• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
13 Haziran 2019

Atatürk’ün davetindeki ‘Kürdistan mebusu’!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın seçim çalışmaları kapsamında gittiği Diyarbakır’daki “İstiklal mücadelesini başlatırken, Ankara’da Büyük Millet Meclisini toplayan Gazi Mustafa Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcileri arasında Kürdistan mebusu da vardı” şeklindeki çıkışı hâlâ tartışılıyor.

Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla toplumun hemen her kesiminden bu sözlere yönelik olumlu-olumsuz bir görüş açıklaması var. 

Bir kısım çevreler mezkur beyanatı “Kürdistan açılımı” olarak nitelendirip Yıldırım’a tepki gösterirken, bazıları da “Ne var bunda canım? Yalan mı yani? Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcileri arasında Kürdistan mebusu yok muydu?” diyerek olayın büyütülmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Aslında Yıldırım’ın siyasi değil kültürel, ideolojik değil sosyolojik bir saikle hareket ederek söz konusu ifadeyi kullandığı çok belli. Sonradan yaptığı tavzihattan da bunun böyle olduğunu anlıyoruz.

Ancak ortada bir gerçek var: Söz denilen şey yaş deri gibidir, nereye çekerseniz oraya gider.

23 Haziran seçimlerinde Kürt seçmenin takınacağı tutumun ne denli kritik olduğunu bilindiği için İstanbul’daki her üç HDP’liden birinin oyununun nasıl geri alınacağının hesapları yapılırken, Binali Yıldırım gibi tecrübeli bir siyasetçinin bu gerçeğin farkında olması lazımdı. 

Diyarbakır’da pekâlâ “Kürdistan” ifadesi kullanılmadan da bir konuşma yapılabilirdi.

Yanlış anlaşılmalara oldukça müsait böyle bir mesaj verileceğine, AK Parti’nin Kürt vatandaşlarımızın haklı taleplerine kulak vererek hayata geçirdiği sayısız proje tek tek anlatılabilirdi.

Doğrusu, Binali Yıldırım’ın sözlerinin siyak ve sibakına baktığımızda, yani resmi bir bütün olarak gördüğümüzde itiraz edilecek pek bir şey yok. 

Öyle ya, “Bu ülkenin her karış toprağında yaşayan vatandaşlarımız bizim birinci sınıf vatandaşlarımızdır” ifadelerine kim katılmaz ki?

Ya da “hiç kimsenin Kürtleri ötekileştirmeye çalışmaması gerektiği, Türklerle Kürtlerin etle tırnak gibi olduğuna” yönelik sözlere icabet etmeyen olur mu?

Elbette ki Türklerle Kürtlerin kitabı da kıblesi de peygamberi de dini de birdir. Binali Bey’in de ifade ettiği gibi, Türklerin Kürtlerle, Kürtlerin de Türklerle bir sorunu yoktur. 

Fakat şu bir gerçek ki, bir kısım şer odaklarının hem Türklerle hem de Kürtlerle onyıllardır devam eden bir sorunu vardır. Bu, inkar edilemeyecek bir realitedir.

Evet, vatanına-milletine bağlı Kürt vatandaşlarımız, bölünmenin “b”sini bile telaffuz etmezken, birtakım hainlerin Türkiye’yi karpuz gibi ortadan ikiye bölmenin hesaplarını yaptığı su götürmez bir gerçektir.

Irak’ta gerekli adımlar atıldı, şimdi ise sırada Suriye var. 

Daha sonrasında da Türkiye ve İran’a göz dikecekler. Bölgesel stratejilerinin kilit unsuru olan “Büyük Kürdistan”ı kurmak için her türlü çabayı gösterecekler.

¥

“Kürdistan” kelimesi bizim için oldukça hassas bir kelime.

Binali Bey her ne kadar bunu “siyasi bir bölge”yi işaret etmek için kullanmamış olsa da, öyle gözüküyor ki yanlış anlaşılmaların önüne geçilememiştir. 

Şu bir hakikat: Kaş yapayım derken göz çıkarmayla sonuçlanabilecek bu tür beyanlarda bulunmanın hiç kimseye bir faydası yok. 

Daha önce de dediğimiz gibi, söz yaş deri gibidir, nereye çekerseniz oraya gider. Bu yüzden göz önünde bulunan siyasetçilerin yaptıkları konuşmalara herkesten çok daha fazla özen göstermesi icap eder.

Vesselam.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23