--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İdamın geri gelmesi çok zor

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

MHP’nin, seçim vaatleri arasında bulunan af konusunda kanun teklifi vermeye hazırlanması, gündemi bir anda değiştiriverdi.

Hafta başından bu yana adeta afla yatıyoruz, afla kalkıyoruz.

Ekonomideki sıkıntılar ve ABD ile yaşanan kriz başta olmak üzere pek çok sorun, bir anda unutuldu gitti.  

MHP’nin 8 maddeden oluşan ve şu anda taslak halinde olan teklifinin ayrıntılarına girecek değiliz.

Zaten, ortada somut bir bilgi olduğunu söylemek zor.

Tek bildiğimiz, affın FETÖ, PKK ve diğer terör örgütleri ile çocuk istismarı ve kadın cinayetleri mahkumlarını kapsamayacağı.

Hepsi bu kadar...

İşte bu belirsizlik, kamuoyunda da kafa karışıklığına sebep oluyor.

Öyle ki, düzenlemenin afla sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda idamın da geri geleceği bile yazılıp çizilenler arasında. 

Elbette ki böyle bir şey pek mümkün gözükmüyor.

Çünkü idam için referandumlu anayasa değişikliğinde 360, referandumsuz anayasa değişikliğinde de 400 oya ihtiyaç var. AK Parti, MHP ve BBP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın toplamda 340 sandalyesinin bulunduğunu göz önüne alırsak, durum daha net bir şekilde anlaşılıyor.

24 Haziran seçimleri öncesi “İdam çözüm değil. İdam meselesi gündem değiştirmek için ortaya atılıyor” diyen Meral Akşener’in 43 milletvekiline sahip İYİ Parti’sinden ve Demokrat Parti’den destek gelmesi halinde ancak referandumlu değişiklik yapılabiliyor. Referandumsuz değişiklik için ise bu destek dahi yetmiyor.

CHP ve HDP’yi bahis konusu bile etmiyoruz. Zira bu iki parti, uzun süredir idamın geri gelmesine karşı çıkıyor.

İdam konusunda elimizi kolumuzu bağlayan bir başka husus da tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler. İdamı yasaklamaya yönelik iki farklı sözleşmenin altında imzamızın bulunduğunu unutmamak gerekiyor.

Bizim arzumuz, tabii ki idamın geri gelmesi. Fakat hatırlattığımız bu hususlar, meselenin çözümünün ne denli güç olduğunu gözler önüne seriyor.

MEHMET BARLAS’IN “DÜŞÜNCE SUÇLUSU” 

DEDİĞİ GAZETECİLER(!) BUNLAR MI?

Af konusunda verilecek olan kanun teklifi, birilerini fazlasıyla heyecanlandırmışa benziyor.

Baksanıza, hop oturup hop kalkmaya şimdiden başladılar.

Kamuoyu oluşturmak için canhıraş bir şekilde çalışıyorlar.

Hapisteki dostlarının muhtemel bir aftan müstefid olması için her türlü kara propagandayı mübah görüyorlar.

İşte o kara propagandacılardan biri de “duayen gazeteci” diye piyasada dolaşan Mehmet Barlas...

“Bir şiir okudu diye hapse atılan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduğu bu dönemde cezaevlerinde düşünce suçlularının, gazetecilerin bulunması bir tarihi tekrar değil midir?” diye soruyor hazret.

Sayın Barlas’ın düşünce suçlusu-gazeteci olarak tesmiye ettiği isimler acaba kimler?

Açık açık yazmadığı için bilemiyoruz!

Ama merak da ediyoruz...

Mesela, adli kayıtlara göre, Kadıköy Marina’ya patlayıcı madde koymak ve bir banka şubesindeki silahlı soyguna karışmaktan ömür boyu hapis cezası alan Atılım dergisi sahibi ve yazı işleri müdürü Hatice Duman gerçekten de bir gazeteci midir?

Örneğin, yine adli kayıtlara göre, iki güvenlik görevlisinin şehit edilmesi, çeşitli bombalama eylemleri, soygun, silahlı çatışma, yaralama ve öldürme başta olmak üzere pek çok suçtan cezaevinde bulunan ve müebbet hapis alan Mustafa Gök, Emek-Adalet dergisi Ankara temsilcisi unvanını taşıdığı için Mehmet Barlas’ın meslektaşı mı olmaktadır?  

Lütfen cevap verin sayın Barlas!

Operasyon gazetesi Taraf’ın yayın yönetmenliği görevini icra eden Ahmet Altan...

FETÖ’nün kara kutusu ve Zaman gazetesinin eski imtiyaz sahibi Alaattin Kaya... 

TRT’yi FETÖ’nün çiftliği haline getiren Ahmet Böken...

İleri ve Türksolu dergilerini çıkararak FETÖ’nün medyadaki “sol” ayağını temsil eden Gökçe Fırat Çulhaoğlu...

Tutukluyken bile, “Hizmet hareketini örgüt olarak kabul etmiyorum” diyen Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca sizin gözünüzde “düşünce suçlusu” mudur?

Nazlı Ilıcak, Gültekin Avcı, Mehmet Baransu, Mümtazer Türköne, Nuh Gönültaş ve Ünal Tanık gibi isimler FETÖ’nün tetikçisi midir, yoksa sizin deyiminizle gazeteci mi?

Bir zahmet cevap verin de kimin “gazeteci”, kimin “tetikçi” olduğunu biz de anlamış olalım!

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle