Aydın Doğan’ın davetine Erdoğan’ın icabeti!
Mütedeyyin insanların bugüne kadar karşı karşıya kaldığı pek çok badirede Aydın Doğan’ın bir şekilde rolü bulunduğunu herhalde kimse inkâr edemez.
Yayın hayatı süresince milli ve manevi değerlerin istisnasız tümüne birden düşmanlık etmiş bir isimdir Aydın Doğan. Muhafazakâr camiada onun hışmına uğramamış hemen hemen hiç kimse yoktur.
Türkiye için yıllar boyunca “milli güvenlik sorunu” olan bir medya grubu ve onun patronundan söz ediyoruz.
“Günah galerisi”ni bütünüyle ortaya sermeye gerek yok. Aydın Doğan’ın 28 Şubat’taki rolü bile yeter bu ülkeye yaptığı kötülüğü ortaya koymaya.
Hele anımsayın o günleri.
28 Şubat’ın en ateşli savunucusu Aydın Doğan ve “postallı medyası”ydı. Postmodern darbenin medya ayağının başını mahut grup çekiyordu. Darbeci generaller tak diye emrediyor, Hürriyet başta olmak üzere Genelkurmay’ın ışıklarını gözleyen Doğan Medya şak diye başlıklar atıyordu. O menhus süreçte, kâh askerin ağzından “Gerekirse silah kullanırız” manşetleri döşeniliyor, kâh Fetullah Gülen’in Erbakan Hoca için sarfettiği “Beceremediniz gidin” şeklindeki sözleri sayfalara taşınıyordu.
Daha unutmadık...
Başörtüsü sorununun çözümüne yönelik Meclis’te yapılan oylamaya içerlenip “411 el kaosa kalktı” başlığını atanlar da bunlardı, 17-25 Aralık emniyet-yargı darbesinden üç ay kadar evvel “Şu anda demokratlığı Hocaefendi temsil ediyor” zırvasını yumurtlayanlar da...
Aydın Doğan’ın “günah galerisi” öylesine kabarık ki, hangi birisinden bahsedeceğimizi bilemiyoruz. Sahip olduğu medya gücünü kullanıp gerçekleştirdiği Dışbank operasyonunu mu anlatsak, POAŞ’ı ne şekilde satın aldığından mı bahsetsek, yoksa “vergi üçkağıdı”nın perde arkasını mı yazsak inanın karar veremiyoruz.
•
Şimdi haklı olarak “Aydın Doğan da nereden çıktı durup dururken? Bütün medya grubunu Demirören’lere satıp köşesine çekilmedi mi bu adam? Hâlâ ne diye uğraşıyorsunuz Allah aşkına” diyenleriniz çıkabilir. Varsın çıksın, ama işin aslı öyle değil işte. Çünkü Aydın Doğan hâlâ aktif. Yani köşesine falan çekildiği yok. Zaten şu an dahi devletin en tepesiyle istediği zaman buluşması da bunu gösteriyor. Evet, Aydın Bey nasıl bir etkiye sahipse, “Doğan Holding’in iş hayatındaki 60. yıldönümü” programına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iştirak etmesini sağlayabiliyor.
•
Erdoğan’ın medya patronluğu döneminde çok ağır ifadelerle tepki gösterdiği Aydın Doğan’ın davetine icabet etmesi bize tuhaf geldi doğrusu.
Cumhurbaşkanı’nın, kendisi için “Siyasi hayatı bitti”, “Tayyip’e şok ceza”, “Muhtar bile olamaz” gibi iğrenç başlıklar attıran birinin organizasyonuna katılması neresinden bakarsanız bakın ilginç. Hele hele, Erdoğan’ın mezkur zatla alakalı “Aydın Doğan’ın iş hayatı yeni nesillere örnek olacak bir başarı hikâyesidir. Anadolu’da kök salıp ardından Türkiye’nin değerli bir markası olmak, bunun da ilerisine giderek dünyanın tanıdığı bir marka haline gelmek, sadece şahsi bir başarı değil, aynı zamanda Türkiye’nin de kazanımıdır” sözleri çok daha ilginç.
•
Elbette siyaset aynı düşüncede olmadığınız insanlarla da bir araya gelmeyi icbar eder bazen size. Ama bizi ilgilendiren şeyler değil bunlar.
Bizim tavrımız net: Medyayı kirli işleri için silah olarak kullanmış, hükümet kurup hükümet indirmiş, bunları yaparken de ülkeyi uçurumun kenarına getirmekten zerrece çekinmemiş bir ismin “Türkiye’nin bugünlere gelmesinde katkısı olduğu” tezini kesinlikle reddediyoruz biz.
Bu yüzden de diyoruz ki, Aydın Doğan medya organlarıyla birlikte günahlarını da devrettiği yanılgısına kapılmasın. Unutulmasın ki, bu dünyanın bir de öbür tarafı var.


