• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
21 Nisan 2019

Ne o? Apo’nun heykelini İstanbul’a mı dikeceksiniz?

Seçim sürecinde yüzüne iki farklı “maske” geçirmişti.

İşine geldiğinde “Atatürkçülük maskesi”ni takıyordu, işine geldiğinde ise “muhafazakâr maskesi”ni kuşanıyordu.

Esen rüzgara göre pozisyon belirliyor, nabza göre şerbet veriyordu.

Hülasa, ne olduğu gibi görünüyor, ne de göründüğü gibi oluyordu.

Söz konusu “kişilik bozukluğu”nun çok fazla sürmesi beklenemezdi.

Nitekim öyle de oldu.

Gerçek yüzünü gizlemek için suratına taktığı maskeler, mazbatayı alır almaz bir anda düşüverdi.

Amacına ulaşmak için 31 Mart’a kadar “her yol”u mübah gören şark kurnazı, geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajla aslında “HDP ile aynı yol”un yolcusu olduğunu gözler önüne serdi.

Evet, Ekrem İmamoğlu’nun ikiyüzlülüğünden, daha doğrusu yüzsüzlüğünden bahsediyoruz.

Baksanıza, eleman nasıl bir “siyasi çizgi”ye sahip olduğunu kendi ağzıyla itiraf etti. HDP’nin tutuklu eski genel başkanına övgüler düzüp “Selahattin Demirtaş’ın siyasette aktif olduğu dönemde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriydim. Demirtaş’ın barışçıl, uzlaşmacı ve evrensel değerleri öne çıkaran bir dili vardı” iddiasında bulundu. 

Görüyorsunuz değil mi?

Meğer, teröristbaşı Öcalan’la görüştürülmemeleri durumunda “İş başka yere gider” diye alçakça tehditler savuran Demirtaş barışçıl bir dile sahipmiş.

Kürt halkına kayyımları tanımamaları “tavsiye”sinde bulunan ve “Her an sivil bir direnişe hazır olun” çağrısı yapan provokatör aslında uzlaşmacı bir siyasi figürmüş.

Biz farkına varamamışız demek ki. Sadece ve sadece Kandil’deki ağababalarının belirlediği kırmızı çizgileri ihlal etmemek için çalışan Selo’nun “çizgi sahibi bir siyasetçi” olduğunu görememişiz zahir.

Öyle mi?

Allah aşkına bırakın bu işleri...

PKK’yı terör örgütü olarak nitelendirmeyip, nice masumun canına kast eden teröristler için “Onlar bizim canımızdır” diyen... 

Güvenlik güçlerimizin terörle mücadelesini alaya alıp “Sözde terörle mücadele ediyorlar ya, bundan yine PKK kaybetmeyecek, yine kazanacak” herzesini yumurtlayan kimdi? Ekrem İmamoğlu’nun yere göğe koyamadığı Demirtaş değil miydi?

Demirtaş’ın bu çizgisini mi beğeniyor şimdi Bay İmamoğlu? Yani, PKK ve PKK’lılarla ilgili Kandil’in siyasi kanadı gibi mi düşünüyor?

Bir açıklık getirsin hele Ekrem Bey. “Kürtler tarihte kazanmak için güce ihtiyacı olduğunu öğrendi” diyerek, silahlı mücadeleyi kutsayan terör yandaşıyla aynı fikirde mi, değil mi? 

“Artık gelecek yüzyılda bir Kürdistan gerçeği olacak. Özerk bölgeleri, belki devleti de olacak” diyen katıksız ayrılıkçının çizgisini takip etmekte ısrarcı mı?

Özerklik hususundaki kanaati, tıpkı “Halkın öz yönetiminden daha meşru bir şey olamaz. Biz zaten iktidara gelirsek veya iktidarla bir müzakere yürütürsek özerkliği getireceğiz” diyen Demirtaş’ınki gibi mi? 

¥

Hep denilir ya, CHP’nin maskesini kaldırınca HDP, HDP’nin maskesini kaldırınca da CHP gözükür diye.

Gerçekten de öyleymiş...

Maskeler kalktı, gerçek kabak gibi ortaya çıktı. 

Takke düştü, kel göründü.

¥

Peki, izlediğimiz bu “maskeli balo”da bundan sonra ne tür gelişmeler yaşanabilir?

Mesela, geçtiğimiz yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen öncesinde, “Adayımız Muharrem İnce ikinci tura kalırsa, HDP’nin adayı Demirtaş’a Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı teklif edeceğiz” diyenler, İmamoğlu’nun belediye başkanlığının kesinleşmesi durumunda, Demirtaş’ın kapısını çalarlar mı? 

Türlü ayak oyunlarıyla hapisten çıkartılan bir Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başkan yardımcılığı koltuğuna oturtulur mu?

Her şeyden önemlisi, şu “Apo’nun heykelini dikme” projesi, İstanbul’da hayata geçirilir mi?

Uyanık olmak lazım. Görüyorsunuz, mesele belediye başkanlığının çok çok ötesinde. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23