Türkiye’ye açılsın” tezimizin kabul görmemiş olması, İdlib’de Esed güçlerine uçuş yasağı uygulanması ve göçmenlere sınırımızın ötesinde “güvenli bölge” kurulması gibi çok önemli isteklerimizin gözardı edilmesi de diğer olumsuz başlıklar.
•
Ortaya çıkan fotoğraf, Esed rejiminin Rusya ve İran’ın desteğiyle büyük bir etnik kıyım gerçekleştirdiği Suriye’de durumun daha da karmaşıklaşacağını açık seçik gösteriyor. Türkiye’nin bundan sonra da Suriye sorunuyla uğraşmaya devam edeceğini öngörmek hiç de zor değil bu yüzden.


