• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
26 Mayıs 2019

İmamoğlu, “dedikoducu mahalle karıları” gibi

CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programına katıldıktan sonra kimyası iyice bozulan Ekrem İmamoğlu, bu aralar birtakım ucuz dedikodularla gündem oluşturmaya çalışıyor. 

Kulağına üfürülen ve gerçekliğini araştırma zahmetinde bulunmadığı bilgi kırıntılarını sanki tartışılmaz birer hakikatmiş gibi orada burada pazarlaması, bozulan kimyasının en bariz göstergesi zaten.

Takip etmiş olmalısınız. 

Son olarak, Ahmet Hakan’ın programındaki 4 kameramanın, “AK Parti’yi zor duruma düşürecek(!)” belgelere yakın çekim yaptıkları için kovulduğunu ileri sürdü hazret.

Delili ne, kaynağı kim belli değil. 

Bu vahim iddiası sadece ve sadece bir “duyum”a dayanıyor.

Biz söylemiyoruz, kendisi ikrar ediyor. 4 kameramanın işten çıkarıldığı yönündeki bilgiyi bir “duyum” sonucu elde ettiğini belirtiyor.

Oysa İmamoğlu’nun bu iddialarının hiçbir gerçeklik payı yok. Söylediklerinin tamamı koca bir yalandan ibaret. 

Zaten ilgilileri de açıkladı; o 4 kameramanın işten çıkarılmadığı kamuoyuna kesin bir dille duyuruldu.

¥

Görüldüğü üzere, Ekrem İmamoğlu’nun, “Duyumuma göre S-400’ler Cumhurbaşkanlığı sarayının korunması için alınıyor” saçmalığını dahi dile getirebilecek kadar zıvanadan çıkan Meral Akşener’den hiçbir farkı bulunmuyor. 

16 Nisan referandumundan hemen önce, “Duyum aldım, referandum iptal edilebilir” diyen “duyum siyasetçisi” Akşener neyse, “Ben başkan seçildikten sonra metrobüste insanların birbirlerine yer vermeye başladıklarına dair duyumlar geliyor” diyen İmamoğlu da o. 

Sanki “AK Parti’nin, Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampı kurduğuna dair duyumlarımız var. Seçimlerde istedikleri neticeyi elde edemezlerse, bu kamplarda eğittikleri kişileri sahaya sürerek kaos çıkartacaklar” iddiasını ortaya atan İYİ Parti Genel Başkanı ile “Duyum aldık. AK Partililer, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bazı evrakları alelacele kaçırıyormuş” yalanını üfüren CHP’nin İstanbul adayı birer ruh ikizi.

Doğrusu, “duyum” konusunda, pencere kenarına çöreklenip dirseklerinin altına koydukları minderle gün boyu çekirdek çitleyen dedikoducu teyzeleri bile kıskandırıyorlar.

Ne diyelim, vallahi helal olsun.

¥

S-400’LER MUHALEFETE 

NİÇİN BATIYOR?

Bunun lamı-cimi yok, Türkiye’nin hava savunma ekipmanlarına olan ihtiyacı stratejik bir ihtiyaç. Zira Suriye savaşı başta olmak üzere bölgemizde yaşanan gelişmeler hava sahamızı tehditlere açık hale getiriyor. 

İşte bu tehditleri ortadan kaldırmak ve modern savunma sistemlerimizi güçlendirerek güvenliğimizi sağlamak için Rusya’dan S-400 satın alıyoruz.  

S-400’lerle güneyimizden gelecek saldırılara karşı hava sahamızı güvence altına almakla kalmayacağız, sistemi Ege’ye kurduğumuz takdirde, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve tüm Yunan hava sahasında da kontrolü sağlamış olacağız.

Yani S-400’ler şu aşamada Türkiye için bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş vaziyette. 

Ancak maalesef hâlâ işin ehemmiyetini idrak edemeyen andavallar var.

Hayır, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına çomak sokmak için her yolu deneyen dış güçlerden bahsetmiyoruz. 

Onlar zaten yapıyorlar yapacaklarını. Türkiye’nin S-400 almaması için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. 

Bizim son günlerde asıl dikkatimizi çeken yabancı değil, yerli(!) S-400 muarızları

Bu muarızlar, ısrarla Türkiye’nin milli menfaatlerine aykırı söylemlerde bulunuyor.

Neymiş, Türkiye’nin kaynaklarını silaha ayırmak büyük bir sıkıntıymış.

S-400 füze savunma sistemlerinin alımı Türkiye’yi Batı bloğundan uzaklaştırarak Rusya’ya yakınlaştırırmış.

S-400 alımından vazgeçilmezse ABD bize ambargo uygularmış.

Bu sebeplerle Türkiye “yangına benzin dökmeyip” S-400 sevdasından bir an önce vazgeçmeliymiş.

Yanlış okumadınız, bu herzeleri öyle sıradan biri de değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden milletvekili maaşı alan bir “hazımsız” sıralıyor. 

Ana muhalefet partisinin genel başkan yardımcılığını yapan bir başka hazımsız da çıkıp, ondan geri kalmayarak “S-400 konusunun NATO boyutu çok iyi değerlendirilmeli. Türkiye, üyesi olduğu NATO’nun kendisinden beklediği yükümlülükleri yerine getirmeye gayret göstermeli. Bu yüzden S-400’lerin konuşlandırılmasının ertelenmesini öneriyoruz” diye zırvalıyor.

Bunlar gerçekten, terör örgütlerine kamyonlar dolusu (üstelik bedava) silah verip, bize parasıyla bile istediğimiz silahları satmayan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzun farkında değiller mi acaba?

Ne yapacaktık yani? Böyle bir zihniyete karşı başımızın çaresine bakmayıp da ne yapacaktık?

NATO (Amerika)-Türkiye ilişkilerini koruyalım derken, Türkiye’nin onurunun ayaklar altına alınmasına göz mü yumacaktık?

Söyleyin, biz de bilelim be “dahili bedhahlar”.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı