Gelecekse gelsin artık şu “idam yasası”
Ülkemizde ne zaman maşeri vicdanı derinden yaralayan bir olayla karşı karşıya kalınsa, hemen şu “idam” konusu dolaşıma sokuluyor.
Kırıkkale’de eski kocası tarafından 10 yaşındaki çocuğunun yanında vahşice katledilen Emine Bulut cinayetinin ardından da aynı şey oldu. Uzun bir aradan sonra, Türkiye’nin dört bir yanında tekrar “İdam isteriz” sesleri yükselmeye başladı.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de buradan bir siyasi menfaat devşirmek için olsa gerek mahut taleplere destek çıktığını görüyoruz.
Zaten geçtiğimiz günlerde Emine Bulut’un ailesine yaptığı taziye ziyaretinde, toplumda idam için beklenti oluştuğunu belirterek, Meclis’te grubu olan siyasi partilerle bu konuyu konuşacaklarını söylemiş kendisi. “Sayın Cumhurbaşkanı aynı zamanda AK Parti’nin genel başkanı. Partisine verecek talimatı, onlar hazırlayacak, ben de idam düzenlemesini imzalayacağım” diye eklemeyi de ihmal etmemiş.
¥
Bugünlerde “İdam da idam” diye tutturan Akşener, geçmişte tam tersi bir tutum takınmıştı oysa. Hatırlayın, “çocuk tecavüzcüleri için idam cezası önerisine nasıl baktığı” yönündeki bir soruya “Bakın bu idam mevzuu, sonrasında başka tartışmaların yolunu açacak. İdam çözüm değil. Bu, gündem değiştirmek için ortaya atılıyor. Tecavüz-taciz meselesinde daha aklı başında yöntem ve çözümlere ihtiyaç var” karşılığını vermişti hanımefendi.
Şimdi, insanın aklına ister istemez “Acaba dün idam tartışmalarının gündem değiştirmek için ortaya atıldığını iddia eden Akşener, bugün niçin idam tartışmasını ısıtmaya çalışıyor” sorusu takılıyor.
Partisindeki ardı ardına gelen istifalarla iyice bunalan ve kendisine bir çıkış yolu arayan Meral Hanım, son bir gayretle “idam” kozunu oynayarak “gündem değiştirmeye” mi çabalıyor yoksa?
Neyse, öyle de olsa, bu çaba nihayetinde hayırlara yol açabilecek bir çaba.
Hele hele, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Emine Bulut cinayetiyle ilgili “Bu alçaklıktır, adiliktir. İdam söz konusu olursa Meclis’e gelir, Meclis’ten geçtikten sonra ise benim kararım nettir” demişken, insan umutlanmıyor değil doğrusu.
Ancak biliyorsunuz, idam için referandumlu anayasa değişikliğinde 360, referandumsuz anayasa değişikliğinde ise 400 oya ihtiyaç var. AK Parti, MHP ve BBP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın toplamda 340 milletvekilinin bulunduğunu göz önüne alırsak, Meclis’te 39 sandalyeye sahip İYİ Parti’nin önemi burada bir defa daha ortaya çıkıyor.
Lakin, Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıpkı Akşener’in istediği gibi partisine talimat verirse İYİ Parti bunu destekler mi, hâlâ tam olarak kestiremiyoruz.
Kestiremediğimiz bir diğer husus da bazı Batıcı AK Partililerin idamla alakalı nasıl bir tavır takınacakları sorunsalı.
Öyle ya, halkın taleplerine kulak tıkayarak siyaset yapan bu bir kısım halktan kopuk vekilin “İdamın geri gelmesi, içinde bulunduğumuz konjonktürde Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecine halel getirir” deyip her şeyi allak bullak etmesi ihtimal dahilinde.
Bahsettiğimiz bu AK Partili zevatın “Dünyada idam cezasını kaldırdıktan sonra tekrar yasallaştıran yalnızca 6 ülke bulunuyor. Üstelik bunların üçü de (Brezilya, Arjantin ve Gambiya) askeri yönetim varken yapmış bunu. Biz de onlar gibi idamı geri getirirsek, itibarımız beş paralık olur” demesi de pekâlâ mümkün.
Bu yüzden gördüğünüz gibi, iş idam teklifini Meclis’e getirmekle bitmiyor.
Akşener’in samimiyet(sizliğ)ini ne kadar sorguluyorsak, mezkur AK Partililerin meseleye şaşı bakışını da bir o kadar dikkate almak zorundayız.
Aksi durum, herkes için tam bir hüsran olur.


