Babacan’ın ağababalarının kim olduğu çok belli
AK Parti’den yakın bir zamanda istifa edip hummalı bir çalışmaya koyulan Ali Babacan, herkesin merakla beklediği o müjdeyi(!) nihayet geçtiğimiz günlerde verdi. Uzun bir aradan sonra çıktığı TV’de, aralarında “Gülenci” olarak nitelendirebileceğimiz isimlerin de yer alacağı yeni partilerini bu yılın sonunda kurmayı hedeflediklerini açıkladı.
Doğrusu, başkaca kayda değer pek bir şey dillendirmedi Babacan ekranda. Ne bir vizyon ortaya koyabildi, ne de kitleleri harekete geçirebilecek bir heyecana sahip olduğunu gösterdi.
Seçmenin kulak kabartacağı hiçbir mesaj veremedi, “Aaa, gerçekten de çok ilginçmiş” diyebileceğimiz tek bir projeden bahsedemedi.
Hatta bazı mevzulara hiç değinmemeyi tercih ettiğini bile söyleyebiliriz Ali Babacan’ın.
Evet evet, birtakım konulara muhtemelen bilerek girmedi Ali Bey.
Misal, Türkiye’nin başına bela olan terör örgütlerine her türlü desteği verip kullanan ülkelere hiç laf etmedi. Türkiye düşmanlarının saldırılarına cevap verme zahmetinde bulunmayarak küreselci politikaları savunacağını ispatladı.
•
Kadro seçimi ve kullandığı söylemler, Babacan’ın partisinin rotasının ve amacının ne olduğunu gözler önüne seriyor aslında.
Açık ki, Babacan’ın derdi siyaset yapmak falan değil. Kendisine verilen “görev”i yerine getirerek AK Parti’ye, dolayısıyla Tayyip Erdoğan’a zarar vermek.
Yani yüzde 50+1 hesabında “Ne koparsam kârdır” mantığıyla hareket edip, Erdoğan’a gidecek oyları tırtıklayarak onu bir daha cumhurbaşkanı seçtirmemek istiyor Ali Babacan.
Peki bunun için ayrı bir parti kurmanın âlemi var mı?
Hedef Erdoğan’ı alaşağı etmek madem, “Erdoğan karşıtı cephe”ye isim yazdırırsınız, olur biter. Direkt olarak CHP’ye katılırsınız mesela.
Hem Millet İttifakı’nı genişletmeyi arzulayan Kemal Kılıçdaroğlu da sizi her fırsatta sitayişle anmıyor mu Ali Bey? Demeçlerinizden anlaşıldığına göre, siz de CHP’ye karşı boş değilsiniz hani.
Ya da CHP’yi unutun gitsin. Dünya görüşünüze biraz daha yakın olan İYİ Parti ile temasa geçin örneğin. Hazır Meral Akşener “Tek eksiğimiz muhafazakâr dindarlara temas etmek. Onlara Babacan ile ulaşırız” demişken, ayağınıza gelen fırsatı kaçırmayın.
Veya bildiğiniz gibi yapın canım. Kurun o merakla beklenen partinizi ve yola tek başınıza devam edin.
Fakat unutmayın ki, milleti size oy vermeye ikna etmek istiyorsanız “Erdoğan’ı devirmek” dışında bir gerekçe bulmalısınız. Hadi o gerekçeyi buldunuz diyelim, bunu seçmene de doğru anlatmalısınız.
Neresinden bakarsanız bakın, işiniz çok zor.
Zaten “liderlik” gibi bir vasfınızın bulunmadığını biliyoruz. Dış politikada her geçen gün daha da köşeye sıkıştırılan Türkiye’nin haklarını müdafaa etme hususunda masaya yumruk vuracak bir yapınızın olduğu da söylenemez.
Geçmiş tecrübelerimiz, tıpkı Adnan Menderes, Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan örneğinde olduğu gibi, bugüne kadar ancak lider düzeyinde heyecan oluşturabilen partilerin bir rüzgar yakalayabildiğini, bunların dışındakilerin ise çoğunlukla sandığa gömüldüklerini gösterirken, sizin aradan sıyrılmanız pek mümkün gözükmüyor ezcümle.
•
Bu ülkede, sırtını millete yaslamayan hiçbir siyasi hareket var olamamıştır. Millet İttifakı’nın değirmenine su taşımak maksadıyla ve Abdullah Gül’ün iteklemesi ile yola çıkan partiniz de büyük ihtimalle var olamayacaktır.
“Bizim ittifak yapmak gibi bir derdimiz yok” palavrasını bir kenara bıraksanız iyi edersiniz. Zira her şey apaçık ortada.
Kabul etseniz de etmeseniz de bu böyle.
Evet, siz Erdoğan’ın önünü kesmek için hayata geçirilmeye çalışılan bir projenin parçasısınız sayın Babacan.
Maalesef hakikat bu.


