Bunlar PKK’dan fazla PKK’cı, Demirtaş’tan çok HDP’ci...
“Cuntacı” Hasan Cemal, utanmadan sıkılmadan hâlâ “barış güvercini” edasıyla ortalıkta dolaşıyor.
Baksanıza, Fetullah Gülen’in “liberal çöplüğü” haline gelmiş internet sitesinde yazdığı yazılarda, bazı süslü kavramları diline pelesenk edip, sürekli “cambaza bak” taktiği uyguluyor.
Son yazısında da aynı taktiğe başvurmuş.
HDP’nin hapisteki Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’a yazdığı “bayram mektubu”nda, elinde 53 kişinin kanı olan provokatörü “demokrasi kahramanı” gibi lanse ediyor.
¥
Aslında bu tam bir kara mizah...
9 Mart Cuntası’nın bizzat içinde yer alarak demokrasiye kastetmiş olan zat, PKK’yı terör örgütü olarak görmediklerini söyleyen bir başka demokrasi katilini yere göğe koyamıyor.
28 Şubat darbesine methiyeler düzen, FETÖ’nün 15 Temmuz darbesine çanak tutan “demokrasi mütecavizi”, terör örgütü elebaşı Öcalan’ın heykelini dikmekten söz eden cibiliyetsizi parlattıkça parlatıyor.
Düşünsenize, parlamenter sisteme karşı türlü provokasyonlara girişen, “ordu-halk el ele” naralarıyla çok sayıda komploya alet olan hokkabaz, Demirtaş’ın “demokrasi ve özgürlükten korkanlar” tarafından hapse atıldığını yazabiliyor.
Gerçekten bu Hasan Cemal, PKK’dan fazla PKK’cı, Demirtaş’tan çok HDP’ci...
¥
Ya hu bu ülkede demokrasiden ve özgürlükten korkanların kim olduğu belli değil mi?
Demokrasiden ve özgürlükten korkanların Kandil’de PKK’lı teröristlerle kol kola girip, teröristbaşının fotoğrafı önünde poz verenler olduğu aşikâr.
Demokrasiden ve özgürlükten korkanlar teröristlerden “gerilla”, leşlerinden ise “şehit” diye bahsedenlerdir.
Evet, terör örgütünün silah bırakmasını “taktik hata” olarak nitelendirip, PKK’lılara, dağ bayır dolaşarak “Sakın silah bırakmayın” aklını verenler, demokrasiden korkarlar.
PKK’lı teröristlerin “çukur terörü”ne desteğe koşan “çukur”lar özgürlükten hiç mi hiç hazzetmezler.
Bu tiplerin tek derdi daha fazla kan akması, daha çok gözyaşı dökülmesidir.
Terör örgütü PKK’ya tek kelime edemezken devlete “katil” demeleri de işte bu yüzdendir.
¥
İYİ POLİS-KÖTÜ
POLİSİ OYNUYORLAR
Ramazan Bayramı’na maalesef Şanlıurfa Suruç’ta AK Partililere yapılan saldırı haberiyle girdik. Malum, seçim çalışmaları için esnaf ziyareti yapan AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyi ve partililer ile HDP’li bir grup arasında çatışma çıktı.
Olayların gelişimine baktığımızda, Yıldız’ın ağabeyi dahil 4 kişinin hayatını kaybettiği saldırının Kandil’den gelen talimatla yapıldığını çok açık biçimde görüyoruz.
Saldırının fitilini ateşleyen HDP milletvekili adayı İsmail Kaplan’ın Kandil’le ilişkisi tespit edilmiş bile zaten. Olayların baş sorumlularından Esved Şenyaşar’ın da 2016’da PKK soruşturması kapsamında gözaltına alındığı ortaya çıkmış.
Üstelik teröristler, 12 Haziran’da Suruç’un yakınlarındaki Halfeti’de dağıttıkları broşürlerde “kapı kapı gezip AKP’nin bildirisini dağıtan şahısların artık meşru hedef olduğunu ve kesinlikle cezalandırılacaklarını” açık açık ilan etmişler.
¥
Peki hâl böyleyken, yani olayların arkasında PKK’nın olduğu çok barizken, terör örgütünün siyasi kanadı olan partinin cumhurbaşkanı adayı ne yapıyor dersiniz?
Ne yapacak canım, aklı sıra “kötü polis”e karşı “iyi polis” rolünü oynuyor. Baksanıza, hazret, Suruç’ta yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada “provokasyona gelmeme” ve “serinkanlı olma” çağrısında bulunmuş. “Hiçbir şey, insan canından daha kıymetli olamaz” diyerek itidal pompalamış.
Yerseniz...
Kobani olaylarında halkı sokağa döküp 53 kişinin katledilmesine zemin hazırlayan birinden “Hiçbir şey, insan canından daha kıymetli olamaz” sözlerini duymak hiç de inandırıcı değil.
Kobani olaylarının da Suruç’ta yaşanan elim hadisenin de sorumlusu bellidir.
Hiç öyle boşuna timsah gözyaşları dökmeyin!


