Berna Laçin, Sevan Nişanyan vs... Bunlar sanal âlemin teröristleri
Türkiye, Elazığ ve Malatya’da enkaz altında kalan vatandaşlarına ağlarken, kimi provokatörlerin de acıyı fırsata çevirdiğini görüyoruz üzülerek.
Dezenformasyon, özellikle sosyal medyada yoğunlaşmış durumda.
Sanal âlemin teröristleri, yalan-yanlış bilgileri hesaplarından paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyorlar. Türlü iftiralarla devleti acz içinde göstererek algı operasyonu yürütüyorlar.
Bunlar insanlıktan çıkmış, aşağılık, adi tipler.
Allah’tan yargı organları mezkur haysiyetsizler için gerekeni yapıyor. Sosyal medya tetikçilerine nefes aldırılmıyor.
Kirli bilgileri internet ortamında yayan onlarca “deprem akbabası” hakkında soruşturma başlatılmış vaziyette. İşin ilginç tarafı, söz konusu “leşçiler” arasında ünlülerin(!) de yer alması.
Evet, devlete-millete destek olmayı bırakın, köstek olan bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Devlet, milletiyle birlikte deprem bölgesinde canla başla çalışırken bunlar sıcak evlerinde oturup ahkâm kesiyor. Klavyelerinin başında uydurdukları katmerli yalanlarla çeşitli katakullilere imza atıyor.
Mesela Berna Laçin denilen ahlaksız...
Kadın su katılmamış bir provokatör. Profesyonel bir şekilde yapıyor işini.
Kâh “İdam çözüm olsaydı Medine toprakları tecavüzde rekor kırmazdı” diyerek, Peygamber Efendimiz’in mübarek kabirlerinin bulunduğu bir şehre, dolayısıyla İslam’a olan kinini gözler önüne seriyor.
Kâh Elazığ’daki depremin büyüklüğünün bölge halkı vergiden muaf olmasın diye 6,8’den 6,5’e çekildiğini ileri sürüyor. Devletin resmi kurumu AFAD, depremi 6.8 olarak duyurmasına karşın, Kandilli’nin revize ettiği 6.5’i dikkate alarak iftira atıyor.
Her fırsatta zehrini kusuyor, lakin yalanları birer birer yüzüne vurulmasına rağmen, “Yanılmışım” deyip bir özür dahi dilemiyor.
Kötülük habis bir ur gibi varlığından emin olamadığımız beyinlerinde yer etmiş bunların.
Dilbilimci Sevan Nişanyan adlı müptezelin de Berna Laçin’den altta kalır yanı yok.
Baksanıza, o da tıpkı Laçin gibi insanlar can çekişirken ortalığa nefret saçıyor. Milyonlar acısını yaşarken akıl almaz bir biçimde kin ve nefret pompalıyor.
Hem de “Elazığ Türkiye’nin en bağnaz, en cahil, en paranoyak, cinsel saplantılı, maddi ve manevi tecavüz kültürü gelişkin kentidir. Gasp edilmiş emlak üzerine kuruludur” herzeleriyle...
Söylesenize, danışanını taciz ettiği iddiasıyla yargılanan ve 5 yıl hüküm giyip yurtdışına kaçan bir psikoterapisti “Sekiz yıldır ‘terapi’ adı verilen iç dökme seanslarına gidip mahreminizi paylaştığınız birinin, faraza, en kötü ihtimalle, size ‘yürümesi’ yahut öpmeye kalkması, yahut çükünü çıkarıp göstermesinin vereceği net zarar nedir?” sözleriyle savunan bir sapığın aziz bir şehrimize uçkur üzerinden gönderme yapması ne menem bir çelişkidir?
Sit alanına çöreklenip kaçak ev diken ve bu yüzden 2 yıl hapis cezasına çarptırılan bir “emlak gaspçısı”nın “Elazığ, gasp edilmiş emlak üzerine kuruludur” sayıklaması nasıl bir tutarsızlığın tezahürüdür?
Hoş, eşinin başından aşağı dışkı dökecek kadar dışkıya batmış bir cibiliyetsizden tutarlılık beklemek abesle iştigal olur.
Galiba nefesimizi boşa tüketiyoruz. Zira bu namussuzlara ne söylesek az.
Bunlarda kan da vicdan da yok!
Allah ülkemizi depremden de bu rezil tiplerden de muhafaza eylesin.


