--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bedelli tek çözüm mü?

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

Kamuoyunda büyük beklenti oluşmasına yol açan bedelli askerlikle ilgili adım sonunda atıldı.

18 maddelik torba yasa ile TBMM gündemine gelecek olan “bedelli” düzenlemesi, yarın Plan ve Bütçe Komisyonu’nda müzakere edilmeye başlanacak, ardından da Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek.

25 yaşını tamamlamış olanların 15 bin lira ödeyip 28 gün zorunlu askerlik yaparak (çalışanların durumu ile askere alınacakların devlete getireceği maliyeti dikkate alan hükümetin ‘28 gün’ şartını kaldırabileceği de belirtiliyor) yararlanacağı düzenlemeye farklı çevrelerden farklı tepkiler olduğunu görüyoruz.

Mesela, düzenlemeye destek verenler TSK’daki “şişme”yi öne sürüp “Askeriyede personel ihtiyacı değil, personel fazlası var. Bunun önüne bedelli askerlik bekleyenlerin eritilmesiyle geçilebilir” diyor.

Hakikaten de bu gerçeği kabul etmek gerekiyor. TSK’da bir “şişme” olduğunu tereddütsüz söyleyebiliriz. Askerlik sorunu bulunan 5.5 milyon insan var, ancak bunların sadece ve sadece 350 bini silah altına alınabiliyor. Yani bedelli çıkmasa, halihazırda askerlik için biriken mevcut sayı 16 yılda ancak eritilebiliyor. Bunun üstüne bir de her yıl ilave olan yüz binlerce genci eklersek, düzenlemeye destek verenlerin bu konudaki haklılığı ortaya çıkıyor. 

Ancak çözüm sadece bedelli çıkarmakla bitmiyor.

Öyle ya, bedelli düzenlemesine destek verenlerin yanında, karşı çıkan geniş bir kesim de var. Üstelik onların da kendilerine göre haklı itirazları bulunuyor. 

“Zenginler parayı bastırıp askerlikten yırtıyor, olan fakir-fukara çocuklarına oluyor” serzenişi, şüphesiz bu itirazların en başında geliyor.  

Bu, gerçekten de oldukça hassas bir mesele.

Ancak mezkur algının -tamamen ortadan kaldırılamasa da- bir nebze giderilmesi pekâlâ mümkün. Örneğin, ödeme gücü olmayanlara kamu hizmetlerinde bir süre çalışma imkânı tanınabilir. Uzmanlık alanlarıyla ilgili istihdam edilecek bu kişiler, çalışmalarının karşılığında belli bir miktar ücret de ödenerek askerlik yapmış sayılabilir.

Herkes için 15 bin TL rakamına yönelik de bir formül geliştirilebilir belki. Zira, bu konu da düzenlemedeki tepki çeken hususların başında geliyor. 

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin de dediği gibi, gelire göre bir düzenleme şu aşamada mantıklı gibi duruyor. Yüksek geliri olanlardan yüksek, düşük geliri olanlardan düşük bir ücret alınması, hatta ücretlendirmenin yaş gruplarına göre yapılması daha adil olacağa benziyor.

Kanaatimizce, Türkiye’nin profesyonel orduya geçmesi, “askerlik sorunu”na kökten çözüm olacaktır.

Rakamlar ortada...

Bugüne kadar toplamda yaklaşık 400 bin kişi bedelli askerlik imkânından yararlanmış. Bugün ise 5 milyondan fazla insanın askerlik sorunu bulunduğunu görüyoruz.

1987, 1992, 1999, 2011 ve 2014 yıllarında tam 5 defa çıkarılan, altıncısı da hayata geçirilmek üzere olan bedelli uygulaması, anlaşılıyor ki bize kalıcı bir formül sunmaktan çok çok uzak.

İşte bu yüzden “Profesyonel orduya geçilmeli” diyoruz.

Zaten son yıllarda bunun için bazı adımlar atıldığı görülüyor. Terörle mücadele subay, astsubay, uzman erbaşlar gibi profesyonel askerlerce yürütülüyor; er ve erbaşlara ise daha ziyade lojistik destek hizmetleri düşüyor.

Dedik ya, mesele oldukça hassas.

Burada önemli olan, her kesimden kabul gören bir düzenlemenin hayata geçirilmesi. 

Biliyoruz, sadece bedelli bekleyenleri değil, aynı zamanda kamu vicdanını da tatmin etmek oldukça zor, ancak siyasetçilerin de işi bu olsa gerek.

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle