Korona fırsatçıları ve kronik muhalif tayfa
Malum, “Üç tarafı denizlerle, dört tarafı hainlerle çevrili ülke” denir Türkiyemiz için.
Aslında çok doğru bir sözdür bu. Ancak bir yanıyla da eksiktir. Zira hainler sadece sınırlarımızın dışında değil. İçimizde de mebzul miktarda bulunuyorlar.
“Harici bedhahlar”la uğraştığımız kadar “dahili bedhahlar”la da uğraşıyoruz sürekli.
Ülkemiz ne zaman bir badireyle karşı karşıya kalsa, anında dallanıp budaklanıyor; Türkiye’nin ve Türk halkının karşılaştığı zorlukları hemen fırsata çeviriyor bu tipler.
Son koronavirüs vakasında bir defa daha tecrübe ettik bu gerçeği.
Gördünüz, mezkur hainler, vatandaşımızın bir anlık tedirginliğini fırsata çevirmekte hiç tereddüt etmedi. Halkımıza karşı oldukça kısa bir süre içinde hem maddi, hem de manevi bir saldırı başlattılar.
Pek çok ürüne ardı ardına fahiş zamlar yaptılar mesela. 3 liralık makarnayı 15 TL’ye çıkardılar. Dile kolay, 15-20 gün önce 10-15 TL arasında satılan 400 mililitrelik kolonyaya 100 TL’lik etiket yapıştırıldığına şahit olduk şu son günlerde. Dezenfektan ürünleri deseniz onlar da bir başka fecaatti. Yüzde 4 binlere varan artışlar gördük. Fiyatlar neredeyse saatlik değişti.
Neyse ki, Ticaret Bakanlığı 81 ilde eş zamanlı olarak bu alçaklara karşı harekete geçti de bir nebze olsun rahatladık.
Fakat mesele burada bitmedi/bitmiyor tabii ki. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bir de manevi boyutu var maruz kaldığımız saldırının. Bu da zihinler bulandırılarak, akıllar karıştırılarak yapıldı, halen de yapılıyor. Türkiye’nin koronavirüsle başarılı mücadelesine böyle gölge düşürülmek isteniyor.
Mahut kesimin Türkiye’de hiç vaka yokken söylediklerini hatırlayın. “Yunanistan ve Bulgaristan’da var. İran ile Irak’ta var. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’da da var, ama bizde vaka yok öyle mi? Siz kimi kandırıyorsunuz?” diyerek akılları sıra devlet organlarını yalancılıkla suçlamamışlar mıydı bunlar?
“Koronavirüs Bilim Kurulu›nda yer alan bir profesör şöyle dedi” deyip kendi hayal dünyalarındaki saçmalıkları gerçek birer bilgiymiş gibi kamuoyuna aktarmamışlar mıydı?
Şimdi de kaldıkları yerden devam ediyorlar.
Okullar 16 Mart itibarıyla bir hafta tatil ediliyor, hemen bu her şeye muhalif tayfa devreye giriyor örneğin.
Vay efendim, tatile niçin cuma günü de dahil edilmemişmiş?
Maçların seyircisiz oynanması kararı alınıyor, söz konusu zevat birden bire havaya zıplıyor.
Neymiş, müsabakalara taraftar alınmayacaksa, bu neden hayati önemdeki Galatasaray-Beşiktaş maçına çok az bir zaman kala açıklanmışmış?
Çok bariz. Manipülasyon ve dezenformasyonda sınır tanımayan bir güruh bulunuyor karşımızda.
Misal, üniversiteler öğrenciler otogara koşup seyahat etsin diye değil, tam tersine mecbur kalmadıkça evlerinden/yurtlarından ayrılmasınlar diye eğitime ara veriyor, bunlar çıkıp utanmadan “Üniversitelerin tatil edilmesiyle birlikte virüs de inanılmaz bir derecede artacak. Koronayı yaymak için daha elverişli bir ortam oluşturulamazdı. Otogarlar şimdiden tıklım tıklım doldu bile. Buralardan Türkiye’nin her tarafına virüs taşınacak. Bu kararı alanlarda hiç mi akıl yok?” aforizmasını ortaya atabiliyor.
Abarttığımızı düşünenler olabilir, ama inanın abartmıyoruz.
Eksiği var, fazlası yok yazdıklarımızın.
Evet, ciddi ciddi bu kafada tipler bulunuyor aramızda.
Zaten, bu zihniyeti yakından tanıyoruz biz.
Bu zihniyet, depremleri fırsata çevirip kiralara zam üstüne zam yapan zihniyetle ruh ikizidir.
Bu zihniyet, milleti paniğe sevk etmek için deprem söylentisi çıkaran kafayla aynı tarlanın mahsulüdür.
Bu kafanın -geçmişte çokça örneklerini gördüğümüz- stokta mal tutup fahiş fiyata satan fırsatçılardan zerrece farkı yoktur.
Ne diyelim, Allah koronadan daha tehlikeli olan bu fırsatçılara fırsat vermesin. Allah, her krizde pıtrak gibi biten hainlerin komplolarını kendi başlarına dolasın.
Amin.


