Mirasyediler, “Atatürk’ün mirası”nı hatırlayıverdi!
Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu, siyasi partilerin ticari faaliyet yapmasını yasaklıyor ama, ne gam...
İş Bankası hisselerinin yüzde 28’inin üzerine yatmışlar, kalkmak bilmiyorlar...
Ne de olsa “doğuş”tan imtiyazlılar. Kendilerini “devletin sahibi” olarak gördükleri için, bu imtiyazlarını da yıllardır devam ettiriyorlar.
¥
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıkıp konuşmasa, kimsenin aklına bile gelmezdi...
Allah’tan konuştu da “Hakikaten ya hu, böyle bir garabet vardı” dedik. İş Bankası’nın kuruluşundaki 1 milyonluk sermayenin dörtte birini vererek bankaya hissedar olan ve bu hisselerin CHP’ye devrini vasiyet eden (o işin içinde de iş var) Atatürk’ün, CHP’liler tarafından nasıl istismar edildiğine bir defa daha şahit olduk. (Atatürk’ün İş Bankası’na verdiği 250 bin liranın şahsi parası olmadığını, bu paranın, Hintli Müslümanlar tarafından, yedi düvele karşı savaşan Türk ordusuna silah alınması için gönderildiğini hatırlatmaya herhalde gerek yok.)
¥
“İstismar” diyoruz ama, bu ithamı da kesinlikle kabul etmiyorlar. “Biz İş Bankası’nın ortağı değiliz. Sadece Atatürk’ün hisselerinin temsilcisiyiz. Onun vasiyetini yerine getiriyoruz” diyorlar.
Pişkinliği görüyorsunuz değil mi?
Atatürk’ün vasiyetini yerine getiriyorlarmış...
Ya hu, siz önce “dahili bedhahlık”tan bir kurtuluverin. Terör örgütleriyle kol kola girip, “harici bedhahlar”dan medet umarak Atatürk’ün siyasi mirasını yediniz, bari ekonomik mirasını tüketmeyin.
Lütfen!
¥
DEMİREL’İN MİSYONU DA MI VARMIŞ?
Hadi gözümüz aydın...
Adalet Partisi ve DYP’nin eski yöneticileri, yeni bir parti kurmak için karar almış. Çıkan haberlere göre, partinin çizgisi de belliymiş. Kurulması düşünülen partinin, “Demirel ruhu”nu yaşatması öngörülüyormuş.
Demokrat Parti Seyhan İlçe eski Başkanı Emin Atasever, çıkıp “Amacımız Demirel’den bir şey çıkarıp yeniden onun misyonunu tüten baca haline getirmek” bile demiş üstelik.
Her şey iyi güzel de, “Demirel misyonu”nun ne olduğunu biz tam kavrayamadık.
Öyle ya, bugün misyonunu tüten baca haline getirmek isteyenler, Demirel’in tam olarak hangi ilkesi(zliği)ni benimseyecekler acaba?
Mesela, bir darbeyle karşılaşıldığında (Allah göstermesin), “Morrison Süleyman”ın, 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül darbesinin hemen ardından şapkasını alıp gittiği gibi sırra kadem mi basacaklar?
Ya da onun her kesime mavi boncuk dağıtan tutumunu siyasi umde olarak baştacı mı edecekler?
Yeni parti kurmak için yola çıkan arkadaşlar nasıl bir yol haritası belirleyecekler yani?
“Demirel misyonunu tüten baca haline getirmek” için bir yandan Kur’an-ı Kerim’i öpüp başlarına koyarken, diğer yandan da o “Kur’an’ın ahkâm âyetlerine dönmenin irtica olacağı” herzesini mi yumurtlayacaklar?
Ne yani, hem “Nurlu Süleyman” gibi dindar geçinip, hem de başörtülü üniversite öğrencilerine “laiklik nutukları” mı atacaklar?
İyisi mi çıkıp açıklayıversinler;
Demirel’in halefleri, işlerine geldiğinde “Türkiye geriye gitmez! Türkiye laiklikten vazgeçemez. Herkes aklını başına toplasın” diye efelenip, işlerine geldiğinde ise “Başka memleketlerin devlet başkanları kiliseye gittiğinde laikliğe bir halel gelmiyor da, burada Cuma namazına gidildiğinde niye sorun ediliyor? Her şeyi onlardan alıyoruz da; onlar laikliği nasıl anlıyor diye niye bakmıyoruz?” diyerek mi “Demirel ruhu”nu yaşatacaklar?
¥
Bırakın bu işleri be! Demirel bu ülkede nasıl bir misyon yüklenmiş ki siz de onun misyonunu devam ettirecekmişsiniz?
Güldürmeyin adamı Allah aşkına...


