İYİ Parti için “Ok” yaydan çıktı
Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un İYİ Parti’den istifa etmesi, yakın dönemde yalnızca İYİ Parti’de değil, Millet İttifakı’nın bütününde bir hasara yol açacak gibi duruyor.
Ok’un ayrılığıyla “ok”un yaydan çıkmaya başladığını söyleyebiliriz yani.
Aslında kaçınılmaz bir sonuçtu bu.
Malum, CHP’nin, PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile kucak kucağa siyaset yapması kimi İYİ Partililerce hoş karşılanmıyordu.
YPG’nin terör örgütü olmadığı herzesini yumurtlayan Kemal Kılıçdaroğlu ve kayyım atamalarına “gaflet ve dalalet” diyen Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere pek çok CHP’liye yoğun tepki vardı parti içinde.
Sırf bu sebepten “31 Mart yerel seçimlerinin ardından bazı CHP’li isimler Millet İttifakı’na zarar verdi. Bunlara üzülüyoruz; fakat sadece üzülmekle kalmayacağız” uyarısında bulundu İYİ Parti Genel İdare Kurulu üyesi Mehmet Tolga Akalın geçtiğimiz günlerde.
•
İşlerin uzun süredir iyi gitmediği bir sır değil Meral Akşener’in İP’inde.
2018’deki 24 Haziran seçimlerinden bu yana İsmail Ok’un dışında toplam 4 milletvekili “Hadi bana eyvallah” demişti zaten. Bugünlerde de 5 vekilin daha istifaya hazırlandığı konuşuluyor.
İYİ Parti’nin MHP’de uç veren iç muhalefet ve ardından gelen ihraçlarla başlayan serüveninin, yine dahili etkilerle sona ermesi sürpriz olmamalı bu yüzden.
Peki, bu süreç nereye evrilir?
İP’teki istifalar, uzun zamandır sessiz olan siyaset kulislerinde bir hareketliliğe yol açar mı?
Hadi daha açık soralım, yeni oluşum arayışlarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşen ayrılıklar, Cumhur ve Millet ittifakları dışında siyasette “üçüncü bir blok” oluşturur mu?
Bize göre hiç de yabana atılmayacak bir senaryo bu. Zaten eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu senaryonun hayata geçmesi için şimdiden nabız yoklamaya başladı bile.
Gördünüz, hazret, uzun bir aranın ardından yaptığı açıklamalarla Millet İttifakı’nın üzerine “kaçak kat” çıkılabileceğinin sinyalini verdi.
Bu “kaçak kat”ta şimdilik Ali Babacan, Saadetçiler ve müstafi İYİ Partililerin ikamet etmesi öngörülüyor. Demokrat Parti’yi de ‘üçüncü blok’un içine dahil edenler var. Ancak Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’nin kaçak kat mukimleri arasında yer alması pek olası gözükmüyor.
•
Bu tip siyaset mühendislikleriyle artık çok sık karşılaştığımız bir gerçek.
Bunun nedeni belli: Piyasada çok sayıda kurumsallaşamamış parti olması.
Bu partileri bekleyen akıbet genelde hep aynı oluyor: Ya bölünüp parçalanıyorlar ya da büyük partiler tarafından yutuluyorlar.
Bazen de sistemin arızalarından faydalanıp “surda gedik açmaya” çalışanları görüyoruz.
Bugünlerde siyasette “üçüncü blok” oluşturmak için yola çıkanlar, işte bu son saydığımız gruptan. Sırf iktidara oy kaybettirme maksadıyla hareket edenler yani.
Bunlar taktiksel hamleler ve ilkesiz bir yaklaşımla siyaseti yeniden dizayn etmeye çalışıyorlar.
Bizim acizane kanaatimiz Türkiye’nin böyle bir siyasi modele ihtiyacı olmadığı yönünde.
Elbette isteyen yeni oluşuma gider, isteyen de yeni ittifaklar kurar. Lakin bu adımlar siyasi etiğe uygun atılmalı. Ön açan değil, takoz olan bir sistemi kimse millete dayatmamalı.


