Madımak’a öyle Başbağlar’a böyle
Bugün, 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde yaşanan o alçak katliamın 25. yıldönümü.
Selman Rüşdi’nin büyük infiale sebep olan “Şeytan Ayetleri” adlı şeytanî kitabının tercümesini yaparak Maocu Doğu Perinçek’in gazetesinde yayınlayan Aziz Nesin’in, 2 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a gidip, öfkeli kalabalığı provoke etmesi sonucu yaşanan Madımak olaylarının peşi sıra gerçekleşti bu vahim katliam...
¥
Erzincan’ın Kemaliye İlçesi’ne bağlı Başbağlar Köyü’ne 5 Temmuz 1993 gününün akşam saatlerinde gelen 100 kişilik PKK’lı terörist grubu, akşam namazı için camiye giden vatandaşlar başta olmak üzere tüm halkı köy meydanında topladı. Vatandaşlara 1.5 saat propaganda yapan alçaklar, daha sonra otomatik tüfeklerle köylülerin üzerlerine kurşun yağdırdı. 28 kişi oracıkta can verdi. 214 hane, köy camisiyle beraber ateşe verildi. Biri kadın biri çocuk olmak üzere 5 kişi de ateşe verilen evlerin içinde diri diri yandı. Yani o gün Başbağlar’da toplam 33 masum sivil, Madımak gerekçe gösterilerek vahşice öldürüldü.
¥
Başbağlar katliamının üzerinden geçen çeyrek asra rağmen, bugüne kadar olayın faillerinden tek bir kişi dahi yargılanıp, mahkûm edilmedi. 18 sanığın beraat ettiği davada, gerçek failler yerine, ancak katliama yardım ve yataklık eden iki kişiye göstermelik cezalar verildi. Onlardan biri tetiği çekenlerin isimlerini veren bir itirafçıydı. İtirafçı, 14 yıl ceza aldı. Diğer sanık da örgüt üyeliğinden 3.5 yıla mahkum edildi.
Evet, hepsi bu! Ceza alan hepi topu iki kişi...
¥
Başbağlar davasının safahatı gerçekten garabetlerle dolu...
Katliamda şehit olanların otopsisinin yapılmaması, olay yerinde bulunan 585 boş kovanın balistik incelemeye gönderilmemesi, iş makinelerinin delil bırakmamak için evleri dozerle dümdüz etmesi, gerçek faillerin ortaya çıkmaması için duruşmaların Erzincan DGM’den sebepsiz yere İzmir DGM’ye alınması, Yargıtay’ın soruşturma ve kovuşturma sırasındaki birçok eksikliğe rağmen dosyayı kapatması bu garabetlerden sadece birkaçı...
¥
Madımak’ta fatura anında kesilip İslami hassasiyetleriyle temayüz etmiş kişiler hedef tahtasına konulurken...
Dindar insanlar jet hızıyla derdest edilip yargıdaki mezhepçi yapılanmaya infaz ettirilirken, Başbağlar’da aynı hassasiyeti maalesef göremedik.
1991 seçimlerinin ardından kurulan koalisyon hükümetlerinde görev yapan CHP-SHP’li Adalet Bakanları Seyfi Oktay ile Mehmet Moğultay’ın atadığı hakimler, Madımak davasında tam 33 kişi hakkında idam cezası verip 85 kişiyi de 15’er yıl hapis cezasına çarptırırken, Başbağlar katliamının failleri mahkeme huzuruna bile çıkarılmadı.
Madımak sanıkları, sadece slogan attıkları için hapishanelere tıkılıp çeyrek asırdır çile çekerken, Başbağlar’da çocuk, yaşlı demeden 33 köylüyü kurşuna dizerek katledenler adeta ödüllendirildi.
¥
Bugüne kadar ortaya çıkan bilgi ve belgeler, bize hem Başbağlar, hem de Madımak davasının hukuk skandallarıyla dolu olduğunu gösteriyor. Maalesef her iki dava da vicdanları tatmin etmedi, edemedi.
Umarız -çok geç kalınmış olsa da- bundan sonra maşerî vicdanı rahatlatacak adımlar atılmaya gayret edilir. Zaten, yeniden yargılama bekleyen Sivas davası mağdurlarının haklı taleplerine kulak verilmesi ve Başbağlar dosyasının raftan indirilmesi bunu büyük ölçüde sağlayacaktır.


