Babacan’ın partisi hiçbir derde “DEVA” olmaz
Ali Babacan’ın uzun zamandır yolu gözlenen(!) partisi nihayet kuruldu. “Brezilya dizisine” dönen belirsizlik de böylece sona ermiş oldu.
Ne yalan söyleyelim, biz müjdeli haberi(!) çok daha önceden bekliyorduk. Zira Babacan’ın ifadesiyle “en geç 2019’un sonunda kurulacaktı” yeni parti. Fakat nedense bir türlü kurulamadı.
Elbette, bu rötarın sebebi Babacan’ın “uygun zaman”ı kollamasıydı.
“Şartların olgunlaşmasını” bekliyordu yani Ali Bey.
Türkiye’nin Suriye bataklığına saplanmasını umuyorlardı mesela. Akılları sıra fırsattan istifade edip kendilerini piyasaya süreceklerdi böylece. Bu hedefleri tutmadı.
Ekonomik çöküşe bel bağlıyorlardı, bu konuda da hayal kırıklığına uğradılar.
Baktılar bütün beklentileri bir bir suya düşüyor, artık daha fazla dayanamadılar ve yeni partilerini açıklamak zorunda kaldılar.
Anlayacağınız hesapsız bir kuruluş bu.
Zaten hesaplı olsa da bir şey değişmeyecekti.
Kadro seçimi ve kullandıkları dil, rotalarını ve niyetlerini ortaya koymaya yetiyor.
Ne bir vizyonları var, ne de kitleleri harekete geçirebilecek bir heyecanları.
Gördünüz, AK Parti’den istifa ederek, “siyasete yeni bir soluk getirmek için” harekete geçtiler, adeta üç günde soluksuz kaldılar.
Kamuoyunda derin bir hayal kırıklığı var. Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA), isminden tutun cismine kadar neredeyse her şeyi eleştiriliyor.
Aylardır “Babacan balonu”nu şişirenler şimdi bin pişman. Nerede hata yaptıklarını sorgulayıp duruyorlar son birkaç gündür.
Aslında böyle bir tabloyla karşılaşılacağı çok belliydi. Bir kısım çevreler, Babacan’ın önemli bir rüzgar yakalayacağını iddia etse de seçmende bu görüşü doğrulayacak bir hareketlilik gözlemlenmiyordu. Öyle ki, yapılan son anketlerde Ali Babacan’ın partisine Ahmet Davutoğlu’nunkiyle birlikte topu topu yüzde 0.6 oy çıkmıştı.
Peki tüm bunları Babacan bilmiyor muydu?
Hiç bilmez olur mu, tabii ki biliyordu.
Ama eli mahkûmdu işte.
Kendisine bir görev verilmişti, o da bu görevi yerine getirecekti.
2023’te Erdoğan’dan “oy tırtıklamak” için elinden ne gelirse yapacaktı.
Yani yüzde 50+1 hesabında “Ne koparsam kârdır” mantığıyla hareket edip, AK Parti’ye çelme takmaya çalışacaktı.
Söylesenize, böylesine vizyonsuz birine “lider” denilebilir mi şimdi?
Görev yaptığı partinin başarılarını sahiplenip, hataları eski yol arkadaşlarına yıkan kişi “dürüst siyasetçi” olarak nitelendirilebilir mi?
•
Biz, Kemal Kılıçdaroğlu ne söylüyorsa, aynısını dillendiren...
Meral Akşener’in açıklamalarını papağan gibi tekrarlayan Babacan’dan hiçbir cacık olmayacağı kanaatindeyiz.
Siyasi vizyon(suzluk)larını iktidara yürümek değil, AK Parti karşıtı ittifaka yama olmak üzerine bina edenler bu gerçeği bir an önce kabullenseler iyi ederler.


