Çölaşan’ın derneği haddini çok çok aştı
Kaç gündür Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) 27 Mayıs “darbesi” ile ilgili Twitter hesabından yayımladığı paylaşımı tartışıyoruz...
Skandal tweet’e her kesimden büyük tepki var. Ancak biz mezkur tepkilerin sebebini gerçekten de anlayamadık.
Bilenler bilir...
İçinde “Düşünce” kelimesinin geçtiği bu dernek, böyle “düşüncesizce” açıklamalar yapmayı pek sever.
Zaten, son olarak attıkları ve kamuoyunda infiale sebep olan “Türk Silahlı Kuvvetleri, bundan yarım yüz yıl önce, anayasa ve hukuk dışına çıkmış bir siyasal iktidara karşı direnme hakkını kullanmış ve ülke yönetimine el koymuştu. Ordunun arkasında milletin desteği vardı” tweet’i de yedikleri ilk halt değildir.
Bunlar dün de aynı zihniyetteydi.
ADD’cilerin, demokrasinin, hukukun ve anayasanın ırzına geçildiği tarih olan 27 Mayıs’la ilgili düşünceleri, kurulduğundan bu yana hep aynı istikametteydi.
Mesela, bugün söz konusu derneğin genel başkanlığını yapan Tansel Çölaşan’ın demeçlerini hatırlayın...
Bu kadın, 8 Mart 2008’de, üstelik Danıştay Başsavcısı iken, yani bir “hukuk insanı” kimliğiyle yaptığı konuşmada “O dönemde bunlar (Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’dan bahsediyor) idam edildiğinde toplumsal bir coşku vardı. 27 Mayıs’ı ihtilal olarak görmek hata olur. 1960 ihtilali aslında bir devrimdir” dememiş miydi?
Aynı Çölaşan, “Menderes hükümeti üyeleri, çocuk ve bebek davalarından değil, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e ihanetten yargılanıp cezalandırılmalıydı” herzesini yumurtlamamış mıydı?
Hele şöyle bir hafıza tazelemesi yapın...
İşbu Çölaşan’ın başkanı olduğu ADD, 27 Mayıs’ın 51. yıldönümünde, yani 2011 yılında “Yaşasın 27 Mayıs devrimi ve devrimcileri” açıklaması yayınlayarak, cibiliyetinin gereğini yerine getirmemiş miydi?
(Darbe sevdalısı bu kadının, 2006 yılındaki Danıştay baskınının hemen ardından sarf ettiği “Cinayet sırasında saldırgan Alparslan Aslan, tekbir getirerek ‘Allah’ın askeriyiz’ dedi. Bu cinayet, Danıştay’ın başörtüsü kararı sebebiyle işlenmiştir” cümleleriyle mütedeyyin insanları zan altında bırakma gayretine giriştiğini de bir kenara not düşelim.)
Hadi bir adım daha ileri gidelim...
AK Parti Hükümeti’ne karşı gerçekleştirilen ve ADD’nin başını çektiği Cumhuriyet mitinglerinde “Ordu göreve” pankartları açılarak, aleni bir şekilde darbe şakşakçılığı yapılmamış mıydı?
¥
Biz de haklarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılınca kıvırdıklarını zannetmiştik ama, yanılmışız.
“Söz konusu tweet’i kaldırdık” demeleri...
Mezkur tweet’in derneklerinin kurumsal kimliğini ve görüşünü yansıtmadığını iddia etmeleri meğer bir göz boyamadan ibaretmiş.
Aslında 27 Mayıs’la ilgili resmi görüşleri “1961 Anayasası ile tarihe Devrim olarak geçen süreç, siyasiler adını kaldırdı diye ‘Devrim’ olmaktan çıkmaz. 27 Mayıs ‘Devrim’ olarak tarihte yerini çoktan almıştır” şeklindeymiş.
¥
Görüyorsunuz değil mi?
“Resmi” olarak da “gayri resmi” olarak da 27 Mayıs’ı “darbe” değil, “devrim” olarak nitelendiriyorlar, ancak buna rağmen, aklımızla alay etmekten de hiç çekinmiyorlar...
Ne diyelim, yuh artık!


